SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/675 E. 2023/715 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/675

Karar No

2023/715

Karar Tarihi

26 Ekim 2023

T.C.

İSTANBUL

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2021/675

KARAR NO :2023/715

DAVA:İtirazın İptali

DAVA TARİHİ:14/10/2021

KARAR TARİHİ:26/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... ... Şubesi ile davalı ...Ticaret A.Ş. firması arasında 17.03.2016 Tarihli, 2.000.000,00 TL Bedelli ve 02.06.2017 Tarihli, 4.000.000,00 TL Bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmeleri’ne müsteniden borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, diğer davalıların işbu genel kredi sözleşmelerini, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, ticaret sicil gazetesi ve ito kayıtlarından anlaşılacağı üzere müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan ... ... ve ... ...'in kredi sözleşmelerini imzalandığı tarihte şirket yetkilisi ve yönetim kurulu üyesi olduklarını, davalıların kredi hesabının kat edildiğini, alacağın muaccel kılındığını, kredi şartlarına uyulmaması, borcun ödenmemesi üzerine; davalılara ... 17.Noterliği’nin 22.04.2019 tarih ve ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile alacağının ödenmesi ihtar edilmiş ise de borcun ödenmediğini, alacağın tahsili yolunda davalılar aleyhinde icra takibi yapıldığını, davalıların icra takibine haksız olarak itiraz ettiklerini, .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydı ile, davalılar aleyhine 24.02.2020 tarihinde 6.155.018,56 TL Nakit üzerinden, genel haciz yolu ile icra takibi yapıldığını, davalıların itiraz dilekçelerinde, takip konusu borca, imzaya, faize, faiz oranına ve tüm ferilere itiraz ve itirazları doğrultusunda takibin durdurulmasını talep ettiklerini, borçluların itirazlarının haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili banka tarafından talep edilen temerrüt faizi oranının dava dilekçesinde de belirttildiği gibi tümüyle usul ve yasalara uygun olup davacıların temerrüt faiz oranının fahiş olduğu iddialarının her türlü dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili banka ile davalılar arasında akdedilen Kredi Sözleşmesi’nin 4.2. Maddesinin “Müşteri, anapara, dönem faizleri, komisyon, masraf vb. ödemelerde gecikme olması, adına açılmış cari hesap veya hesapların kesilmesi, taksitlendirilmiş kredi taksitlerinden herhangi birinin ödeme tarihinde/vadesinde ödenmemesi, vadeli kredilerin vadelerinin gelmesi, temerrüde düşmesi, sözleşmenin feshi veya her ne suretle olursa olsun borçlarının sözleşme kapsamında muaccel kılınması halinde, alacağın muaccel hale geldiği tarihten müşteriye yapılacak ihtarda belirtilen sürenin hitamına kadar geçecek süreye TC Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranı uygulanacağını kabul ve taahhüt eder. Müşteri temerrüdün doğduğu tarihten itibaren aynı tür kediler ve hesaplar için Banka tarafından T.C Merkez Bankası’na bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul eder.” şeklinde olduğunu, buna göre, temerrüt faiz oranının, takip tarihinde ticari kredilere uygulanan en yüksek kredi faiz oranı %38 olduğundan, bu oranın %50 fazlası %57 olarak talep edildiğini, müvekkili bankanın 05.11.2018 tarihli genel mektupta ifade edildiği üzere ticari krediler için uygulanacak en yüksek faiz oranının %38 olduğunun bildirildiğini, temerrüt faiz oranının ise, tüm krediler için T.C. Merkez Bankası’na bildirilen en yüksek ticari kredi faiz oranının %50 fazlası olacağının mektupta ilan edilerek açıklandığını, nitekim icra takibinde, buna uygun olarak temerrüt faiz oranının, %57 uygulandığını, %57 temerrüt faizinin talep edilmesinin sözleşme ve yasaya aykırı olmayıp, fahiş de olmadığını, davalı-borçlular ... ... ve ... ...'in kredi çerçeve sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kefaletlerin usulüne uygun olduğunu, davalıların kredi çerçeve sözleşmesindeki imzanın ve yazının kendilerine ait olmadığı iddiasının fiili duruma aykırı olduğunu, sözleşmeninin şube yetkilileri huzurunda imzalandığını, müşterek borçlu ve müteselsil kefil davalılarında, temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak tutarının tamamından ve temerrüdün hukuki sonuçlarından sorumlu olduklarını, müşterek borçlu ve müteselsil kefil davalılar tarafından imzaya itiraz edilmişse de, müvekkili banka Şubesi ile kredi borçlusu ve kefiller arasında imzalanan kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin; kefilin azami sorumlu olduğu miktarın, kefalet tarihi müteselsil sorumlu olduklarına ilişkin beyanı içeren yazı ve imzaların , şubede bizzat yetkililerin huzurunda kredi borçlusu , müteselsil kefiller ve alacaklı taraflar arasında imzalanmış olup kendilerine ait olduğunu, bu nedenle, davalı- borçluların sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olmadığından bahisle ileri sürdüğü iddiasının, imza ve borca itirazının mesnetsiz ve asılsız olduğunu, gerek duyulursa, müvekkili bankanın kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile imzaların kefil ve aynı zamanda davalı-borçlu şirket yetkilisi ve yönetim kurulu üyesi olan ... ... ve ... ...'e ait olduğu ve bankaya olan borçlarının devam ettiğinin anlaşılacağını, davalıların