SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/388 E. 2024/531 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/388

Karar No

2024/531

Karar Tarihi

27 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/147 Esas

KARAR NO : 2024/500

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 17/09/2014

KARAR TARİHİ : 13/06/2024

Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, davalılardan ...'ın 21/11/1995 tarihinden görevinin sona erdiği 18/01/2012 tarihine kadar müvekkili şirkette "geniş anlamda münferit imzası ile temsil ve ilzama yetkili" şirket müdürü olarak görev yaptığını, davalının müvekkili şirkette sorumlu ve yetkili müdür olarak çalıştığı bu uzun süre zarfında şirket ortaklarının güvenini kazandığını ve bu dönemde şirketin bütün mali ve idari işlerini tek başına kendisinin yönettiğini ancak şirket ortaklarının şirketin son dönemlerde özellikle mali yönden bir takım sıkıntıları olduğunu fark etmesi neticesinde şirket hesaplarının üzerinde inceleme yapılarak davalı ...'ın temsil ve ilzam yetkisini kötüye kullandığı, çeşitli yollarla şirket hesaplarından zimmetine para geçirdiği, şirkete ait muhtelif meblağlı bir takım müşteri çeklerini kendi uhdesine aldığı ve başkaca bir takım usulsüzlükler gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine 18/01/2012 tarihinde şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kendisinden alındığını, davalınun bu durumun tespit edilmesi ve yetkilerinin alınmasından sonra 20/01/2012 tarihinden itibaren işe gelmediğini ve ... 1. Noterliği'nce keşide edilen ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile görevinden ayrıldığını başka bir deyişle istifa ettiğini şirkete bildirdiğini, istifa beyanının müvekkili şirketin yetkilisi tarafından tebliğ alındığını ve derhal kendisine ... 22. Noterliği vasıtası ile keşide edilen ... tarih ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile bütün dava ve talep haklarının saklı tutularak istifanın 08/02/2012 tarihi itibari ile işleme konulduğunun bildirildiğini, davalının müvekkili şirketten ayrılır ayrılmaz müvekkili şirketin bir alt katında kendisine ait işyerinde çalışmaya başladığını, davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattığının şirket kayıtlarında yapılan tespit ve incelemelerle sabit olduğunu, ... tarihleri arasındaki muhasebe kayıtları ve şirket evrakları üzerinde yapılan incelemelerde davalıların suç teşkil eden haksız eylemleri ile müvekkilinin zararına sebebiyet verdiklerinin ve haksız kazanç elde ettiklerinin tespit edildiğini, ...'ın müvekkili şirketin temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğu tarihler arasında müvekkili şirketin tedarikçileri ve müşterileri ile yapmış olduğu mal alım ve satımlarında bariz bir şekilde ve bilinçli olarak müvekkili şirketi zarara uğrattığını ve kendisine ciddi bir menfaat temin ettiğini, hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde dava dışı ... Ltd. Şti.'ye devamlı surette fazla avans ödemesi yapıldığı, iş bu şirketin borcunu azaltmak amacı ile ortaklardan ... hesabına kaydi olarak para aktarılarak hesabın düzeltilmeye çalışıldığı ve dolayısı ile davalının temsil ve ilzam yetkisini kötüye kullanarak şirketi zarara uğrattığının tespit edildiğini, dava dışı ...Şti., ... Tic. Ltd. Şti., ...,..., ..., ..., ... A.Ş.'den mal alımı yapılmadan veya cüzi mal alımı yapılarak devamlı surette fazla avans gönderildiği ve dolayısı ile davalının temsil ve ilzam yetkisini kötüye kullanarak şirketi doğrudan zarara uğrattığı, şirket alacaklarının tahsiline yönelik hiçbir işlem de yapmadığının tespit edildiğini, yine dava dışı alıcılar yönünden şirketlerin borç bakiyesinin azalmamasına rağmen mal verilmeye devam edildiğini, alacağın tahsili için hiçbir yasal yola başvurulmadığını, davalının yetki ve görevini kötüye kullanarak kendisine menfaat temin ederek müvekkili şirkete zarara uğrattığını, müvekkili şirkete ait muavin defter ve kayıtlarının incelenmesinde şirket ortakları ..., ... ve ...'ın cari hesaplarına davalı talimatı ve bilgisi dahilinde muhtelif tarihlerde muhtelif miktarda hiçbir şekilde şirket ortakları tarafından alınmayan hesap aktarmaları olduğunun tespit edildiğini, bu hesaplara aktarılan paraların akıbetinin bilinmediğini, ortaklar cari hesabına aktarılan para ve çeklerin karşılıklarının bulunmadığını, ... tarihleri arasında icra takibine konu olan alacak bedellerinin yetkilendirilen avukatlar tarafından tahsil edildiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirket ortaklarının bu tahsilatlar konusunda bilgilendirilmediğini, davalı ...'ın tahsil edilen bedelleri kendi şahsi hesabına aktardığını, davalının farklı banka şubelerinde bulunan hesaplarından muhtelif tarih ve meblağlı çek ve senetlerinin ticari olmayan hesabı üzerinden uhdesine geçirdiğini, ticari ilişki içerisinde bulunulan firmalardan şirket hesabına gelecek bir kısım meblağların davalı tarafından kendi hesabına aktarıldığını, davalının şirket müdürü olarak görev alanının kendisine tanıdığı yetkileri kullanarak şirket ortaklarının muvafakati ve bilgisi dışında diğer davalı eşi ...'ı 01/10/2009 tarihinde müvekkili şirkette çalışıyor göstermek sureti ile sigortalı yaptığını, davalının eşini sigortalı çalışan olarak gösterdiğini ve kendisine şirketten aktif bir çalışan gibi her ay maaş ödemesi yaptığını, sigorta primlerini ödediğini, davalının bu eylemi ile ve maaş karşılığı olarak eşine, dolayısı ile kendisine 25.003,18-TL maaş adı altında haksız kazanç sağladığını, davalının müvekkili şirket çalışanı ... ile ortak çalışmayı planladıklarından bu şahsın kıdem tazminatı alabilmesi için işten kendisi çıkarmış gibi gösterdiğini, bu vesile ile kıdem tazminatı ödenmesini sağladığını, müvekkili şirketin telefonlarını kullanarak şirketi zarara uğrattığını, muhasebe sorumlusunun şirketin banka hesabından ...'ın talimatı ile sürekli olarak para çektiğini, davalı ...'!ın diğer davalı ...'ın eşi olduğunu, şirkette fiilen çalışmamasına rağmen şirket yetkililerinin de haberi olmadığı halde müvekkili şirkette sigortalı gösterildiğini, haksız kazanç elde edildiğini ve ...'ın da sebepsiz zenginleşme kapsamında haksız kazanç elde ettiğini, davalı ...'ın diğer davalı ...'ın oğlu olduğunu, müvekkili şirkette hiçbir zaman fiilen çalışmadığını ve 09/09/2011-30/11/2011 tarihleri arasında sigortalı gösterilerek SSK, vergi ve maaş olmak üzere 2.201,77-TL haksız kazanç elde ettiğini, davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattığı ve kendilerine haksız kazanç sağladıkları üniversite öğretim üyeleri tarafından düzenlenen bilimsel görüş raporu ile sabit hale geldiğini, davalılara ihtarname keşide edilerek o döneme kadar tespit edilen bir kısım şirket zararlarının ödenmesi talebinde bulunulduğunu, davalıların ihtarname ile talep edilen bedelleri ödemedikleri gibi ihtarnameye cevap dahi vermediklerini, şirkette temsil yetkisine sahip kişilerin şirketin mallarını idare etmek ve çıkarlarını korumakla görevli ve yetkili olduklarını, bunların şirketin mallarını idare etmenin gereği olarak şirket işlerinini yürütülmesi ve şirketin amacına ulaşabilmesi için bütün hukuki ve ticari işlemlerin gerektirdiği faaliyetleri yürütmekle yükümlü olduklarını, mevcut olayda davalı şirket ortaklarının bilgisi olmadan cari hesaplara para ve çek aktarımı yapıldığını, bu para ve çeklerin akıbetinin şirket tarafından tespit edilemediğini, bir kısım çek tahsilatlarının şirket hesabına aktarılmadığını, başkaca çalışanlara kendi çıkarına menfaat sağlamak amacı ile kıdem tazminatı adı altında hileli yollarla ödemeler yapıldığını, eşine ve oğluna şirket çalışanı gibi göstermek sureti ile menfaat sağlandığını, davalının kendisine verilen yetkileri tamamı ile ve şüpheye yer vermeyecek şekilde birden fazla eylemi ile kötüye kullandığını, bu sebeple de müvekkili şirket tarafından ... aleyhine ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası ile hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve emniyeti suistimal suçlarından şikayette bulunulduğunu, tahkikatın halen devam ettiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile alacak davasının kabulüne; davalılardan ...'tan 50.000,00-TL'nin zararın oluştuğu tarihten itibaren işlemiş ve işleyecek reeskont faizleri ile birlikte tahsiline, davalılardan ...'tan 28.420,00-TL'nin zararın oluştuğu tarihten itibaren işlemiş ve işleyecek reeskont faizleri ile birlikte tahsiline, davalılardan ...'tan 2.201,00-TL'nin zararın oluştuğu tarihten itibaren işlemiş ve işleyecek reeskont faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Davalılardan ...’ın davacı ... Şti.’nde 1981 yılından istifa ettiği 30.01.2012 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, ...’ın aynı zamanda, davacı şirket ortaklarından ... ile birlikte 1995 yılından 18.01.2012 tarihine kadar davacı şirketi geniş anlamda münferid imzası ile temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olarak görev yaptığını, davacı şirketin bir aile şirketi olması hasebiyle müvekkili ...’ın aynı zamanda şirket ortaklan olan, ... ailesinin tüm talimat ve direktiflerini eksiksiz yerine getirdiğini, ...’ın teftiş ve kontrol eden İse diğer sorumlu müdür ... olduğunu, ...’ın İse şirket ortağı ve ...’deki mağazanın sorumlusu olduğunu, davalı ...’ın 01.11.2011 tarihinde, iş sözleşmesini sonlandıracağını davalı şirket ortaklarına bildirdiğini, bunun üzerine 18.01.2012 tarihli ortaklar kurulu karan ile müdürlük görevine son verildiğini ve daha önce üzerinde mutabık olunan 30.01.2012 tarihinde, planlandığı gibi, istifasını bildirerek davalı şirket ile aralanndaki tüm iş ilişkisini sonlandırdığını, davalı ...’ın İş ilişkisinin sona ermesini takiben davalı şirketin hemen yakınında ve benzer alanda faaliyet gösteren bir diğer şirkette işe başladığını, davalı ...’ın davacının iddia ettiği gibi kendi işyerini açmadığını, ...’ın mesleki bilgi ve tecrübesi ile kısa sürede şu anda çalıştığı şirketi davacı şirkete rakip güce getirmesini kabul edemeyen davacı şirket ortakları müvekkilinin istifasının üzerinden yaklaşık 14 ay sonra, huzurdaki davayı ikame ettiklerini, davalı ... tarafından gerçekleştirilen tüm işlemlerin, diğer Sorumlu Müdür ...'ın bilgisi dahilinde ve şirket ortaklarının şahitliğinde gerçekleştirildiğini, ...’ın hukuka aykırı hiçbir eylemde bulunmadığını, davalının, davacı şirketteki görevini 32 yıl boyunca eksiksiz olarak yerine getirdiğini, şirketi kesinlikle zarara uğratmadığını, ...Ltd. Şti.nin dava dilekçesinde belirtilen tedarikçi şirketlerden mal satın aldığını, aldığı malların bedelini ise eksiksiz olarak bu şirketlere ödediğini, satın alman malların ise çoğunlukla, şirket ortağı ...’ın yönettiği Merter’deki mağaza şirket görevlilerince teslim alındığını, bedeli ödenen malların teslim alındığının, kargo şirketi kayıtlarından da tesbit edileceğini, ..., ..., ..., ...ve diğer kargo şirketlerinden davacı şirketin ... ve ...’daki mağazalarına gönderilen kargo kayıtlarının, tedarikçi şirketlere ödenen paraların karşılığında ürünlerin teslim alındığını doğrulayacağını, tedarikçilerden satın alınan mallar satıldığında şirketin elde ettiği kazanç şirket ortaklan veya sorumlu müdür ...’a eksiksiz olarak yıllarca ödendiğini, davalı şirketin sattığı mallann bir kısmını yine yukanda ünvanı belirtilen kargo şirketleri aracılığı ile alıcılara gönderildiğini, kargo şirketleri aracılığı ile mal gönderimi yapıldığında, kargo şirketlerine ödenen bedellerin karşılığında alınan faturalann şirket kayıtlannda gider olarak gösterildiğini, mal satımından elde edilen kazancın bir kısmı şirket ortaklanna davalılardan ... tarafından elden ödendiğini, ayrıca şirket ortaklan şirkette bulunduğu dönemde kasadaki nakit paranın sevk ve idare yetkisine kendilerince sahip olduklannı düşündükleri için kendi insiyatifleri ile şirket kasasından ihtiyaç duydukça nakit de çektiklerini, ...’ın sorumlusu olduğu ...’deki mağazada teslim alınan mallann satışından elde ettiği nakit kazancın bir kısmını yine şirket defterlerine işlemeden uhdesinde tuttuğunu, aynca kendi tuttuğu kasadan dilediği kadar nakit çektiğini, 2009 yılında ...’de bulunan mağaza kapandıktan sonra ...’ın ...’daki mağazaya geçtiğini, ... şirket ortağı olduğundan ... mağazanın kasasını sevk ve idare ettiğini, ayrıca, ortak ...’ın talimatı İle, ... Bankası ve ... Bankası’na ait şahsi kredi kartlan ile yine ...Kredi Kartfnın borç ödemelerinin düzenli olarak şirket çalışanlan tarafından banka şubelerinden imza karşılığında gerçekleştirildiğini, kartlanna yapılan bu ödemelerin önemli kısmının ...’ın bankadaki şahsi hesaplanndan davalı şirket çalışanlan tarafından çekilip, davalı şirketin kasasına giren paralar ile ödendiğini, aynı şekilde, şirket ortaklannca davalı ...’a, ...’ın şirket sahibi ve diğer ortaklann da annesi olması nedeniyle, müddetçe limitsiz nakit çekme yetkisinin bulunduğunun bildirildiğini, bu nedenle ... tarafından veya şirket kasasından ...’a birçok ödeme yapıldığını, bu ödemelerin ... tarafından muhafaza edilen şirket kayıtlarının tutulduğu bir deftere kaydedildiğini, aynca ...’ın talimatı İle; ...’ın... Bankası ...Şubesinde bulunan şahsi hesabına düzenli olarak para yatırılmasını, ...’ın ..., ...Bankası ile ... Bankası’na ait kredi kartlannın borçlannın ödenmesi İşlemlerini, ...’ın şahsi hesaplanndan şirket çalışanlan tarafından talimat ile para çekilerek banka şubelerinden ödenmesi suretiyle gerçekleştirildiğini, davacı şirketin elde ettiği kazancın davalı ...’da olduğunun İddiasının bu itibar ile gerçek olmadığını, davalının şahsi hesabına yatınlan meblağlann da izah edilen şekilde şirket ortaklarına verildiğini, bankalardan celbini talep ettikleri yukandaki işlemleri gösterir banka dekontları ile şirket kazancının eksiksiz olarak şirket ortaklarının şahsi hesaplarına gönderildiğinin veya şahsi kredi kartlanna yatınldığımn ortaya çıkacağını, dava dilekçesinde davalı şirketin mal sattığı için alacaklı olduğunu iddia ettiği şirketlerin ...’ın müdür olarak sorumlu olduğu dönemde ödemeleri gerçekleştirdiklerini, bu ödemelerin şirketin elektrik, su, doğalgaz, vergi, personel maaşlan gibi giderlerin karşılanması ve yukarıda izah edilen şirket ortaklannın şahsi harcamalannda kullanıldığını, ... başta olmak üzere, şirket ortaklarının İsteğiyle, davacı şirketin hesap hareketlerinin resmi defterlere uyum sağlaması maksadı ile satış işlemlerinin bir kısmında, ...’ın şahsi hesaplarının kullanıldığını, satılan mallann bedellerinin bir kısmının ...’ın ... Bankacılığı A.Ş.’deki ve ...Bankası A.Ş.’deki şahsi hesaplanna gönderildiğini, ... tarafından «erilen talimatlar ile şirket çalışanlan ..., ..., ...ve ...’ın çeşitli tarihlerde birçok kez bu hesaplardan para çekerek davacı şirkete teslim ettiğini, ...’ın bu duruma 30 yılı aşkın süredir davacı şirketle çalışan aradaki güven ilişkisi nedeniyle rıza göstermek zorunda kaldığını, bankalardan celp edildiğinde de anlaşılacağı üzere şirketin resmi gelir giderleri ile şirket ortaklarına gerçekleştirilen ödemelerin birbirinden çok farklı olduğunu, davalı şirketin neden olduğu vergi ziyanın farkında olduğundan 2011 yılında vergi barışından faydalandığını, bu sayede şirketin denetlenmesi durumunda tahakkuk edecek muhtemel yüklü miktardaki cezaların önüne geçilmek istendiğini, davacı şirketin orta ölçekli bir aile şirketi olması nedeni ile şirket ortaklan talep ettiklerinde şirketten kendi hesaplanna para gönderildiğini, bu nedenle muhtelif tarihlerde muhtelif miktarlarda bu kişiler lehine hesap hareketleri gerçekleştirildiğini, hesap hareketlerinin tamamının gerçek olduğunu, bu kişilerin birçok kez kayıtlarda belirtilen tutarlan elden teslim aldığını, davalı şirketin hukuki süreç başlatmasının ortaklardan herhangi birinin talimatı ile gerçekleştirildiğini, bir takım borçlu şirketleri küstürmemek ve devam eden ticari ilişkileri kesintiye uğratmamak adına şirket ortaklarının talimatı ile yasal yollara başvurulmadığını, bunun tamamen şirket ortaklarının verdiği bir ticari karar olduğunu, nitekim dava dilekçesinde aleyhine icra takibi başlatılması gerektiği halde hiçbir işlem yapılmadığı belirtilen firmaların bir kısmı ile davacı şirketin ticari ilişkilerinin halen devam etmekte olup, davalı ...’ın ayrılmasından sonra bu firmalar hakkında herhangi bir hukuki işlem başlatılmadığını, bunun davacının iddialarının samimi olmadığım gösterdiğini, şirket ortaklarının talimatları gereği bir kısım firmalar için başlatılan hukuki süreç neticesinde gerçekleştirilen tahsilatların ise imza karşılığı şirket çalışanları tarafından teslim alındığını, bu tutarlardan şirket ortaklarının kişisel kredi kartı borçlan ve şirketin zorunlu ödemeleri gerçekleştirildikten sonra kalan kısmın İse şirket sorumlusu diğer müdürü ...’ın banka hesabına yatınldığını veya bazen de kendisine elden teslim edildiğini, davalı ...’m şirket ortakları ve sorumlu müdürün zorlaması ile bazı işlemlerin şahsi hesabı üzerinden gerçekleştirilmesine nza gösterdiğini, şirketin yaptığı ithalatlar karşılığı şahsi hesabının bloke ettirilmesinin bunlardan bir tanesi olduğunu, ...’ın şahsi hesabı üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin, bir kısım çek veya senet bedellerinin muhafazası, şirket ortaklarının şahsi kredi kartı borçlarının ödenmesi ve ...’ın banka hesabına para yatırılması gibi işlemler olduğunu, o kadar ki banka kayıtlan İncelendiğinde 1995 yılından müvekkilinin şirketten aynldığı tarihe kadar her hafta Cuma günü, ...’ın şahsi hesabına belli bir miktar paranın yatınldığımn sabit olacağını, davacı şirketin ithalat yaptığı sırada bir miktar paranın bankada bloke ettirilmesinin gerektiğini, ancak şirketin kredi sorunlan sebebiyle bu miktann sağlanamadığım ve yine ...’m ... Bankası’ndaki şahsi hesabındaki meblağın davacı şirket lehine olmak üzere bloke ettirildiğini, müvekkili, çalıştığı dava şirketin ve ortaklarının menfaatini ön planda tuttuğunu ve kişisel mal varlığım risk altına sokarak davacı şirketin işlemlerinin devamım sağladığını, şirketin ithalattan kaynaklanan borcu bitiğinde ...’m şahsi hesabındaki blokenin de kaldırıldığını, bu itibarla söz konusu hesabın şirket ortaklarınca bilinmediğinin izahtan vareste olduğunu, davacı şirket ortaklanmn baskısı üzerine ...’m şahsi kredi kartlarının da şirkete ait ödemelerde kullanıldığını, davalının şahsi kredi kartlan İle şirket ve şirket ortaklanna ait olan araçlann motorlu taşıtlar vergilerini ödediğini, davacının dava dilekçesinde bahsetmediği bu gerçeklerin davalıya ait olan... Bankası ... ve ... Bankası ...ekstreleri ile sabit olduğunu, ...’m şahsi hesabını ve kredi kartlannı kullandırarak şirketin gerçek işlem hacmini gizlemeyi amaçlayan davacı tarafın tüm bu işlemlerden haberdar olmadığını söylemesinin inandırıcılıktan uzak olduğunu, davacının 20 sayfadan ibaret dava dilekçesinde Öne sürdüğü iddiaların 1995’den bu yana fark edilmemişken, davalının aynı sektörde farklı bir işte çalışmaya başlamasından 14 ay gibi bir süre geçip, davalının yeni iş yeri davacılara rakip haline geldikten sonra öne sürülmesinin oldukça manidar olduğunu, diğer davalılardan ... ve ...’ın davacı şirketin eski çalışanı olduklarını, ...’m 01.10.2009-31.01.2012 tarihleri arasında davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığını, davalı ...’ın, davacı şirketin satın aldığı malların kontrolünü ve ütülenerek paketlenmesi işi ile görevli olduğunu, kendi evinden asgari ücret üzerinden çalıştırılan ...’a evden çalışması nedeni ile yemek ücreti ödenmediğini, işyeri dışından çalışan ... ile iş takibinin sürdürülmesi için çalıştığı süre boyunca 1 adet şirket hattının tahsis edildiğini, hat tahsisinin şirket ortaklarının talimatı İle gerçekleştirildiğini, bu hat sayesinde işyerinin dışında görev yapan ... ile irtibat kurulmuş ve işin devamlılığının koordine edildiğini, diğer davalı ...’ın ise davacı şirketin ...’da bulunan mağazasında sigortalı olarak 09,09.2011 tarihinden itibaren kısa bir süre çalıştığını, davalı ...’ın şirket merkezinde görevli olduğundan kendisine herhangi bir telefon hattımn tahsis edilmediğini, SGK kayıtlarının gerçeği göstermekte olup her iki davalının da davacı şirkette fiilen çalıştığının tanık anlatımları ile sabit olacağını, yine iş için şirket çalışanı ...’a tahsis edilmiş cep telefonu faturasının, diğer tüm şirket hatlan gibi şirket hesabından ödendiğini, müdür sıfatıyla çalışan ...’a ait telefon hattının devamlı suretle davacı şirketin işleri için kullanılması sebebiyle, davacı şirkete devredildiğini ve ödemeleri buradan yapıldığım, bunun davacı şirket ve ortaklarının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, o kadar ki, şirket ortaklarına ait telefon hatlarının da aynı gerekçe ile davacı şirket üzerine devredildiğini, davacı şirkette çalışan ve kıdem tazminatına hak kazanan personel ile şirket ortaklarının talimatı doğrultusunda uzlaşıldığını, hatta bu görüşmelerin bir kısmında şirket ortaklarından ...’ın da bulunduğunu, kabul eden personellerin işten çıkartıldığını ve kısa süre sonra tekrar işe alınarak kıdem tazminatının birikmesinin önüne geçildiğini, işten çıkartılan personellerin tamamına kıdem tazminatı ödendiğini, bu işlemin sadece iddia olunduğu gibi ... için değil kabul eden tüm personel için uygulandığım, işten çıkartılan personellerin tekrar işe alındığını, bu kişilerin ..., ..., ... ve ...’m olduğunu, bu kişilerden ...’ın şirket ortağı ... tarafından sevk ve idare edilen Merter’dekİ işyerinde çalıştığım, ilgili döneme ilişkin SGK kayıtlarının celp edilmesi ile bu iddialarının doğruluğunun ortaya çıkacağını, kıdem tazminatının Ödenen şirket çalışanlarının makamınızca uygun görülmesi durumda bu konuda tanıklık yapacağını, davacının dava dilekçesinde şirketin muhasebe sorumlusu olarak görev yapan ...’ın bir takım eylemlerinden bahsettiğini, bu eylemler ile şirketin zarara uğratıldığını ve ...’m söz konusu eylemlerden haberdar olduğunu söylediklerini, varsayımdan ibaret bu iddianın da kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın davalılardan ... hakkında; ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na davalının İstifa ederek başka işyerinde çalışmaya başlamasından 3 ay sonra suç duyurusunda bulunduğunu, davalının eski işinden ayrılarak şu anda çalıştığı şirketi davacı şirkete rakip hale getirmesi üzerine de davalının istifasından 14 ay sonra, işbu davayı İkame ettiğini, davacının, ...’ın işlemleri nedeni ile şirketin zarara uğratıldığını söylemekte iddia etmesine rağmen, bahsi geçen soruşturmada sadece ...’dan şikayetçi olduğunu, davacı şirket ortaklarının intikam duygusu ile ...’ın şahsını hedef aldıklarını gösterdiğini, tüm bu nedenlerle, müvekkillerinin tüm işlem ve eylemlerini, davacı şirketin ve diğer şirket yetkilisi ... başta olmak üzere tüm ortaklarının talimatları doğrultusunda ve bilgileri dahilinde gerçekleştirdiklerini belirterek haksız ve kötüniyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, davacı şirkette münferit yetkili müdür olarak görev yapan davalı ... ile eşi olan davalı ... ve oğlu olan ...'ın dava dilekçesinde belirtilen işlemlerden dolayı davacı şirketi zarara uğrattıklarından bahisle zarar tutarının tahsili talebine ilişkindir.

Mahkememizin 2014/827-2019/142 E.K. sayılı 28/02/2019 tarihli kararı ile "...1-Davanın reddine..." karar verilmiş, anılan kararın istinafı neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2019/1729-2022/334 E.K. sayılı kararı ile "...HMK'nın 282. maddesine göre, hâkim, bilirkişinin oy ve görüşününü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Mahkemece, yargılama sürecinde kök rapor ve davacı yanının itirazlarını karşılamak üzere ek rapor alınmıştır. Yine davacı yanın raporlara itirazları kapsamında farklı bilirkişi kurulu oluşturularak tekrar bilirkişi raporu alındığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporları yukarıda sözü edilen HMK'nın 282. maddesi kapsamında takdiri delil niteliğinde olup, mahkemece bilirkişi raporlarındaki tespitler ile diğer deliller dikkate alınıp gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Davalı ...'ın dava dışı şirket ortaklarından ... ile münferit imzaları ile şirketi temsil ve ilzam etmek üzere 21/11/1995 tarihinden itibaren ve davalı ...'ın davacı şirketteki müdürlük görevinden alındığı 18/01/2012 tarihine kadar kadar münferit imza ile şirketi temsile yetkili müdür olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının dışarıdan atanan müdür olarak yaklaşık otuz yıl kadar davacı şirkette müdürlük görevi ifa ettiği, müdürlük görevi ve şirketteki işinden ayrıldıktan sonra iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirket tarafından iş bu dava ile davalı ...'ın müdür olarak görev yaptığı süre içerisinde yaptığı işlemlerle şirketi kendisi, eşi ve oğlu olan diğer davalılar menfaatine olmak üzere zarara uğrattığı iddia edilmiştir. İlk derece mahkemesince getirtilen banka kayıtları, SGK kayıtları, davacı şirketin muhasebe kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan bilirkişi rapor içerikleriyle, davalı ... hakkında açılan ceza davası ... 43 Asliye Ceza Mahkemesine sunulan bilirkişi rapor içeriklerinden; davacı şirketin kayıtlarında ticari ilişki çerçevesinde bir kısım şirketlerden avans ödemeleri nedeniyle alacaklı olduğu, cari hesap ilişkisinin devam ettiği, bir kısım şirketlere ise borçlu olduğu, söz konusu alacak borç durumunun satış işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Yine davalı ...'ın şahsi banka hesaplarından davacı şirkete para havalesi yapıldığının tespit edildiği, yapılan işlemlerin ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacı şirketin kayıtlarında ticari ilişki içerisinde olduğu şirketlerden alacaklı olmasının davalı ...'ın şirketi zarara uğrattığını ispat etmeyeceği, davacı şirketin aynı anda iki ayrı münferit yetkili müdür ile temsil edildiği ve yapılan ticari iş ve işlemlerin her iki müdürün ve muhasebe işlemlerini yapan personelin bilgisi dahilinde olacağı belirlenmiştir. Yargılama aşamasında dinlenen tanıkların beyanlarından, davacı şirketin faturasız işlemler de yaptığı, bu işlemler nedeniyle tahsilatların davalı hesaplarına yapıldığı ve tahsil edilen paraların yine şirket işlerinde kullanıldığı beyan edilmiştir. Davacının zararlandırıcı işlem olarak ileri sürdüğü davacı şirketin işçilerinin işten çıkarılmaları nedeniyle ödenen tazminatların ise şirketi zararlandırmaya yönelik işlemler olarak kabul edilemeyeceği, tanık beyanlarından diğer davalı ...'ın evde davacı şirketin bir kısım işlerini yaptığı, diğer davalı ...'ın da yaz tatillerinde olmak üzere davacı şirketin şubelerinde çalıştığının anlaşıldığı, tanık anlatımlarının SGK kayıtları ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket tarafından iş bu davada ileri sürülen iddialar kapsamında yapılan şikayet üzerine davalı ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan açılan ceza davasında yapılan yargılama sonucu davalının beraatine karar verildiği de gözetildiğinde ve özellikle davacı şirketin bir aile şirketi olup, davalı ...' ın şirket ortaklar kurulu kararlarıyla yaklaşık otuz yıl boyunca davacı şirketin dışarıdan atanan münferit müdürü olarak görevlendirildiği, görev süresince şirket ortaklarından ...' ın da davalı ile birlikte münferit yetkili müdür olduğu gözetildiğinde, görevi süresince davalıya isnat edilen eylemlerden şirket ortakları ile diğer münferit yetkili müdürün habersiz olduğunun kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olacağı da gözetildiğinde, davanın reddi yönünde ilk derece mahkemesince verilen karar isabetli olup, aksi yöndeki davacı istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiş, anılan kararın temyizi neticesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/3794-2023/7678 E.K. sayılı 26.12.2023 tarihli ilamı ile "...Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda 6102 sayılı Kanun'un 618 inci maddesinin üçüncü fıkrasının c bendi hükümleri uyarınca şirket tarafından şirket yöneticisine karşı sorumluluk davasının açılabilmesi için limited şirket genel kurulunda kararı alınması dava şartı olup, Mahkemece öncelikle davacı şirket genel kurulunca bu yönde karar alınıp alınmadığı hususunun değerlendirilerek şayet bir genel kurul kararı alınmamış ise 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davacı şirkete bu hususta kesin mehil verildikten sonra bu yönde bir kurul kararının ibrazı halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple yerel mahkeme kararının re’sen bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA..." karar verilmiş, mahkememizce usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varılan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 618. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca, "sorumluluk davası açılması hakkında karar verilmesi" yetkisi şirket genel kuruluna aittir. Somut olayda, davacı şirketin 2012-2013-2014 tarihli genel kurul kararları incelendiğinde bu yönde bir kararın mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/3794-2023/7678 E.K. sayılı 26.12.2023 tarihli ilamında ortaya konulan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum mevcut olmadığından ve davacı şirketin yöneticinin sorumluğu davası açılması için dava öncesinde almış olduğu bir genel kurul kararı olmadığı nazara alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın usulden reddine,

  2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.376,85. ₺ harçtan mahsubu ile bakiye 949,25. ₺ harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

  3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı tarafından yapılan 82,00. ₺ yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

  5. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine hesaplanan 17.900,00. ₺ vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  6. Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine,

Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/06/2024

Başkan

e-imza

Üye

e-imza

Üye

e-imza

Katip

e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistanbul(TicariSatımdanortadankaldırılmasınabozulmasına"hükümKaynaklanan)Alacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim