SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1151 E. 2024/267 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2014/1151

Karar No

2024/267

Karar Tarihi

4 Nisan 2024

T.C.

İSTANBUL

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2014/1151 Esas

KARAR NO : 2024/267

DAVA : Şirketin Feshi

DAVA TARİHİ : 17/09/2014

KARAR TARİHİ : 04/04/2024

Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkillerinin davalı ...Tic. A.Ş.'nin, ... %24, ... %8 olmak üzere toplam %32 hissedarı olduklarını, müvekkili ...'nın babası müteveffa ...'dan miras yolu ile geçmesi gereken bir kısım hisseler bulunduğunu, bu hisselerin pay defterine işlenmediği ve miras davasına konu olduğundan henüz müvekkili adına olmadığını, baba ...'nın 12/11/2003 tarihinde ölmesinden sonra aile içi kavga ve hissedarlar arasında sorunlar çıkmaya başladığını, yönetim kurulu başkanı ... baba ...'ya ait %52 şirket hissesinin büyük kısmını hileli ve geçersiz Hisse Devir Sözleşmesi ile kendi uhdesine geçirdiğini ve böylelikle kendisini ve ailesini şirketin hakim ortağı haline getirdiğini, bu nedenle de 2004 yılından bugüne kadar taraflar arasında uyuşmazlık baş gösterdiğini ve onlarca davaya konu sorun çıktığını, tarafların bugüne kadar gösterdikleri davranışlar, tüm davalarda verilen kararlarda davalıların ya tamamen ya da büyük oranda haksız olduklarının hüküm altına alındığını, uyuşmazlığın 10 yılı aşkın bir süredir devam ettiğini, huzudaki dava sürecinde başta müvekkiller olmak üzere, müvekkillerin ve şirketin haklarının korunmasına her zaman ihtiyaç bulunması, husumetin derinleşmiş olması, fesih yerine hisselerin satın aldırılması yoluna gidilmesi hali ortaya çıktığında, şirketin özvarlığını azaltmak ve hisselerin değerini düşürmek amacıyla borçlandırıcı veya varlıkların devri yoluyla değerine azaltılmaya çalışılmasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirterek davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacının taraf ehliyetini haiz olmadığını, şirkette pay sahipliğinin bulunmadığını, davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle aksi halde esastan reddini savunmuştur.

Dava, terditli olarak öncelikle davalı şirketin haklı sebeple feshi, olmadığı takdirde karara en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden davacıların hisselerinin satın aldırılması sureti ile paydaşlıktan çıkarılmaları talebine ilişkindir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesi şöyledir:

"Haklı sebeplerin varlığında sermayenin en az 1/10'ini ve halka açık şirketlerde 1/20'ini temsil eden payların sahipleri şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir."

Dava açılması için ön koşul olarak getirilen "Haklı Sebeplerin varlığı" koşulundan ne anlaşılması gerektiği Kanun'da tahdidi olarak sayılmamıştır. Bu durumda haklı sebeplerin her münferit olaya göre değerlendirilmesi gerekir. Haklı sebep içi doldurulması gereken bir kavramdır ve MK 4 maddesi uyarınca hakime takdir yetkisi tanınan haller içerisine girer. Bu bakımdan hükümde haklı sebep kavramı hakkında bütün hukuki ilişkileri kapsayacak şekilde kesin bir tanım verilmekten kaçınılmıştır. Öğretide haklı sebebe ilişkin genel manada tanımlara yer verildiği görülmektedir. Buradan yola çıkarak genel bir tanım verilecek ise; haklı sebep sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur. Bu kapsamda anonim ortaklıkta haklı sebep teşkil edilebilecek haller; genel kurul olağan toplantısının sürekli ve devamlı şekilde yapılamaması, ortaklığa katılım, bilgi alma, denetleme haklarının ihlali, amaç ve konunun öznel olarak imkansız hale gelmesi, kâr elde edememe, mâli durumu kötüleşmiş hale gelmesi, şirket kâr etmesine rağmen hiç kâr payı dağıtılmaması veya yıllara göre azalan tutarda kâr payı dağıtmak sureti ile azınlık pay sahiplerinin mâli haklarının ağır ve sürekli şekilde ihlal edilmesi, buna karşın çoğunluk pay sahiplerinin oluşturduğu yönetim kurulu üyelerine ödenen ücret ve diğer hakların artırılması, organların işlevsiz, çalışamaz hale gelmesi, çoğunluk gücünün sistematik olarak azınlığın haklı menfaatlerini veya şirketin menfaatini ihlal edecek şekilde kullanılması, kötü yönetim, iş göremezlik, kişisel anlaşmazlıklar olarak sayılabilir. Uyuşmazlığın çözümü yönünden öncelikle şirketin feshi için ileri sürülen tüm hususların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve bunların şirketin feshi için haklı neden olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkememizce davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, delil olarak gösterilen dava dosyaları, taraflarca sunulan deliller getirtilip incelenmiştir.

Uyuşmazlığın çözümü için davalı şirket defterleri, Ticaret Sicil kayıtları ile dosya içindeki tüm belge ve bilgiler bilirkişiye tevdi edilerek, davacının 1/10 pay sahipliğinin bulunup bulunmadığı, bulunduğu taktirde davalı şirketin fesih veya davacının şirket ortaklığından çıkartılma şartlarının oluşup oluşmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. 02/06/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...1- Dava, davalı anonim şirketin fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan TTK' mun 531. maddesinde haklı nedenlerin varlığı halinde şirketin feshine veya fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davalı, davacı tarafın TTK 531 maddesi uyarınca sermayenin © 10' una sahip olmadığını, bu nedenle aktif dava ehliyetinin olmadığını, ayrıca haklı sebep ile fesih ve tasfiye koşullarının olmadığını savunmuştur. 13 10. 2016 tarihli oturumda alınan 1 nolu ara karar ile davacı şirkete ait hisse senetleri, tüm dosya kapsamı, davalı şirket defterleri incelenmek sureti ile davacı tarafın elinde bulunan hisse senetlerinin dava tarihi itibari ile davalı şirketin sermayesinin en az 1/10' unu temsil edip etmediği belirtenmek sureti ile davalı şirketin TTK 531 maddesi kapsamında fesih ve tasfiye şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek bilirkişi ataması yapılmıştır. Yargılama sürecinde bilirkişilerin incelemeye esas belge taleplerinin davalı tarafça karşılanmaması nedeni ile yargılamanın bu aşamasına kadar bilirkişi incelemesi yaptırılamamıştır. Davanın açılış tarihinden bu yana geçen süre ve davalının açıklanan tutumu nazara alınmak sureti ile davalı tarafa bilirkişilerin inceleme talebinde bulundukları belgeleri ibraz etmemesi ve şirketin hukuki ve mali kayıtları üzerinde inceleme yapmalarını engellemesi halinde davacı tarafın iş bu davada TTK 531 maddeci uyarınca aktif dava ehliyetlerinin varlığı kabul edileceğine, dosyadaki mevcut delil durumuna göre şayet haklı nedenle feshi koşullarının gerçekleştiği kabul edilir ise şirketin feshine karar verileceğinin, fesih yerine davacı pay sahiplerinin paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilmeyeceğinin ihtarına, ihtarın iş bu ara kararın tebliği ile birlikte yapılmış sayılmasına, ara kararın davalı vekiline ve davalı asile ayrı ayrı APS yolu ile tebliğine, Karar verilmiştir. Mahkemenin ara kararı doğrultusunda heyetimizin rapor tesis etmesine dayanak teşkil edecek, Belgelerin dosyaya sunulması için süre verilmiştir. Ancak, Heyetimizce Sayın Hakim Başkanlığında yapılan 13.07.2018 tarihli ilk keşif ve sonrasında yapılan 07.12.2018 tarihli ikinci keşif sonrasında Davalı vekilinin Şirket sırrı gerekçesi ile Heyetimizdeki, Her meslek sınıfının talebi ve ihtiyacı olan bilgi ve belgeleri temin ederek Mahkemeye ve tarafımıza sunmamış olup, Heyetimizin rapor tesis etme çalışmaları sonlandırılamamıştır. Fabrikaya ve tesislere ait Elektrik projeleri, Tekstil makinaları ve Davalı şirketin ilk madde ve malzeme, yarı mamul üretim, mamuller ve ticari mallara (150 151/152, 153 hesaplar) ait detaylı mizanın excel ortamında miktar sütunu açılıp miktarları ve birim stok maliyetlerinde yazılarak manyetik ortamda tarafımıza sunulması, Mekanik ve tesisat projeleri ve araçların fiili incelemelerinin yapılabilmesi için otoparkta görülecek şekilde park edilmesi ile değerlerinin tespit edilebileceği, Yapılara ait mimari ve statik projelerinin temini ile yapıların değeri ve arsa değerlerinin tespit edilmesinin mümkün olabileceği, Ancak Davalı vekilin heyetimizin çalışması için istenilen belgeleri, Şirket sırrı gerekçesi ile Mahkemeye ve tarafımıza sunmamıştır. Şirketin taşınmazlarının ve tesisleri ile emtialarının değerinin tespitine olanak sağlayacak bilgilerin sunulmadığı, Bu nedenle En yakın tarih itibari ile şirketin gerçek değerinin hesaplanamadığı..." şeklinde görüş belirtilmiş, eksikliklerin tamamlanmasının ardından dosya tekrar bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup 15/12/2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "...Rapor içinde açıklanan gerekçelerle, davacıların huzurdaki davalİt şirketin haklı nedenle feshi davasını açabilmek için TTK m. 531'de dava şartı olarak düzenlenen davalı şirketinin esas sermayesinin en az 1/10'unu temsil eden paya sahip oldukları hususunu kanıtlayamadıkları; bu durumda aktif husumet ehiiyetine sahip olup olmadıklarının takdiri mahkemeye aittir..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Davacı vekilinin rapora itirazlarının, davalı vekilinin rapora beyanlarının incelenip değerlendirilmesi ve ayriyeten davacı tarafça dosyaya klasör halinde sunulan hisse senetlerinin incelenip değerlendirilmesi, davacı taraf vekilinin 28/09/2016 tarihli beyan dilekçesi ve ekindeki ... 40. Noterliği'nden keşide edilen ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı şirketin ... 5. Noterliği'nden keşide edilen ... yevmiye numaralı ...tarihli cevabi ihtarnamesinin ve davacı tarafın dosyaya 1 adet klasör halinde sunmuş olduğu eski pay senetlerinin incelenmesi sureti ile davacı tarafın iş bu davada aktif husumetinin mevcut olup olmadığının tespiti için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 12/12/2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında "...Kök raporu sunmamızdan sonra Heyetimize tevdi edilen ve davacılar tarafından sunulan 4 klasör davalı şirketin hamiline yazılı pay senetlerinin incelenmesi ve Mahkememizin davacıların aktif husumet ehliyetine sahip olup olmadıkları yönünde ek rapor düzenlenmesi görevi kapsamında, takdiri Mahkemenize ait olmak üzere, davacıların TTK m. 531 uyarınca şirketin haklı nedenle feshi için davalı şirketin esas sermayesinin 1/10'una sahip olmaları şartını gerçekleştirerek aktif husumet ehliyetine sahip oldukları..." şeklinde görüş belirtilmiştir.

... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı .. Şirketi'nin 04/10/1974 tarihinde tescil edildiği, şirketin iştigal konusunun pamuk, yün, suni ve sentetik elyaftan iplik ve bilumum iplik ve tekstil imali, alım ve satımı, ithal ve ihracı, mamul ve hammadde olarak alım satımı, ithali ve ihracı, dahili ticaret olduğu anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davalı tarafın aktif husumet ehliyeti itirazının bulunması ve Kanun'un emredici hükmü gereği, huzurdaki davanın görülebilmesi için Davacıların TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı şirketin esas sermayesi olan 37.336.000-TL'nin 1/10'u olan 3.733.600 adet hamiline yazılı pay senedine zilyet ve bu suretle de aktif husumet ehliyetine sahip olduğunu ispatlamaları gerekmektedir. Davalı şirket tarafından, Davacılar aşamalardaki beyanlarında hisse senetlerini kimseye devretmediklerini ve şirketin basılı hisse senetlerinin halen ellerinde olduklarını belirtmişlerdir. Mahkememizce davacılara ait ellerinde bulunan hisse senetlerinin inceleme gün ve saatinde mahkeme kaleminde hazır edilmesine karar verilmiş, yargılama süresince hamiline yazılı pay senetleri dosyaya ibraz edilmemiştir. Davalı şirket tarafından 26.11.2010 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilanda, şirket hisse senetlerinin "YTL"-"TL" değişikliği nedeniyle yeniden basıldığını, eski hisse senetlerinin şirkete ibrazı halinde yenileri ile değiştirileceği duyurulmuştur. Anılan tarihten mahkememizde karar verildiği tarihe kadar, davacıların uhdelerinde bulunduğunu belirttikleri hisse senet asıllarını şirkete ibraz ederek yenisi ile değiştirmedikleri konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Davacılar, söz konusu senetlerin örneklerinin değişim ve mahkemedeki ispat gücü bakımından yeterli olduğunu ileri sürmekte, davalı taraf ise söz konusu hisse senetlerinin fotokopisi ile işlem yapılmasına muvafakat etmemektedir. Nitekim davalı şirketin 2020 yılında yapıldığı belirtilen genel kurulunda da bu husus gündeme getirilmiş ancak davacılar tarafından genel kurulda hisse senetlerinin asılları ibraz edilmemiştir. Dosyaya yansıyan bilirkişi heyeti raporlarında da davacıların hak sahipliği konusunda net bir kanaate ulaşılması mümkün olmamış; davalı şirketin fotokopi belge ile işlem yapmamasının haklı olup olmadığı tartışılmıştır. Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde, davacıların huzurdaki davayı ikame edebilmeleri için hak sahipliğine ilişkin belgeleri ya da bunların zayi olduğuna dair kararı veya hak sahibi olduklarına dair resmi makamlarca verilmiş tespit hükmünü hiçbir tereddütte yer vermeyecek şekilde mahkememize sunmaları gerekmektedir. Davacıların, dosya kapsamına sundukları bilgi ve açıklamalarla dava açma ehliyetine sahip olduklarını, bir başka ifadeyle davalı şirketin sermayesinin 1/10 payına sahip olduklarını ispatlayamadıkları sonucunu varıldığından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın reddine,

  2. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60. TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 25,20. TL harcın mahsubu ile bakiye 402,40. TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

  3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı tarafından yapılan 50,00. TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

  5. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili lehine takdir olunan 17.900,00. ₺ vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

  6. Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine,

Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/04/2024

Başkan

e-imza

Üye

e-imza

Üye

e-imza

Katip

e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ŞirketinistanbulFeshi"y"""hüküm

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim