İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/253 E. 2024/660 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/253
2024/660
24 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/253 Esas
KARAR NO : 2024/660
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/04/2024
KARAR TARİHİ : 24/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkilimiz medical malzemelerin toptan satışı işiyle iştigal eden bir tacirdir. Davalıdan ticari ürün teslimine bağlı olarak 22/04/2023 tarihli cari hesap alacağımız bulunmaktadır. Davalı tarafça ödemede temerrüte düşülmüş olması nedeniyle ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında genel haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında başlatılan icra takibine davalı tarafça 11/08/2023 tarihinde itiraz edilmiştir. Davalı tarafça vaki itiraz haksız ve kötü niyetli olup, takibi sürüncemede bırakma kastıyla yapılmıştır. Davalı taraftan olan alacağımızın belirli ve likit olmasına rağmen davalı tarafça haksız ve kötü niyetli şekilde takibe itiraz edilmiştir. Davalı tarafça vaki itiraz nedeniyle alacağımızın tahsili gecikmiş olup, bu hususta mağduriyetimiz söz konusudur. Bu nedenle davalı taraf aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. Davalı tarafça ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazın ardından tarafımızca ticari uyuşmazlık nedeniyle zorunlu dava şartı olarak ... Arabuluculuk Bürosunun ... sayılı arabuluculuk dosyası kapsamında arabuluculuk yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafla arabuluculuk aşamasında yapılan görüşmelerden herhangi bir sonuç elde edilememiş olup, nihayetinde anlaşılamamıştır.Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden ötürü davamızın kabulüne, davalı tarafça ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini.." talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı, kendi uhdesinde bulunan cari hesap ekstresine dayalı olarak müvekkilin ödeme yapmadığını ve dolayısı ile borçlu temerrütüne düştüğünü iddia ederek ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine icra takibi başlatmıştır. Anılan icra dosyasından ödeme emrinin müvekkile tebliği akabinde müvekkil yasal süresi içerisinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmiş ve netice itibariyle de sayın mahkemenizce görülecek olan işbu dava ikame edilmiştir. Davacı taraf her ne kadar müvekkilin borçlu olduğunu ve borcunu ödemediğini iddia etmişse de, müvekkilin borçlu bulunduğuna dair iddia gerçeğe aykırı olup, ... İcra Müdürlüğü dosyası ve dolayısı ile mahkemeniz huzurundaki işbu dava ile müvekkilden haksız ve ticari teamüllere aykırı olarak fazla bedel elde etme çabası içerisindedir. Şöyleki; huzurdaki davaya ve icra takibine dayanak yapılan cari hesap ekstresi ile, davacı müvekkilden icra dosyası bütününde 21.466,26 TL alacağı olduğunu beyan etmişse de, ekte sayın mahkemenin takdirine sunulan banka dekontları ve iade faturalar ile açıkça anlaşılacağı üzere davacı tarafın müvekkilden bir alacağı bulunmamaktadır. Davacı tarafından sunulan cari hesap dökümlerinden anlaşılacağı üzere, müvekkil ile ticari ilişkisi yalnızca 9 adet fatura içeriğine dayanmaktadır. Bahsi geçen bu faturalardan 3 tanesine ( ekteki delillerden görüleceği üzere) müvekkil tarafından iade faturası düzenlenmiş ve fatura konusunu oluşturan mallar davacı tarafa iade edilmiştir.yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, müvekkil tarafından davacıdan satın alınan ve iade edilmeyen malların bedeli davacıya ödenmiş olup, iade edilen mallar içinde iade faturası düzenlenmiş ve bu faturalar davacı tarafa tebliğ edilmiştir. İade faturasına ve içeriğine davacı tarafça da itiraz edilmediği göz önünde bulundurulduğunda müvekkilin davacıya bir borcu olmadığı ortaya çıkmaktadır. İzah edilen tüm bu sebepler nedeniyle de huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerekmektedir. Haksız ve mesnetsiz davanın reddine; ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı icra takibinin iptaline;
Haksız ve hukuki izahtan yoksun olarak icra takibi başlatıldığı dolayısı ile davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacıdan tahmiline karar verilmesini.. " talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu," denilmek suretiyle davanın taraflarının dava tarihi itibariyle tacir olması gerektiği vurgulanmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/1534 E 2022/1409 K sayılı ilamında özetle; "6102 Sayılı TTK’nın 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Aynı Yasa'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Ticari davadan söz edebilmek için, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir.
Öte yandan 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler, tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı, üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden, esnaf sayılmasını gerektirmez.
TTK'nın 11(1) maddesi kapsamında ticari işletme esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmış olup, ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık satım sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturadan kaynaklanmakta olup satım sözleşmesi TTK’da düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. İşbu davada, davalının tacir sıfatını haiz olup olmadığının tesbiti gerekmektedir. Mahkemece bu konuda uyup üzerinden yapılan sorgulama ile davalının araç satış işi ile iştigal ettiğinin anlaşılması görevi belirlemede yeterli değildir.
Bu hukuki açıklamalara göre, ilk derece mahkemesinin öncelikle görevli olup olmadığı konusunda gerekli araştırmaları yapması ve yaptığı araştırma sonucunda görevsiz olduğunu tespit etmesi halinde, görevsizlik kararı vermesi gerekir.
O halde ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen tacir-esnaf ayrımına ilişkin esaslar dikkate alınarak, gerekli araştırmalar yapılıp, davalının dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra mahkemenin somut uyuşmazlığın çözümünde görevli olup olmadığına karar vermesi gerekir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizce Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabına göre ise davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı, dava tarihi itibariyle davalının TTK 11/2'de belirlenen sınırları aşar mahiyette vergi mükellefiyetinin bulunmadığı ve gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı ve tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını değerlendirme görev ve yetkisinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaati hâsıl olmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK'nın 114/1. c. ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
-
HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
-
HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,
-
Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılması yönünde karar ittihazına,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacının yüzüne karşı karar verildi.24/09/2024
Katip
...
¸e-imza
Hakim
...
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59