SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/830 E. 2023/872 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/830

Karar No

2023/872

Karar Tarihi

14 Aralık 2023

T.C.

İSTANBUL

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/830

KARAR NO :2023/872

DAVA:Alacak

DAVA TARİHİ:25/11/2022

KARAR TARİHİ:14/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 11/10/2016 tarihinde SPK tarafından 6362 sayılı SPK 40.maddesi uyarınca "Geniş Yetkili Aracı Kurum" olarak yetkilendirildiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin kurum denetiminde çalışan ve İstanbul Borsasına üye aracı kurum olarak sermaye piyasalarında faaliyetlerini devam ettirmekte olduğunu, davalının ise müvekkili ile akdettiği vadeli işlem ve opsiyon piyasaları işlemlerini vb. Düzenleyen Yatırım Hizmet ve müvekkilinin davalı borçludan alacaklı olduğu vadesi gelmiş davalı, müvekkilinin aracı kurum nezdinde kendi hesabından hisse alım satım gibi işlemler ile birlikte çok riskli bir piyasa olan ...'ta birtakım borsa işlemleri gerçekleştirmekte olduğunu, ... ...bünyesinde işlem gören vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satımı gerçekleştiği piyasa olduğunu, ...'ta çeşitli dayanak varlıklar üzerine düzenlenmiş olan “vadeli işler sözleşmeleri” alınıp satılmakta olduğunu, vadeli işlemlerde ise teminat yatırılması zorunlu olduğunu ve kaldıraç etkisi olduğunu, davalının ifa ettiği tüm işlemlerde Sermaye Piyasaları Kanunu, SPK Kurumu düzenlemeleri ... bildirimleri, müvekkilleri ile imzaladığı sözleşme ve sair ilgili yasal düzenlemelere uygun hareket etmekle yükümlü olduğunu, bu kapsamda davalı ...'ta pozisyon açılması halinde açık pozisyonlarının gereği teminatları ...'a ödenmek üzere müvekkiline ödemek zorunluluğunda olduğunu, davalı tarafından müvekkili nezdinde bulunan hesaba borç kapatmaya yönelik nakit gönderme işlemleri yapılmadığını, pozisyonlar kapatılmadığı için yasal mevzuat ve davalı ile akdedilen Sözleşme hükümleri gereğince piyasa koşulları dikkate alınarak davalıya ait kıymetlerin satışı, pozisyonların kapatılması işlemleri müvekkili tarafından zorunluluk gereği yapılmış olup, müvekkili tarafından yapılan tüm işlemlerde davalının menfaati, diğer müşteri menfaatleri, müşteri ve şirket zararının önlenmesi ve artmasının önüne geçilmesi öncelikli olarak gözetildiğini, davalı Borçlu ... Numaralı hesabında gerçekleştirdiği borsa işlemleri ve mevcut olan açık ... pozisyonları gereğince, müvekkili nezdinde borçlu durumda olduğunu, 03/10/2022 tarihli hesap özeti doğrultusunda fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 44.910.685,04 olup, alacaklarının tahsili amacıyla iş bu davayı açmak zaruretinin doğduğunu, öncelikle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız kabulü ile davalıya ait hak ve alacakların haczine, davanın kabulüne, davalı borçludan olan 44.910.685,04 TL alacaklarının 03/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ve ferileri ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın ticari dava olmadığını, müvekkilinin tacir olmadığını, bu nedenle huzurdaki davada mahkemenin görevli olmadığını, Türk Ticaret Kanunu m.4 hükmü kapsamında bir davanın ticari dava sayılması için aranan şartların huzurdaki dava için bulunmadığını öte yandan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketicinin taraf olduğu bankacılık