İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/836 E. 2024/377 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/836
2024/377
13 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/699 Esas
KARAR NO : 2024/418
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 19/08/2022
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
Mahkememizin 2022/577 esas 2023/181 karar 09/03/2023 tarihli kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/1321 esas 2023/1407 karar 21/09/2023 tarihli kararı ile kaldırılmakla yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/12/2015 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ...'dan ... istikametine doğru seyir ederken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazada yolcu konumunda bulunan müvekkilinin ağır yaralandığını, meydana gelen kaza neticesinde ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile iş göremezlik talepli dava açıldığını, dava sonucunda teminat limiti olan 290.000,00 TL'nin müvekkili ...'a ödenmesi yönünde karar verildiğini, bakıcı gideri tazminatının işbu davanın konusu yapılmadığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin sürekli iş göremezlik poliçe teminatı üzerinden yapıldığını ancak Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gereği, ZMMS Genel Şartları'nın A.5-c maddesine göre bakıcı giderlerinin sürekli sakatlık teminatı kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmadığı, sürekli bakıcı gideri zararının, AYM iptal kararı da dikkate alınarak önceki yerleşik uygulamaları gereği, tedavi giderleri teminatında yer aldığı hususları hep birlikte ele alınarak BAM ve Yargıtay kararlarınca bakıcı giderinin tedavi gideri teminatı kapsamında olduğunun netleştiğini, bu sebeple müvekkili açısından ikinci poliçe limitinin gündeme geldiğini, kaza tarihinde asli kusurlu olan aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunu iddia ve beyan ederek davanın kabulüne, meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan müvekkili için, HMK'nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, harca esas olmak üzere şimdilik 100,00 TL sürekli bakıcı gideri tazminatının hesaplanarak, kaza tarihindeki poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla ve kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, başvuruya konu kazanın 29/11/2015 tarihinde meydana geldiğini, davaya konu taleplerin zaman aşımına uğradığını, bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın dava konusu aynı kazaya ve aynı talebe ilişkin olarak ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava açtığını, dosyanın karara çıktığını, dava ve istinaf süreci sonrasında ödeme yapıldığını, bu ödeme ile tüm poliçe limitinin tükendiğini, huzurdaki dava öncesinde müvekkili şirkete başvuru gerçekleştirilmediğini, dava şartının sağlanmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bakım giderinin, hasta veya yaralının tedavisi süresince ona sağlanan destek hizmetinin karşılığı olduğunu, 6111 sayılı kanun ile davacı tarafın taleplerinin tedavi gideri kapsamından sayılacağından SGK tarafından karşılanması gerektiğini, bakıcı giderine ilişkin ek teminat bulunmadığını, davacının sürekli sakatlığının/bakıcı ihtiyacının ATK'dan alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, zarar hesabı için aktüer bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, hatır taşıması nedeniyle zarar miktarından indirim yapılması gerektiğini, tazminat belirlenirken, belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, davacının olay tarihinden itibaren avans faizi istemesinin yasaya aykırı olduğunu iddia ve beyan ederek öncelikle davanın zaman aşımına uğramış olması nedeniyle reddine, her durumda dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, haksız fiilden kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereğince maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizin 2022/577 esas 2023/181 karar 09/03/2023 tarihli kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/1321 esas 2023/1407 karar 21/09/2023 tarihli kararı ile " Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanma nedeniyle oluşan kalıcı bakıcı gideri zararının tahsili isteğine ilişkindir.
Görülmekte olan davada, davanın; zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususunda yanlar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.
Yine maddi ve manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.) maddesinde de düzenlenmiştir.
6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır" denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.
Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı).
TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.
