İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/358 E. 2024/471 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/358
2024/471
10 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/358 Esas
KARAR NO : 2024/471
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 18/11/2023
KARAR TARİHİ : 10/06/2024
İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/370-2024/191 E.K. sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen dava dosyası mahkememizin yukarıda yazılı esas sırasına kayıt edilerek yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar tarafından müvekkillerine 02.11.2023 düzenleme tarihli ihtarnamenin gönderildiğini ve anılan ihtarname kapsamında haksız kazanç elde edilmeye çalışıldığını, taraflar arasında gerçekleşen para akışının borç verme sebebi ile gerçekleşmediğini, davalıların müvekkillerine olan borcunu ödediğini belirterek davanın kabulü ile müvekkillerinin davaya konu ihtarname kapsamında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar ... ve ... Şti. (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde, davalıların "..." ve "..." isimli iki tane ticari işletmeleri olduğunu, alacaklılarının kendileri aleyhinde takip başlatmaları üzerine müvekkillerinden borç para istediklerini, müvekkillerinin de ... A.Ş.'de ki hesaplarından davalılara borç para verdiğini, bunun dışında davacılara borç olarak üç tane çeki ödünç olarak verdiklerini, çek bedellerinin davacılar tarafından tahsil edildiğini, davacı...'in borcu için dava dışı ...'un hesabına 6.000,00-₺ para gönderdiklerini, whatsapp yazışmaları ile de müvekkillerinden borç para istenildiğini, verilen paraların borç olarak verildiğini, bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacı tarafın davaya konu ihtarname sebebi ile davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Ticaret Mahkemelerinin görev alanını belirleyen Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" hükmü düzenlenmiştir. Anılan maddede belirtilen davalar, mutlak ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerekir. Somut olayda davacı gerçek kişi olup tacir değildir. Taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığından huzurdaki davanın mutlak veya nispi ticari dava olarak değerlendirilebilmesi hukuken olanaklı değildir. Somut olayda, davalı yan davacı tarafa ödünç para (borç) verdiğini belirterek ödenmesi için ihtarname göndermiş; davacı yan ise borcunun bulunmadığını belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Dolayısıyla, asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının yerinde olmadığı, davaya bakma görevinin genel yetkili mahkemelerde olduğu kanaatine varılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. mddesinde görev olması hususu dava şartı olarak belirtilmiş; aynı Kanun'un 115. maddesinde ise dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmıştır. Açıklanan nedenlerle, iş bu davanın mahkememizin görev kapsamında kalmadığı, asliye hukuk mahkemesinin görevinde olduğu kanaatine varılarak davanın görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1. c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine,
-
Mahkememizin görevsizlik kararının istinaf yoluna başvuru sonucu kesinleşmesi durumunda HMK 20. maddesi uyarınca dosyanın talep halinde görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
-
Mahkememizin görevsizlik kararının istinaf yoluna gidilmeksizin kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının çözümlenmesi ve yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/06/2024
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:19