sözleşmelerinin tüketici işlemi olarak kabul edildiğini, müvekkili ile davacı firma arasında akdedildiği iddia edilen sözleşmelerin, bankacılık sözleşmesi benzeri bir sözleşme niteliğinde olduğunu, bu tip sözleşmelerin Yargıtay uygulamasında bankacılık sözleşmesi kapsamında değerlendirilmekte olup Yüksek Mahkeme uygulaması tüketici işlemi olarak kabul edilmesi yönünde olduğunu, huzurdaki davaya bakmaya görevli mahkemelnin uyuşmazlık tüketici hukukundan kaynaklanmakla, tüketici mahkemesi olduğunu, görev itirazlarının kabulü ile dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini, davacı firmanın beyan ve iddialarının ayrı ayrı gerçeğe aykırı olup tümünün reddini talep ettiklerini, dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan ve davacı firma tarafından delil olarak dayanılan sözleşmelerdeki isim ve imza eksiklikleri ile boşluklar sebebiyle müvekkili açısından sözleşmelerin geçerli olmadığını ve ayrıca TBK.m.20 vd hükümleri ve Tüketici Hukuku mevzuatı kapsamında genel işlem koşulunu içeren sözleşme madde ve içeriklerinin yine müvekkili tüketici yönünden geçersiz olduğunu, davacı firmanın, dava dilekçesinin 4. bendinde, yalnızca müvekkilinin yaptığı işlemlerde aracılık eden ve komisyon alma dışında başka bir gelir elde etmeyen şirket olduğunu iddia ettiğini, davacı aracı kurumun tek sorumluluğunun alım satım emirlerini iletmek olmadığını, davacı aracı kurumun başkaca yükümlülükleri ve sorumlulukları bulunduğunu, bunların başında, müvekkilinin müşterisini zarara uğratmama ve zarara uğratır ise bu zararı müvekkilinden talep etmeme yükümlülüğü ile zarara katlanma sorumluluğu geldiğini, davacı firmanın, dava dilekçesinin 6. maddesinde kendilerince yapılan tüm işlemlerde müvekkilinin menfaatlerinin korunduğunu, müşteri ve şirket zararının önlenmesi ve artmasının önüne geçilmesinin öncelikli olarak gözetildiğini, 9. maddesinde ise tüm bunlara rağmen müvekkilinin3 Ekim 2022 tarihi itibariyle overall (tüm toplam) hesap özeti uyarınca 44.910.685, 04 TL tutarında borçlu olduğunu beyan ve iddia ettiğini, davacı firmanın bu beyan ve iddiasını kabul etmediklerini, beyan ve iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı firmanın, 13 Eylül 2022 tarihinde müvekkilinin hesaplarını bloke ettiğini, bu tarihten itibaren müvekkilinin davacı firma nezdindeki varlıkları üzerinde tasarruf yetkisi kalmadığını, müvekkilinin bu tarihten sonra hesaplarında bulunan varlıklarda davacı firma tarafından ne işlem yapıldığı bilgisine sahip olmadığını, müvekkiline yasal düzenlemeye aykırı olarak teminat tamamlama çağrısında bulunduğu anlaşılan davacının, teminatın eksik olduğunu iddia ederek müvekkilinin işlem yetkisini elinden aldığını, davacı firmanın, 13 Eylül 2022 tarihinden sonra kendi yönetiminde kalan müvekkilinin varlıklarının yine kendi yönetiminde olduğu dönemde, bu varlıkları kötü yönetmesinden kaynaklanan zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 13 Eylül 2022 tarihinden itibaren müvekkilinin varlıklarının davacı firma tarafından ne şekilde değerlendirildiğinin, hangi işlemlerin yapıldığının davacı firmaya açıklattırılmasını ve tüm işlem içerik ve talimatlarının davacı firmadan celbi ile dosyaya alınmasını talep ettiklerini, nitekim müvekkilinin de tutuklandığı, yaklaşık 90 gün tutuklu kaldığı ve halen sanık olarak yargılandığı ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında, bahsedilen işlemlere dair 13 Eylül 2022 tarihinden sonra yapılan işlemlerin sanıklar tarafından yapılmadığının SPK raporunda belirtildiğini, müvekkilinin sahip olduğu varlıkların değer kaybetmesinin temel sebebinin, davacı ve onun gibi özen yükümlülüğüne aykırı hareket eden diğer bazı aracı kurumların, eş zamanlı olarak hisse senetlerine, ... kontratları ve sair varlıklara değer kaybettirici ve borsayı aşağı yönde götürecek hareketlerde bulunması olarak görüldüğünü, bu zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının beklenemeyeceğini, nitekim müvekkilinin varlıkları, el çektirildikten sonra davacı firma hüküm ve tasarrufunda kaldığı dönem de üst üste günlerce ve defalarca "taban fiyat"tan işlem gördüğünü, davacı firmanın da dahil olduğu diğer aracı kurumların hisse senetlerini ellerinden çıkardıklarını iddia ettikleri 27 Eylül 2022 tarihinden sonra ise ...'da işlem gören bu varlıkların hisse senetlerinin hızlı bir yükselişe başladığini ve uzun bir süre bu yükselişin devam ettiğini, müvekkiline ait varlıklara davacı aracı kurum tarafından el konulduktan sonra taban fiyattan işlem gördürülmese ve satılmasalardı, 27 Eylül 2022 tarihinden sonra bu varlıkların değerlerini geri kazanacaklarını, davacı firma gibi birçok aracı kurumun müvekkiline ve diğer başka yatırımcılara ait hisse senetlerinin defalarca taban seviyesinde işlem görmesine yol açması, akabinde hisse senetleri değerinin çok altında fiyatlarla kendi kontrollerindeki fon ya da kişilere alım yaptırdıkları ve akabinde hisse senetlerinin çok kısa sürede gerçek değerlerine doğru yukarı yönde hareket etmeleri neticesinde haksız kazanç elde ettikleri kanaatinin mevcut olduğunu, davacı firmanın, mevzuata ve taraflar arasındaki sözleşmelere aykırı olarak müvekkilinden ek teminat talep ettiğini, müvekkilinin işlem dengesini bozduğunu ve sonuç olarak teminatın tamamlanmadığı iddiası ile müvekkilinin tüm varlıklarına 13 Eylül 2022 tarihinde el koyduğunu, 13 Eylül 2022 tarihinde aracı kurumların birinin başlattığı ve davacı firma gibi diğer birçok aracı kurumların da eşlik ettiği müvekkilinin ve diğer yatırımcıların hesaplarından yetkisiz hisse satışları sebebiyle borsada hızlı bir düşüş yaşandığını, bu düşüş sonrası birçok aracı kurum gibi davacı firmanın da öz kaynak tamamlama çağrısı şartlarına uymadan düşük fiyattan resen hisse satışı yaparak davalı müvekkilinin zararının oluşmasına neden olduğunu, dava dilekçesinin 6 no'lu bendinde, " ...piyasa koşulları dikkate alınarak davalıya ait kıymetlerin satışı, pozisyonların kapatılması işlemleri müvekkilimiz taafından zorunluluk gereği yapılmış olup ... davalının menfaati öncelikli olarak gözetilmiştir..." beyanının bulunduğunu, davacı firmanın beyanından, müvekkiline ait olup teminat olarak kabul edilen müvekkiline ait varlıkların satışının davacı tarafından gerçekleştirildiğinin kabul ve ikrar edildiğinin anlaşıldığını, davacı firmanın, devamla müvekkiline ait varlıkların satışı işleminde müvekkilinin menfaatinin önceliklerinin gözetildiği iddiasında bulunduğunu, oysa davacı aracı kurumun, müvekkilinin menfaatlerini gözetmediğini, aksine, müvekkilinin milyonlarca lira zarara uğramasına neden olduğunu, teminat olarak tutmakta olduğu müvekkiline ait varlıkları, üst üste günlerce taban fiyattan satarak varlıkların değerlerinin çok