Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/367
2024/694
2 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/367 Esas
KARAR NO : 2024/694
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 12/06/2024
KARAR TARİHİ : 02/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilimiz şirket kurulduğu tarihten itibaren sektöründe öncü firmalardan olup uzun yıllardır İstanbul merkezli olarak faaliyette bulunmaktadır. Bununla birlikte müvekkil şirketin ticareti ve müşteri portföyü ... iliyle sınırlı kalmamakta, yurt içindeki 81 ilin yanında yabancı ülkelerdeki müşterileriyle de önemli hacimle yoğun şekilde ticari münasebette bulunmaktadır. Müvekkil firma; "Karayolu Taşımacılığı, Denizyolu Taşımacılığı, Havayolu Taşımacılığı, Intermodal Taşımacılık, Sigorta, Express Taşımacılık, Proje ve Ağır Yük Taşımacılığı, Entegre ve Bağlantılı Lojistik Hizmetler, Depo Yönetimi" adı altında başta Avrupa olmak üzere pek çok bölgede hizmet vermektedir. Yine müvekkil firma; tüm dünyada geçerli olan çoğu firmada olmayan; "..." sertifika ve üyeliklere sahiptir.
Müvekkil davacı yükümlülüklerini yerine getirerek faturalara konu nakliye işlerini gerçekleştirmiştir. Buna istinaden davalı borçlu, üzerine düşen edimi yerine getirmemi, bakiye borcunun ödememiştir. Bunun üzerine ... 6. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmıştır. Fakat davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edilmiş ve takip durmuştur. İcra dosyası, taraflar arasındaki ticari defterler, mahkemeye sunduğumuz ve sunacağımız evrak ve faturalar incelendiğinden müvekkilin davalıdan nakliye/taşıma/navlun bedeli olarak alacağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalının itirazı tamamen kötü niyetli olup takibi sürüncemede bırakmak amacını taşımaktadır.
Dosyamızda ihtiyati tedbir ve İcra ve İflas Kanunu’nun 257.maddesi " vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmünü ihtiva etmekte olup dava konusu olayımızda ihtiyati haczin şartları oluşmuştur. Somut olayda taraflar arasındaki faturalar, cari hesap, ticari defterler, cmr belgeleri incelendiğinde davalının borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Sunmuş olduğumuz bu belgeler taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve müvekkilin davalıdan alacaklı olduğunu göstermektedir. Müvekkilin alacağı rehine temin edilmiş değildir. Sunmuş olduğumuz belgeler, müvekkilin alacağını yaklaşık olarak ispat etmektedir. Davalı firma adına kayıtlı borca yetecek miktarda; araçların, taşınmazların ve banka şubelerinde bulunan mevduat, hak ve alacaklarının davalıdan muhtemel alacaklarımızın tahsili amacıyla 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünden Trafik ve Tapu Kayıtları ile banka hesapları üzerine İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, mümkün olmaması halinde bu kayıtlar üzerinde (Başka kurumlarca veya davalarda üzerine tedbir, haciz ve/veya rehin bulunması ihtimali değerlendirilerek) 3. Şahıslara devrini önlemek maksadıyla UYAP ÜZERİNDEN TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA
Tarafımızca sunulan belgeler iddiamızı doğrular nitelikte bulunduğundan Sayın Mahkemece müvekkil lehine geçici ödeme kararı verilmesine,
Davalının ... 6. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazların iptal ile takibin devamına,
Davalının asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,
Yargılama Giderleri ve vekalet ücretlerinin de davalıdan TAHMİLİNE, karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E ...K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu," denilmek suretiyle davanın taraflarının dava tarihi itibariyle tacir olması gerektiği vurgulanmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "6102 Sayılı TTK’nın 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Aynı Yasa'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Ticari davadan söz edebilmek için, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir.
Öte yandan 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler, tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı, üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden, esnaf sayılmasını gerektirmez.
TTK'nın 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmış olup, ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık satım sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturadan kaynaklanmakta olup satım sözleşmesi TTK’da düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. İşbu davada, davalının tacir sıfatını haiz olup olmadığının tesbiti gerekmektedir. Mahkemece bu konuda uyup üzerinden yapılan sorgulama ile davalının araç satış işi ile iştigal ettiğinin anlaşılması görevi belirlemede yeterli değildir.
Bu hukuki açıklamalara göre, ilk derece mahkemesinin öncelikle görevli olup olmadığı konusunda gerekli araştırmaları yapması ve yaptığı araştırma sonucunda görevsiz olduğunu tespit etmesi halinde, görevsizlik kararı vermesi gerekir.
O halde ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen tacir-esnaf ayrımına ilişkin esaslar dikkate alınarak, gerekli araştırmalar yapılıp, davalının dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra mahkemenin somut uyuşmazlığın çözümünde görevli olup olmadığına karar vermesi gerekir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizce Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabına göre ise davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı, dava tarihi itibariyle davalının TTK 11/2'de belirlenen sınırları aşar mahiyette vergi mükellefiyetinin bulunmadığı ve gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı ve tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını değerlendirme görev ve yetkisinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaati hâsıl olmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden reddine, Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
-
HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
-
HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
-
Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılması yönünde karar itirazına,
Dair; taraların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/10/2024
Katip
...
¸e-imza
Hakim
...
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59