müvekkili bankaya borçlu olduğunu, taraflar arasında delil sözleşmesi düzenlenmiş olup müvekkili bankanın defter ve kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile alacaklarının sabit olacağını, borçlular tarafından yapılan/yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle işlemiş temerrüt faizi vs. fer’ilere mahsup edileceğinin yasa hükmü gereği olduğunu, bu hususta bankamız kayıtlarının esas olduğunu, tüm tahsilat ve bakiyelerin kayıtları ile sabit olduğunu, taraflar arasındaki delil sözleşmesi uyarınca (Kredi Çerçeve Sözleşmesi md. 5.1) müvekkili bankanın defter ve kayıtları üzerinde yapılacak incelemede davalıların talep edilen miktarda borçlu olduğunun sabit olacağını, davalı borçluların itirazlarında haksız olduklarından İİK. md.67/2 hükmü gereğince dava konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini, davalıların itirazları sonucunda icra takibi durduğundan, müvekkili bankanın alacacağının tümünün tahsilinin itirazın iptali davası sonuçlanıncaya kadar gecikeceğini, müvekkili bankanın alacağı likit olup, davalı borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle davalının İ.İ.K. 67/2 md. uyarınca dava konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, borçlu/davalıların hukuki dayanaktan yoksun ve takibi geciktirmeye yönelik itirazlarının iptali ile takibin takip talebinde yazılı şartlarla devamına ve davanın haksız itirazı nedeniyle icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talebiyle mahkemeye başvurma zorunluluğu doğduğunu, sunulan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili bankanın alacağının tahsilini teminen .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile yürütülen takipte; davalıların itirazlarının iptaline, davalıların inkar olunan alacağın %20’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış olup davalılar vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yaptığı ödemelerin dikkate alınmadığını, bu itibarla fazla ve mükerrer talepli icra takibi başlatıldığını, haksız, yersiz ve kötüniyetle fazla talep edilen borcu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkillerine gönderilen ihtarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, alacaklı bankanın hesap katının usulüne uygun olmadığını, bu itibarla takip öncesi işlemler tamamlanmadan icra takibi başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, temerrüt ihtarnamelerinin müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, temerrüt faizi talebinde bulunulmasının usule aykırı olduğunu, bu itibarla takipten öncesine ilişkin faiz talebinde bulunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca talep edilen %57 faizin, fahiş olup tacirin mahvına neden olacak oranda olduğunu, bu şekilde talep edilen yüksek faizlerin kamu düzenine ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunun ortada olduğunu, davacının haksız taleplerinin reddinin gerektiğini, TMK.m.583 gereği, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil sorumluluğu kabul ettiğine ilişkin beyanın kendi el yazısı ile yazılması gerektiğini, bunun bir emredici kural olduğunu, kamu düzenine ilişkin olduğunu, yargılamanın aşamasında ve mutlak surette incelenmesi gerektiğini, müvekkili ... ve ...'in müteselsil kefil olarak gösterilmiş ise de kefil olarak sorumlu olduğu miktarların sözleşme imzalandığı sırada yazılı olmadığını, alacaklı tarafından kefilin sorumlu olduğu miktarın sonradan yazıldığını, sözleşme yapıldığı sırada kefilin sorumlu olduğu miktar yazılmamış ise kefaletin geçersiz olacağının ortada olduğunu, dava konusu kredi sözleşmesinde; azami miktar, kefalet tarihin, müteselsil sorumluluğu kabul ettiğine ilişkin beyan yazılarının davalı/kefil ... ve ...'ün eli mahsülü olmadığını, bu hususun tespiti için yazı örnekleri alınmak üzere davalı ... ve ...'in davetiye ile celbini talep ettiklerini, müvekkillerinin yazılarının bulunduğu resmi makamlar nezdindeki belgelerin yerlerini bildireceklerini, tüm bu yazıların karşılaştırılması için bilirkişi incelemesi yapılmasını, kamu düzenine ilişkin bu gerekçe ile (bu husus yukarıdaki şekilde bilirkişi incelemesi ile sabit olacağından) davalı ... ve ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesini, yine davalı ... ve ...’ün kefil olarak sorumlu tutulabilmesi için Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre gereken eş rızası bulunmadığını, bu itibarla davalı ...’ün icra takibine konu borçtan sorumlululuğunun söz konusu olamayacağını, bu davalılar hakkındaki haksız ve yersiz davanın reddinin gerektiğini, davacının talep ettiği alacaklar için zamanaşımına uğrayan kısımları için zamanaşımı itirazları olduğunu, bu usuli nedenle davanın reddine karar verilmesini, belirtilen nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; usulsüz tebligat nedeniyle cevap dilekçesinin süresinde verildiğinin tespitine, haksız, kötüniyetli ve sabit olmayan davanın usul ve esastan reddine, icra takibi haksız ve kötüniyetli olduğundan davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; davalıların GKS'den kaynaklı borçlarının olup olmadığı, takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı, faizin türü ve başlangıcının ne olduğu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret olduğu görülmüştür.