altında elden çıkmasına neden olduğunu, müvekkilini çok büyük zarara uğrattığını, davacı firmanın, tüm inisiyatifin kendisine ait olduğu halde müvekkilinin zararına işlem yaparak teminat açığı doğmuş olsa dahi müvekkiline ait varlıkları teminat olarak tutabilecek iken borsanın en dipte olduğu tarihlerde bu varlıkları en düşük değerde satarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, davacı firmanın, sözleşmeden ve yasadan kaynaklanan yetkilerini kullanırken özen yükümlülüğüne uyması gerektiğini, sözleşmeye ve kanuna aykırı işlemleri nedeniyle müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet veren davacı taleplerinin kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, davacı aracı kurumca müvekkili ile ilgili yapılan tüm işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış ve Ödünç Alma ve Verme İşlemleri Hakkında Tebliğ (Seri: V, No: 65)’e göre hareket etmesi gereken davacının bu tebliğe de aykırı şekilde mevzuata aykırı hareket ettiğini, müvekkiline anılan Tebliğ'in 18. maddesine göre gerekli bildirim yapılmadan ve teyit alınmadan, kanunen tanınması gereken iki günlük özkaynak tamamlama süresi kullandırılmadan yapılan satışın hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın her ne kadar müvekkilinin borçlu olduğunu iddia etse de, 13 Eylül 2022 tarihi ve sonrasında yapılan işlemlerin asıl mağdurunun ve alacaklısının davalı müvekkili olduğunun açık olduğunu, eğer davacı kurumun o günlerde resen haksız ve yetkisiz hisse senetlerini taban seviyesinde satışa sunmak suretiyle hisse senetlerinin günlerce tabandan işlem görmesine sebebiyet vermek yerine, satış yapmayıp tüm hisseleri ...'a rehin vererek kredi kullansa idi, bugün müvekkilinin zarar etmeyeceğinin açık olduğunu, vadeli işlem sözleşmesinin; sözleşmenin taraflarına standartlaştırılmış miktar ve kalitedeki bir malı, kıymeti veya finansal göstergeyi, belirlenen illeri bir tarihe, bugünden üzerinde anlaşılan fiyattan alma ve satma yükümlülüğünü getiren sözleşmeler olup, borsalarda işlem yapabilmek için başlangıç teminatının takas kurumuna yatırılması gerektiğini, oluşan zararların ya da nakit dışı teminatların değerlerinin düşmesi sonucunda teminat seviyesinin sürdürme teminatının altına düşmesi durumunda ilgili yatırımcılara teminat çağrısı yapılacağını, talebe konu alacağın cari bir alacak olduğu, hesaptaki hisse ve ... kontratlarının değerinde satılıp satılmadığı, tarafların sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri, zararın artmasına ya da doğmasına neden olup olmadıkları yargılama ile aydınlanacak hususlar olduğunu, davacının talep ettiği faiz oranının fahiş olduğunu, davacının varsa alacağı, yasal faiz oranı üzerinden talep edebileceğini, bununla birlikte davacının talep ettiği faiz başlangıç tarihinin de hukuki dayanağı bulunmamakta olup, borcu kabul anlamına gelmemek ile birlikte müvekkilinin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğini, davacı firmanın ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebi haksız ve yersiz olduğunu, yasal şartlarının oluşmadığını, nitekim mahkemece de ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verildiğini, ret kararlarının doğru ve yerinde olduğunu, anlatılan nedenlerle, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile haksız ve yersiz davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER;

