İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/917 E. 2024/396 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/917
2024/396
21 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/917 Esas
KARAR NO : 2024/396
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 22/12/2022
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA;
Dava dilekçesi özetle şöyledir:
"05/09/2021 günü, saat 01:56 sıralarında, ... İli ... İlçesinde ...yolu üzerinde ... istikametinden ... istikametine seyir halinde olan, ruhsatı davalı ... A.Ş. adına kayıtlı, davacı .. ŞİRKETİ'ne ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka numaralı kiralık aracın sağ ön kısımları ile, emniyet şeridinde park halinde duran sürü ...'nin yaptığı ... plakalı aracın sol arka kısımlarına çarpması sonucu iki araçlı maddi hasarlı kaza meydana gelmiştir. Davacı sigorta şirketi... plaka numaralı aracın olay sırasındaki sürücüsünün kaza tutanağında belirtilenden farklı bir kişi olması gerekçesiyle ...plaka numaralı araç için ödemiş olduğu 43.723,90 TL hasar tazminatının davalı şirketten tahsilini..." talep ve dava etmektedir.
CEVAP;
06/01/2023 tarihli cevap dilekçesi özetle şöyledir;
"dava konusu ... plakalı araç 25/06/2021 tarih ve ... sayılı, ... finansal kurumlar birliği tescil numaralı finansal kiralama sözleşmesi gereği ...a.ş.'ne (vkn: ...) finansal kiralama yolu ile 36 ay süre ile kiralanmıştır. anılan finansal kiralama sözleşmesi gereği kiralanan aracın mülkiyeti kira dönemi boyunca şirketimize ait ise de, kiracı sözleşme süresince finansal kiralama konusu malın zilyedi olup, sözleşmenin amacına uygun olarak her türlü faydayı elde etmek hakkına sahip bulunduğundan ve aracı uzun süreli kiraladığından "işleten" sayılır. işbu sebeple dava konusu alacağın doğum tarihi itibarı ile araç üzerinde fiili hakimiyetin kiracıda olduğu gözetilerek "davalı" sıfatının ... a.ş.'ne yöneltilmesi usul ve yasa gereğidir.
işbu sebeple, açılan davada müvekkil şirketin taraf sıfatı olmadığından husumet tevcih edilemez. huzurdaki davanın usul yönünden reddi gerekir.
esasa ilişkin cevaplarımız :
huzurda açılan dava esas yönünden de mesnetsiz olup, davanın esas yönünden de reddi gerekir. şöyle ki:
davalı taraf, huzurda açtığı davada müvekkil şirketimizin gözetimi ve denetimi altında olmayan ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasından kaynaklanan hasar ödemesi sebebi ile ödediği bedeli bir kısım mesnetsiz iddialarda müvekkil şirketimizden tahsilini talep etmektedir.
yukarıda belirtildiği gibi, ... plakalı araç ... tarih ve ... sayılı, ... finansal kurumlar birliği tescil numaralı finansal kiralama sözleşmesi ile ...a.ş.'ne ( mülga 3226 sayılı finansal kiralama kanunu) 6361 sayılı finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri kanunu çerçevesinde kiralanmış olup, söz konusu aracın zilyetliği (mülga 3226 sayılı finansal kiralama kanunu) 6361 sayılı finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri kanunu ve yukarıda anılan finansal kiralama sözleşmesi gereğince "..." adresinden faaliyet gösteren kiracı ... a.ş.'nin kullanım, bakım, gözetim ve korumasına bırakılmıştır. kanun ve sözleşmenin genel şartları gereği müvekkil şirketin davacı yana hiçbir şekilde borç ve yükümlülüğü bulunmamaktadır. zira dava konusu alacağa sebebiyet verdiği iddia edilen aracın işleteni müvekil şirket değildir. somut olayda; davaya konu iş makinesinin mülkiyeti davalı finansal şirkete ait ise de, yararlanma ve kullanma hakkı kiracıya ait olup, kiracı malın zilyedidir. dolayısıyla üçüncü kişilere verilecek zarardan kiracı sorumludur. yani sözleşme ve yasanın emredici hükümleri de göz önünde tutulduğunda kiralama konusu malın kullanımı ve getireceği yarar ve zarar kiracıya devredilmiş bulunmaktadır. şu durum karşısında davalı .... finansal kiralama anonim ortaklığı'na husumet yöneltilemez. hal böyle olunca, anılan şirket hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerekirken, bu davalının da sorumluluğuna karar verilmesini " talep etmiştir.
27/04/2023 tarihli cevap dilekçesi özetle şöyledir;
"sigorta şirketi tarafından kaza anında ikisi de araçta bulunan kiracı sürücü ve yedek sürücü olan kişilerden herhangi birinin sürücü koltuğunda oturması halinde her halükarda sigorta şirketi açısından hasarın tazmin edilmesi noktasında bir farklılık oluşmayacaktır. nitekim kiracı sürücü de yedek sürücü de sigorta poliçesinin teminatı dahilindedir. bu nedenle sigortanın iddiaları kabul edildiğinde dahi sigorta yönünden herhangi bir zarar oluşamayacağı da göz önüne alınarak sigorta şirketinin kaza tespit tutanağında kazada bulunan sürücü değil yedek sürücü yazılması gerekmekteyken gerçeğe aykırı tutanak tutulduğu iddiası hakkaniyete de aykırıdır. dava dilekçesine eklenen yargıtay kararlarından hiçbiri dava konusu rücu talebine ilişkin olmayıp ( sürücü değişikliği nedeniyle rücu , ispat külfeti ) sadece davanın yöneltileceği işleten sıfatına ilişkindir. yukarıda izah ettiğimiz hususlar ve yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda rücu talebinde bulunan sigorta şirketinin rücu iddiasını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat külfetini yerine getirmediğinden , sigorta şirketinin iddia edilen rücu şartı gerçekleşmediğinden tarafımıza ihbar edilmiş olan huzurdaki dava haksız ve hukuki mesnetten yoksundur. davacının haksız rücu taleplerini..." talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava davacı sigorta şirketi tarafından ZMMS genel şartlarına aykırılık nedeniyle davalı sigortalı bakımından rücuen tazminat isteminden ibarettir.
13/04/2023 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir;
"Davacı sigorta şirketine sigortalı, davalı ... A.Ş. adına kayıtlı ... plaka numaralı aracın dava dışı sürücüsünün hatalı sevk ve idaresinin kazanın meydana gelmesinde birinci derecede, tam ve 96100 (yüzde yüz) oranında etkili olduğu, ... plaka numaralı aracın dava dışı sürücüsü ...'nin olayda etkili hatalı davranışı bulunmadığı, Davacı şirketin dava konusu ... plakalı araç için ödediği toplam 33.200,00 TL hasar bedelinin kadri maruf olduğu, Davacı tarafın yapmış olduğu faiz ve diğer ödemeleri davalıdan talep edip demeyeceğine dair kararın Mahkemenin Sayın Hakiminin takdirinde olduğu..." rapor edilmiştir.
05/04/2024 tarihli ek bilirkişi raporu özele şöyledir;
"Taraf vekillerinin itiraz dilekçelerinde belirtilen, bilirkişilerden istenen inceleme konusunun, "rücu şartının oluşup oluşmadığı, kazadan ruhsat sahibinin sorumlu tutulup tutulamayacağı hususları" heyetimizin teknik uzmanlık alanının (trafik kazalarında kusur oranının ve hasar miktarının değerlendirilmesi) dışında kaldığı görülmektedir. Bu sebeple, 07/04/2023 tarihli kök raporumuzdaki görüşümüzü koruduğumuzu..." rapor edilmiştir.
Davalının pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı yönünde yapılan değerlendirmede;
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/19441 E 2017/295 K sayılı ilamında özetle; "Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Bu tür davalarda sigortacı 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B-4 .maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir.
Araç maliki ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince sürücünün ağır kusuru, yeterli ehliyete sahip olmaması veya alkollü olması sonucu zarara neden olduğu takdirde sigortacı kendi akidine rücu hakkına sahiptir.
Davacı vekili, davalı tarafından sigorta ettirilen aracın davacı şirket tarafından düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında ödediği tazminatın sigortalısından tazminini talep etmiştir.
Sigortalı ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince sürücünün alkollü olması sonucu zarara neden olduğu takdirde sigortacı kendi akidine rücu hakkına sahiptir.
Dosya kapsamında bulunan poliçe örneğine göre sigorta sözleşmesinin tarafı olarak davalı şirketin ismi yer almaktadır. Buna göre taraflar arasında sigortalılık konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı, davacının sigortalısı olup, sigorta sözleşmesinin tarafı olduğundan ve ZMMS tarafından açılacak rücu davaları da akide karşı açılacağından işin esasına girilerek kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Davalı tarafından finansal kiralama sözleşmesi kapsamında davaya konu aracın ihbar edilen şirkete uzun süreli olarak kiralanmış olması nedeniyle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı savunulmuştur.
Taraflar arasında akdedilen Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Sözleşmesi incelendiğinden davacı şirket tarafından davalı şirketin maliki olduğu araç bakımından poliçenin düzenlendiği sigortalı olarak ise davalı şirketin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple her ne kadar davalı tarafından dava konusu araç uzun süreli kira sözleşme ile ihbar edilen şirkete kiralanmış olsa da taraflar arasındaki ilişki akdi ilişki olduğundan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/19441 E 2017/295 K sayılı ilamı doğrultusunda davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davanın esası bakımından yapılan değerlendirmede;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinde; "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/15468 E 2020/4844 K sayılı ilamında özetle; "Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmamış, ancak ön inceleme aşamasında tanık listesi verilmiş ve davalı vekili tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini açıklamıştır. Dava dilekçesinde "sair delillere" dayanılması tanık dinletilebileceği anlamına gelmez." şeklinde karar verilmiştir.
Davacı taraf 05/09/2021 tarihli kazada esasen sigortalı aracı ...'in kullanmasına rağmen ...'ın kaza tespit tutanağında araç sürücüsü olarak gösterildiğini iddia ederek Genel Şartların B.4.f maddesi uyarınca davalı sigortalıya rücu hakkının bulunduğu iddia edilmiştir.
HMK'nın 190. Maddesine göre lehine hak çıkaran taraf aynı zamanda ispat yükü altındadır. Bu nedenle davacı tarafça bahse konu aracın kazaya karıştığı esnada ...'in aracı kullanmasına rağmen ...'ın şoför olarak gösterildiğini ispat etmesi gerekmektedir. Davacı şirket tarafından bu yönde herhangi bir suç duyurusunda bulunulduğu bildirilmediği gibi herhangi bir yazılı delil de sunulmamıştır. Yine davacı tarafından tanık deliline de dava dilekçesinde açıkça dayanılmamıştır. Bu sebeple salt davacı şirket tarafından düzenlenen araştırma raporundaki soyut tespitler ile davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmış olmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın REDDİNE,
-
Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL karar harcından, 746,70TL peşin harcı toplamının mahsubu ile fazla alınan 319,10TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-
6325 Sayılı Yasa'nın 18/A. 14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği takdir ve tayin olunan 17.900,00TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27