İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/388 E. 2024/460 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/388
2024/460
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/388 Esas
KARAR NO :2024/460
DAVA:Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ:26/06/2024
KARAR TARİHİ:12/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Dış Tic. Ltd. Şti. adına, ... Vergi Dairesi tarafından bildirim amacıyla düzenlenen ... sayılı 2 nolu ihbarnamelerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, .... Vergi Mahkemesinin 31/05/2017 tarihli ... esas, 2017/1206 karar sayılı kısmen kabul kısmen ret kararına karşı yürütmeyi durdurma talepli olarak istinaf yoluna gidildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, istinaf incelemesin neticesinde kararın bozulma ihtimalinin yüksek olduğu ve istinaf aşamasında yürütmenin durdurulması hakkında bir karar verilmeden 2 nolu ihbarname gönderilmesinin hukuka aykırı olduğunu, iptali istemi ile .... Vergi Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, dava devam ederken 03/12/2019 tarihli ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin birlikte incelenmesinden davanın açıldığı tarihte davacının tüzel kişiliğinin bulunduğunu, .... Noterliğinden tasdikli, 25/11/2019 tarih ve ... sayı ile onaylı genel kurul kararıyla, 27/11/2019 tarihinde tescil edilerek sicil kaydının terkin edildiği hususunun ilan edildiğini, .... Vergi Mahkemesinin 29/12/2017 tarihli ... esas, ... karar sayılı kararı istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin 11/01/2023 tarihli ... karar sayılı kararının Danıştay Üçüncü Dairesinin 22/05/2024 tarihli ... sayılı kararıyla bozulduğunu, .... Vergi Mahkemesinin ... esas sayılı ve .... Vergi Mahkemesinin ... esas sayılı dosyaları ile açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından işbu davanın açıldığını, ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki adresinin ... ... Sok. No.10 Kat.1-2 ... İstanbul olduğunu, .... Noterliğinden tasdikli, 25/11/2019 tarih ve ... sayı ile onaylı genel kurul kararıyla, 27/11/2019 tarihinde tescil edilerek sicil kaydının terkin edildiğini, müvekkilinin şirketin terkin olmadan önce tek ortağı, yetkilisi ve tasfiye memuru olmasından ötürü bu davamızda husumetin sadece ticaret sicil müdürlüğüne yöneltildiğini, müvekkilinin yöneticisi olarak yer aldığı Tasfiye Halinde ... Dış Tic. Ltd. Şti.’nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket tasfiye memurunda olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu kapsamda bu işlemler yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğünün tespit etmesi mümkün olmadığını, davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicili Müdürlüğü uyacağını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapıldığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacağını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlendiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini, tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona erdiğini, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına neden olunmadığından yargılama giderleri ile vekalet ücretinden de sorumlu tutulamayacağını beyan etmiştir.
DELİLLER;
.... Vergi Mahkemesi ... esas sayılı dosyasının bir örneği, ... Vergi Dairesine yazılan yazı cevabı, İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğüne yazılan yazı cevabı, .... Vergi Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının bir örneği dosyamız arasına celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen ... Dış Tic. Ltd. Şti.' nin 27/11/2019 tarihinde tasfiyesi sona erdiğinden sicil kaydının terkin edildiği görülmüştür.
Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122).
Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır.
Somut olayda, davacı tarafça ihyası talep edilen ... Dış Tic. Ltd. Şti.ne ... Vergi Dairesi tarafından bildirim amacıyla düzenlenen 2 nolu ihbarnamelerin haksız ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılan .... Vergi Mahkemesinin ... esas sayılı ve .... Vergi Mahkemesinin ... esas sayılı dosyalarında taraf teşkilinin sağlanması açısından şirketin ihyası talebi ile eldeki davanın açıldığı görülmüştür. İhya davasının TTK 547.madde uyarınca talep edilmesi nedeniyle tasfiye memurunun da davalı olarak gösterilmesi gerektiği ancak şirketin terkin olmadan önce tek ortağı, yetkilisi ve tasfiye memuru olan davacı olduğundan davada husumetin sadece ticaret sicil müdürlüğüne yöneltilmesinde bir usulsüzlük olmadığı, davacının dosya bakımından tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı bulunduğu kanaatine varılmıştır. TTK'nın 547. maddesi uyarınca, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olması halinde, ilgililerin şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemlerin sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkememizin ihya davası yönünden yetkili olduğu ve yasal şartların oluştuğu dikkate alınarak şirketin ihyasına ve davacının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir. Davacı tasfiye memurunun derdest davayı dikkate almaması nedeniyle tasfiyenin eksik yapıldığı, aleyhine hüküm verilen tarafın HMK'nın 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulacağı, tasfiye memuru aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin ihya sonrası yapılacak tasfiye bilançosunda dikkate alınabileceği anlaşılmakla yargılama giderleri tasfiye memuru olan davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda bulunduğundan ve kanuni görevini yaptığından Ticaret Sicil Müdürlüğü harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamış ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... 0 sicil numarasına kayıtlı bulunup 27/11/2019 tarihinde tasfiyesi sona erdiğinden sicil kaydı terkin olunan Tasfiye Halinde ... Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı TTK 547 maddesi gereğince .... Vergi Mahkemesinin ... ve .... Vergi Mahkemesinin ... esas sayılı dosyaları ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirketin yeniden ticaret siciline tesciline,
-
Şirketin son yetkilisi ...'in (... Tc nolu) tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına,
-
Karar kesinleştiğinde ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına,
-
Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı tarafça yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/09/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58