Davacı vekili tarafında dava konusu hesap özeti dökümleri, ihtarnameler ve tebliğ şerhleri, çerçeve sözleşmeleri ve sair ilgili sözleşmelerin örnekleri mahkeme dosyasına sunulmuştur.

... A.Ş Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak taraflar arasında ... nolu davacı nezdinde açılan hesaba ilişkin kayıtlar celp edilmiştir.

.... Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosya uyap üzerinden celp edilmiştir.

Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 02/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafın sözleşmenin 9.1.1, 9.3.1 ve 9.3.4 hükümleri kapsamında gerekli bildirim yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalı tarafın kendisine usulüne uygun olarak yapılmış olduğu görülen teminat tamamlama çağrılarının gereğini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve temerrüde düştüğünü, davacı tarafın gerek mevzuattan gerekse sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi ve hatta davalı adına kendi kaynaklarından oluşturduğu teminatı yatırarak pozisyonları sürdürmeye çalışmış olması nedeniyle zararın artmasına ya da doğmasına neden olmadığını, davalı tarafın almış olduğu futures pozisyonların tersi yönünde piyasanın gelişmiş olması sonucunda zararının oluştuğu, ancak bu zararın davalının kendi iradesiyle almış olduğu bir yatırım kararının tersi yönünde piyasanın gelişmesi sonucu oluştuğunun görüldüğünü, taraflar arasındaki işlemlerin futures (vadeli alım/satım) sözleşmeleri olduğu, taraflar arasındaki işlemlerin kaldıraçlı alım satım (...) işlemi niteliğinde olmadığı, taraflar arasındaki işlemlerin kaldıraçlı işlem olmaması nedeniyle Tebliğin 19/1/d maddesinin somut olay açısından uygulanmasının mümkün olmadığı, taraflar arasındaki işlemlerin türev (futures) işlemler olması, ve uyuşmazlık konu olayda sermaye piyasası araçlarının kredili alımının söz konusu olmaması nedenleriyle söz konusu tebliğin uygulanmasının mümkün olmadığı, ancak, türev araçlara ilişkin SPK mevzuatından kaynaklanan (...ve ... düzenlemeleri) bildirim yükümlülüklerinin gereği şekilde davacı tarafından yerine getirildiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;

Dava, taraflar arasında akdedilen Yatırım Hizmet Ve Faaliyetleri Çerçeve Sözleşmesi ile ilgili sair sözleşmeler kapsamında sermaye piyasalarında yapılan işlemler nedeniyle alacak talebine ilişkindir.

Davalı tarafça Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle itirazda bulunulmuş ise de; tüketicinin ticari veya mesleki amaçla hareket etmemesi, kar amacı gütmemesi şart olup eldeki davaya konu sözleşmede davalının yatırımcı olarak kar elde etmek amacıyla işlem yaptığı, işlemin tüketici işlemi sayılamayacağından uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemeleri görevli olmayıp mahkememiz görevli olduğundan itiraz yerinde görülmemiştir.

Somut olayda; davacı ile davalı arasında bir çerçeve sözleşmesi imzalandığı, bu çerçeve sözleşmenin aracı kurum ve müşteri arasındaki ilişkiyi genel olarak düzenleyen, başlangıçta bir kez akdedilen ve münferit işlemlerin esasını oluşturan SPK'nın ilgili tebliğleri kapsamında düzenlenen bir sözleşme olduğu, müşterinin aracı kurumdan alım/satım yapacağı veya alım/satım aracılığını talep edeceği sermaye piyasası araçları için bu sözleşme hükümlerinin genel hükümler olarak uygulanacağının kararlaştırıldığı görülmüştür.

Sözleşmenin 6.2.5.maddesinde "Aracı kurumun sunduğu işlem aracılığı kapsamında yapılacak sermaye piyasası aracı alım satım işlemleri, bu işlemlerin nakit veya takası ile sermaye piyasası araçlarının mali haklarının kullanımı konusunda İlgili borsa, yurtiçi/yurtdışı yetkili merkezi saklama kuruluşu ve yetkili takas kuruluşları tarafından belirlenen kurallar uygulanacaktır. Söz konusu işlemlerde her halükârda aracı kurumun tutmuş olduğu kayıtlar esas alınacaktır." hükmü bulunmakta olup davalı kayıtları üzerinde bilirkişi heyeti aracılıyla gerekli inceleme yaptırılmıştır.

Sözleşmenin ... işlemlerine yönelik 9.1.1., 9.3.1, 9.3.4 maddelerinde bildirim yükümlülükleri düzenlenmiş, yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının gerekli bildirim yükümlülüklerini yerine getirdiği tespit edilmiş yine anılan sözleşme hükümlerinde açık şekilde temerrüt durumunda aracı kuruma satış ve/veya ters işlemle pozisyonu kapatma yetkisi ve hakkı verildiği, bilimsel veri ve içeriğe sahip olduğu anlaşılan raporla tespit edilmiştir.

