İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/923 E. 2023/1006 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/923
2023/1006
6 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/923 Esas
KARAR NO : 2023/1006
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 20/07/2009
KARAR TARİHİ : 06/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 20.07.2009 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ... A.Ş. Arasında davalı ... A.Ş.'nin ürettiği elektronik ürünlerin servis hizmetlerinin ...vs sınırları içerisinde icrası için 1984 yıllarında Yetkili Servis Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme devam ederken 2006 yılı başkarında davacınında içinde bulunduğu yaklaşık 360 adet servise "belirlenen tarihten sonra ... A.Ş.'nin servisi olarak faaliyet göstermeleri yönünde anlaştıklarını bu yönde yetkili servislerinde gerekli hazırlıkları yapmalarının istendiğini, davalı ... A.Ş. İle yetkili servis sözleşmesi kurulduğunu, gerekli çalışmalar yapılıp, çalışmaya başladıktan sonra davalıların müştereken her servis ile sözleşme imzalamayacağını, kendi belirledikleri servisler ile sözleşme imzalayacaklarını belirterek aslında yürüyen mekanizmayı kurulu sözleşmeyi anlamsızca bozmaya çalıştıklarını, davacı ile davalı arasında ki sözleşmenin işlemez haline geldiğini, bu durum ve daha sonrasında davalıların kendi aralarında bütün servis ağının ... A.Ş.'den ... A.Ş.'ye yasalara aykırı olacak şekilde satıldığını, davacı şirketin davalıların verdikleri bilinen yaklaşıkları sebebi ile ... 21. Noterliği'nin ... tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarları çekilerek davacı şirketin durumunun açıklığa kavuşturulmasının istendiğini, davalıların bu talebi kabul etmediğini, açıklanan bu nedenlerle; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 8.000,00 TL maddi zararın ihtar tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacının uğradığı manevi zarar karşılığı olarak 10.000,00 TL manevi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekili 07.09.2009 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş. Unvanlı bir şirketin hiç bir zaman mevcut olmadığını, ... A.Ş.'nin ... A.Ş ile birleşmesinin her iki şirketin 29.06.2009 tarihinde yapılan Genel Kurullarında kabul edildiğini, şirket birleşmesine ilişkin olarak T.T.K'nın 149, maddesine göre yapılan ilanın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin ... tarih ve ... sayılı nüshasında yayımlandığını, ... A.Ş.'nin ... A.Ş. Tarafından birlşeme suretiyle devralındığını, tüm hak ve borçlarının da ... tarafından üstlenildiğini, işbu davanın tek davalısının ... A.Ş. Olduğunu, davacının başlangıçta ...A.Ş. Yetkili servisi olarak çalıştığı 2006 yılından sonra ise ... A.Ş.'nin elektronik eşya yetkili servis organizasyonunun ... A.Ş. Tarafından devralınması sebebi ile yetkili servis sözleşme ilişkisini bir müddet ... A.Ş ile devam ettirdiğini, dava dilekçesinde belirtildiği gibi iddia edilenin aksine hiçbir tarihte, davacıya, ... A.Ş. İle uzun vadeli bir sözleşme ilişkisi içine girdiği bildirilmediğini, kendisinden belirli bir konsepte hazırlık yapması, personel araç ve gereç yenileştirilmesi, yeni araçlar alınması gerekirse yeni bir yer tutması gibi taleplerde bulunulmadığını, davacının elindeki yedek parça stoklarının karşılıklı mutabık kalınarak fatura fiyatları üzerinden geri alındığını, açıklanan bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi Kök ve Ek Raporu, Fesih Protokolü, Yetkili Servis Sözleşmesi, İhtarnameler, Ticaret Sicil Kayıtları, Bozma ilamı, tanık ve taraf beyanları, tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Davalı tanığı ... 02.05.2011 tarihli talimat duruşmasında özetle; "Ben davalı ... şirketinde mühendis olarak çalışmaktayım, davacının öncelikle ... A.Ş nin yazılı sözleşme gereği yetkili servisi olduğunu biliyorum , ben geçmişinde ne kadar çalıştığını bilmiyorum, ... A.