İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/581 E. 2024/32 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/581
2024/32
16 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/581 Esas
KARAR NO : 2024/32
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/08/2022
KARAR TARİHİ : 16/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili tarafından imzalandığını iddiası ile 02.02.2013 Tarihli ve 05.02.2013 Tarihli Satış Sözleşmeleri'ne ilişkin olarak ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, söz konusu takibe dayanak olan Satış Sözleşmelerinin müvekkilinin eski eşi ... tarafından imzalanmış olduğunu, yetkisi olmaksızın müvekkilinin şahıs şirketi olan ... kaşesi ile söz konusu sözleşmeleri imzalamadığını, müvekkilinin, şahıs şirketi ile ilgili olarak eski eşi ...'a herhangi bir yetki vermediğini, söz konusu takibe dayanak gösterilen satış sözleşmelerinin yetkisiz temsil ve sahte imza ile düzenlendiğini, müvekkili ile eski eşi ...'ın 2014 yılında evlilik birliklerini sonladırdıklarını, icra takibi dolayısıyla müvekkilinın yıllardır mağdur olduğunu, bu süreçte yeni esası ile ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosya ile davalı tarafın açmış olduğu icra takibinin kesinleştiğini, müvekkilinin banka hesabına haciz konulduğunu, müvekkilinin hali hazırda söz konusu icra dosyası ile haciz ve satış tehdidi altında olduğunu, 2004 Sayılı Kanun'un 72. Maddesi gereğince işbu icra takibi ile kesinleşen borcun tamamı bakımından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini, müvekkilinin şahıs şirketi adına temsil yetkisi olmamasına rağmen adeta temsilci sıfatıyla satış sözleşmeleri imzalayan eski eşi ... işbu menfi tespit davasına konu icra takibi veyahut takibe esas satış sözleşmeleri bakımından bizzat sorumlu olduğunu, müvekkilinin söz konusu satış sözleşmelerinin imzalandığı esnada öncesinde de veyahut da bu işlemlerin sonrasında ...'a temsil yetkisine ilişkin olarak herhangi bir vekalet vermediğini, ... borçlanma işlemleri esnasında müvekkilinin şahıs şirketine ait kaşe taklit edilerek söz konusu sözleşmeleri imzaladığını, boşluk doldurma şeklindeki sözleşme tarafı kısmına kendi ismi ile müvekkilinin ismini de eklediğini, söz konusu satış sözleşmelerinin tarafı müvekkilinin olmadığını, icra dosyasına dayanak olan satış sözleşmelerinde müvekkilinin irade beyanı ve kabulünün söz konusu dahi olmadığını, dava sonuna kadar teminat karşılığında paranın davalı alacaklıya ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbire karar verilmesi ile müvekkilinin ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı dosyası kapsamındaki icra takibine dayanak olan 02.02.2013 Tarihli ve 05.02.2013 Tarihli Satış Sözleşmeleri'nden dolayı borçlu olmadığının, ilgili icra takibi bakımından da borçlu olmadığının tespitini,
ilgili icra takip dosyası kapsamında alacaklıya ödenmemek üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkemenin belirleyeceği teminatın yatırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği, süresi içerisinde dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
Davacı asile ait mahkeme kaleminde alınan imza asılları, ... Emniyet müdürlüğü, ... 10. Noterliği, ..., ...Bankasına davacıya ait ıslak imzalarının bulunduğu evrakların dosya arasına alındığı anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için yapılan icra takibinde davacının davalıya borçlu olup olmadığına ilişkin açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkememizce celp edilen ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; davacı/alacaklı ...nin 3.000,00-TL asıl alacak, 810,00-TL geçmiş gün faizi, 3.810,00-TL Toplam Alacak'ın tahsiline ilişkin icra takibine geçtiği görülmüştür.
Senede (belgeye) karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi; “(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir”; “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi; ''(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir” “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;“(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir” şeklinde düzenlemeler içermektedir. Buna göre, 6100 Sayılı HMK'nın 211/a. maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 Sayılı HMK'nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca, inkâr edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan ilgili kişiye ait mukayeseye elverişli yazı ve imzalar temin edildikten sonra sahtelik iddiasına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerekir (Yargıtay HGK'nın 2019/(23)6-128 esas ve 2021/1133 karar sayılı kararı). Mahkememizce de anılan karara istinaden davacının imza incelemesine esas imza örnekleri ilgili kurumlardan celp edilmiş ve dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
"....Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." (Yargıtay 11. HD 2020/5093 E. 2021/5318 K.) Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, bonoda sahtecilik iddiasının mutlak defi olarak herkese karşı sürülebileceği, burada ispat yükünün bonoda imzanın davacıya ait olduğunu iddia eden tarafa ait olacağı açık olup, davalı tarafça, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğu kanıtlanamamıştır. Nitekim Mahkememizin 13/06/2023 tarihli celse ara kararı gereği, dava konusu edilen 02/02/2013 tarihli ve 05/02/2013 tarihli satış sözleşmelerinde yer alan imzaların davacıya ait olup olmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilerek, dosyaya grafolog bilirkişi...'ın sunmuş olduğu 15/10/2023 tarihli raporunda, değerlendirme; inceleme konusu satış sözleşmesi ve cihaz teslim belgesi asıllarında müşteri sıfatıyla atılı bulunan imzalar ile davacının imzalarının yapılan detaylı incelemesinde; imzaların genel görünümü, istiflerin yapılış şekilleri, tersim tarzları, seyirleri, süratleri, alışkanlıkları ve bitim hareketleri yönünden farklılıklar tespit edilmiş olup, bu farklılıklar mukayese tablosunda gösterilmiştir. İnceleme konusunu oluşturan; 1- Satıcısı ... San. Tic. Ltd. Şti., müşterisi ... olan, ... sıra numaralı, 05/02/2013 tarihli, 1.950 TL bedelli Satış Sözleşmesi ve Cihaz Teslim Belgesi'nde, 2 Satıcısı ... Ltd. Şti., müşterisi ... olan, ... sıra numaralı, 02/02/2013 tarihli, 1.750 TL bedelli Satış Sözleşmesi ve Cihaz Teslim Belgesi'nde, Yer alan müşteri sıfatıyla atılı bulunan imzalarla, Davacı ...”a ait imzalarının göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat ve istikamet gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından incelenmiş ve satış sözleşmesi ve cihaz teslim belgelerinde müşteri sıfatıyla atılı bulunan imzalarla mukayese konusu davacı ...'ın imzalarının birbirlerine KIYASEN FARKLI YAPI VE GÖRÜNÜMDE OLMASI nedeniyle Satış Sözleşmesi ve Cihaz Teslim Belgeleri'nde müşteri sıfatıyla atılı bulunan imzaların Davacı ...'ın İMZASI OLMADIĞI, kanaatine varılmış olup, tetkiki biten dava dosyasında yer alan davaya konu satış sözleşmesi ve cihaz teslim belgel ü bulunan imzalar optik aletler (Ultraviyole, Kızılötesi, Beyaz, Mavi vb. ışık) altında incelenmiş olup, kanaatimi bildirir fotoğraflı, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli raporu sunmuş olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davalı ... Ltd. Şti. tarafından davacı tarafça imzalandığını iddiası ile 02.02.2013 Tarihli ve 05.02.2013 Tarihli Satış Sözleşmeleri'ne ilişkin olarak ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, söz konusu takibe dayanak olan Satış Sözleşmelerinde yer alan imzanın davacı tarafça inkar edildiği, mahkememizce yapılan tahkikat sonucunda davacının sözleşmenin tanzim tarihinden önceki tarihlerdeki imzalarının da celp edilmesi sonucunda aldırılan bilirkişi raporunda, atılı imzaların davacı eli ürünü olmadığının tespit edildiği anlaşılmakla, dayanak icra takibinden kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davanın kabulüne,
-
Davacının ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu sözleşme nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
-
Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60. TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70. TL harçtan mahsubu ile bakiye 346,90. TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat iadesine,
-
Davacı tarafından yatırılan 80,70. TL peşin harç ile 80,70. TL başvuru harcından oluşan toplam 161,40. TL bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 2.282,25. TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
-
Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 3.000. TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
-
Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.16/01/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29