DELİLLER;

Davacı vekili tarafından dava konusu sözleşme asılları ve ihtarname aslı mahkememiz kasa sırasına kayıt edilmiştir.

Mahkememizce verilen ara karar gereğince tarafların imzalarının bulunduğu kurumlara müzekkere yazılarak celp edilen belge asılları mahkememiz kasalarına alınmıştır.

Türkiye Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin sicil kayıtları celp edilmiştir.

İstanbul ... İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı icra dosyası aslı celp edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde, davacı şirketin davalılar aleyhine kredi sözleşmesinden kaynaklı 4.102.234,40 TL asıl alacak, 1.955.032,53 TL işlemiş faiz ve 97.751,63 TL gider vergisi olmak üzere toplam 6.155.018,56 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibine geçtiği, borçlulara ödeme emrinin tebliği üzerine borçluların süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.

Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 15/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu alacak tutarının, davacı ... A.Ş. ile davalı asıl borçlu ...Ticaret A.Ş. arasında imzalanan 17.03.2016 ve 02.06.2017 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmelerine istinaden, davalı şirkete ... A.Ş. kefaleti ile kullandırılan Taksitli Ticari Kredi borçlarından kaynaklandığı, taraflar arasında imzalanan Kredi Çerçeve Sözleşmesinin 4.2. maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.05.2019 Tarih, .... sayılı emsal kararı uyarınca, davacı tarafından ticari krediler nedeniyle; ... No-lu Taksitli Kredi için yıllık 96 21,60 (< 96 14,40 x 1,50), ... No-lu Taksitli Kredi için yıllık 96 26,28 (< 96 17,52 x 1,50), oranından temerrüt faizi talep edilebileceği, 29.04.2019 tarihinde temerrüde düşen davalı asıl borçlu bakımından, hemen yukarıda yer verilen temerrüt faiz oranlarından yapılan hesaplama sonucunda, davacı bankanın toplam 4.955.188,86 TL nakit alacak tutarının bulunduğu, toplam talep edilmesi gereken tutarın 4.955.188,86 TL olduğu, davacı banka ile davalı asıl borçlu arasında imzalanan 2 adet Kredi Çerçeve Sözleşmesinde; davalı ... ... ve ... ...'in ayrı ayrı toplam 6.000.000,00 TL tutarında geçerli kefaletleri bulunduğu, adı geçen kefillerin, davalı asıl borçlu ile birlikte aynı gün temerrüde düştüğünden, hemen yukarıda davalı asıl borçlu bakımından takip tarihi itibariyle hesaplanan ve davalı kefillerin kefalet limiti içinde kalan toplam 4.955.188,86 TL nakit borçtan adı geçen kefillerin müteselsilen sorumlu tutulabilecekleri, 22.11.2016 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete yayımlanan Bakanlar Kurulu'nun 31.10.2016 tarih ve 2016/9538 sayılı “Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Kararı ve davacı banka ile ... A.Ş. arasında imzalanan ... Kefalet Protokolü uyarınca, kanuni takibi sürdürmek Kredi Verenin yükümlülüğünde olduğundan, ... A.Ş. Tarafından, kefaletin tazmini karşılığında davacı bankaya, takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce 05.06.2020 tarihinde 1.357.528,50 TL ve 10.07.2020 tarihinde 2.040.000,00 TL ödeme yapılmış olmakla birlikte; davacı bankanın, takip tarihi itibariyle hesaplanan 4.955.188,86 TL alacak tutarı üzerinden takibi sürdürme yükümlülüğü bulunduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizce verilen ara karar gereğince imza incelemesi hususunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 11/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... ... ve ... ...'e ait karşılaştırma belgelerindeki el yazılarının incelemeye elverişli olmaması nedeniyle inceleme konusu sözleşmedeki el yazılarının aidiyeti hususunda bir değerlendirme yapılamadığı, kişilerin başında durularak inceleme konusu sözleşmede yer alan el yazılarının kişilere gösterilmeden okunmak suretiyle seri şekilde büyük küçük harf yazımı da dikkate alınarak en az 5 sayfa yazdırılarak temin edildikten sonra taraflarına tevdii halinde inceleme konusu sözleşmelerdeki yazıların aidiyeti konusunda sağılıklı bir değerlendirme yapılacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizce 26/10/2023 tarihli duruşmada; her ne kadar yazı incelemesi yapılmasına ilişkin ara karar kurulmuş ise de; güncel içtihatlar gereği görülen lüzum üzerine bu ara karardan dönülmesine karar verildiği görülmüştür.

