Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/1093
2024/708
8 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/1093 Esas
KARAR NO : 2024/708
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/12/2017
KARAR TARİHİ : 08/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket, distribütör ve davalılar arasında 01/06/2013 tarihli Açık Satış Noktası Sözleşmesi imzalanmıştır. Taraflar arasında Sözleşme'nin;* 2. maddesi gereği davalılar, Sözleşme süresince Sözleşme adresinde yazılı işyerinde müvekkil şirketin pazarlama, dağıtım ve satışını gerçekleştirdiği bira ürünlerini düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde satmayı ve bulundurmayı,10/b maddesi gereği davalılar bira satışına ilişkin faaliyetlerini kısmamayı ve bira satışını azaltacak davranış ve eylem içerisinde girmemeyi, 21. Maddesi gereği sözleşme süre: içerisinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması halinde cezai şart ödemeyi ve çeşitlice başkaca yükümlülükleri kabul ve taahhüt etmiştir. Müvekkil şirket ve bayi/distribütör tarafından Sözleşme uyarınca yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerin tamamı eksiksiz olarak yerine getirilmiş olmasına rağmen, karşı tarafın Sözleşme 'ye aykırı davranarak işletmesini kapattığı istihbar olunmuştur. Taraflar arasındaki 01/06/2013 tarihli Sözleşme'nin 12. Maddesi uyarınca Müvekkil Şirket tarafından davalıların işyerinin işletilmesine katkıda bulunmak üzere toplam 93.000,00TL (doksanüçbinlira) katkı yapılmıştır. İşleyiş itibariyle, davalılar, satış desteğine ilişkin olarak ödenen genel katkı bedeline ilişkin bayi/distribütöre fatura kesmekte sonrasında bu tutar bayi/distribütör tarafından Müvekkil Şirket'e fatura edilmektedir. Davalılara 93.000,00TL katkı bedeli yapı hesap ekstresi ve banka ödeme kayıtları ile bayi/distribütörün Müvekkil Şirket'e kestiği tespit edilmektedir Buna ek olarak Sözleşme'nin 21. Maddesi müvekkil şirketin her türlü zarar talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalıların Sözleşme süresi içinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması veya Sözleşme hükümlerinden birini ihlal etmesi halinde aldığı katkı payı ödemenin yapıldığı tarihten itibaren T.C. Merkez Bankası tarafından uygulanan avans işlemlerindeki güncel faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz ile birlikte geri ödeyeceği ve ayrıca 30.000,00-USD (otuz bin Amerikan doları) cezai şart ödeyeceği hükmüne havidir. Tarafların tacir olması karşısında Borçlar Kanunu ve Yargıtay kararları uyarınca ve yine sözleşmede de belirtildiği üzere cezai şartta tenkis de mümkün değildir. Bu sebeple ve yukarıda izah edildiği nedenlere dayalı olarak davalılar özleşmeye aykırılık nedeniyle katkı bedeli iadesi, cezai şart ve ihtarname masraflarının talebiyle ikame ettiğimiz ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına davalıların itiraz etmiş olması nedeniyle işbu itirazın iptali davasını açma zorunluluğu doğduğunu, davalarının kabulüne karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ... vekilinin 13.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Her iki müvekkilim de davada taraf olmadığından ve davacı ile sözleşme yapmadığından ve işletmenin sahibi -işletmecisi- ruhsat sahibi-içki ruhsatı sahibi folmadığından ve gerek vergi kaydı ve gerekse SSK kaydı olmadığından davanın müvekkillerim bakımından reddi gerekir. Sözleşmeyi y sahibi- kiracısı olan-içki ruhsatı olan ve belediye ruhsatı olan-vergi ve ... kaydı olan diğer davalı ...'dür. Ekli olarak sunduğumuz vergi kaydı-sözleşme-içki ... kaydı içki satış belgesi —belediye ruhsatı tamamı davalı ... adınadır. Ekli olarak sunduğumuz özel vekaletname ile müvekkilim ...-...'ün işletmecisi olduğu restorandın sigortalı müdürü ve genel vekilidir. Sözleşmede imzası varsa da davalı ...'ün vekili sıfatı ile imzalamıştır. Davalı ... adına sözleşmesi olan ve işletme sahibi olduğu restorandın deprem riski yapı olarak belirlenmiş ve 2013 yılında .. ili kentsel dönüşüm müdürlüğü tarafından mühürlenmiş ve 2015 yılında Küçükçekmece belediyesince yıkım ruhsatı verilmiş ve yıkılmıştır. Bu nedenle davacının iddia eti gibi sözleşmeye aykırı bir işlem ve eylem olmadığı gibi işletme zorunlu olarak tahliye edilmiştir. Sözleşme hükümsüz kalmıştır" şeklinde cevap dilekçesi sunmuştur.
