İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1198 E. 2023/1029 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/1198
2023/1029
8 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/1198 Esas
KARAR NO : 2023/1029
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2018
KARAR TARİHİ : 08/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 13.12.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin soğuk kahve, sütlü içecek, kahveli içecek vs. gibi ürünlerin satışı ve pazarlanması ile iştigal ettiğini, bu kapsamda müvekkil şirketin üretici konumundaki davalı ... Ltd. Şti.den soğuk kahve, sütlü içecek, kahveli içecek vs. gibi ürünlerin alımını yaptığını ve ...’dan aldığı bu ürünleri hem bizzat kendi şubelerinden, hem de ülkenin değişik illerinde farklı firmalara münhasırlık vermek suretiyle satışını yaptığını, davalı ... soğuk kahve, sütlü içecek, kahveli içecek vs. gibi ürünlerin üreticisi konumunda olup, müvekkil şirketin talebi üzerine soğuk kahve ve türevlerini üretip müvekkil şirkete sattığını, ...'nın, davalı ... ile müvekkil şirket arasında ticari alım-satım ilişkisi olduğunu bile bile diğer davalılara da dava konusu ürünlerin aynısını satarak müvekkili haksız ve hukuka aykırı olarak zarara uğrattığını, müvekkil aleyhine haksız rekabete giriştiğini ve ayrıca diğer davalıları müvekkil şirket ile aralarındaki sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı olarak sona erdirme yönünde teşvik ettiğini, bu kapsamda müvekkil şirket ile davalı ...Ltd. Şti. arasında 19.06.2018 tarihinde “2018 Yılı Distribütörlük Çalışma Koşulları” başlıklı sözleşme imzalandığını ve yapılan ticari iş çerçevesinde taraflar arasında cari hesap ilişkisi başladığını. buna göre her iki tarafın da sözleşmeye uygun davranması ve taahhütlerini yerine getirmesi halinde sözleşmenin 12. ayın sonunda aynı şartlarla devam edeceğini, sözleşme uyarınca dava konusu soğuk kahve çeşidi olan ...’nin satımı hususunda davalı ...’nın Türkiye genelinde tek satıcı olmadığı defaten yapılan toplantılarda davalı ...’ya sürekli şekilde izah edildiğini, başka illerde/bölgelerde farklı firmalar aracılığıyla satış yapıldığını, bazı illerde de bizzat müvekkil şirketin kendi şubesinin satış yaptığının bildirildiğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkil şirketin, sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz ve zamanında yerine getirdiğini ve getirmeye devam etmekte iken, sözleşmenin davalı ... tarafından 15.08.2018 tarihinde müvekkil şirkete gönderilen mail ile 01.08.2018 tarihi itibariyle aniden haksız ve hukuka aykırı şekilde feshedildiğini, davalı ...’nın haksız ve hukuka aykırı feshi üzerine, davalı ...’ya ... 2. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnamenin davalı ...’ya 31.08.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı ...'nın ihtara cevaben, ... 6. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarında fesih sebebini açıkladığını,“dava konusu sözleşme uyarınca Türkiye distribütörü olduğunu, bölgesi dahilinde başka firmalara mal verildiğini” ileri sürerek sözleşmeyi feshettiğinin bildirildiğini, davalı ...'nın fesih mailinde gizlediği fesih sebebini, ihtarın üzerine zaruret hasılı ağız ucu ile tarafların bildirmek zorunda kaldığını, taraflarına keşide ettiği ihtarında zararı olduğunu ileri sürmüş ise de halihazırda bu zararı için hiçbir hukuki girişimde bulunmadığını, davalı ... tarafından tek taraflı ve süresinden önce yapılan feshin geçersiz, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının dava konusu ... ürünlerinin satımı ve dağıtımı hususunda kesinlikle Türkiye Distribütörü olmadığını, Davalı ...'nın Türkiye geneli tek satıcı olmadığının açıkça bildirildiğini beyan ederek şimdilik kaydıyla 10.000 TL portföy tazminatının haksız fesih tarihi olan 01/08/2018 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine yüklenmesini, arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili 18.01.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin soğuk kahve, sütlü içecek, kahveli içecek vb. ürünlerinin üretimi işiyle uğraşmakta olup tüm Türkiye geneli Uluslararası bazda çalışmalarına ve ticaretine devam ettiğini. Davacı ile müvekkil arasında imzalanmış hiçbir sözleşmede ya da belgede müvekkilin davacı dışında firmalara üretmiş olduğu meşrubatı satış, pazarlama vb. yetkileri vermesini sınırlayan, yasaklayan veya cezai şart getiren bir madde bulunmadığını, müvekkilin ticari hayatında birçok firma ile anlaşmalar yaptığını, ticari ilişkiler kurduğunu, davalı ile ticari ilişkiye girilmesinin başkaca firmalarla ticari ilişkiye girilmesini engellemediğini, müvekkilin bu şekilde bir taahhüdün altına da girmediğini beyan ederek davanın reddini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi ek ve kök raporları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
