SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/627 E. 2024/69 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2020/627

Karar No

2024/69

Karar Tarihi

24 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/627 Esas

KARAR NO : 2024/69

DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 05/11/2020

KARAR TARİHİ : 24/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili 05/11/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle, Müvekkil şirkete ait olan 2014 model Sumitomo markalı ve ... şasi numaralı ekskavatör için davalı şirket ile ... başlangıç tarihli ve ... numaralı poliçe ile Makine Kırılması Katılım Sigorta Poliçesi imzalandığını, Poliçeye konu ekskavatör, 21.11.2019 tarihinde ... ili ... ilçesi ... üs bölgesinden malzeme yükleme işini bitirdikten sonra stok alanına seyri sırasında, makinenin sağa çekmesi sonucunda uçurumdan aşağı yuvarlandığı ve hasar meydana geldiğini, söz konusu kaza neticesinde iş makinesinin kullanılamaz hale geldiğini, kaza neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde soruşturma da başlatıldığını, Müvekkil şirket tarafından işbu kaza sonrasında, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, Sigorta şirketi ... sayı ve 26.02.2020 tarihli cevabi yazısı ile müvekkil şirketin tazminat talebini reddettiğini, davalı sigorta şirketi işbu yazısında " yapılan araştırmalar, teknik incelemeler ve dosyadaki beyanlar ile birlikte hasar talebinin değerlendirildiğini, poliçenin tabi olduğu genel ve özel şartlara istinaden konu talebin teminat kapsamına girmediğinin tespit edildiği gerekçesi ile taleplerinin reddedildiğini, taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olması nedeniyle, arabulculuk başvurusu yapılmış ancak bu görüşmelerden olumsuz yanıt alındığını, davalı sigorta şirketinin, müvekkilin tazminat talebini reddetmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira taraflar arasında imzalanan Makine Kırılması Katılım Sigorta Poliçesi şartları incelendiğinde de görüleceği üzere, davaya konu kaza poliçe kapsamındadır ve müvekkilin tazminat talebinin kabulü gerektiğini, zamanında yapılan bildirime rağmen ve diğer bütün şartları gerçekleşmişken davalının zararın tazmininden imtina etmesi poliçe ve genel şartlar hükümlerine, dahası kanun hükümlerine aykırı olduğunu, bu nedenlerle müvekkilin maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla iş makinesinde oluşan zarar bedeli olarak şimdilik 1.000 TL'nin 21.11.2019 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından tazminine ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili 10/12/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle, Davacı tarafça müvekkil şirket nezdinde tanzim edilen Makine Kırılması Sigorta Poliçesi kapsamında tazminat talebinde bulunulduğunu, Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları’nın “Zamanaşımı” başlıklı 22. maddesinde ise, "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler 2 yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde, hüküm mevcut olduğunu, dolayısı ile işbu haksız ve hukuka aykırı davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Müvekkil şirket nezdinde tanzim edilen Makine Kırılması Sigorta Poliçesi’nin “Hasar Durumunda İstenecek Belgeler” başlıklı maddesinde; poliçede öngörülen riziko ya da rizikolardan birkaçının meydana gelmesi halinde müvekkilimiz Şirket’in gerekli inceleme ve araştırmaları yürütebilmesi açısından, sigorta ettiren tarafından müvekkilimiz Şirket’e iletilmesi gereken belgeler açıkça belirtildiğini, davacı şirket tarafından söz konusu evraklar tamamlanmadan müvekkil şirket’e başvuruda bulunulduğunu, bu sebeple huzurda görülen davanın öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, dava konusu edilen alacağın belirlenebilir bir alacak olduğu, davacının belirsiz alacak davası ikame etmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı, buna binaen dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, Müvekkil şirket nezdinde... tarihli ve ... numaralı Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile güvence altına alınmış olan ekskavatörün 21.11.2019 tarihinde hasara uğradığından bahisle, davacı tarafça müvekkil şirket’e başvuruda bulunulduğunu, Müvekkil şirket nezdinde söz konusu başvuruya ilişkin olmak üzere ... numaralı hasar dosyası oluşturulduğu ve davacı Şirket tarafından müvekkil Şirket’e iletilen bilgi/ belgeler incelenmiş, çeşitli tetkikler yapıldığını, yapılan inceleme ve tetkikler doğrultusunda, araştırma neticesinde yapılan tespitler ile kazaya ilişkin beyanlar arasında son derece önemli çelişkiler bulunduğu tespit edildiğini, müvekkil şirket nezdinde derhal teknik inceleme ve diğer tüm hususlarda araştırmalar başlatıldığını, araştırma ve incelemeler neticesinde varılan sonuçların davacı tarafça konu hasarın seyir sırasında uçurumdan yuvarlanma suretiyle meydana geldiğinin iddia edildiğini, müvekkilimiz şirketçe yapılan araştırma neticesinde söz konusu hasarın teknik olarak beyan edilen şekilde seyir halinde oluşamayacağı kanaati hasıl olduğunu, bahse konu paletli ekskavatörün, piyasada 30 tonluk olarak adlandırılan, çalışma ağırlığının 29-31 ton olduğu, kova yük kapasitesinin 1.5-1.8 m3 arasında olabildiği, yürüyüş hızının ise 5,6-3,2 km/h arasında, eğimli zeminlerde çalışma özelliğinin kısıtlı olduğu ancak paletli hareket özelliği eğimli arazilerde yürümeye elverişli olduğunu, dolayısı ile güç ve kapasite bakımından oldukça yeterli özellikte olan sigortalı iş makinesinin kazara uçurumdan kayma olasılığının son derece zayıf olduğunu, davacı tarafça sigortalı makinenin yuvarlandığı belirtilen bölgede, makine yuvarlanmasına dair herhangi bir emare olmadığını, makinenin askıda kalabileceği bir yer olmadığı, oluşan hasarın gerçekleştiği şekilde beyan edilmediği ekspertiz fotoğraflarından tespit edildiğini, Müvekkil Şirketçe hasar esnasında ekskvatörün sürücüsü konumunda olan dava dışı Halil Yılmaz ile görüşme sağlandığını, ... tarafından müvekkil şirket’e verilen yazılı beyanlar ile sözlü beyanlar arasında bazı çelişkiler bulunduğunu, Sürücü...tarafından müvekkil şirket’e iletilen yazılı beyanda “Gece saat 02:00 sıralarında yavaş yavaş gelirken yoldaki makinenin kayma sonucu hafif yana yattığını, makinenin beşikte olduğunu, hasar olmadığını, kendisini aşağı attığını ” şeklinde olayın vuku buluş şeklinin izah edildiğini, sigortalı ekskvatörün sürücüsü tarafından açık bir şekilde söz konusu olay neticesinde iş makinesinde herhangi bir hasar oluşmadığı yazılı olarak beyan ve ikrar edildiğini, Sürücü... tarafından; “olayın akabinde saha sorumlusu dava dışı ...’i aradıklarını, işbu şahsın olay mahalline gelip iş makinesinin beşikte olduğunu görmesi üzerine kendisini dinlenmek üzere koğuşa gönderdiğini, ...’in ekskavatörü uçuruma gitmeden kurtarmak için diğer şantiyelerden vinç çekici aradığını ancak bulamadığını, aradan 12 saat geçtikten sonra kendisini hastaneye ve akabinde ifade vermek üzere karakola götürdüğü” beyan edildiğini, ...’a dair hastane kayıtları incelendiğinde...ın kazadan dolayı yara almadığı ve taburcu edildiğinin görüşüldüğünü, olayın vuku bulduğu bölge sınırda yer aldığını, gündüz dahi işbu bölgede çatışmalar yaşandığı ve güvenli bir bölge olmadığının bilindiğini, mesai saatleri içerisindeki çalışma şartları dahil kolluk kuvvetlerinden ön izin alınması gereken bir bölgede ekskvatörün gece saat 02:00 sularında çalışması hayatın olağan akışına uygun ve makul olmadığını, iş makinesinin gece vakitlerinde kontrolsüz, ışıksız ve klavuzsuz yola çıkması hiçbir şekilde çalışma şartları ile bağdaşmadığını, sigortalı tarafından hiçbir şekilde koruyucu ve önleyici tedbirler alınmadığını, iş sahası ile stok alanı arası 5-6 km olduğunu, Ekskavatörün önünde büyük kepçe ve paletli olduğundan dolayı tıra yüklenip bu şekilde gidip gelmesi gerekirken, güvenliksiz ve ışıksız olarak gönderilmesi son derece mantık dışı olduğunu, yaşanan kazanın akabinde iş makinesinde herhangi bir hasar meydana gelmediğini, iş makinesinin saatlerce kenarda bekletildiğini, makinenin kaldırılması için gerekli olan vinç bulunamayacağı düşünüldüğünden makinenin aşağı atıldığını, davacı sigortalı tarafından, makine kaza esnasında uçurumdan aşağı yuvarlanmışcasına müvekkil şirket’e gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunu, ekskvatör sürücüsünün müvekkil şirket’e verdiği yazılı beyanlar ile, söz konusu makinenin olay anında uçurumdan aşağı yuvarlanmadığı, takılıp kaldığı, araçta herhangi bir hasar bulunmadığının sabit olduğunu, makine Kırılması Sigortası Genel Şartları’nın “Sigorta Ettirenin Beyan Yükümlülüğü” başlıklı 6. Maddesinde;" Sigortacı bu sigortayı sigorta ettirenin rizikonun hakiki durumunu bildirmek üzere teklifname, poliçe ve eklerinde yazılı beyanına dayanarak kabul etmiştir. Sigorta ettirenin beyanı hakikate aykırı veya eksik ise, sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek hallerde: ... Cayma halinde sigortacı prime hak kazanır. "şeklinde, hüküm olduğunu, somut olayda davacının beyanları ile kazaya ilişkin bilgi/belgeler arasında önemli derecede çelişki olduğunu, davacı tarafça ilgili mevzuattan doğan gerçeğe uygun ihbar mükellefiyeti yerine getirilmediğini, bu kapsamda davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının reddi gerektiğini, somut olaya ilişkin müvekkil şirketçe yapılan inceleme ve tetkikler neticesinde; yaşanan kazanın akabinde iş makinesinde herhangi bir hasar meydana gelmediği, iş makinesinin saatlerce kenarda bekletildiği, makinenin kaldırılması için gerekli olan vinç bulunamayacağı düşünüldüğünden makinenin kasten aşağı atıldığı kanaatine varıldığını, bu kapsamda somut olay bakımından müvekkil şirket’in herhangi bir tazminat ödeme sorumluluğu olmadığını, davacı tarafça sigortalı ekskavatörde hasar meydana geldiği iddia edildiğini, söz konusu hasarın ne şekilde ve ne zaman meydana geldiğine dair hiçbir veri Mahkeme dosyasında bulunmadığını, somut olaya ilişkin bilgi ve belgeler incelendiğinde; olayın vuku bulduğu bölgenin sınırda yer almakta olduğunu, gündüz dahi işbu bölgede çatışmalar yaşandığı ve güvenli bir bölge olmadığı, mesai saatleri içinde dahi çalışma yapılabilmesi için kolluk kuvvetlerinden izin alınması gerektiği, dolayısı ile gece vakitlerinde çalışma yapılmasının uygun ve makul olmadığı, işbu iş makinesinin gece vaktinde kontrolsüz, ışıksız ve kılavuzsuz yola çıktığı, iş sahası ile stok alanı arasının 5-6 km olduğu, ekskavatörün önünde büyük kepçe ve paletli olduğundan dolayı tıra yüklenip bu şekilde gidip gelmesi gerekirken, güvenliksiz ve ışıksız olarak gönderildiğinin, bu şekilde yapılan çalışmasının son derece güvensiz olduğu tespit edildiğini, dava konusu hasarın, davacı şirket tarafından da açık olarak belirtildiği üzere 21.11.2019 tarihinde ... ili ... ilçesi ... Üs bölgesinden malzeme yükleme işini bitirdikten sonra stok alanına seyri sırasında, makinenin sağa çekmesi sonucunda uçurumdan aşağı yuvarlanmış ve hasar meydana geldiğini, söz konusu kaza şantiyeler arası gidiş gelişler esnasında meydana geldiğini, riziko konusu ekskavatörün söz konusu seyir esnasında hasara uğradığını, Müvekkil şirket nezdinde tanzim edilen Makine Kırılması Sigortası Poliçesi’nde açık olarak belirtildiği üzere söz konusu kazanın şantiyeler arası gidiş geliş esnasında meydana gelmiş olmasından bahisle dava konusu hasar teminat kapsamında yer almadığını, Müvekkil şirket nezdinde tanzim edilen “Makine Kırılması Sigorta Poliçesi”nin “Hareketli Makineler Geniş Kasko Teminatı” başlıklı maddesinde"Sigorta konusu iş makinelerinin, ilgili ehliyet sınıfına haiz "Ehliyetli Sürücüler" tarafından kullanılması halinde teminat geçerli olacaktır. Söz konusu makineler için geçerli iş makinesi kullanma sertifikasına (operatör belgesi) sahip olmayan personel tarafından kullanılması sonucu oluşacak hasarlar teminat haricidir." denildiğini, davacı şirket tarafından müvekkilimiz Şirket’e yapılan başvuru esnasında belirtilmediği gibi, işbu huzurda görülen dava kapsamında da, hasarın meydana geldiği ekskavatör operatörünün söz konusu ekskavatörü kullanmaya haiz herhangi bir sertifikasının var olduğu belirtilmediğini, tüm bu açıklamalar doğrultusunda dava konusu edilen hasarın poliçe teminat kapsamında bulunmadığı, işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirket’in işbu dava nezdinde herhangi bir sorumluluğu olmayıp haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, aksi kanaatte olunması halinde hasar miktarının belirlenebilmesi için, olaya ilişkin tüm evrakların toplanmasının akabinde dosya Uzman Bilirkişi Heyeti’ne sevk edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle öncelikle zamanaşımı def’imiz ve usul itirazlarımız dikkate alınarak, Sayın Mahkemeniz nezdinde ikame edilmiş olan haksız ve hukuka davanın reddine, mahkemenizce işin esasına girilmesi halinde, konu hasar teminat kapsamı dışında kaldığından davanın esastan reddine, aksi halde hasar ile beyanın uyumlu olup olmadığı hususunda dosyanın Uzman Bilirkişi Heyeti’ne tevdi edilmesine, konu hasarın teminat kapsamı içinde kalıp kalmadığının belirlenebilmesi için dosyanın sigorta hukuku bilirkişisine tevdi edilmesine, hasara ilişkin tüm belgelerin toplanmasına, olay mahallinde keşif yaptırılmasına, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasına, konu hususun araştırılması adına ilgili yerlere müzekkereler yazılmasına, hasar miktarı tespiti açısından dosyanın Uzman Bilirkişi Heyeti’ne sevk edilmesine, aleyhe hüküm kurulacak olunması halinde teminat limiti ve muafiyet tenzilinin gözetilmesine, aleyhe hüküm kurulacak olunması halinde tazminat tutarından ciddi anlamda indirim yapılmasına, aleyhe hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmamalarına harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizin 27/04/2021 tarihli celse ara kararı gereği, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketinin davacı tarafından önlem ve tedbirlerin alınmadığı, poliçede muafiyet tenzili şartının bulunduğu iddiası ve davacının ortak kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının tespiti ile varsa davacı alacağının tespit edilmesi konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, Bilirkişi raporunda özetle, Davacı ... Tic. Ltd. Şti. firmasının iş makinesinin 6 km mesafede bulunan stok alanına bir tır vasıtasıyla nakledilmemesi, çevrenin mevcut koşullar sebebiyle karanlık olması gerektiği göz önüne alındığında, iş makinesinin önüne ve arkasına kılavuz araç temin edilmemesi gibi gerekli ve yeterli tedbirleri almaması sebebiyle meydana gelen kazada 9075 oranında asli kusurlu olduğu, İş makinesinin askıda kaldığı anda, iş makinesinin özelliklerine hakim olması beklenen operatör belgesine sahip dava dışı operatör ...'ın yeteri derecede özen göstermeyerek, olay sebebiyle can güvenliğini düşünerek paniğe kapılarak makineyi terk etmesi sonucunda meydana gelen kazada %25 oranında tali kusurlu olduğu, meydana gelen kazadan önce iş makinesinin tam faal olarak çalıştığı ve herhangi bir arızası olmadığını kabul ederek yaklaşık 2. El rayiç bedellerinin rapor tarihi itibariyle ortalama 55.000 € */- 9010 aralığında olabileceği, olay tarihi kurlarından zararın 347.908,00 TL tutarında hesaplandığı ve bu miktarın somut olaya uygun kadri marufunda zarara işaret ettiği, kaza nedeniyle meydana gelen gerçek hasar bedelinin belirlenebilmesi için hasarlı vaziyetteki satış bedelinin rayiç bedelinden düşülerek bulunabileceği ancak dosya muhteviyatında, iş makinesinin onarılamayacak durumdaysa hasarlı vaziyette satılıp satılmadığına, sovtaj kıymetine veya mevcut haliyle rayiç bedelinin ne olacağı konusunda bir tespit sunulmaması sebebiyle gerçek hasar - bedelinin hesaplanamadığı, öte yandan, sigorta poliçesi ve taraflar arasın sigorta teminat kapsamı gözetildiğinde, 9100 kıymeti üzerinden teminat sağlandığı, muafiyet söz konusu olmadığı, sigorta kapsamının, iş makinesinin “şantiye sahasında kullanımı” sırasında meydana gelen riskleri içerdiği, karayolunda seyir veya taşınmasının, şantiyeler arasında ya da şantiye-depo arasında gidiş gelişlerde meydana gelen risklerin sigorta teminatına dahil edilmediği, meydana gelen hasarın tam belirlenemediği, yoldan çıkan iş makinesinin kurtarılma veya kurtarılmasından imkansızlık hususlarının da sabit olmadığı, davacının - davalıdan dayanak poliçe kapsamında sigorta tazminatı - talep edemeyeceğinin değerlendirmesi, bakımından nihai takdirin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığını bildirdikleri görüldü.

