İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/215 E. 2023/1102 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2020/215
2023/1102
26 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/215 Esas
KARAR NO : 2023/1102
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 24/03/2020
KARAR TARİHİ : 26/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davalı şirkete ... nolu ZMSS (Trafik) sigorta poliçesiyle sigortalı ve ...'nin işleteni ve maliki olduğu ... plakalı aracın ... yönetimindeyken 06.03.2019 günü ... yolu üzerinde Seyrantepe yönüne seyrederken Eğitim Araştırma Hastanesine 300 m kala sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu davacının ağır şekilde yaralandığını, ... Eğitim Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunun ... tarih ve ... 'no.lu raporuna göre müvekkilinin beden gücü kayıp oranının % 27 olarak belirlendiğini, müvekkilinin 17.02.1994 doğumlu olup kaza tarihinde uzman çavuş olarak çalıştığını, kaza tarihinde aylık gelirinin brüt 6.943,44 TL ve net 4.691,22 TL olduğunu, ayrıca aylık 2000,00 TL ek ödenek de aldığını, kaza sonucu müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü, 6 ay boyunca çalışamadığını, bu sürede 5.910,00 TL tedavi masrafı olduğunu, kazaya neden olan ... plakalı aracın ... vadeli ... nollu poliçeyle davalı şirkete ZMS sigortalı olduğunu, maddi tazminat ve tedavi masraflarının ödenmesi için 24.06.2019 tarihinde davalı şirkete başvurulduğunu, davalı şirketin ... nolu hasar dosyasının oluşturulduğunu, ancak başvurudan olumlu sonuç alınamadığını, bu sürede arabuluculuk görüşmelerine davalının katılmadığını, sonuç olarak anlaşma sağlanamadığını, dava açmak zorunda kaldıklarını ve şimdilik 20.000 TL maddi tazminatın 24.06.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte limit dahilinde davalıdan tahsiline, 5.910,00 TL tedavi masraflarının da temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davanın zamanaşımından reddini istediklerini, davanın açılabilmesi için sigorta şirketine başvuru şartı olduğunu, ancak davacının gerekli belgelerle başvurmadığını, bu nedenle başvuru şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, poliçe genel şartlarında sürekli sakatlık için başvuru sırasında Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun sunulması gerektiğini, ancak başvuru sahibinin bu belgeyle başvurmadığını, herhangi bir sağlık kurulu raporu almaksızın başvurduğunu, bu nedenle davacının zararının belirlenemediğini, uygun rapor sunulması halinde müvekkili şirketin davacının varsa zararlarını giderme imkanı varken dava açılmasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını ve usul ekonomisine de aykırı olduğunu, davacının KZMMS genel şartları hükümlerine uygun şekilde başvuru yapması gerektiğini, genel şartların amacının sigorta kuruluşunun dava açılmadan sulh olabilmesini sağlamak olduğunu, davacının eksik evrakla başvuru yapması nedeniyle rapor eksikliğinin ara kararla tamamlatılıp hesaplama yapılamayacağını, davacının ayrıca başvuru dilekçesinde vukuatlı adli nüfus kaydını bildirmediğini, davacının eksik evrakları tamamlamadan dava açtığını, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, davalı şirketin ZMSS poliçesi ile sağlanan ... plakalı aracın 06.03.2019 tarihinde işletilmesi sırasında davacının yaralandığını, kusur oranında zararın giderilebileceğini, araç sürücüsünün şerit izleme kurallarına uymadığından % 100 oranında kusurlu olduğunu, davacının araç içinde yolcu konumunda olduğunu, sürücünün kural ihlali yapmasına engel olmadığı için kusura katıldığını, bu nedenle başvurunun reddedilmesi gerektiğini, davacının bulunduğu araç ticari olmadığından taşımanın hatır taşıması olduğunu, Yargıtay kararlarına göre kusura katılım nedeniyle zarardan indirim yapılması gerektiğini, davacının zarara katılması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve sair zarar taleplerinde bulunduğunu, aracın poliçesinin 20.11.2018/2019 vadeli olduğunu, bu sürede 14.05.2015 tarihinde yayınlanan ZMSS poliçesi genel şartlarına tabi olduğunu, buna göre geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan ettiğini ancak kısmi dava açıldığını, buna göre karar verilmesi gerektiğini, temerrüde düşmediklerini, başvurudan itibaren 8 gün sonrası olan 05.07.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, yasal faiz işletilebileceğini, Yargıtay kararlarının bu yönde davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış ATK raporları, bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, 06/03/2019 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazasında kazaya karışan aracın kusur durumu, kazada yaralanan davacıda geçici veya sürekli iş gücü kaybı olup olmadığı, kazada yaralanan davacının malul olup olmadığı, maluliyet oranı ve tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı, davalının sorumlu olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.
Tarafların bildirmiş oldukları deliller toplandıktan sonra davacının meydana gelen kaza nedeniyle maluliyetinin olup olmadığı, var ise oranının belirlenmesi için dosyamız İstanbul ATK'ya gönderilmiş, İstanbul ATK 2 İhtisas Dairesi'nce düzenlenen ...17/02/1994 doğumlu, ...’in 06/03/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla;
-
Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,
-
İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18(onsekiz) aya kadar uzayabileceği" belirtilmiştir.
Maluliyet raporunun alınmasının ardından dosyamız, meydana gelen kazada tarafların kusur durumu ve belirlenecek kusur durumuna göre davacının maddi tazminat talep etme hakının bulunup bulunmadığı, bulunmaktaysa miktarının hesaplanması için kusur ve aktüer bilirkişilerine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 21/07/2023 tarihli raporda özetle;
"... Dava konusu olayda sürücü ..., yönetimindeki 1997 model aracıyla seyrederken aracının hızını yol, hava ve trafik şartlarına göre ayarlamamış, tedbirsiz ve dikkatsiz araç kullanmış, havadan, yoldan, trafikten veya araçtan kaynaklanan herhangi bir olumsuzluk olmamasına rağmen aracını şeridinde tutamamış, sağ taraftan yol dışı olmuş ve aracının devrilmesine neden olmuştur. Bu nedenle olayda sürücü ... % 100 oranında tamamen kusurludur.
Olayda başka kişi veya kuruluşlara yüklenebilecek bir kusur oranı mevcut değildir.
Davacı yolcu ... ise araçta yolcu olduğundan ve kazanın oluşunu ve olayda yaralanmasını önlemek bakımından alabileceği bir tedbir olmadığından ve kazanın vahameti dikkate alındığında yaralanmaması mümkün olmadığından olayda kendisine yüklenebilecek bir müterafik kusur oranı mevcut değildir.
TAZMİNAT YÖNÜNDEN İNCELEME VE KANAAT
1)DAVACININ GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK DÖNEMİNDEKİ MADDİ ZARARI
a)Adli Tıp Kurumu tarafından davacının iyileşmelgeçici iş göremezlik) süresinin 18 ay olduğu belirlenmiştir.
Dava dilekçesinde ise davacının 6 ay süre ile çalışamadığı beyan edilmiştir. Bu durum çelişkili olup,
Dava dosyasında davacının bağlı bulunduğu kurum tarafından düzenlenmiş ne kadar süre çalışamadığı yönünde bir belge bulunmamaktadır.
b)Dosyada mevcut belgelere göre davacının Milli Savunma Bakanlığına tabi memur olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2016/4165 ile 2015/15669 E. sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere; Devlet memuru olarak çalışan davacı iyileşme süresinde çalışmaksızın normal maaşlarını tam olarak aldığından bu dönemde maaşlardan dolayı bir zararı söz konusu değildir.
Bunun dışında da davacının bu dönemde normal maaş dışında elde ettiği ek kazançları olup olmadığı ve bunlardan mahrum kaldığına dair çalıştığı işyeri tarafından verilmiş bir belge bulunmamaktadır. Bu durumda;
Nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Devlet memuru olan davacının istirahat süresince herhangi bir efor sarf etmeksizin normal maaşları tam ödendiğinden ve bunun dışında bir zararı olduğunu gösterir bir belge bulunmadığından, davacının geçici iş göremezlik dönemi için talep edilebilir zararı belirlenememiştir.
Davacı tarafça davacının istirahat döneminde normal maaşlarını almadığını ve davacının bu dönemde zarara uğradığını ispata yarar belge ibraz halinde ise; söz konusu kayıpları gösterir belgeler ile davacının istirahat döneminde elde ettiği bordroların celbi halinde bu dönem için zarar hesabı yapılması mümkündür.
2)DAVACININ SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK(MALULİYET) DURUMU
a)Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairesinin bu konudaki emsal kararlarında özetle; Maluliyete ilişkin alınacak raporlarda "... kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir....." demektedir.
Adli Tıp Kurumu tarafından 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenen raporda davacının özür oranı 960 olarak belirlenmiştir. Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenen raporlar aynı sonucu vermektedir.
Bu durumda bu olay sonucu maluliyeti bulunmayan davacı bakımından sürekli iş gücü kaybı nedeniyle zarar hesabı yapma imkanı bulunmamaktadır.
3)TEDAVİ GİDERİ TALEBİ
Davacı bu olay sonucu yaptığı tedavi giderlerini gösterir belgeler ibraz etmiştir. Öncelikle ibraz edilen tedavi giderleri okunaklı değildir. Diğer yandan;
Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2015/15835 E ve 04.10.2018 tarihli kararında özetle; "..Sosyal Güvenlik Kurumu'nun tedavi giderlerinden Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki sorumluluğuna dair hüküm Danıştay 10. Dairesinin 05.10.2010 tarih, ... Esas, 2010/7354 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan raporda bilirkişi tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğu yönünden SUT kapsamında değerlendirmeye gidilmesi de doğru değildir. Mahkemece tedavi giderlerine dair faturaların hizmet ile uyumlu ve gerekli olup olmadığı konusunda SUT kapsamında bir değerlendirme yapılmaksızın kaza ile illyet bağı bulunan ve 6111 Sayılı Kanun kapsamında kalan tüm belgeli tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olacağı dikkate alınması gerekmekte iken bunun gözetilmemesi yerinde değildir......" demektedir. Bu durumda;
Davacı tarafından ibraz edilen tedavi giderlerinin belgeli olması dikkate alındığında Yargıtay kararına göre belgesi ibraz edilen tedavi giderinin tamamından SGK sorumlu olacağından ve işbu davada SGK davalı olmadığından davalıların ibraz edilen tedavi giderlerinden bir sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
Bu hususlara ilişkin takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davacının tedavi gideri talebinde ısrarlı olması halinde, ibraz edilen belgelerin olaya uygun olup olmadığı, bu giderlerden SGK'nın sorumluluğunun bulunup bulunmayacağının, davalının sorumluluk tutarı ve kapsamının belirlenmesi Hekim bilirkişin(Sağlık Uzmanı) uzmanlık alanına girdiğinden bu hususta ayrıca Hekim Bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekmektedir.
SONUÇ:
Yukarıda açıklandığı üzere 06.03.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında;
-
Dava konusu olayda ... plakalı otomobilin sürücüsü ...'nın % 100 oranında tamamen kusurlu olduğu,
-
Davacı yolcu ...'e yüklenebilecek bir müterafik kusur oranının olmadığı,
-
Olayda başka kişi veya kuruluşlara yüklenebilecek bir kusur oranının olmadığı,
4.Davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ...'in;
a)Devlet memuru olan davacının istirahatli olarak çalışmadığı dönemde çalıştığı kurum tarafından her hangi bir efor sarf etmeksizin normal maaşları tam ödendiğinden ve bunun dışında başkaca bir zararı olduğunu gösterir bir belge bulunmadığından, davacının geçici iş göremezlik dönemi için talep edilebilir zararının belirlenemediği,
b)Adli Tıp Kurumu tarafından davacının bu olay nedeniyle malul kalmadığı belirlenmiş olduğundan davacının sürekli iş gücü kaybı nedeniyle maddi zararının belirlenemediği" yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Mahkememizin 05/12/2023 tarihli ara kararı ile "Mahkememizin 03/10/2023 tarihli ara kararı doğrultusunda belgelendirilemeyen tedavi gideri talebi yönünden varsa miktarının tespiti amacıyla rapor tanzimi için dosyanın Hekim bilirkişiye tevdine, ara kararda belirtilen 3.500,00-TL ücretini yatırmak üzere davacı vekiline yeniden 2 haftalık kesin süre verilmesine, belirtilen sürede bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut delil durumuna göre değerlendirileceğinin ihtarına " karar verildiği ve davacı vekiline ihtar edildiği, verilen kesin süre içinde ücretin yatırılmadığı görülmüştür.
Bu doğrultuda yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; İstanbul ATK'dan alınan maluliyet raporu ile kusur ve aktüer raporlarının dosya kapsamına uygun, hükme esas almaya elverişli nitelikte düzenlenmiş olduğu, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacı yolcuya yüklenebilecek bir müterafik kusur oranı bulunmamakta ise de dava konusu kaza nedeniyle davacının sürekli maluliyetinin oluşmadığı, bu nedenle sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin yerinde olmadığı, devlet memuru olan davacının istirahatli olarak çalışmadığı dönemde çalıştığı kurum tarafından her hangi bir efor sarf etmeksizin normal maaşları tam ödendiğinden ve bunun dışında başkaca bir zararı olduğunu gösterir bir belge bulunmadığından, davacının geçici iş göremezlik dönemi için de talep edilebilir zararının belirlenemediği, belgelendilen tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğu, belgelendirilemeyen tedavi giderleri için ise hekim bilirkişiden rapor alınması gerekmesine rağmen davacı tarafça bu hususta verilen kesin süre gereklerinn yerine getirilmediği, bu kapsamda davacının meydana gelen kaza nedeniyle talep edebileceği bir tazminat miktarının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre;
-
Davanın reddine,
-
Karar tarihine göre alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 88,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 181,35 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalının arabuluculuğa katılmamış olması durumu gözetilerek davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A. 11. maddesi gereğince davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. .26/12/2023
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:35