İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/798 E. 2024/416 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/798
2024/416
9 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/798 Esas
KARAR NO : 2024/416
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/12/2023
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 06/12/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin satış sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağı için ... 29. İcra Dairesi nezdinde başlatılan ... Esas sayılı icra takibine, davalı tarafından 16.05.2022 tarihinde itiraz edildiğini ve icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibe itiraz ve takibin durdurulmasına ilişkin kararın müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki çerçevesinde müvekkili şirket tarafından davacıya muhtelif tarihlerde mal satıldığını ve teslim edildiğini, satılan ve teslim edilen mallara ilişkin toplam 235.086,39-TLtutarındaki (itiraz edilmeyen) fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, takibe dayanak faturaların 2017 yılına ait ve vade tarihi 2017 yılı olmakla birlikte bu süreçte davalı tarafından konkordato talebinde bulunulduğunu, .... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce konkordatonun tasdik edildiğini, yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nce konkordatonun reddine karar verildiğini ve bu kararın Yargıtay tarafından onandığını, davalı şirketin ... 13. İcra Hukuk Mahkemesi ...Esas sayılı dosyasıyla konkordato mühleti talebinde bulunulduğunu, 20.11.2017 tarihli karar ile davalı-borçlu şirkete 3 aylık konkordato mühleti tanındığını, konkordato komiserleri atandığını, müvekkili şirketin 12.01.2018 tarihli dilekçesiyle alacak kaydı yaptığını, 16.02.2018 günü konkordato-alacaklılar toplantısı yapıldığını, %40 iskonto ve 60 ay vadeyle teminatsız konkordato önerisi İİK’da aranan çoğunluğa sahip alacaklılarca kabul edildiğini, müvekkili şirketin kararda çekimser oy kullandığını, teminat gösterilmesinden feragat edilmediğini, konkordato mühleti devam etmekte iken müvekkili şirket ve davalı şirket arasında 23.1.2018 tarihli mutabakat yapılan davalı şirket 500.098,25-TL tutarında cari hesap borcu bulunduğunu kabul edildiğini, konkordato mühleti alındığı dönemde davalının 17.11.2017, 15.12.2017, 17.01.2018 ve 24.01.2018 tarihli ve toplam bedeli 765.000-TL olan çekleri karşılıksız çıktığını, konkordato gereği alacağa %40 iskonto uygulanarak 60 ay vadeyle ödenmesi gerektiğini, bu nedenle müvekkili şirketin cari hesabında öncelikle alacağa %40 indirim (200.000-TL) uygulandığını, davalı şirketçe müvekkili şirkete konkordato şartlarına uygun olarak aylık 5000,98-TL olmak üzere ödeme yapılmaya başlanmışsa da bir müddet sonra ödemelerin kesildiğini, ilk ödemenin 21.5.2018 tarihinde yapıldığını, konkordatonun ilk derece mahkemesince kabulü ve istinaf mahkemesince reddi arasında geçen süreçte alacakta %40 indirim yapılması ve davalı şirketin ödemeleriyle borcun 235.086,39-TL'ye gerilediğini, konkordatonun reddine dair karar 01.02.2022 tarihli ...’de ilan edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketçe icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin alacağının konkordato sürecindeki dava dosyalarıyla alacaklılar toplantısı kayıtlarıyla sabit olduğu ve davalı şirketçe de kabul edildiği halde 235.086,39-TL tutarındaki alacağa haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, huzurda görülen davanın ikamesinden önce arabulucuya başvurulmuşsa da netice alınamadığını, işbu nedenlerle sayın mahkemeye müracaatla itirazın iptali talebinde bulunma zaruretinin hasıl olduğun beyan ederek, davanın kabulü ile itirazın iptaline e takibin devamını, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının usulüne uygun tebliğ edildiği, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
DELİLLER: Bilirkişi raporu, ... Ticaret Odası yazı cevabı, Gelir İdaresi Başkanlığı yazı cevapları, ... 14. ATM ... Esas sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
09/06/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davacı tarafa ait 2017-2018-2019-2022 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapılmıştır. Bu yıllara ait defterlerin tasdik açısından sahibi lehine delil kabiliyeti bulunmamaktadır. Davacı taraf kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 235.086,39 TL alacaklı olduğu görülmüştür. Davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği davaya konu alacağı doğuran faturalar yevmiye defterine kaydedilmiştir." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE: Dava, fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacak nedeni ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, 2017/19-1634 Esas ve 2018/633 Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı takibe yaptığı itirazda, davacı yana borçlu olmadığı savunması ile takibe itiraz etmiş, ancak huzurdaki davada cevap dilekçesi ise sunmamıştır. Bu durumda ispat yükünun davacı yanda olduğu görülmekle, ticari ilişki gereği mal ve ürünlerin teslim edilip edilmediği, mal karşılığı bedelinin ödenip ödenmediği ile bedelin ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/425 K. 2021/440 sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, davacı vekilinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada ihtar edilmiş, aynı hususta davalı yana tebliğ ile ihtarat yapılmış, ancak buna rağmen ticari kayıtları sunulmadığından, davalı yanın ticari kayıtları tebliğ edilen ara karara rağmen sunulmadığından ibrazdan kaçındığı kabul edilmiştir.
Nitekim dosyamıza sunulan 09/06/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; "Davacı tarafa ait 2017-2018-2019-2022 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapılmıştır. Bu yıllara ait defterlerin tasdik açısından sahibi lehine delil kabiliyeti bulunmamaktadır. Davacı taraf kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 235.086,39 TL alacaklı olduğu görülmüştür. Davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği davaya konu alacağı doğuran faturalar yevmiye defterine kaydedildiği," belirtilmiş ve hazırlanan rapora taraflarca itiraz edilmemiştir. Bu kapsamda davacının davasında haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın fatura ve açık hesap alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
- Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KABULÜNE,
Davalının ... 29.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına,
-
İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 235.086,39 TL alacağın %20'si olan 47.017,28 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Alınması gereken 16.058,75 TL peşin harçtan peşin yatırılan 2.839,26 TL harcın mahsubu ile eksik yatırılan 13.219,49 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
-
Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 37.263,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
-
Davacı tarafından yapılan 2.830,26 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 138,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.277,26 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01