Davalı ...'ün 22.03.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı firma ile her ne kadar resmiyette bir ticaretimiz varmış gibi görünmekte ise de bu sadece resmiyette görünen kısmıdır. Adıma kayıtlı bulunan restoranda benim adıma yeğenim olan ... isimli şahıs açmış bulunmaktadır. Bu restorandın gerçek sahibi ve fiili İşletmecisi kendisidir. Restorandın fiili işletmecisi olan ve aynı zamanda yeğenim olan ... 2003 yılında o dönemde sağ olan ablamın da araya girmesi ile bu restorandı adıma açmasına izin verdim ve bu işlemleri yapabilmesi için kendisine vekaletname verdim. Benim bunun dışında yapılan hiçbir iş ve ortaklıktan, yapılan alışveriş ve ticaretten vs. Bilgim bulunmamaktadır. Dosyada davalı olarak görünmekte olan ... isimli şahsı da tanımamaktayım. Ben emekli bir insanım ve emekli maaşımın dışında hiçbir gelirim bulunmamaktadır. ...'in de yeğenim olması sebebi ile kendisine güvenerek vekalet verdi Ancak 2005 yılından itibaren evime gelen ödenmemiş fatura bildirimleri ile olay biraz patlak vermeye başlamıştı. Ancak kendisi beni her seferinde yalanlar ile ikna edip gönderdi. Yeğenim olan ... ... 1. Noterliğinden...tarihinde tekrar bir vekaletname aldı ve bunun ardından birçok borcun adıma gelmesi sebebi ile açılan bazı davaların varlığını, adıma açılan restoran üzerinden yapılan usulsüzlükleri vekaleti azlettim. Yeğenim ... ayrıca benim adıma kayıtlı görünen restoran üzerinden bankadan çek defteri almış ve sürekli çek kesmiş, kaşenin üzerine benim adıma sahte imzalar kullanmış, yine kentsel dönüşüm kapsamında restorandın bulunduğu binanın yıkılması sebebi ile avukatı ile birlikte benim adıma müteahhitlere dava açmış ve bunun gibi birçok şeyi bana hiçbir şekilde bilgi vermeden benden almış olduğu vekalet ile benim adıma yapmış bulunmaktadır. Ben bu olaylar ile ilgili çok fazla mağduriyet yaşamış olup, halen de yaşamaya devam etmekteyim. İddialarımın doğruluğunu gösterir mahkeme dosya numaraları; ... 11.İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... Asliye Ceza Mahkemesinin... esas sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu 11/11/2015 tarihli şikayet, ... Baro Başkanlığı ... tarih ve ... sayılı şikayet dosyası bulunmaktadır. Bu dosyaların incelenmesi ile uğradığım mağduriyet daha açık şekilde görülecektir. Ayrıca ekte delil olarak ibraz etmekte olduğum imza sirküleri de benim adıma düzenlenmiş ancak atılan imza tarafıma ait değildir. Bu evrak da adıma yapılan usulsüz işlemleri göstermektedir. Bu evrak da usulsüz olarak yeğenim olan şahıs tarafından düzenlenmiş ve bu evrak ile birçok usulsüz işlem yapılmıştır. Tüm bu sebepler ile de ... 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile aleyhimde başlatılan icra takibine haklı olarak itirazda bulundum. Bu borcun gerçek muhatabı ...dır" şeklinde cevap dilekçesi sunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.
VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir.
Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir.
Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır.
Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 15/04/2024 tarihli cevabi yazısına göre; davalılardan ...'ün 30/09/2015 tarihli, ...'in 31/08/2015 tarihli ve ...'ın ise 30/06/2011 tarihli terk mükellefiyet kayıtlarının bulunduğu bildirilmiştir.
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 01/04/2024 tarihli yazı cevabında ise davalıların gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bayilik sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalıların bir kısmının 2015 yılı içerisinde bir kısmının ise 2011 yılı içerisinde ticareti terk kayıtlarının bulunduğu ve davalıların gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davalıların tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
- Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1. c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
- HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
- HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/10/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59