Ş diye bir şirket hiç olmamıştır.Davacının servis sözleşmesi yaptığı ... A.Ş ile sözleşmesinin süreli olup olmadığını bilmiyorum, daha sonra .. A. Ş ,...A.Ş yi kendi bünyesine katarak birleşmiştir,bu birleşme tarihi 2006 yılıdır. Birleşme oluşumunda ...'nun servis hizmetleri bize devir edilmiştir. Bu nedenle ... firmasıda kendisine bu şekilde devir edilen yetkili bayilerle geçici süreli servis anlaşması yapmıştır.Davacı ile de 2006 yılı sonuna kadar geçici süreli servis sözleşmesi imzalanmıştır.Bu süre dolduktan sonra ... ,davacı ile sözleşmesini yenilememiştir.Bizim ... olarak bu süreçte servislere herhangi bir şekilde yeni bir oluşum ,yeni eleman veya araç gereç alımı gibi taleplerimiz olmamıştır,tam aksine yeni yatırım yapmamaları gerektiği hususlarında uyarılmışlardır. Bizim bu şekilde şirket birleşmesi nedeniyle devir edilen servislerin ,sürenin sonunda zaten ... olarak hizmet gören servislerle beraber ,o yörenin ihtiyacı ,çalışma biçimi gibi konularda araştırma yaparak , yetersiz olan veya fazlalık teşkil eden servislerle anlaşmamızı yenilemedik, bu nedenle davacı ile olan servis ilişkimizide bu nedenle devam ettirmedik.Ayrıca servis sözleşmesini yenilemememizin bir nedenide o yöredeki müşteri ve bayii memnuniyetine ilişkin verilerde incelendiğinde ,davacı servisin sözleşmesi yeterli bulunmadığından yenilenmemiştir. Biz sözleşmeyi yenilemediğimiz servislerde bizim stokumuz olan yedek parça ve benzeri malzemeleri ,isteyenlerin iade edebileceğini belirttik ve iade edilenleri aldık, iade etmeyenler açısından ise herhangi bir işlem yapmadık, davacıya şirketimize ait kendisinde kalan faturalı malzemeleri teslim edebileceğini söylediğimizde öncek fatura karşılığında yaklaşık 7.000.00 TL vererek bir kısım bu şekildeki malzemeleri geri aldık, daha sonra davacı çok mağdur olduğunu söylediğinde bizde kendisine yardımcı olacağımızı elindeki bu şekildeki başkaca bizim stokumuza ait mal varsa alarak yardımcı olacağımızı söyledik, davacı buna çok memnun oldu ve 50.000.00 TL tutarında ki malzemeyi faturaya bağlayarak bize iade etti, bizde bu 50.000.00 TL yi hesabına aktararak helalleştik, davacının bu olay nedeniyle herhangi bir maddi-manevi tazminat talep edebileceği bir zararı olmamıştır, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
Davalı tanığı ... 02.05.2011 tarihli talimat duruşmasında özetle; "Ben davalı ... şirketinde servis mühendisi olarak çalışmaktayım, davacının öncelikle ...A.Ş nin yazılı sözleşme gereği yetkili servisi olarak çalıştığını biliyorum, ben geçmişte ne kadar süre çalıştığını bilmiyorum.Davacının servis sözleşmesi yaptığı .... A.Ş ile sözleşmesinin süreli olup olmadığını bilmiyorum, daha sonra ... A. Ş ,... A.Ş yi kendi bünyesine katarak birleşmiştir,bu birleşme tarihi 2006 yılıdır. Birleşme oluşumunda ..'nun servis hizmetleri bize devir edilmiştir. Bu nedenle ... firmasıda kendisine bu şekilde devir edilen yetkili bayilerle geçici süreli servis anlaşması yapmıştır.Davacı ile de 2006 yılı sonuna kadar geçici süreli servis sözleşmesi imzalanmıştır.Bu süre dolduktan sonra ... ,davacı ile sözleşmesini yenilememiştir.Bizim ... olarak bu süreçte servislere herhangi bir şekilde yeni bir oluşum ,yeni eleman veya araç gereç alımı gibi taleplerimiz olmamıştır,tam aksine yeni yatırım yapmamaları gerektiği hususlarında uyarılmışlardır. Bizim bu şekilde şirket birleşmesi nedeniyle devir edilen servislerin ,sürenin sonunda zaten ... olarak hizmet gören servislerle beraber ,o yörenin ihtiyacı ,çalışma biçimi gibi konularda araştırma yaparak , yetersiz olan veya fazlalık teşkil eden servislerle anlaşmamızı yenilemedik, bu nedenle davacı ile olan servis ilişkimizide bu nedenle devam ettirmedik.Ayrıca servis sözleşmesini yenilemememizin bir nedenide o yöredeki müşteri ve bayii memnuniyetine ilişkin verilerde incelendiğinde ,davacı servisin sözleşmesi yeterli bulunmadığından yenilenmemiştir. Biz sözleşmeyi yenilemediğimiz servislerde bizim stokumuz olan yedek parça ve benzeri malzemeleri ,isteyenlerin iade edebileceğini belirttik ve iade edilenleri aldık, iade etmeyenler açısından ise herhangi bir işlem yapmadık, davacıya şirketimize ait kendisinde kalan faturalı malzemeleri teslim edebileceğini söylediğimizde öncek fatura karşılığında yaklaşık 7.000.00 TL vererek bir kısım bu şekildeki malzemeleri geri aldık, daha sonra davacı çok mağdur olduğunu söylediğinde bizde kendisine yardımcı olacağımızı elindeki bu şekildeki başkaca bizim stokumuza ait mal varsa alarak yardımcı olacağımızı söyledik, davacı buna çok memnun oldu ve 50.000.00 TL tutarında ki malzemeyi faturaya bağlayarak bize iade etti, bizde bu 50.000.00 TL yi hesabına aktararak helalleştik, dolyayısı ile davacının herhangi bir alacağı kalmadığı gibi bir zararıda kalmamıştır.Sonuç olarak davacının bu olay nedeniyle herhangi bir maddi-manevi tazminat talep edebileceği bir zararı olmamıştır, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
Tanık ... 19.07.2011 tarihli Talimat Duruşmasında Özetle; "Davacı, ... ve ... yetkili servisi idi. Yaklaşık 25 yıldır bu görevi devam ettirmekteydi. Davacı elektronik eşya servisi işini yapardı.Ancak davalılar servisleri birleştirerek beyaz eşya servisi ile elektronik servisini bir yaptılar. Bildiğim kadarıyla davacının sözleşmesi bu şekilde tek taraflı olarak fesh edildi. Sözleşmesinin fesh edildiğinden haberi olmayan davacı iş yerini yeniden dekorasyon yaptırıp bir iki tane yeni araç almıştır. Bu süre zarfından araçların borcu bitmeden servisler kapatıldı. Hatta aracın bir tanesi halen davacının elinde bulunmaktadır. Davacının bu şekilde mağdur edildiğini biliyorum." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Tanık ... 19.07.2011 tarihli Talimat Duruşmasında Özetle; "Davacı, ... ve ... yetkili servisi idi. Yaklaşık 25 yıldır bu görevi devam ettirmekteydi. Davacı elektronik eşya servisi işini yapardı.Ancak davalılar servisleri birleştirerek beyaz eşya servisi ile elektronik servisini bir yaptılar. Bildiğim kadarıyla davacının sözleşmesi bu şekilde tek taraflı olarak fesh edildi. Sözleşmesinin fesh edildiğinden haberi olmayan davacı iş yerini yeniden dekorasyon yaptırıp bir iki tane yeni araç almıştır. Bu süre zarfından araçların borcu bitmeden servisler kapatıldı. Davacının elinde faturalanmış zamanı geçmiş servis malzemeleri vardır. Servis kapatılınca bu malzemeler elinde kaldı. Borcunu ödeyebilmek için davacının İş Bankasından kredi çektiğini biliyorum. . Davacının bu şekilde mağdur edildiğini biliyorum." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
07.09.2010 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "davacı ile davalı arasındaki 25.02.1987 tarihli yetkili servis sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiğini, bu taktirde davacının davalıdan BK Md. 96 uyarınca müspet zararının tazminini talep edebileceği, ancak davacı tarafça açıklanan talepler muvacehesinde talep edilen kalemlerin menfi tespit tazminat niteliğinde olduğu, sadece Kâr kaydı açısından yapılan taleplerin müspet tazminat niteliğinde olduğu, dosyada talep edilen müspet ve menfi zararlar ile fesih olgusu arasındaki uygun illiyeti ispat eder hiçbir delil bulunamadığı, bu nedenle herhangi bir tazminat hesabı yapmanın mümkün olmadığını, davacının birleşme bedeli ve sözleşme şartlarının değiştirilmesi gerekçesi ile talep ettiği tazminat iddiasına heyetimizce iştirak edilmediği" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
04.03.2013 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "davalı şirketin davacı ile aralarında münakit 25.02.1987 tarihli Yetkili Servis Sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davacının davalı şirketten haksız fesih dolayısı ile müspet zararının (yoksun kaldığı kazanç) taminini talep edebileceği, davacının müspet zararı tutarını ispatla mükellef olduğu, ticari defterleri ve vergi dairesine vermiş olduğu yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerini ibraz etmemiş olması sebebiyle davacının müspet zararının hesaplama olanağı bulunmadığı, davacının davalı şirketin birleşmesi sebebi ile birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı talep edemeyeceği, davacının talep ettiği diğer kalemler, menfi zarar niteliğinde olmakla, davalı şirketten tazminlerini talep edemeyeceği, taraflar arasındaki ilişkinin RKHK kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
06.11.2013 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "davalı şirketin davacı ile aralarında münakit 25.02.1987 tarihli Yetkili Servis Sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davacının davalı şirketten haksız fesih dolayısı toplam 3.335,11 TL tutarındaki müspet zararının tazminini talep edebileceği, avacının davalı şirketin birleşmesi sebebi ile birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı talep edemeyeceği, davacının talep ettiği diğer kalemler, menfi zarar niteliğinde olmakla, davalı şirketten tazminlerini talep edemeyeceği, taraflar arasındaki ilişkinin RKHK kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
17.11.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Dava dosyası incelemelerimizde Davacı yanın Bağlı bulunduğu ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 04.04.2013 tarihli yazıları ekinde gönderilen Davacı ...'a ait 2004 ve 2005 yıllarına ait yıllık Gelir vergisi beyannamelerinin muhafaza süresi dolduğundan imha edilmiş olup, 2006-2007 ve 2008 yıllarına ilişkin beyanlarının tasdikli suretleri gönderildiği görülmüş olup davacı yanın 2004- ve 2005 yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamelerine ihtiyaç duyulmakla birlikte bu yönde davacı yanın ilgili yıl beyannamelerine ulaşılamadığı, Yargıtay kararı doğrultusunda yapılması gereken haksız fesih hesaplaması tarafımdan yapılmamıştır. Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan 16.02.2021 tarihli dilekçesi ekindeki Banka ekstreleri, ödeme belgeleri ve... tarihli ... nolu toplam tutarı 354.000,00 YTL olan fatura vs belgelerin irdelenerek davacının maddi zararlarının yaklaşık olarak ortaya çıkabileceğini talep ettiği, ancak bu belgelerden davacının 2004 ve 2005 yıllarına ait karının/zararının hesaplanmasının mümkün olmadığı, ilgili 2004 ve 2005 yıllarına ait ticari defterlere veya Gelir vergisi beyannamelerine ihtiyaç duyulduğu, bu anlamda ilgili yıl defterleri veya gelir vergisi beyannamelerinin zaman aşımı nedeniyle imha edilmesi nedeniyle bu hususta tarafımdan hesaplama yapılmadığı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
03.08.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; " Dava dosyası incelemelerimizde Davacı yanın Bağlı bulunduğu ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 04.04.2013 tarihli yazıları ekinde gönderilen Davacı ...’a ait 2006 yılı işletme hesap özeti üzerinde yapılan incelemede davacı yanın elde edebileceği kazanç tutarı 6.063,84 x 0,45 = 2.728,73 TL olmakla davacının talep edebileceği müspet zararının 6.063,84 – 2.728,73 = 3.335,11 TL olduğu hesaplanmıştır." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememiz dosyasının ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığı, ...Esas sayılı sırasına kaydının yapıldığı, mahkemelerin birleşmesi ile (Kapatılan) 48. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı sırasına kaydının yapıldığı, (Kapatılan) 48. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas ... Karar sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/12660 Esas 2018/4883 Karar sayılı kararı ile bozularak Mahkememize tevzi edildiği, Mahkememiz esasına kaydının yapıldığı görüldü.
GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Mahkememize açılan iş bu dava davacı firmanın 1 nolu davalı firma ile 1984 yılında yetkili servis sözleşmesi imzalanarak ticari ilişki kurulduğu, ... (...) AŞ nin ... AŞ ile birleşmesi sonrasında ... AŞ nin 2006 yılı başlarında 2 nolu davalı şirketin servisi olarak 2 nolu davalı ile anlaştıklarını, 2 nolu davalı ile yetkili servis sözleşmesi kurulduğunu, daha sonra ... AŞ nin davacı şirketle bütün ilişkilerini keserek servis hizmetlerine engel olduğunu, müvekkili ile aralarındaki sözleşmeyi işlemez hale getirdiğini belirterek, davalıların sözleşmeye hukuka aykırı davranışları sebebiyle maddi ve manevi zararlarının karşılanması amacıyla açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizin 24/12/2013 tarih, 2011/29 Esas ve 2013/235 Karar sayılı kararı ile; "Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda öncelikle dava konusu sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığının tespiti gerekmekte olup, bu konuda deliller toplanmış ve taraflar arasındaki sözleşmemin davalı yanca feshedildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmenin davalı yanca feshinin haklı olup olmadığı ve davacının dava konusu ettiği maddi ve manevi tazminat taleplerini, talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarlarının tespiti noktasında toplanmaktadır. feshin haklı olduğunu ispat etmek T.M.K nun 6. Maddesi uyarınca davalıya aittir. Çünkü taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Davalı sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini savunmaktadır. Davalı cevap dilekçesinde ve çektiği ihtarda, davacının yetkili servis hizmetini iyi çalışma ilkeleri ve davalı şirketin tüketici memnuniyeti ve marka imajını koruyacak şekilde yerine getirmek konusunda yetersiz kaldığını, davalı şirketin marka imajına uygun düşmeyecek bir konumda olduğunu, fesih sebepleri olarak bildirmiştir. Davalı taraf bunu destekleyen somut bir delil ortaya koymamış, tanık beyanları ve şirket kayıtlarına dayanmıştır. Mahkememizce dinlenen tanıklar feshin haklılığını ortaya koyacak mahiyette somut bir beyanda bulunmamışlardır.Feshin haklılığı yönünden davalı şirket kayıtları ve dosyaya sunulan belgeler incelenmesinde davalının ekip ve ekipman yetersizliğine ilişkin ve bu sebeple verilmeyen ve hizmet teslim edilmemiş ürünün varlığı belirlenememiş olup, davalının iddialarını destekleyen somut bir delil elde edilememiştir. Bu nedenlerle mahkememizce feshin haklı olduğu iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce feshin haksız olduğu tespit edildiğinden davacının davalı tarafından sözleşmenin haksız feshinden dolayı talep edebileceği maddi ve manevi tazminat miktarının tespiti gerekmiş olup, sözleşme davalı tarafından haksız feshedilmiş olup, davacının davalı şirketten müspet zararının (yoksun kaldığı kazanç) tazminini talep edebileceği hususu mahkememizce benimsenmiştir. Mahkememizce bilirkişi heyeti ..., ...ve ... den alınan 07/09/2010 tarihli raporda davacı ile davalı arasındaki 1984 tarihli yetkili servis sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği ancak tazminat hesabı yapmanın mümkün olmadığı, davacının birleşme bedeli ve sözleşme şartlarının değiştirilmesi gerekçesi ile talep ettiği tazminat iddiasına heyetçe iştirak edilmediği görüşü bildirilmiş olup, bilirkişi raporuna taraflarca yapılan itiraz sonucunda bilirkişiler ..., ..., ..., Mali Müşavir ...tten 11/03/2013 tarihli bilirkişi raporu alınmış olup, daha sonra aynı heyetten 06/11/2013 tarihli ek rapor alınmıştır.
Dosyada alınan bilirkişi raporları davacı tarafından sunulan defter ve kayıtlara göre talep edilen tazminat kalemlerinden davalı tarafından haksız feshin kabul edilmesi halinde mahrum kalınan kârın talep edilebilecği ve günlük mahrum kalınan kârın hesaplandığı ve davacı ile 1 nolu davalı ... arasında münakit 25/02/1987 tarihli belirsiz süreli yetkili bayilik sözleşmesinin 31/12/2006 tarihinde uygulamadan kalktığı ve sözleşmenin 12/03/2009 tarihi itibariyle davalı tarafından tasfiye edildiği, 25/02/2007 tarihli belirsiz süreli sözleşmenin normal bitim tarihinin 25/02/2010 olarak kabul edilmesi gerektiği ve 31/12/2006-25/02/2010 tarihleri arasındaki sözleşmenin kullanılmayan kısmının 36 aya isabet ettiği ve aylık kazancın 168,44 TL üzerinden sözleşmenin kalan 36 aylık süresi için yoksun kalınan kazanç tutarının 6.063,84 TL olarak hesaplandığı ve davacının bu süre içinde özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç tutarı çıkarıldıktan sonra kalan zararın 3.335,11 TL olduğu tespit edilmiş ve diğer tazminat taleplerinin menfi zarar niteliğinde olmakla davalı şirketten tazminlerinin talep edilemeyeceği, davacının 1 ve 2. Davalı şirketin birleşmesi sebebiyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı talep edemeyeceği belirtilmiş olup, bu raporun dosya kapsamı ile uygun olduğu bu nedenle mahkememizce benimsendiği, diğer tazminat kalemlerinin dava konusu işletmenin varlık ve devamı ve hizmet için gerekli olduğu, diğer tazminat kalemlerinin davacı tarafından talep edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarı, yapılan işin niteliği, oluşan kârın miktarı ve tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre davalının sözleşmeyi feshetmesinden itibaren kalan süre 36 ay olup aylık kazancın 36 ile çarpılması sonucu yoksun kalınan kazanç tutarı hesaplanmış olup, bu miktarın 3.335,11 TL olarak davacının yoksun kaldığı kazanç tutarı olarak davalıdan tahsilini talep edebileceği, diğer tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin yoksun kalınan kâra ilişkin tazminat istemlerinin reddinin gerektiği kanaatine varıldığından, davacının 36 aylık süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddinin gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı yan manevi tazminat talep etmiş ise de, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı tüzel kişiliğinin ticari itibar ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin haksız feshi halinde maddi zararın tazmininin istenebileceği, sırf sözleşmenin haksız feshinin diğer tarafın manevi şahsiyetine ve ticari itibarına zarar vermedikçe manevi tazminat talebini gerektirmediği, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı T.B.K nun 49 maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerektiği, Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, dosyadaki bilgi ve belgeler, tanık beyanları, ticari sicil kaytılrarı, vergi kayıtları, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli ve 06/11/2013 ve 11/03/2013 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı itibariyle anlaşılmış olmakla;
-
Davacının stoktaki malların tespiti talebinin bugüne kadar dosyaya davacı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemiş olması sebebiyle, ticari defterlerini ibraz etmiş olsaydı, stoktaki malların tespit edilebileceği mümkün bulunduğundan davacı vekilinin son celse stoktaki malların tespitine ilişkin talebinin reddine,
-
Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 3.335,11 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiz oranını geçmemek üzere değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.
Verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27.06.2018 Tarih, 2016/12660 Esas ve 2018/4883 Karar sayılı ilamı ile; "Dava, taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından davacının 2006, 2007, 2008 yıllarına ait gelirlerinin incelenmesi suretiyle tazminat hesabı yapılmıştır. Ancak 2007 ve 2008 yıllarında servis sözleşmesinin yürürlükte olmadığı açık olup, davacının da bu hususa yönelik itirazları giderilmeksizin servis sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemdeki ortalama gelirinin tespit edilmesi yerine 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait gelirlerinin incelenmesi suretiyle eksik incelemeye dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuş ve işbu esası almıştır.
Yargıtay bozma ilamında davacının 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait gelirlerinin incelenmesi ile rapor alınmasına karar verilmiş ise de, ilgili yıllara ait ticari defter ve kayıtlar davacı tarafından Mahkememize sunulamayacağı beyan edilmiştir.
Bunun üzerine 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait gelirlerinin incelenmesi için davacının bağlı bulunduğu ...Vergi Dairesine müzekkere yazılmıştır. Vergi dairesinin 29/09/2020 tarihli cevabi yazısında; "Dairemiz ... vergi kimlik numaralı mükellefi ...' ın 2003, 2004, 2005 ve 2006 yılı gelir vergisi beyannamelerini talep ettiğiniz anlaşılmıştır. Ancak, dairemizin 18/05/2006 tarihinde otomasyonlu vergi daireleri sistemine (...) geçtiği, bu nedenle 2006 yılı beyannamesi ilişikte sunulmuş olup, diğer dönem beyannameleri tarh zamanaşımına uğradığından imha edildiği," belirtilmiş olmakla davacının ilgili yıllara ait vergi kayıtlarına ulaşılamamıştır. Dolayısıyla bozma ilamı kapsamında dava dosyamız birden fazla kez bilirkişiye tevdi edilmesine rağmen hesaplama yapılmadığının bildirildiği görülmüştür.
Bu kapsamda Mahkememizce davacı tarafından 2004 ve 2005 yıllarına ait ticari defter ve kayıtların sunulamadığı, 2006 yılına ait ticari kayıtların önceki raporlarda incelendiği görülmekle bu raporlardan yararlanılarak, davacının 2006 yılı için, davacının iş bulabileceği makul süre de belirlenerek, tazminat hesabı için dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş, hazırlanan 03.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın Bağlı bulunduğu ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... tarihli yazıları ekinde gönderilen Davacı ...’a ait 2006 yılı işletme hesap özeti üzerinde yapılan incelemede davacı yanın elde edebileceği kazanç tutarı 6.063,84 x 0,45 = 2.728,73 TL olmakla davacının talep edebileceği müspet zararının 6.063,84 – 2.728,73 = 3.335,11 TL olduğu, belirtilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda yalnızca 2006 yılı verileri dikkate alınmış olmakla, bu kapsamdaki bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı anlaşılmıştır.
Mahkememiz önceki yargılamasında hazırlanan 06.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda davacının, hakkaniyet gereği 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait kazanç ve zararının belirtildiği miktarların ortalaması olan 1.111,68 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ispat edilemediğinden ve kayıt sunulamadığından stoktaki malların tespiti talebinin reddine, Mahkememiz önceki gerekçesinde belirtildiği üzere davacı yan manevi tazminat talep etmiş ise de, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı tüzel kişiliğinin ticari itibar ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin haksız feshi halinde maddi zararın tazmininin istenebileceği, sırf sözleşmenin haksız feshinin diğer tarafın manevi şahsiyetine ve ticari itibarına zarar vermedikçe manevi tazminat talebini gerektirmediği, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı T.B.K nun 49 maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
-
Davacının stoktaki malların tespiti talebinin REDDİNE,
-
Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE,
1.111,68 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
- Davacının manevi tazminat davasının şartlar oluşmadığından REDDİNE,
Maddi Tazminat Yönünden
-
Alınması gereken 269,85 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 108,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 161,85 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
-
Davacı tarafından yatırılan 108,00 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.111,68 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.111,68 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Manevi Tazminat Yönünden
-
Alınması gereken 269,85 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 135,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 134,85 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
-
Davacı tarafından yatırılan 135,00 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
10-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
11-Davacı tarafından yapılan 15,60 TL başvuru harcı, 2,50 TL vekalet harcı, 2.800,00 TL bilirkişi ücreti, 75,00 TL tanık ücreti, 422,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.315,10 TL yargılama giderinin hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 204,74 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
12-Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek temyiz dilekçesi ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/12/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:03