Davalılar vekili tarafından süresinden sonra sunulan beyan dilekçesinde davalı kefiller yönünden kefalet miktarının, kefalet tarihinin ve müteselsil sorumluluğun kabul edildiğine ilişkin beyanın el yazısı ile yazılması gerektiği belirtilerek yazı itirazında bulunulmuş olup bu konuda ara karar kurulmuş ise de; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin ... sayılı içtihatı gibi güncel içtihatlarda, "6098 Sayılı Kanunun 583.maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği; kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini kendi kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şartına bağlı olup, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere kefalet tarihi ve kefalet limiti davalıların el yazısı ile yazılmamış olduğundan kefalet sözleşmelerinin şekil noksanlığı nedeniyle kesin hükümsüz olduğu açıktır. Dava dışı kredi lehdarı şirketin ortağı ve yetkilileri davalılar imza inkarında bulunmamışlardır. Şu halde mahkemece kat ihtarı ve tebliğ şerhi asılları, hesap özetleri, kredi lehdarına kullandırılan kredilere ilişkin ödeme planları da getirtilerek, davacı banka ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılması, takip tarihi itibariyle davacının dava dışı şirket ve kefillerden alacağının bulunup bulunmadığının ve miktarının tespit edilmesi, buna göre davalı şirketin ortak ve yetkililerinin, kefalet sözleşmelerinin geçersizliğini ileri sürmelerinin, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu öngören, hakkın kötüye kullanılması yasağının da dayanağını oluşturan TMK'nun 2 maddesine aykırı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde olmamış, davacı vekilinin kefaletlerin geçerliliğine yönelik eksik inceleme yapıldığına dair istinaf sebebi bu bakımdan yerinde bulunmuştur. (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/(19)11-356 esas, 2022/1160 karar sayılı, 27/09/2022 tarihli kararı)." şeklinde olup mahkememizce yaptırılan incelemede davalı gerçek kişi kefillerin davalı borçlu şirketin yetkilisi oldukları ve davacının borçlu şirketten alacaklı olduğu anlaşıldığından davalı gerçek kişi kefiller yönünden yazı itirazında bulunulması TMK 2.maddeye aykırı görülmüş olup bu konuda tekrardan bir incelemeye gerek görülmediğinden yazı incelemesine ilişkin ara karardan dönülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı banka ile davalı kredi lehtarı borçlusu (asıl borçlu) ...Ticaret A.Ş arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeyi diğer davalı kefillerin de müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, davalı kefillerin kredi tarihinde borçlu şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu anlaşıldığından TBK 584.madde gereği eş muvafakatine gerek olmadığı, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu, davalı kefillerin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 17/03/2016 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli ve 02/06/2017 tarihli 4.000.000,00 TL bedelli sözleşmeler nedeniyle 6.000.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarının kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin hesaplanan mevcut borcun tamamından müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.