Mahkememizin 28/09/2021 tarihli celse ara kararı gereği, itirazları karşılar ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, Bilirkişiler ek raporunda, 11.10.2021 tarihli müzekkere cevabı eki tutanak, davacı yanın kök rapora vaki itirazları ve davalı yanın kök rapora vaki beyanları incelenip değerlendirilmekle; kök rapor sonuç ve kanaatimizi değiştirecek yeni bir sonuç ve kanaat hasıl olmadığı, davalının tazminat ödemesine hükmedilmesi halinde tenzili muafiyet yönünde poliçe hükmünün gözetilmesi gerektiği sonucuna varıldığını bildirdikleri görüldü.

Mahkememizin 30/03/2022 tarihli celse ara kararı gereği, Taraf itirazları, gelen belgeler ve dosyaya sunulan sözleşme ile önceki celse 1 ve 2 nolu ara kararlar dikkate alınarak aynı heyetten ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, Bilirkişiler ek raporunda özetle, 18.01.2022 tarihli TUTANAK incelendiğinde çalışılan ve kaza olan toplam Sahanın terör bölgesi olduğu için aynı şantiye bütünlüğü içinde kalıp kalmadığının tespit edilemediği, sunulan sözleşmeye göre meydana gelen olayın, davacı tarafından toplam işler için teslim alınan iş sahası dahilinde meydana geldiği, şantiye bütünlüğü içinde mi, yoksa şantiye ile depolama alanı arasında taşıma sırasında mı olayın vuku bulduğu değerlendirmesini yüce mahkemenin takdiri olacağı, davacı yan itirazlarını hukuki niteleme ve takdir ile değerlendirme gerektiren hususlarda, nihai takdir ve değerlendirmenin yüce mahkemeye ait olduğu sonuç olarak kök rapor değerlendirme ve sonuçlarını değiştirecek yeni sonuç ve değerlendirmeler hususunda nihai takdirin yüce mahkemeye ait olduğu ek sonuç ve kanaatine varıldığını bildirdikleri görüldü.