Bilirkişi tarafından davalı tarafça davacı nezdindeki hesaplarında yapılan işlemlerin incelenmesi sonucunda davacının pay piyasasında (15/08/2022 tarihine kadar) ve ...'ta işlem yaptığı, bu anlamda SPKn'nin 3.maddesi hükmünde tanımlanan türev araçlar altında tanımlanan ve somut olayda yapılan işlemlerin tamamen dışındaki türev işlem tipi olan kaldıraçlı işlemlerin (... işlemleri) somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle kaldıraçlı işlemler ilişkin alt düzenlemeler olan Yatırım Hizmetleri Ve Faaliyetleri İle Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (1-37.1) 19/1/d ve/veya 24/1/c hükümlerinin somut olaya uygulanma olanağı bulunmadığı tespitine varılmıştır.

Somut olaydaki uyuşmazlığa konu zararın ...'ta gerçekleştirilen işlemlerden kaynaklandığı kaldı ki, davalının pay piyasasındaki işlemlerinin 15/08/2022 tarihi itibarıyla sonlandığı, bu tarih sonrasında herhangi bir pay alımı olmadığı gibi Sermaye Piyasası Araçlarının Kredi Alımı Tebliği kapsamında da işlem yapmadığı, bu anlamda somut olaya Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış Ve Ödünç Alma Ve Verme İşlemleri Hakkında Tebliğ (V-65) hükümlerinin de uygulanma olanağının bulunmadığı tespitine varılmıştır.

Davaya konu uyuşmazlığın ...'ta gerçekleşen işlemler sonucunda ortaya çıkan zarara yönelik olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.1.2 maddesi ile teminat tamamlama çağrısı sürecinin belirlendiği, aynı maddede aracı kuruma gerektiği durumda ters işlemle pozisyonları kapatma yetkisi verildiği, davacının SMS mesajları ve noter aracılığıyla yaptığı teminat tamamlama çağrılarının SPK Mevzuatı ile uyumlu olduğu, davacı tarafça sözleşme kapsamında gerekli bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilmesine rağmen davalının usulüne uygun teminat tamamlama çağrılarının gereğini yerine getirmeyerek temerrüde düştüğü, davacının zarar ile sonuçlanan ... işlemleri nedeniyle cari hesaba göre 03/10/2022 tarihi itibariyle uğradığı zararın 44.910.685,041 TL olduğu, davacı tarafça en son ... 11. Noterliği'nin 30/09/2022 tarih 16350 yevmiye nolu ihtarnamesi ile 44.418.288,07 TL için yükümlülüklerin yerine getirilmesinin istenildiği ve bu ihtarın davalıya 04/10/2022 tarihinde tebliği ile bu miktar yönünden 04/10/2022 tarihinde temerrüde düştüğü, bakiye kısım yönünden davalıya yapılmış bir ihtar bulunmadığından davalının dava tarihi olan 25/11/2022 tarihi itibariyle temerrrüde düştüğü anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM /Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın KABULÜ ile;

44.910.685,04 TL alacağın 44.418.288,07 TL'sine temerrüt tarihi olan 04/10/2022 tarihinden, bakiye 492.397,00 TL'sine dava tarihi olan 25/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  1. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 3.067.848,90 TL nispi karar harcından, peşin alınan 766.962,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.300.886,67 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  2. Davacı tarafından dava açılırken yatırılan toplam 767.042,93 TL ( 80,70TL BVH, 766.962,23 TL Peşin Harç ) harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 12.334,00 TL (334,00 Tebliğler ve postalar, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti ) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 753.106,85 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  5. Arabuluculuk görüşmelerinde atanan arabulucuya 3.120,00 TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşıldığından 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  6. Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider ve delil avanslarının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçesi ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/12/2023

Başkan ...

*e-imzalıdır

Üye ...

*e-imzalıdır

Üye ...

*e-imzalıdır

Katip ...

*e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

TARİHİ25/11/2022istanbulhükümdeliller

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim