İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/790 E. 2024/18 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/790
2024/18
16 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/790 Esas
KARAR NO : 2024/18
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 08/11/2022
KARAR TARİHİ : 16/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 08/11/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle : "....Müvekkil sigorta şirketi nezdinde ... numaralı İşyeri Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı ...Tic. Ltd. Şti.'nin kiracısı olduğu ... adresinde bulunan işyerinde, üst katta mutfak bölümünde bulunan termosifon spiral borusunda gerçekleşen patlama neticesinde suların sigortalı işyerine sirayet etmesi nedeniyle hasar meydana gelmiştir. Meydana gelen bu hasar nedeniyle müvekkil şirket tarafından 6.951,09 TL tazminat ödenmiştir. Müvekkil şirket tarafından ödenen tazminatın işlemiş faizi ile birlikte tazminat yükümlüsünden rücen tahsili amacıyla davalı aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişilmiştir. Davalı tarafından borca ve ferilerine itiraz edilmiştir. Davalıların itirazı haksız ve dayanaksızdır. TBK.'nın 69. maddesinde bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. İntifa ve oturma hakkı sahiplerinin ise binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Öte yandan 634 sayılı KMK. uyarınca kat malikleri, anagayrimenkulün bakımına ve mimari durumu ile sağlamlığını korumaya mecbur olup her kat maliki anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı sorumludur. 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22/17. Maddesinde, eksperler tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Bu husus, yargıtay içtihatlarında da kabul edilmiştir. Dava konusu vakıanın ardından gerçekleşen kontrollerde, hasarın, davalının maliki olduğu taşınmazın mutfak bölümünde yer alan termosifon spiral borusunda gerçekleşen patlama sonucunda gerçekleştiği, söz konusu hasara neden olan termosifon ve tesisatının binanın demirbaşı statüsünde yer aldığı bağımsız ekspertiz raporu ile tespit edilmiştir. İşbu nedenle hasara sebebiyet veren taşınmaz maliki davalının, gerek TBK ilgili hükümleri uyarınca gerekse de KMK ilgili hükümleri uyarınca hasar kapsamında sorumluluğu bulunmaktadır. Yapılacak olan incelemede müvekkil şirketin davalılardan talep edilen miktarda alacaklı olduğu tespit edilecektir. Bu nedenlerle davalıların davalı icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmek üzere işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur. Açıklanan nedenlerle, fazlaya ve sair hususlara ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Davalının takibe yapmış olduğu tüm itirazlarını iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini...." talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 28/12/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "...21.04.2021 tarihinde gerçekleşen hasar nedeniyle düzenlenen Ekspertiz Raporu uyarınca hasarın muhteviyatının ne olduğunun ve hasardan doğan sorumluluğun kime ait olduğunun, hasara ilişkin olarak Davalı'ya rücu imkanı bulunup bulunmadığının komşu İş Yeri çalışanlarına sorularak tespit edildiği belirtilmiştir. Nasıl olur da bir Ekspertiz Raporunda hiçbir teknik ve bilimsel inceleme bulgusu olmaksızın, hasara sebebiyet veren spiral boru kırılması vakıasında sorumluluğun Daire 2'nin intifa hakkı sahibi müvekkilim ...'e ait olduğuna, mezkur spiral boruyu kullanan iş yeri çalışanlarının beyanı doğrultusunda karar verilebilir. Tarafımıza mezkur icra takibi ile iletilen Ekspertiz Raporu'nda toplam hasar tutarı 3.279,09 TL olarak görülmektedir. Fakat İcra takibine konu dayanak belgelerde iletilen dekontlarda, bu hasar miktarı haricinde Alacaklı'nın Sigortalısına bir de 3.672,00 TL tutarında başka bir ödeme yaptığı görülmektedir. Bu aşamada bu ikincil ödemeye dayanak belge tarafımıza iletilmediğinden asıl alacak olarak zikredilen 6.951.09 TL ve harca esas değer olarak tespit edilen 7.204,76TL'nin gerçeği yansıtmadığı kanaatindeyiz.
Hiçbir surette Borçlu sıfatını kabul etmemekle birlikte herhangi bir mağduriyet yaşanmaması adına müvekkilim hasarı sigorta ettiren sıfatını haiz olduğu 24/01/2021 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli ... - İşYerim Sigorta Poliçesi ("Poliçe") uyarınca kendi Acentesi olan ... Şti.'ye bildirmiştir. Çünkü mezkur hasar, ne kadar bilimsel olduğu şaibeli olan, Ekspertiz Raporu uyarınca dahili su hasarı olarak nitelendirilmiştir ve Poliçe uyarınca dahili su hasarı teminat kapsamındadır ve sorumluluk müvekkilimin sigortacısı ... Sigorta A.Ş aittir. Müvekkil kendi Acentesi ile yaptığı telefon görüşmesinde her ne kadar ödemenin ivedikle derhal gerçekleştirileceği yönünde geri dönüş almış olsa da; Ödeme Emrini tebliğ almasının ardından Acentesi'ne ve Sigortacısı'na ödemenin davacıya yapılmasına yönelik ... 27. Noterliği tarafından 17.02.2022 tarihinde gönderdiği İhtarname göndermiştir. Bu ihtarnameye karşısında Sigortacı, spiral boru kırılmasının Kiracı sorumluluğundan kaynaklandığı bu sebeple intifa hakkı sahibi ve dolayısıyla Sigortacısının sorumlu olmayacağı yönünde cevap verilmiştir. Teknik sigortacılık yönünden yapılacak araştırmada Yargıtay kararları ışığında görülecektir ki spiral boru patlamaları ve kırılmaları Kiracı kullanım kusurundan kaynaklanmakta olup malike herhangi bir kusur yüklenememektedir. Fakat bu tartışma ve mezkur talepler sayın mahkemenizce her nasıl neticelendirilirse neticelendirilsin müvekkilimin hiçbir senaryoda sorumluluğu doğmayacaktır; çünkü müvekkilim kiraya verdiği alana ilişkin mal sahibi sorumluluğu ile her türlü hasarı teminat kapsamına alan sigorta poliçesi düzenlemiştir dolayısıyla mezkur hasarın dahili su hasarı olarak kabul edilmesi halinde hasar şüpheye mahal vermeyecek bir vaziyette sigorta teminatı kapsamında olacak ve müvekkilin Sigortacısı tarafından karşılanacaktır. Şayet sayın mahkemeniz hasarın Kiracı kullanımından kaynaklandığına hükmederse de burada intifa hakkı sahibi müvekkil ve sigortacısını ilgilendiren bir hasar olmadığı anlaşılacak ve sorumluluk davacının üzerinde kalacaktır. açıklanan sebeplerle, işbu dava kendisi de bir tüketici ve sigortalı olan gerçek kişi müvekkilim aleyhine değil; müvekkilimin Sigorta Şirketine ve Acentesine karşı ikame edilmesi gerekmekte olup taraf sıfatı yokluğundan reddedilmelidir. Çünkü açıkça görülmektedir ki müvekkilimin davacı Sompo Sigorta Anonim Şirketi'ne her ne suretle olursa olsun hiçbir borcu bulunması mümkün değildir. Davacının hali hazırda ileri sürmediği yeni iddialarına karşı cevap ve delil sunma hakkımız saklı kalmak ve HMK m.61 uyarınca davanın esas muhataplarına yapacağımız yazılı ihbar tarafınıza ayrıca sunulmak üzere yukarıda izah edilen sebeplerden davanın hem esas itibariyle hem de taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddedilmesini...." talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (T.T.K.) 1472 (6762 sayılı T.T.K.'nin 1301) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, haksız fiile sebebiyet verdiği belirtilen davalıdan rücuen tahsiline ilişkin olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nin "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 27. maddesinde; "Her kat maliki anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumludur", aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2019 tarihli 2016/10266 E. 2019/7618 K. sayılı ilamı ile; "... Dava, konut sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır... 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde ise, kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceği öngörülmüştür. Somut olaya bakıldığında; davalının kullanımında olan konut ile davacı sigortalısının kullanımındaki konutun da bulunduğu anataşınmazın kat mülkiyeti kurulmuş bir taşınmaz olduğu; davacıya sigortalı konutun üst katında bulunan ve davalının kullanımındaki dairenin su tesisatından sigortalı yere su sızdığı gerekçesiyle davalıya husumet yöneltildiği görülmektedir. Bu durumda, anataşınmazda kat mülkiyeti kurulmuş olması nedeniyle, davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu açıktır..." şeklinde karar verilmiştir.
Dosya kapsamında yer alan bilgiler ve uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan dava dosyası nazara alındığında taşınmaz üzerinde kat mülkiyetinin kurulu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda somut dosya yönünden görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi'dir.
Açıklanan nedenlerle; mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nin 114/1.c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
-
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1. c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine,
-
HMK 20/1 md. uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde talep halinde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
-
HMK 331/2 md. uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,
Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2024
Katip
E-imza
Hakim
E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29