Açıklamalardan sonra somut olaya gelince; eldeki davanın konusunu oluşturan trafik kazası 29/12/2015 tarihinde gerçekleşmiş olup, dava 19/08/2022 tarihinde açılmıştır. Az yukarıda açıklandığı üzere, meydana gelen trafik kazasında davacı yaralandığı için KTK'nın 109.maddesi hükmü gereğince olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresi ceza zamanaşımı süresi olup; TCK'nın 89. ve 66. madde hükümleri uyarınca zamanaşımı süresinin kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren 8 yıl olduğu konusunda duraksamamak gerekir. Bu durumda trafik kazası 29/12/2015 tarihinde meydana geldiğine, görülmekte olan davada 18/09/2022 tarihinde açıldığına göre dava tarihi itibariyle uygulanması gereken uzamış (-ceza) zaman aşımı süresinin dolmadığı sabittir. (Bkn; Yargıtay 17.Hukuk Daire'sinin 2019/3361E.-2020/K. 03/12/2020 tarihli kararı; İBAM 8. Hukuk Dairesi'nin 2020/1201E.-2023/108K. 02/02/2023 tarihli kararı)
Hal böyle olunca da; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı gözetilerek, davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddi ile toplanan ve toplanacak delillere göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dava açanın yaralanmasının niteliğini öğrendiği tarihin, zaman aşımı süresinin başlangıcı olduğu ve iki yıllık zaman aşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğu, somut olayda ceza zaman aşımı süresinin uygulanamayacağı şeklindeki yanılgılı değerlendirme sonucunda, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." bahisle mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
HMK’nun 266/1. maddesi gereği dosyanın bir aktüerya/nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; sürekli bakıcı gideri tazminatı talebi nazara alınarak aktüer zarar hesabının yapılması hususunda hazırlanan 04/06/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; 29.12.2015 günü meydana gelen trafik kazasında, davacının kusuru olmamasına nazaran; ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasının yargılaması sırasında görüşüne başvurulan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda, davacının sürekli başka birinin bakımına muhtaç olduğu yönündeki mütalaasına nazaran, davacının muhtemel yaşam süresi boyunca uğradığı bakıcı gideri zararının 10.464.477,94 TL olduğu, daha evvel taraflar arasında ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosya ile görülen sürekli iş göremezlik zararının tazmini davasında düzenlenen 15.11.2017 tarihli kök raporda sürekli iş göremezlik zararı yanında Adli Tıp Kurumu raporuna nazaran, sürekli bakıcı gideri yönünden zarar tutarının 15.11.2017 rapor tarihi itibariyle 894.278,s8 TL olarak hesaplanmış ise de, güncel hesap yapılması sebebiyle daha yüksek sonuca varıldığı, gerek anılan rapor, gerekse iş bu dosyada düzenlenen rapor kapsamında varılan sonuçların, nihai talep sonucuna etkisi bulunmadığı, zira her iki ihtimalde de kaza tarihinde cari olan zorunlu trafik sigortası teminat limiti 290.000,00 TL'ye aşılamayacağından, davalının 290.000,00 TL limitle ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu olacağı, hesaplanan zarar kalemiyle mükerrerlik teşkil eden indirim nedeni varlığının bulunmadığı, hesaplanan bakıcı gideri zararının poliçe teminatını aştığı görülmekle, davalı sigorta şirketinin kaza tarihinde cari zorunlu trafik sigortasının tedavi giderleri teminat limiti kapsamında (Bakıcı gideri zararı) 290.000,00 TL ile sınırlı temerrüt tarihinden itibaren (Dava dilekçesi eklerine nazaran bakıcı gideri zararı kapsamında davacının 27 Nisan 2022 tarihli başvurusunun davalıya 28.04.2022 tarihinde ulaştığı anlaşılmakla KTK m.99/1 ve poliçe genel şartları uyarınca temerrüt için ilk günün 08.05.2022 olduğu) işleyecek faiziyle birlikte sorumlu olduğu bildirilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, gelen müzekkere cevapları, bilirkişi raporları, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/1321 esas 2023/1407 karar sayılı kaldırma ilamı, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve 2018/657 Karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesinin 2019/2972 esas 2021/1456 karar sayılı onama ilamı ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazası nedeni ile haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiile ilişkin trafik kazası 29/12/2015 tarihinde meydana gelmiştir. 12/01/2017 tarihli kusura ilişkin ATK Trafik İhtisas Kurulu raporu(21/12/2021 tarihinde kesinleşen ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve... Karar sayılı dosyasında aldırılan ATK raporu) ile oluşan kazada davalı şirkete sigortalı kamyonet sürücüsü ...'in % 100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İstanbul ATK'nın ... tarihli raporu(21/12/2021 tarihinde kesinleşen ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında aldırılan ATK raporu) ile ...'ın 29/12/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; 11/10/2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çalışma Gücü Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirmede; E cetveline göre %100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu tespit edilmiştir. Dosya aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş ve 04/06/2024 tarihli bilirkişi raporu dosyaya ibraz edilmiştir. Dosya kapsamında 21/12/2021 tarihinde kesinleşen ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve ...Karar sayılı dosyasında aldırılan 12/01/2017 tarihli kusura ilişkin ATK Trafik İhtisas Kurulu raporu, maluliyete ilişkin olarak düzenlenen ... ATK'nın 26/07/2017 tarihli raporu ile mahkememizce aldırılan tazminat kalemlerine ilişkin 04/06/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporu ayrı ayrı denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; maddi tazminat yönünden yapılan hesaplamaların olaya ve dosya kapsamına uygun olması denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması hasebiyle 04/06/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
-
Davanın KABULÜ ile 290.000,00 TL tazminatın davalının poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 08/05/2022'den itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 990,49. TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70. TL peşin harç, 991,00. TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.071,70. TL harcın mahsubu ile artan 81,21. TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan 80,70. TL peşin harç, 991,00. TL başvurma harcından 81,21. TL iade harç düşüldükten sonra kalan 989,98. TL peşin harç, 3.500,00. TL bilirkişi ücreti, 341,50. TL posta giderleri olmak üzere toplam 4.831,48. TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 45.500,00. TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.11/07/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:19