22.06.2020 tarihli bilirkişi ön raporunda özetle; "Feshin haksız olup olmadığı açısından ve yüce Mahkemeflin değerlendirmesine göre HMK md. 400 hükmünün yukarıda yer bulan içeriğinin tatbikinin gereği noktasında, davacının davalılardan ...'nın faaliyet gösterdiği bölgede başka firmalara davada kullanılan aynı ürünü satıp satmadığını da eyvela sayın Mahkeme önüne getirmesi fikrimizce gereklidir; lakin takdir şüphesiz Muhterem Mahkemeye aittir. Haksız fesih savı (mevcut olup olmadığının belirlenmesi noktasında) sayın Mahkemece belirlenecek bir husustur; ama huzurdaki dava bakımından mühimdir. Çünkü bu davada davacı yanın istemi yukarıda kaplsamıca izah edilen haksız rekabetten kaynaklanan bir giderin veya bir cezai şart istemi değildir, alacak sayı yoktur; davacı, dava dilekçesinde Netice-i talep kısmına bakıldığında huzurdaki davada "denkleştirme gideri (portföy tazminatı)" talep etmektedir. Bu beyanda, davacının davada anılan davalılardan ... ve ... ile olan sözleşmelerinin tam, rahat okunan birer nüshasını, davalılardan ...'nin dava ile nasıl ilişkilendirilebileceğine dair anlatımın: TTK md. 122/3 anlamında feshin haksız olduğu iddiasını kendi yönünden ortaya koyan dönemleri TTK 122/2 anlamında muhasebesel hesap yapılabilecek mali doneleri evvela Bilirkişiliğimizin tetkikine sunması ve ihtarlar teatisi anından başlayarak yanların değişen savları ve talepleri olduğundan, dava dilekçesinde yer bulan nihai talep itibariyle (...eğer sayın Mahkeme usuli açıdan gerekli görürse...) Netice-i Talebini tavzihen ortaya koyması gereklidir. Bunlar ortaya sarahate konmadan, bu Rapor, tekemmül etmiş bir Bilirkişi Raporu olmamakta sadece, bir "ön kanaat izhari" mahiyeti arz etmektedir. Bu veriler sayın Mahkemeye sunulduğu takdirde, hukuki tavsif zaten yüce Mahkemeye ait olduğundan, mali müşavir bilirkişi, icabında ...-Yüce Mahkemenin takdirine göre...- hukukçunun çıkarılıp bir sektör uzmanının dahil edilmesi suretiyle oluşacak heyetle bilirkişilik sınırları içinde nihai kanaat bildirimi mevkiine gelebilecektir." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
14.06.2021 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle;"Kök raporun "Netice" kısmının (c) bendinde yer alan hususların dosyaya sunulmasının gerekli olduğu bu safhada da düşünülmektedir. Binaenaleyh, Kök Rapor'daki kanaatin özü, yukarıda vaki anlatım kapsamında, Bilirkişiliğimizce bu safhada da muhafaza edilmektedir. Davacı, dosyada yeni bir Bilirkişi Heyeti görevlendirilmesin istemiştir. Bilirkişiliğimiz de zaten Kök Rapor'da hukukçu bilirkişi yerine sektör uzmanı bir bilirkişinin atanması hususunu muhterem Mahkemenin değerlendirmesine takdim etmiş idi." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
28.03.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça; “... dava konusu soğuk kahve çeşidi olan ...'nin satımı konusunda davalı ...'nın Türkiye geneli tek satıcı olmadığı...” hususunu dile getirmiş, kabul etmiştir. Denkleştirme isteminin, tek satıcılık ile benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkisinin sona ermesine bağlı olarak talep edilebileceğine ilişkin kanun hükmü karşısında, davalı ... şirketi ve davacı arasındaki sözleşme ile davalı ...'ya tekel hakkı verilmediği davacının da kabulünde olduğundan, davacının portföy (denkleştirme) tazminatı talep etmesinin mümkün olamayacağının değerlendirilebileceği, nihai takdir muhterem Mahkemeye ait olmak üzere, düşünülmektedir." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin haksız yere feshedildiğinin tespiti, denkleştirme tazminatı ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında 19.06.2018 tarihli "2018 Yılı Distribütörlük Çalışma Koşulları" adı altında sözleşmesi imzalanmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 122. Maddesi portföy tazminatı olarak da ifade edilen denkleştirme tazminatı talep etme konusunda genel ilkeleri düzenlemiş olup, madde metni aşağıdaki gibidir;
"(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır."
Davalı yanca 01.08.2018 tarihinde gönderilen e-posta ile; "...Ltd. şirketimiz ile... Ltd. şirketiniz arasındaki bayilik sözleşmenin 01.08.2018 tarihinde bitmesine mahsuben, sizinle görüşüldüğü üzere stoklarımızdaki ürünlerinizin iadesini gerçekleştireceğiz." gerekçesi ile davacıyla olan sözleşmenin sonu itibari ile yenilenmeyeceği bildirilmiştir.
Bu bildirime karşılık davacı yanca ... 2.Noterliğinin ... tarih ve ... numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin haksız yere feshedildiğinden bahisle alacak talebinde bulunulmuştur. Davalı yan bu ihtara .. 6.Noterliğinin ... tarih ve ... numaralı ihtarnamesi ile; "Tarafınızla yapmış olduğumuz anlaşmaya istinaden, tarafınızca verilmiş olan ürünlerin Türkiye distribütörlüğü münhasıran müvekkil şirkete ait olduğu taahhüt edilmiştir. Ancak yapılan distribütör çalışma koşulları sözleşmesinde müvekkil şirkete yüklenen sorumlulukların yerine getirilmesi amacıyla yapılan kontroller sırasında; İlgili Sözleşmenin "diğer hükümler" başlığı altındaki 12. Maddeye aykırı davrandığınız ve müvekkil şirketin bölgesi dahilindeki başka firmalara mal veriyor olduğunuz müvekkil şirket tarafından tespit edilmiştir. İşbu sebeple müvekkil şirketin tarafınızla olan ticari ilişkisine son vermeye karar vermiş, 01.08.20186 tarihinde sözleşmenin feshedildiği, ürünlerinizin müvekkil şirket tarafından kullanılmayacağı ve iadeye hazır şekilde bekletildiği tarafınıza bildirilmiştir." şeklinde cevap verilerek davacı yana münhasıran tek satıcılık hakkı verilmediği ve sözleşmenin 12 ay olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 122.maddesinde davanın 1 yıllık süre içerisinde açılacağı, davanın 13.12.2018 tarihinde açıldığı görülmekle davanın süresinde ikame edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki ilişki bayilik ilişkisi olduğundan, TTK'nın 122/5 maddesi uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilmek için davacıya sözleşmede tekel hakkı verilmiş olması şarttır.
Taraflar arasında imzalanan 19.06.2018 tarihli "2018 Yılı Distribütörlük Çalışma Koşulları" adı altında sözleşmenin incelenmesinde davacı şirkete tekel hakkı tanınmadığı, davacının da esasen bu hususu bildiği anlaşılmakla denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/8788 E, 2022/9519 K, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2021/1475 E, 2021/1780 K)
TTK md. 121/4 de yer alan; "Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır." düzenleme ile başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle uğranılan zararın tazmin talebinde bulanabilmek için haklı bir sebep olmadan sözleşmenin feshedilmesi gerekmektedir.
Sözleşmenin içeriğinden sözleşmenin süresinin 1 yıl süreli olduğu ve sözleşmenin yalnızca 2018 yılını kapsadığı ve feshe yönelik ayrı bir düzenlemenin olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla davalı yanca 01.08.2018 tarihinde gönderilen e-posta ile 1 yıl süreli sözleşmenin sona ereceğini davacıya bildirmiştir. Böylelikle taraflar arasındaki sözleşme olağan fesih yolu ile sona ermiştir. Nitekim dava dosyamızda yer alan bilirkişi raporlarında da davacı yanın tazminat talebine yönelik şartların oluşmadığı yönünde tespitlerin de yapıldığı anlaşılmakla davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre;
-
Davacının kar yoksunluğu, zarar ve kayıp talebi ile portföy tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
-
Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 71,70 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine,
-
Davalı ... Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden avukatlık ücret tarifesi gereği hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03