Taraflar arasındaki sözleşmenin temerrüt faizi başlıklı 4.2 maddesinde faiz oranı olarak bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının %100 fazlasının ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi belirlenmiş ve davacı banka tarafından takip talebinde %57 oranında temerrüt faizi talep edilmiştir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19 -1650 Esas, 2019/507 Karar sayılı ilamı dikkate alındığında bilirkişi tarafından davalı şirkete kullandırılan taksitli kredilere fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranına sözleşmenin 4.2 maddesi tatbik edildiğinde ... nolu taksitli kredi yönünden %21,60, ... nolu taksitli kredi yönünden ise; 26,28 olarak bulunan ve bilirkişi tarafından hesaplanan temerrüt faiz oranının geçerli olduğu kanaatine varıldığından bu orana itibar edilmiştir.

Davacı tarafça ... 17. Noterliği’nin 22/04/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile; 4.057.266,37 TL yönünden hesabın 19/04/2019 tarihinde kat edildiği, kat ihtarının asıl borçluya ve kefillere tebliğe çıkarıldığı, hesap kat ihtarnamesi ile ödeme için verilen 1 günlük mehil süresi bitimine müteakip davalı asıl borçlu ve davalı kefillerin 29/04/2019 tarihinde temerrüde düştükleri kabul edilmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan 15/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda talep edilebilecek 4.075.513,97 TL asıl alacak, 837.785,61 TL işlemiş faiz, 41.889,28 TL BSMV, olmak üzere toplam 4.955.188,86 TL olarak hesap edilmiş olup, alınan rapor denetime elverişli ve teknik olarak yeterli görüldüğünden rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM /Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davanın KISMEN KABULÜ ile;

  1. .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıların yaptığı itirazın kısmen iptali ile; 4.075.513,97 TL asıl alacak, 837.785,61 TL işlemiş faiz, 41.889,28 TL BSMV, olmak üzere toplam 4.955.188,86 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,

  2. Asıl alacağın ... nolu taksitli krediye ilişkin asıl alacak tutarı olan 1.475.264,04 TL tutarı tamamen ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren yıllık %21,60 oranında temerrüt faizi ve işleyecek faizin %5’i oranında BSMV uygulanmasına,

  3. Asıl alacağın ... nolu taksitli krediye ilişkin asıl alacak tutarı olan 2.600.249,93 TL tutarı tamamen ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren yıllık %26,28 oranında temerrüt faizi ve işleyecek faizin %5’i oranında BSMV uygulanmasına,

  4. Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20’i oranına tekabül eden 991.037,77 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

  5. Kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 338.488,95 TL nispi karar harcından peşin alınan 74.337,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 264.151,71 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına;

  6. Davacı tarafından dava açılırken yatırılan toplam 74.405,04 TL (59,30 TL BVH, 8,50 VSH, 74.337,24 TL Peşin Harç) harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

  7. Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 2.640,00 TL ( 440,00 TL Tebliğler ve postalar, 2.200,00 TL bilirkişi ücreti ) yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre takdiren 2.125,37TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

  8. Kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 345.103,78 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

  9. Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 161.981,27 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

10-Arabuluculuk görüşmelerinde atanan arabulucuya 1.320,00 TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşıldığından 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'a göre davadaki red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.062,69 TL'nin davalılardan, 257,31 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider ve delil avanslarının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/10/2023

Başkan ...

*e-imzalıdır

Üye ...

*e-imzalıdır

Üye ...

*e-imzalıdır

Katip ...

*e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istanbuldelillerkısmenkabulühükümTARİHİ14/10/2021

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim