İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/899 E. 2024/223 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/899
2024/223
3 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/899 Esas
KARAR NO : 2024/223
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/10/2011
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
İstanbul (Kapatılan) 48. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/409 Esas sayılı dosyasının Mahkememiz ile birleşmesi ile Mahkememiz esasına kaydı yapılan ve Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 19.10.2011 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin elektronik ve bilgisayar sektöründe iş yaptığını ve kaliteli, güvenilir hizmet vererek müşteri zinciri oluşturan saygın bir firma olduğunu, müvekkilinin faaliyet alanlarından birinin de kontaktör ithal edip satış yapmak olduğunu, müvekkilinin ithalatını yaptığı kontaktörlerin ''...'' firmasınca üretildiğini ve davalının da aynı ürünlerin satışını yapan bir firma olduğunu, davalı şirketin piyasada tek olma gayretinden dolayı müvekkilinin ithal edip sattığı ürünlerin taklit olduğunu iddia ettiğini ve haksız rekabet teşkil eden fiiller gerçekleştirdiğini, davalı şirketin bir taraftan resmi kurumları yanıltmaya çalışarak haksız biçimde savcılıklara ve resmi kurumlara şikayet ve ihbarlarda bulunduğunu, bu şikayetleri kullanarak dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde müvekkili firmayı yanlış, yanıltıcı beyanlarla kötülediğini, ticaretine engel olmaya çalıştığını ve elde ettiği ticari sırları haksız kazanç elde etmek amacı ile kullandığını, müvekkilinin sattığı malların taklit olmadığının Fikri sınai haklar mahkemesinden alınan değişik iş raporunda tespit edildiğini, bu tespite rağmen davalının müvekkilini savcılığa şikayet ettiğini, davalının başka bir şikayeti ile ... 4. Sulh Ceza Hakimliğince müvekkili şirkete arama ve el koyma kararı alındığını, itiraz üzerinde bu kararın kaldırıldığını, müvekkili firmanın 24/06/2011 gününden el koyma kararının kaldırıldığı 06/07/2011 tarihine kadar ticari anlamda iflasın eşiğine geldiğini, gelen siparişleri alamadıklarını ve verilen siparişleri teslim edemediklerini, bu nedenlerle haksız rekabetin tesbit ve men'i ile fazlaya ilişkin talep ve haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, davanın kabulü halinde ilamın ulusal gazetelerde masrafı davalıdan alınmak üzere ilanını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu ürünlerin Türkiye'de tek satıcısı ve marka hakkının korunması için yetkili olduğunu, bunun patentinin alındığını, ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine ibraz edilen bilirkişi raporu ile ürünlerin orjinal olup olmadığının tespit edilemediğinin, bilirkişinin bu hususta kesin bir kanaate varması için her iki ürün grubunun da voltaj testine tabi tutulması gerektiğini, bu testin yapılması için davacının dosyaya örnek ürün sunmaktan imtina etmesi üzerine inceleme yapılamadığını, bunun üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılık tarafından alınan bilirkişi raporunda söz konusu ürünlerin orjinal ürünlerle aynı evsafta olduğunu ve paralel ithalat yolu ile ithal edildiğinin bildirildiğini, gümrük müdürlüğüne verilen dilekçe ile davacının yurt dışından ithal ettiği ürünlerin yasal çerçevede ithal edilip edilmediğinin tespiti için yapıldığını, davacı tarafından beyan edilen hususların haksız rekabet oluşturan eylem olmadığını, müvekkili şirket tarafından davacıyı maddi ve manevi zarara uğratacak herhangi bir girişimde bulunulmadığını, bu nedenlerle davacı tarafından talep edilen haksız rekabetin tespiti ve men'i ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER: ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ...D.iş sayılı dosyası, ... CBS'nın ... S sayılı dosyası, ... CBS'nın ... S sayılı dosyası, Bilirkişi incelemesi, tanık beyanları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
