SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/546

Karar No

2024/539

Karar Tarihi

10 Ekim 2024

T.C.

İSTANBUL

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/546 Esas

KARAR NO : 2024/539

DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 05/01/2024

KARAR TARİHİ : 10/10/2024

Dava dosyasının İstanbul 12. Tüketici Mahkemesi'nin 01/07/2024 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilen ve Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; diyetisyen müvekkilinin ..., 2017 yılında girdiği Beslenme ve Diyetetik bölümünden 2021 Yılında ...'nin (...) devlet üniversitesi olan ... Fakültesi Beslenme Ve Diyetetik bölümünden şeref öğrecisi olarak diyetisyen ünvanı ile başarıyla mezun olduğunu, lisans eğitimi sırasında bir çok yerde staj yapıp deneyim kazanan müvekkilim, birçok kurum ve hastanede staj yaptığını, 03.10.2022 tarihinde müvekkili ... beslenme ve diyet danışmanlığı merkezini kurarak aynı şehir ve aynı ülkede olmayan danışanlarını yüz yüze ve online diyet hizmeti ile takip etmeye de başladığını, müvekkilinin danışanlarına daha iyi hizmet verebilmek adına ... İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketinden 22.10.2022 tarihli sözleşme imzalayarak, 50.000,00 TL'sı peşinat olmak üzere toplam 115.000,00 TL'sı + KDV bedel ile EMS cihazı satın aldığını, kalan 65.000,00 TL'sı için 05.11.2022 vade tarihli 10.000,00 TL'sı bedelli, 05.12.2022 vade tarihli 10.000,00 TL'sı bedelli, 05.01.2023 vade tarihli 10.000,00 TL'sı bedelli, 05.02.2023 vade tarihli 10.000,00 TL'sı bedelli, 05.03.2023 vade tarihli 10.000,00 TL'sı bedelli ve 05.04.2023 vade tarihli 15.000,00 TL'sı bedelli senet imzaladığını, müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasından önce davalı şirkete peşinat ödemesini yaptığını, taraflar arasında menkul mal satım sözleşmesi 22.10.2022 tarihinde imzalandığını, kalan kısım için taraflar paragrafta belirtilen şekilde senet karşılığı anlaşma yaptığını, ilgili sözleşme ve senet fotokopileri delil dilekçesi ile dosyaya ibraz edileceğini, müvekkilinin sözleşme tarihinde cihazı davalı tarafından teslim alarak kullanmaya başladığını, müvekkili tarafından cihaz çok kısa bir süre kullanıldıktan sonra 06.01.2023 tarihinde cihazın bozulduğunu, garanti süresi kapsamında cihaz, davalı şirket tarafından tamir edilmek üzere 07.01.2023 tarihinde teslim alındığını, ardından cihazın tamir edilerek 22.01.2023 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin cihazı bir gün bile kullanamadan 23.01.2023 tarihinde cihaz tekrardan bozulduğunu, cihazın ikinci kez bozulmasından sonra davalı şirket, davaya konu cihazın garanti süresi içinde tamiri için müvekkilimi 3 ay kadar oyaladığını, davalının bu tutumuna ilişkin davalı şirket ile müvekkili arasındaki whatsapp uygulaması üzerindeki konuşmaları delil dilekçemiz ile dosyaya ibraz edileceğini, müvekkilinin almış olduğu cihazı yaklaşık 3 ay geçmesine rağmen davalı şirket tarafından tamir için alınmamasından dolayı mağdur olduğunu, çok sayıda danışan kaybettiğini, bu sürecin uzamasında danışanlarına iyi bir hizmet veremeyen müvekkilinin davalı şirketin kendisini oyaladığını ve bilerek kendisine ayıplı mal satıldığını anladığını, iyi niyetli davranan müvekkilinin, gelinen noktada maddi ve manevi olarak mağdur olduğundan hukuki süreci başlatmış ve ilgili uyuşmazlık için arabulucuya başvurduğunu, ara buluculuk evraklarının sunulduğunu, diyetisyen müvekkilinin ..., mesleğini ifa edebilmek adına açmış olduğu diyetisyenlik ofisini ve adını çok kısa bir sürede Silivri ve etrafında, İstanbul'da hatta yurt dışında duyurduğunu, bir çok bölgeden danışan kabul eden müvekkilinin, çok kısa bir sürede hem yurt dışından hem yurt içinden bir sürü danışana online ve yüz yüze hizmet vermeye başladığını,..., ..., ... gibi cihazlarla danışanlarına hizmet veren müvekkilinin, danışanları tarafından ne kadar memnun kalındığına dair sosyal medyada bir sürü yorum bulunmadığını, birden fazla danışanına cihazın ayıplı olmasıyla gerekli hizmeti sunamayan müvekkilinin, davalı şirketin sorumsuzluğu karşısında maddi, manevi zarara uğradığını, borçlar kanunun 219. ve devamı maddelerinde ayıptan doğan sorumluluğun şartları ve sonuçları düzenlendiğini, buna göre; Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu olduğunu, ayıptan sorumluluğun mevcut olabilmesi için temel şart, ortada bir ayıp bulunması gerektiğini, satıcının böyle bir şeyi bildirmemiş olsa dahi, beklenen özelliklerin mevcut olmaması halinde ayıp kabul edileceğini, maddi ayıbın bir eşyanın aynı cinsten normal parçalarla karşılaştırıldığında, kendi değerini veya elverişliliğini kaldıran ya da azaltan her türlü kötü nitelikte olduğunu, bu ayıbın sözleşmede yarar ve hasarın alıcıya geçmesi anında satılanda var olması gerektiğini, ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabileceğini, davaya konu EMS cihazı danışanın kullanımında iken birden cihazdan dumanlar çıkarak cihazın bozulduğunu, bu da davaya konu cihazda teknik bir arıza olduğunu ve maddi bir ayıp söz konusu olduğunu gösterdiğini, hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. EMS cihazının bozulmasıyla hem cihazın maddi değeri düşmüştür hem de cihazın kullanılamamasından cihazın beklenen faydaları mevcut arıza ile ortadan kalktığını, müvekkilinin cihazın bozulmasından bu yana davalı tarafından satılan cihazın tamir ettirilmemesinden kaynaklı hala kullanamadığını, ayıp sonucunda söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gerekli olduğunu, bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Davaya konu EMS cihazının kullanılamaz olması bu durumu doğruladığını, alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerektiğini, müvekkilinin davalı şirket ile sözleşme imzalayarak sıfır bir cihaz satın aldığını, davalı şirket tarafından müvekkiline cihazın kusurlu, ayıplı olduğuna dair bir bilgi verilmediğini, müvekkilinin davalı şirketten EMS cihazını satın aldıktan çok kısa bir süre sonra cihaz arızalandığını, davalı şirket tarafından cihaz tamir edilmiş olsa da bir gün sonrasında yine arızalandığını, bu süreç yukarıda tarih verilerek detaylı bir şekilde açıklandığını, davalı şirketin müvekkiline davaya konu ayıplı malı sattığını ve sonrasında müvekkilini oyalayarak müvekkilini mağdur ettiğini, müvekkilinin yaşanan bu durum karşısında hukuki süreci başlattığını, müvekkili adına ayıplı maldan kaynaklanan ürünün davalı tarafa iadesi ile ayıplı malın bedeli olan müvekkilinin ödemiş olduğu 115.000,00 TL'sının satım tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilime ödenmesini talep edeceğini, Ayıplı maldan kaynaklanan ürünün davalı tarafa iadesi ile ayıplı malın bedeli olan müvekkilimin ödemiş olduğu 115.000,00 TL'sının satım tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, satım tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte olmak üzere ayıplı maldan kaynaklanan ürünün davalı tarafa iadesi ile oluşan zararımızın şimdilik 50.000,00 TL'sı maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, satım tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte 50.000,00 TL'sı manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalıya dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş, davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.

... 12. Tüketici Mahkemesi'nin 01/07/2024 tarih ... Esas ve ...Karar sayılı ilamı ile; "1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 114/1c maddesinde mahkemenin görevli olması şeklinde hüküm altına alınan dava şartının yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÜLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

  1. Görevsizlik kararı kesinleştikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasası'nın 20/1. maddesinde belirtilen iki (2) haftalık süre içinde, taraflardan birinin talebi halinde, dava dosyasının davayı bakmaya görevli İSTANBUL ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, yargılama gideri, harç, vekalet ücretleri, gider avansı vb. Hususların 6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi gereğince görevli mahkemece değerlendirilmesine..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, dosyanın Mahkememize tevzi edilmesi üzerine Mahkememiz esasına kayıt edilerek yargılamaya devam olunmuştur.

Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış dosyamız arasına alınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, malın ayıplı çıkması nedeni ile malın iadesi ve ayıp nedeniyle doğan zarara ilişkin tazminat istemine ilişkindir.

... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 01/10/2024 tarihli müzekkere cevabında, davacının 03/10/2022 tarihinden itibaren diyetisyenlik faaliyetinde bulunduğunu, Serbest Meslek Kazancı defterine tabi olduğunun bildirildiği görülmüştür.

... Ticaret Sicil Müdürlüğünün 27/09/2024 tarihli müzekkere cevabında, davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı, sicil kayıtlarına göre ortağı olduğu kollektif, komandit ve limited şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydı da ve komandit şirket kaydı bulunamadığı gibi tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydının da bulunamadığının bildirildiği görülmüştür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).

Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.

Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve... E. ...K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

TTK'nın 5/1.maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olacağı düzenlenmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı düzenlenmiş olup madde metnine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olacağı hüküm altına alınmıştır.

Görevle ilgili değerlendirmenin 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5.maddesindeki düzenlemeler gözetilerek yapılması gerekir. 6102 Sayılı Kanun'un 19.maddesi ''ticari iş karinesi'' başlığını taşımakta olup, bu maddenin 2.fıkrasında yer alan ''Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.'' hükmünün, görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/15-440 esas 2015/1769 karar sayılı ilamı).

Yapılan açıklamalar ışığında somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın satın alınan malın ayıplı olmasından dolayı malın iadesi, ödenen bedelin geri iadesi ve ayıp nedeniyle doğan zararlara ilişkin tazminat isteminden kaynaklandığı, davalı taraf tacir ise de ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabı ekindeki beyannamelerden davacının faaliyetlerinin VUK'nun 177. maddesindeki esnaf faaliyeti sınırını aşmadığının anlaşıldığı, buna göre eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, Mahkememizin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, bu durumda tüketici sıfatını da haiz olmayan davalı ile davacı arasındaki uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak davanın 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve Mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre;

  1. Davanın, Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle 6100 sayılı HMK md. 114/1. c, 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,

  2. Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, belirtilen süre içerisinde taraflarca başvuruda bulunulmadığı takdirde HMK md. 20 uyarınca dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

  3. Harç, vekâlet ücreti, arabuluculuk gideri, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,

  4. Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

  5. Karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,

Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 10/10/2024

Katip

✍e-imzalı

Hakim

✍e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

reddineistanbuldavanınusülden(HizmetKaynaklanan)SözleşmesindenhükümgörevsizliğineTazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim