İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/212 E. 2024/587 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/212
2024/587
16 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/212 Esas
KARAR NO : 2024/587
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/03/2024
KARAR TARİHİ : 16/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;" Huzurdaki dava, taraflar arasındaki 02/08/2023 tarihli eser sözleşmesi sonrası davalının eser sözleşmesinin kendisine yüklediği edimlerin bir kısmının hiç yapılmaması, bir kısmının bir bölümünün yapılarak sözleşmeye aykırı biçimde sözleşme konusu işlerin bitirilmemesi dolayısıyla müvekkilin uğradığı zararların TBK m. 112 kapsamında tazmini konulu olup, işbu dava açılmadan evvel 15/01/2024'te ticari uyuşmazlıklarda zorunlu-dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş, görüşmelerde anlaşılamayınca 08/03/2024'te anlaşamama şeklinde son oturum tutanağı tutulmuşturMüvekkil, şahıs şirketi olan ...'nun yeni bir şubesini açmak üzere ... adresini 10/08/2023'ten itibaren 5 yıl süreyle kiracı olarak kullanmak üzere dava dışı üçüncü bir kişiyle akdettiği sözleşmeyle kiralamıştır. Taşınmaz boş olarak kiralandığından taşınmazın içi ve dışıyla döner lokantası olarak kullanıma hazırlanması için birtakım değişiklik ve tadilata ihtiyaç duyulmuştur. Davalı, eser sözleşmesi uyarınca taşınmazda inşaat faaliyetlerine başlamış, yaklaşık 10 gün kadar çalışıp müvekkile herhangi bir açıklama ya da bildirim yapmadan inşaat faaliyetlerini durdurmuş yani eser sözleşmesi davalı tarafından ihlal edilmiştir. Sonrasında müvekkil tarafından, inşaat sahası halindeki ve hiçbir şekilde kullanıma hazır olmayan, eser sözleşmesine aykırı olarak inşaat faaliyetleri bitirilmemiş taşınmazı kullanıma hazır hale getirmek üzere başkalarıyla anlaşmak zorunda kalmış ve taşınmaz ticari kullanıma hazır hale getirtilip, işletme ticari faaliyete açılmıştır HMK m. 109 gereği kısmi dava olarak TBK m. 112 uyarınca 500 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle beraber davalıdan alınıp müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;'Davacı taraf huzurdaki davayı her ne kadar Mahkemeniz'de ikame etmiş ise de huzurdaki dava konusu hakkında görevli mahkemeler uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından Asliye Hukuk Mahkemeleri'dir. Kaldı ki davalı müvekkil TTK'da sayılan tacir sıfatına sahip kimselerden de değildir. Dolayısıyla görev yönünden itirazımız bulunmakta olup huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmekteyiz. Dosya kapsamında yapılan tacir araştırması neticesinde de müvekkilin tacir sıfatına sahip olmadığı tespit edilmiş olup yine aynı şekilde davacı tarafın da tacir sıfatına sahip olmadığı tespit edilmiştir. Gelen belgeler doğrultusunda göreve ilişkin itirazımızın kabulüne karar verilmesini talep etmekteyiz.
Dava dilekçesinden de görüleceği üzere dava dilekçesinin konusunda taraflar arasındaki protokolden kaynaklanan zarar denilmekle yetinilmiş olup dava konusunu oluşturan protokolün ne olduğu ve zarardan kastın ne olduğu açıkça belirtilmediğinden huzurdaki davanın usulden reddi gerekmektedir. Dava dilekçesinden davadaki talebin ne olduğu açıkça anlaşılamamakta olup usule aykırı dava dilekçesinin ve davanın reddi gerekmektedir. Hal böyleyken dava dilekçesi HMK m. 119'a aykırı olduğundan huzurdaki davanın usulden reddine, aksi kanaat halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep etmekteyiz.
Davacı taraf her ne kadar zarar iddiasıyla birlikte tazminat talebinde bulunmuşsa da davalı müvekkile herhangi bir yazılı ihtarda bulunulmamış ve müvekkil temerrüde dahi düşürülmemiş olduğundan davacı tarafın huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki yararı bulunmadığı için davanın usulden reddi gerekmektedir.
Davacı taraf her ne kadar TBK m. 112 kapsamında zarar giderim talebinde bulunmakta ise de zarara uğradığına dair ispat külfetini yerine getirememiş olup başka kişilere tadilat işlemleri yaptırmış olması ve eser tesliminden geçen uzun süreden sonrasında müvekkilin yokluğunda keşif yapılmış olması müvekkilin eserlerinin davacı tarafça yok edilmiş olabileceğini de göstermektedir. Bu kapsamda müvekkilin eserleri teslim etmediğine dair ispat külfetini yerine getiremeyen davacı tarafın davasının esastan reddi gerekmektedir. Davanın usulden reddine,
aksi kanaat halinde; davanın açılmamış sayılmasına,
-Mümkün olmadığı taktirde; davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini.."talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez.
Tüm dosya kapsamı itibariyle; eser sözleşmesinden kaynaklı olarak alacak talebiyle açılan iş bu davada gelen belgelere göre davalı tarafın tacir sıfatının bulunmadığı, ... Vergi Dairesi Başkanlığı'nca cevabi yazıda ise; davalının, serbest meslek faaliyetinde bulunduğu, gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen yıllık gayrisafi hasılatının, VUK md.177/2'de düzenlenen limiti aşmadığı, davacı tarafın tacir olmaması ve mutlak bir ticari davanın söz konusu olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu; görev dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK'nın 114/1. c. Ve 115/2. Maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
-
HMK'nın 20/1. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
-
HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,
-
Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılması yönünde karar ittihazına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.16/07/2024
Katip
...
¸e-imza
Hakim
...
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01