30.07.2013 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davalı şirketin ibraz edilen 2011 yılı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, yukarıdaki açıklamalar gereğince, Yüce Mahkemenin kabulü halinde, Davalı şirketin 2011 yılı ticari deftetlerinin HMK. 222, Maddesi uyarınca sahibi lehine delil teşkil ettiği, Davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre; davalı şirketin, davacı şirketten 2011 yılı sonunda 4.392,65 TL alacaklı olduğu Davalı şirketin incelenen ticari defter ve dava dosyasına sunulan faturalarına göre, davalı şirket tarafından davacı şirket adına toplam 2.297.985,90 TL bedelinde fatura düzenlerimiş olduğu, Davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, davacı şirket tarafından davalı şirkete çek ile toplam 2.328.044,33 TL ödeme yapılmış olduğu, ancak davalı şirket kayıtlarında davacı şirket tarafından verileri çeklerden toplam 66.500,00 TL” sinin iade edildiği, diğer bir ifade ile davalı şirket kayıtlarında davacı tarafından yapıları çek ile ödemelerin toplam (2.328.044,33 — 66.500,00 X) 2.261.544,33 TL olduğu, ayrıca 19,12.2011 tarihinde “...” açıklamasıyla 300,00 TL havale ile ödeme yapıldığı netice itibariyle 2012 yılı sonunda toplam (2.261.544,33 * 300,00 X) 2.261.844,33 TL ödeme yapılmış olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
06.11.2015 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Dava ve icra takip dosyası. dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle Yüce Mahkemenin kabulü halinde, Davacının 2009 — 2010 ve 2011 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin tam olduğu, kapanış tasdilerinin olmadığı, ticari defterlerin düzenli, usulüne ve yasaya uygun tutulduğu görülmekle birlikte kapanış tasdiki eksikliği nedeniyle HMK 222. Md. Gereği ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşımadığı, Davalının 2009 — 2010 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin tam olduğu, kapanış tasdilerinin olmadığı, ticari defterlerin düzenli, usulüne ve yasaya uygun tutulduğu görülmekle birlikte kapanış tasdiki eksikliği nedeniyle HMK 222. Md. gereği ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşımadığı, 2011 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin tam olduğundan 2011 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfını taşıdığı, Dayalı şirketin savcılığa davacı aleyhine şikâyet dilekçesi verdiği 05.05. 2010, davacının mallarının toplatıldığı 24.06.2011, el koyma kararının kaldırıldığı 05 ve Gümrük Muhafaza müdürlüğüne şikâyetin yapıldığı 13.07.2011 tarihleri de göz alınarak Davacınırı satışlarındaki düşüşün gerek davalı lehine avantaja dönüşüp dönüşmediği gerekse de bu durumun davalının tutumlarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı açılarından anlamlı bir bağlantı kurulamadığı, davacının 2011 yılındaki satışlarındaki artışın toplam tutarı davalının 2011 yılındaki satışlarındaki düşüşün toplam tutarı ile izah edilemeyecek kadar farklı olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
11.05.2020 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Muhterem İlk Derece Mahkemesi 06.02.2019 tarihli celsede, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/10014 E., 2018/3948 K. sayılı ve 24.05.2018 tarihli Bozma kararına uymuştur. Haksız rekabetin tespitine ilişkin hususun sayın Mahkemenin takdiri içinde kaldığı “usuli müktesep hak kuramı” gözetilerek ve Bilirkişiliğimize verilen görev gereği yapılan incelemeye nazaran haksız rekabetin varlığının sayın Mahkemece benimsendiği durumda; Davacının maddi tazminat talebinin yukarıdaki ilmi içtihat nazara alınarak dosya münderecatındaki deliller ve Yargıtay bozma ilamındaki esaslar dikkate alınarak hesaplanabilmesi, mali verilerin değerlendirilmesi için Bilirkişiliğimizin uzmanlığının dışında olduğu, mali verilerin usulünce değerlendirilebilmesi için heyetimize mali müşavir bilirkişinin eklenmesinin sayın Mahkemenin takdiri içinde kaldığı, Sayın Mahkemece, davacının yukarıdaki ayrıntılı olarak izah edilen şikayetler ve haksız rekabetin varlığının tespitine ilişkin Yargıtay bozma ilamındaki ayrıntılı anlatım nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğine kanaat getirilmesi halinde manevi zarar giderimi talebinin ve hükmün gazetede ilanı talebinin tamamen yüce Mahkemenin takdirine muntazır bulunduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
26.01.2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle: "Dosyadaki 02.11.2015 tarihli raporu düzenleyen heyet tarafından İncelenen davacı şirkete ait 2009-2010-2011 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, bu nedenle davacı yana ait 2009-2010-2011 yıllarına ait ticari defterlerin usulüne uygun tasdik edilmediği ve kendi lehine delil olma özelliği taşımadığı kanaatine varıldığı, Dosyadaki 02.11.2015 tarihli raporu düzenleyen heyet tarafından İncelenen davalı şirkete ait 2009-2010 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, yevmiye ve Envanter defterinin yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı davalı şirketin 2009-2010 yılların ait ticari defterinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tasdik ettirilmediği ve kendi lehine delil olma özelliğini taşımadığı, 2011 yılı ticari defterlerinin açılış ve yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yasal süresinde olduğu, davacının 2011 yılına ait ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tasdik ettirildiği ve kendi lehine delil olma vasfını taşıdığı kanaatine ulaşıldığı, Yukarıdaki tabloda görüleceği üzere davalının 2009 yılı satışları 917.273,08 TL olup 6 417,38 oranında artışla 2010 yılı satışları 4.754.836,41 TL * ye ulaşmıştır. 2010 yılı satışları 4.745.836,41 TL olup 9611,31 artışla 2011 yılı satışları 5.282.794,56 TL' ye ulaşmıştır. Davacı şirketi larının Yukarıdaki İ ı ılan hesaplamalarda ; 2011 yılı satışları, 2010 yılına göre 356.069,54 TL azalmıştır. Şirketin ışları ki lolardaki karşılaştırmalı yapı hesaplamalarda : 2011 yılı satışları, 2010 yılı satışlarına göre 536.958,15 TL artış göstermiştir. Davacı şirket 2011 yılı satışlarının 2010 yılı satışlarına göre 356.069,54 TL azalmış olup, satış azalışlarının sektör kar marjları hususu uzmanlık alanım dışında olduğundan bu konuda uzman bir sektör bilirkişisi tarafımdan tespit edilip, davacı şirketin haksız rekabetten kaynaklanan zararının belirlenebileceği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
30.10.2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; Davacının davalının yapmış olduğu arama ve el koyma kararı ve ihbar etmeleri sonucunda davacı şirketin satışlarında eksilme olduğu tespit edilmiştir. Takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere seçenekli olarak davacının talep edebileceği alacak aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır. 1. Seçenek: Dava konusu ürünlerin, toplam satış içindeki payının azalışı dikkate alındığında 2011 toplam cironun bir önceki yıla göre artmadığı gibi %11 oranında azaldığı tespit edilmiş olup %11 azalışın tutarsal değerinin 588.228,73 TL olduğu, 2011 yılı brüt satış karlılığının %15 olduğu bu durumda davacının talep edilebilir alacağının 88.234,31 TL olacağı (588.228,73 TL x %15 = 88.234,31 TL) değerlendirilmiştir. 2. Seçenek Davacının toplam cirosu esas alındığında 2010 yılında bir önceki yıla göre cirosununda %49 artışa karşın 2011 yılında bir önceki yıla göre %25 artış olması ciroda artışın aynı oranda olmadığı % 24 oranında daha az artış olduğu görüldüğü, %24 oranındaki azalışın tutarsal değerinin 810.352,28 TL olduğu, 2011 yılı brüt satış karlılığının %15 olduğu bu durumda davacının talep edilebilir alacağının 121.552,84 TL olacağı (810.352,28 TL x %15 = 121.552,84 TL) değerlendirilmiştir. 3. Seçenek Dava konusu ürünlerin yıl bazında kendi içindeki azalışı esas alındığında 2010 yılında bir önceki yıla göre dava konusu ürünlerin cirosununda %244 artışa karşın 2011 yılında bir önceki yıla göre %41 oranında azalış olması ciroda % 290 oranında daha az artış olduğu görüldüğü, %290 oranındaki azalışın tutarsal değerinin 2.499.508,45 TL olduğu, 2011 yılı brüt satış karlılığının %15 olduğu bu durumda davacının talep edilebilir alacağının 374.926,27 TL olacağı (2.499.508,45 TL x %15 = 374.926,27 TL) değerlendirilmiştir. 4. Seçenek Dava konusu ürünlerin 24.06.2011 tarihinden sonra kendi içindeki azalışı esas alındığında 2010 yılında bir önceki yıla göre dava konusu ürünlerin cirosunda %49 artışa karşın 2011 yılında bir önceki yıla göre %10 oranında azalış olması ciroda %60 oranında daha az artış olduğu görüldüğü, %60 oranındaki azalışın tutarsal değerinin 226.314,63 TL olduğu, 2011 yılı brüt satış karlılığının %15 olduğu bu durumda davacının talep edilebilir alacağının 33.947,19 TL olacağı (226.314,63 TL x %15 = 33.947,19 TL) değerlendirilmiştir." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
36.09.2013 tarihli talimat dosyası duruşmasında dinlenen Tanık ... özetle; "Ben asansör kumanda panosu üretimi işi yapmaktayım, bunun için gerekli olan elektrik ve elektronik malzemesi kullanıyoruz, bu elektrik ve elektronik malzemelerin bir kısmını davacı ... şirketinden bir kısmını ise ... şirketinden almaktayım, ... firması yurt dışında yani ...' de bulunan ... isimli bir firmanın distribütörlüğünü yapmaktadır. Ben bu firma ile alış veriş yaparken fiyatların yüksek olması nedeniyle, davacı ... elektronik firmasından aynı ürünü talep ettim, ...Elektronik firması daha uygun fiyatla istemiş olduğum malzemelerin orjinallerini aldım, ... firması aracılık yaparak aldığım ürünlerde orjinal idi ancak...firmasından daha uygun fiyata aynı orjinal ürünü aldım, ... firması ile telefon görüşmesi yaptık, bu görüşmede bana ... firmasının getirtmiş olduğu ürünlerin sahte olduğu söylendi, ancak benim ...firmasından aldığım ürünler kesinlikle sahte değildi, çünkü ben bu ürünleri imalatımda kullandım, kullandığım malzemelerin üzerinden 4 yıl kadar zaman geçmiştir, hiçbir problem çıkmadı ve şikayet gelmedi, o dönemde ... firması ... firmasının sahte ürün getirip sattığı yönünde piyasaya haksız şekilde duyum ortaya attığına şahit oldum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
BOZMA:
Mahkememizin 06/04/2016 tarih ve 2014/371 Esas 2016/303 sayılı kararı Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarih ve 2016/10014 Esas 2018/3948 Karar sayılı ilamıyla bozularak Mahkememiz esasına kaydının yapıldığı görüldü.
GEREKÇE: Dava davacının ithalini yaptığı ürünlerin davalı tarafından haksız rekabet teşkil edecek şekilde satılması dolayısı ile davacının uğradığı maddi manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir.
Yapılan yargılamada; davacı şirketin elektronik ve bilgisayar sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğu ve faaliyet alanlarından birinin kaliteli kontaktör ithal edip satışını yapmak olduğu, davacı şirketin ithalini yaptığı kontaktörlerin '...'' şirketince üretilmekte ve satışa sunulmakta olduğu, davalının da aynı ürünlerin satışını yapan bir şirket olduğu ve davalı tarafından ... Fikri ve sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin... D.iş sayılı dosyasından davacının satışını yapmış olduğu ürünlerin incelemesi yapılmış ve alınan bilirkişi raporunda ürünlerin orjinal olduğu tespit edilmiştir. Davalının şikayeti nedeni ile ... CBS'nın ... ve ... CBS'nın ... sayılı dosyalarında da davacının sattığı ürünler ile ilgili şikayetler yapılmış ve davalı ayrıca 13/07/2011 tarihinde Gümrük Muhafaza Başmüdürlüğüne de ihbarda bulunarak davacıyı şikayet etmiştir. Davalı, ... şirketinin Türkiye'de tek yetkili satıcılığını 2011 yılında almış olup davalının tek satıcısı olduğu bu ürünlerin ... şirketi adına Türk Patent Enstitüsünde ... numaralı marka tescili ile 08/04/2005 tarihi itibari ile koruma altında olduğu ve ülkemizde son dönemde taklit ürün satışının artmış olması sebebi ile üretici firmanın da bilgisi ve talebi ile sözkonusu ... markalı ürünlerin Türkiye'de taklitlerine karşı davalı şirket tarafından bir mücadele başlatıldığı ve bu kapsamda davacının da içinde olduğu bazı şirketler hakkında mahkemelere müracaat edildiği ve bunun sonucunda davacı işyerinde çok sayıda ... markalı ürünlerin tespit edildiği, bu tespit edilen ürünlerin bilirkişi raporuna göre orijinalleri ile görsel olarak benzeştiği, her iki ürün arasında kutularında yazan voltaj farklılığı ve kutularında kullanma kılavuzunun bulunup bulunmaması açısından farklılıklar olduğunun tespit edildiği ancak kesin bir kanaate ulaşmak için her iki ürün grubunun da voltaj testine tabi tutulması gerektiği ancak davacı işyerinde yapılan bilirkişi incelemesi sırasında davacının ürün örneklerini dosyaya sunmaktan imtina etmesi sebebi ile inceleme yapılamadığı ve sürecin bu şekilde devam ettiği, davacının iş yerinde yapılan aramada 36 farklı çeşitte toplam ... adet ... markalı ürün tespit edildiği, ve bilirkişi incelemesi sonucu söz konusu ürünlerin orijinal ürünler ile aynı evsafta olduğu ve paralel ithalat yöntemi ile ithal edildiği anlaşılmış ve daha sonra davacının talebi ile el konulmanın kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 06/04/2016 tarih, 2014/371 Esas ve 2016/303 Esas sayılı dosyasında; "...davacının satışlarının düşmesi ile davalının yasal başvuruları arasında bir illiyet bağı kurulamadığı, bazı dönemlerde düşmenin aksine yükselme olduğu, bu nedenle davacının iddialarının ispatlanamadığı ve davanın reddine," karar verildiği görülmüştür.
Verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarih ve 2016/10014 Esas 2018/3948 Karar sayılı kararı ile; "Dava, haksız rekabetin tesbiti ve men'i, maddi ve manevi tazminatın tahsili, hükmün ilanı istemlerine ilişkin olup, davalının, davacının ithal edip sattığı ürünlerin sahte olduğunu iddia ederek haksız şikayet ve ihbarlarla haksız rekabette bulunduğu, davacıyı kötüleyerek zarara uğrattığı ileri sürülmüştür. Davalı tarafından önce delil tespiti talebinde bulunulmuş, davacının iş yerindeki ürünler üzerinde inceleme yapılarak getirilen orijinal contactorlarla tespit mahallindekilerin birebir uygunluk gösterdikleri, ancak kesin bir sonuca varılabilmesi için her iki grup ürünün sökülerek uzmanınca incelenmesi voltaj testlerine tabi tutulması gerektiği yönünde rapor ibraz edilmiştir. Davalı tarafça ... Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet üzerine haksız rekabet nedeniyle davacı şirket yetkilisi hakkında kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda atılı suçun sabit olmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği, yine davalı tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet üzerine yapılan soruşturma sırasında ... 4. Sulh Ceza Mahkemesince verilen arama el koyma kararı ile şikayete konu ürünlerden numune alındığı, kalanının davacı şirket yetkilisine yedi emin olarak teslim edildiği, ...adına tescilli markayı taşıyan davacı ürünlerinin yurt dışından paralel ithalat yoluyla ithal edilen orijinal ürünler olduklarına dair bilirkişi raporu alındığı, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın itirazın reddedilmesi üzerine kesinleştiği anlaşılmıştır. Davalı yanca ayrıca Vergi Dairesi ve Gümrük Müdürlüğüne de çeşitli ihbarlarda bulunulmuştur. Böylece açıklanan gelişmeler nazara alındığında davalı tarafından yapılan şikayetler üzerine davacı ürünlerine el konularak davacı temsilcisine yediemin olarak bırakıldığı, şikayet ve ihbarlar sonucunda davalının haksız çıktığı, yapılan suç duyurusu, mahkeme başvuruları ve ihbarların iyiniyetli olmadığı, dürüstlük kurallarına aykırı bulunduğu, yapılan şikayet ve başvuruların taşkın hak kullanımı olduğu, davalının hukuki çekişmenin çözümü için uygun davalar açma imkanı olduğu halde kullanmayıp karşı tarafın ticari faaliyetlerini şikayet, arama, elkoyma istemleri ile şaibe altında bırakmasının haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte dinlenen bir kısım tanıklar, davalı temsilcilerinin davacı ürünlerinin sahte olduğunu, toplatılmasına karar verildiğini söylediklerini ifade etmiş olup davacıya verilen siparişlerin iptal edildiği, böylece davacının zarara uğratıldığı da anlaşılmaktadır. Bu suretle davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği, davacının az ya da çok zarara uğradığı kabul edilip meydana gelen zararın tazmini yoluna gidilmesi, miktarının belirlenememesi halinde dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. nın 42. maddesi gereğince hakim tarafından belirlenecek uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği," gerekçesiyle bozulmuştur.
Yargıtay bozma ilamından da anlaşılacağı üzere davalının eylemleri haksız rekabet teşkil ettiği ve tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda dava dosyası, davalı eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun ve davacının zarar uğradığının tespit edildiği, bu kapsamda bozma sonrası hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporu dava konusu uyuşmazlığı aydınlatmakta yeterli olmadığı görülmekle; davalının haksız rekabet eylemlerinin başladığı tarih itibariyle, tespit edilebiliyorsa davacının uğradığı zararın tespiti, tespit edilemiyorsa davacının dava konusu ürünlerin satışının yapıldığı faturalar dikkate alınarak, davacının 2010 ve 2011 yıllarında dava konusu üründen kaç adet ve hangi miktarda sattığı belirtilerek, bu hususta gerekmesi halinde yerinde inceleme yetkisi de verilerek kıyaslanması yoluyla belirleme yapılması için bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Heyet raporundan da anlaşılacağı üzere; davacı şirketin 2009-2010-2011 yılları kapanış tasdilerinin olmaması nedeniyle, usul yönünden lehine delil niteliği taşımadığı, aynı şekilde davalı şirketin 2009-2010 yılları kapanış tasdilerinin olmaması nedeniyle, usul yönünden davalı ticari defterlerinin de lehine delil niteliği taşımadığı, ancak davalı şirketin 2011 yılı kapanış tasdiklerinin de zamanında yapılması nedeniyle 2011 yılı için defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, bozma ilamında davalının haksız rekabet eylemlerinin başladığı tarih itibariyle, tespit edilebiliyorsa davacının uğradığı zararın tespiti, tespit edilemiyorsa davacının dava konusu ürünlerin satışının yapıldığı faturalar dikkate alınarak, davacının 2010 ve 2011 yıllarında dava konusu üründen kaç adet ve hangi miktarda sattığı belirtilerek, kıyas yoluyla belirleme yapılması istenmiştir. Ancak davacı tarafın defter ve belgelere ulaşamaması ve ibrazı istenen belgeleri temin edememesi nedeniyle miktar yönünden bir hesaplama yapılamadığı, belirtilmiştir.
Bilirkişi heyet raporunda doğrudan bir hesaplama yapılamamakla birlikte alternatifli hesaplamaların yapıldığı ve takdirin Mahkememize bırakıldığı görülmüştür. Davalı eylemlerinin haksız rekabet kapsamında kaldığı tartışmasızdır.
Bilirkişi heyeti tarafından seçenekli olarak belirlenen tazminatların davalının hukuki başvuru hakkını kötüye kullandığı, doğrudan davacının marka hakkını ve şirketi kötüleyici işlemler olarak yapıldığı, davacının sahte ürünler sattığı yönündeki piyasa algısı nedeniyle de davacının satışlarının düştüğü ve bu hususta tanık anlatımları olduğu da görülmüştür. Dolayısıyla davacı firmadan ürün satın almak isteyen müşteriler sahte olduklarını düşündükleri ürünün davalı firmada satılması nedeniyle davacıya ait ürünü almaktan vazgeçmiş oldukları, öte yandan davacı ürünler yönünden kar elde edilmesine yönelik koyduğu sermaye, mal üretim, satış ve pazarlama ağı, buna göre istihdam edeceği personel sayısı, ürünün piyasadaki rakipleri nedeniyle gerekli satış rakamlarına ulaşamaması, hakkında yapılan haksız şikayetler ile mücadele kapsamında tespitler yaptırması, bu tespitlere belirli bir zaman ve maddi yönden harcamalar yapması hususları bir arada değerlendirildiğinde maddi tazminat miktarı BK hükümlerine göre takdir edilmesi gerekmiştir.
Davacının talep ettiği 100.000,00 TL'nin günün ekonomik koşulları, tarafların ekonomik durumları kapsamına göre kabule şayan makul bir bedel olduğu anlaşılmış, bu anlamda heyet raporunun 2 nolu seçeneğininde de belirtildiği üzere en az bu miktar kadar tazminata hükmetmenin hakkaniyete uygun olacağı, kişilerin ve şirketlerin saygınlık hakkın korunması kapsamında mahkemece takdir edilecek tazminat ihlal edeni özendirir nitelikte olmaması ve önleme fonksiyonunu da sağlaması gerektiğinden hakkaniyet ilkelerine göre maddi tazminat miktarı belirlenmiştir.
Mahkememizce 818 sayılı BK. nın 42. maddesi gereğince uyarınca uğranılan zararın miktarı tespit edilirken ayrıca hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler şeklindeki genel düzenlemeler gözetilmiş ve bu kapsamda davalı tarafın davacı ile aynı ürünleri sattığı ve benzer faaliyetlerde bulunduğu, davalının haksız fiili bilerek ve isteyerek ortaya çıkardığı, aynı alanda faaliyet gösteren davalının yaptığı işlemler ile kar marjının da artırdığı ve davalının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği hususları da dikkate alınarak belirleme yapılmıştır.
Davacı manevi tazminat da talep etmiş olup, davalının manevi eylemi davacının marka ve isim hakkına tecavüz olarak kabul edildiğinden, eylemin işleyiş biçimi, haksız eylem nedeniyle davacının doğrudan zarar gördüğü, davalının eyleminin ticaret hayatı içerisinde doğrudan yapıldığı ve davacının iş ilişkisi içinde olduğu kişilere bizzat iletildiği hususları da gözetilerek ayrıca davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp ve zarar durumu dikkate alınmak sureti ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunması hakkaniyete uygun bulunmuştur. Haksız fiil tarihi olarak el koyma kararı olan 24.06.2011 tarihi olarak belirlenmiş ve faiz hususunda da bu tarih dikkate alınması gerekmiştir.
Davacının Mahkeme ilamının ulusal gazetelerde yayımlanması talebinin ise bu yargılamanın konusu olmadığından ise reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
- Davanın maddi tazminat yönünden KABULÜNE,
Davalının haksız rekabet eylemleri nedeni ile somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre hesaplanan 100.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 24/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
- Davanın manevi tazminat yönünden KISMEN KABULÜNE,
Davalının haksız rekabet eylemleri nedeni ile somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre hesaplanan 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 24/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
- Mahkeme ilamının ulusal gazetelerde yayımlanması talebinin bu yargılamanın konusu olmadığından REDDİNE,
MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
-
Alınması gereken 6.831,00 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 1.707,75 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 5.123,25 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye İrad Kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 1.707,75 TL peşin harcın davalıdan tahsili davacı tarafa verilmesine,
-
Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
-
Alınması gereken 3.415,50 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 2.747,25 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 668,25 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye İrad Kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 2.747,25 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
10-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
11-Davalı tarafından yapılan 110,00 TL yargılama giderinin hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 55,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalı tarafına verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
12-Davacı tarafından yapılan 18,40 TL başvuru harcı, 2,90 TL vekalet harcı, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 717,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 12.738,50 TL yargılama giderinin hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 6.369,25 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
13-Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek temyiz dilekçesi ile Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49