Mahkememizin 08/03/2023 tarihli celse ara kararı gereği, Dosyanın yeni gelen belgeler çerçevesinde davalı sigorta şirketinin öncelikli sorumluluğu zorunlu poliçeye ait olacağı, ihtiyari poliçe tespiti halinde ise müşterek sigorta ya da çifte sigorta kurumlarının devreye gireceği iddia edilmekle, dosyanın önceki bilirkişi heyetinde yer alan makine uzmanı ... ile sigorta uzmanı ...'e tevdine karar verilmiş olup, Bilirkişiler raporlarında özetle, Tanık anlatımlarında dava konusu hasarın iş makinesi çalışması sırasında meydana geldiği hususunun yüce mahkemenin takdir ve değerlendirmesini gerektirdiği, meydana gelen zararın gerek sigorta ettiren gerekse çalışan kusuru bakımından davalı sigorta teminatında kaldığı, toplam zararın 284.652,00 TL olduğu, kök raporda belirtildiği gibi davalının sigorta teminatı bakımından muafiyet söz konusu olmadığı, tamamının sigorta tazminatı olarak ödenmesi gerektiği, öte yandan, davalı yanın iddiasında %10 muafiyeti ispat etmesi halinde davalının 256.186,80 TL tazminattan sorumlu tutulabileceği, davanın 1.000 TL kısmi talep ile ikame edilmesi ve davalının zamanaşımı itirazlarının değerlendirmesinin yüce mahkemeye ait olduğu, dosyaya sunulan farklı riskler için ve farklı dönemleri kapsayan sigorta poliçelerinin somut olaya ilişkin teminat sağladığının teyit edilmediği sair hususlarda, 2. ek rapor sonuç ve kanaatlerini değiştirecek yeni bir değerlendirme sonucu hasıl olmadığı görüş ve kanaatine varıldığını bildirdikleri görüldü.

Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda, Davacı taraf, 2014 model, Sumitomo markalı ve ... şasi numaralı, ekskavatör için davalı sigorta şirketi ile 20/05/2019 başlangıç tarihli makine kırılması katılım sigorta poliçesi imzalandığını, poliçeye konu ekskavatörün 21/11/2019 tarihinde ... İli, ... Bölgesi, ... üst bölgesinden malzeme yükleme işini bitirdikten sonra stok alanına seyri sırasında makinenin sağa çekme sebebiyle uçurumdan aşağıya yuvarlanarak hasarın meydana geldiğini belirterek, sigorta poliçesi kapsamında hasar bedelinin tazminini talep etmiştir.

Davalı taraf ise, meydana gelen hasarın sigorta poliçesi kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Taraflar arasında imzalanan makine kırılması sigorta poliçesi incelendiğinde, başlangıç tarihi 20/05/2019 bitiş tarihinin 20/052020 olduğu, meydana gelen hasarın 21/11/2019 tarihinde sigorta poliçesinin geçerli olduğu sürede meydana geldiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında sigorta poliçesinin varlığı hususunda ihtilaf olmayıp, ihtilaf ekskavatör de meydana gelen hasarın sigorta poliçesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve davacının davalıdan hasar bedelini talep edip edemeyeceği hususunda toplanmaktadır.

Dosyaya bilirkişilerce sunulan 23/06/2021 tarihli raporda, davacının iş makinesinin önüne ve arkasına kılavuz araç temin etmemesi, gerekli ve yeterli tedbirleri almaması sebebiyle %75 oranında kusurlu olduğu, operatör sürücüsünün ise kazada %25 oranında kusurlu olduğunun kazadan önce iş makinesinin faal olarak çalıştığı ve herhangi bir arızasının olmadığının kabul edilmesi durumunda, ikinci el rayiç bedelinin 55.000 EUR+/-%10 aralığında olabileceği, olay tarihi kurlarından zararın 347.908,00 TL tutarlı olduğu ve sigorta poliçesi ve taraflar arasında sigorta teminat kapsamı gözetildiğinde %100 kıymeti üzerinden teminat sağlandığı herhangi bir muafiyetin söz konusu olmadığı, sigorta kapsamının iş makinesinin şantiye sahasında kullanımı sırasında meydana gelen riskleri içerdiği, karayolun da seyir ve taşınmanın şantiyeler arasında ya da şantiye ile depo arasında gidiş-gelişler de meydana gelen risklerin sigorta teminatına dahil edilmediği, yoldan çıkan iş makinesinin kurtarılma yada kurtarılmasından imkansızlık hususlarının sabit olmadığı bu haliyle davacının davalıdan sigorta tazminatı talep etmesinin mümkün olmayacağını değerlendirir rapor ibraz ettikleri anlaşılmıştır.

Bilirkişilerin 29/11/2021 tarihli ek raporunda ise, davacı lehine tazminatına hükmedilecek olması halinde 10.000 EUR karşılığı, TL tutarında tenzili muafiyet uygulaması gerektiği hususunun poliçede özel şartlarda mevcut olduğunu ve bu tutarın zarardan düşülmesi halinde 45.000 EUR zarar karşılığı, 284.652,00 TL azami tazminatın tespit edildiği, kök rapor sonuç ve kanaatlerinde değişecek bir durum olmadığını bildirdikleri anlaşılmıştır.

Bilirkişi heyetinin 02/06/2022 tarihli ikinci ek raporlarında ise, 18/01/2022 tarihli tutanağın incelenmesinde çalışılan ve kaza olan toplam sahanın , terör bölgesi olması sebebiyle aynı şantiye bütünlüğü içerisinde kalıp kalmadığının tespit edilemediği, sunulan sözleşmeye göre meydana gelen olayın davacı tarafından toplam işler için teslim alınan iş sahası dahilinde meydana geldiği, şantiye bütünlüğü içerisinde meydana gelip gelmediği hususu mahkemenin takdirinde olduğu ve kök raporu değiştirecek yeni bir değerlendirmenin söz konusu olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

Bilirkişi heyetinin 14/07/2023 tarihli raporunda, meydana gelen zararın gerek sigorta ettiren gerekse çalışan bakımından sigorta teminatı kapsamında kaldığını ve toplam zararın 284.652,00 TL olduğu kök raporda belirtildiği gibi davanın sigorta teminatı bakımından muafiyet söz konusu olmadığı ve tamamının sigorta tazminatı olarak ödenmesi gerektiğinin rapor edilmesi karşısında, davacının meydana gelen olay sebebiyle zararın kök raporda belirtildiği üzere 347.908,00-TL olduğu, davacının bu zararında tenzili gereken herhangi bir muafiyet durumunun söz konusu olmadığı, tüm bilirkişi rapor ve ek raporundan anlaşılmakla ve bilirkişi üçüncü ek raporunda meydana gelen zararın sigorta teminatında kaldığının belirtilmesi karşısında, davacının 347.908,00 TL maddi tazminatı kaza tarihi olan 21/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,

  1. Davacının davasının kabulü ile, 347.908,00. TL maddi tazminatın 21/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

  2. Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 23.765,59. TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40. TL harcın mahsubu ile bakiye 23.711,19‬. TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

  3. Davacı tarafından yatırılan 54,40. TL başvurma harcının ve 54,40. TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. Kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 54.186,20. TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

  5. Davacı tarafından sarf edilen toplam 4.341,75. TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

  6. Davalı tarafından yapılan 3.000,00 TL yargılama masrafının kendi üzerine bırakılmasına,

  7. Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

  8. Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/01/2024

Katip Hakim

e-imzalı e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istanbuleur+%tutanak(SözleşmedenhükümKaynaklanan)Tazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim