İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/985 E. 2024/179 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/985
2024/179
19 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/985 Esas
KARAR NO : 2024/179
DAVA : Alacak (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/10/2018
KARAR TARİHİ : 19/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan davaTuru davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket, beyaz eşya sektöründe faaliyet göstermekte olup ..., ..., ... markalarının üreticisidir. Dava dışı ... Şirketi, müvekkil şirketin uzun süredir bayisidir. Ancak, dava dışı şirket borçlarının bir kısmını ödeyememiş, müvekkil tarafından şirket aleyhine icra takipleri yapılmıştır. ... Ltd. Şti.'nin borçlarını teminat altına almak amacıyla müvekkil şirket ve davalı Nerkiz tarafından 26.09.1986 tarihli "Müşterek Borçluluk ve Müşterek Müteselsil Kefalet Taahhütnamesi" isimli, müvekkil ile diğer davalı ... tarafından ise 07.05.2011 tarihli "Kefaletname" isimli kefaletnameler düzenlenmiş ve davalılar kefil olmuşlardır. Burada belirtmemiz gerekir ki; davalı ... ile düzenlenen 1986 tarihli kefalet sözleşmesinde her ne kadar müvekkil şirketin unvanı ... A.Ş. olsa da, müvekkil şirket seneler içerisinde çeşitli unvan değişiklikleri yapmış ve bugünkü... A.Ş. unvanını kullanmaya başlamıştır. Müvekkil şirket ile ... Ltd. Şti. arasında yapılan alışverişler nedeniyle, ... Ltd. Şti.'nin müvekkil şirkete büyük miktarda borcu olmuş ve bu borç ödenmemiştir. Bugün itibariyle davalıların kefili olduğu dava dışı şirketin (fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız baki kalmak kaydıyla) 167.133,25 TL anapara borcu bulunmaktadır. Dava dışı şirket ve bu şirketin kefillerine aleyhine bugüne kadar yedi ayrı icra takibi yapılmıştır:
İcra takiplerinin bir kısmı kesinleşmiş, dava dışı borçlu şirketin bir kısım menkul malları ve araçlarının sicil kaydına haciz şerhi konulmuştur, bazı teminatlar paraya çevrilmiştir. Yukarıda belirtilen icra dosyalarının bir kısmından çeşitli dönemlerde tahsilatlar yapılmıştır. Davalıların da kefaletname uyarınca sorumluluğunun bulunduğu dava değeri 167.133,25 TL ve fer'ileri yönünden ise borç devam etmektedir.
Davalı ... 07.05.2011 tarihinde düzenlenmiş olan kefaletname ile borçlu şirketin, müvekkil şirkete karşı doğmuş ve ileride doğacak borçlarının 200.000,00 TL'sine müştereken ve müteselsilen kefil olmuştur.
Davalı ... ise, 22.09.1986 tarihinde düzenlenmiş olan kefaletname ile borçlu şirketin, müvekkil şirkete karşı doğmuş ve ileride doğacak borçlarının 100.000 Amerikan Dolarına müştereken ve müteselsilen kefil olmuştur.
Yukarıda arz ve izah olunan gerekçeler ışığında yargılama yapılarak haklı davamızın kabulü ile,
Kefalet sözleşmelerinden doğan 121.652,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 30.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini,
Yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara tahmil edilmesine karar verilmesini vekâleten.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili 04/12/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkilin 26.09.1986 tarihli kefaletnameyle şirketin borcu ödememesi nedeniyle şahsi teminatla yükümlülük altına girdiğini belirterek işbu davayı açmıştır.işbu dava hukuki dayanaktan yoksundur. Şöyle ki ;6098 sayılı tbk 598/3 gerçek kişi tarafından verilen kefalet buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle beraber kefalet sözleşmesi yasa gereği kendiliğinden sona erer.
Kefalet sözleşmesinin sona erme başlığı altında 10 yıllık sürenin geçmesi kanun gereği sona erme sebebi olarak düzenlenmiştir. 6098 sayılı tbk kefalet sözleşmesi bakımından özel bir süre öngörmüştür. kefalet sözleşmesininde asıl borç ilişkisi somut bir şekilde belirtilmediği için akdedilen kefalet sözleşmesi geçersizdir.
Belirsiz borç ilişkileri için ömür boyu taahhüt altına girilmesi ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olup sözleşme hükümsüzdür. Davacı ile müvekkil arasında kefalet sözleşmesi bulunmamaktadır. alacağın dayanağı bulunmamaktadır. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve re’sen göz önüne alınacak hususlar uyarınca davanın reddine ,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak müvekkile verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz..." savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava kefalet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili sitemine ilişkindir .
Bilirkişiden alınan 20/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı defterlerinin TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uyg/n tutulduğu, her üç defter/sonuçlarının birbiri ite ve ilgili belgelerle uyum arz ettiği, defterlerin davacı lehinde delil niteliği taşıdığı, HMK 222 hükmü gözetilerek takdiri Sayın Mahkemenize ait olduğu, Yapılan işlemler sonucunda davacı yanın incelenen 2015-2016 yılına ait kendi ticari defter kayıtlarında ve cari hesap ekstresi dökümünde görüleceği üzere, dava dışı şirketin davacı yana 27.04.2016 tarihi itibariyle 121.652,83 TL borçlu olduğu görüldüğünü, kefillerinde sorumlu olduğu, Dava dişi ... Lid. Şti.'nin borçlarını teminat altına almak amacıyla müvekkil şirket ve davalı ... tarafından 26.09.1986 tarihli “Müşterek Borçluluk ve Müşterek Müteselsil Kefalet Taahhütnamesi” isimli, müvekkit ile diğer davalı ... tarafından ise 07.05.2011 tarihli “Kefaletname” isimli kefuletnameler düzenlenmiş ve davalılar kefil olduğu, Ancak Müşterek Borçluluk ve Müşterek Müteselsil Kefalet Taahhütnamesi” isimli ve “Kefaletname” isimli kefaletnamelerin değerlendirilmesi Mesleki bilgilerim dışında olduğundan değerlendirme yapılmadığı.." rapor edilmiştir.
Bilirkişiden alınan 26/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı tarafın kanuni defterlerinin Açılış ve kapanış kayıtlarının Kanunun öngördüğü süreler içinde yapıldığı, Davacı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, Davacı Tarafın 27.04.2016 tarihi itibari ile dava dışı ... Ltd. Şti'nden 121.652,83 TL'a alacaklı olduğu. Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davalının temerrütte düşürüldüğü tarih ile dava tarihi arasındaki dönem için Davacının 37.345,75 TL'a Faiz Alacağının oluşabileceği, Yapılan mali incelemelerde, müteselsil kefillerin incelemesi yapılan şirketin borcuna müteselsil kefil olduğu, firmanın ödenmeyen borcunun kefalet sözleşmesindeki sınırlar içinde bulunduğu ve sözleşmelerin geçerli olduğu görülmekle, davalıların sorumluluğunun hukuki takdirinin mahkemenin olduğu.." rapor edilmiştir.
Bilirkişiden alınan 05/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalı dilekçesinde, a) Davanın hak düşürücü süre geçildikten sonra açıldığını ileri sürmektedir. TBK 598. Maddeye göre, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulm ayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer. Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.” Davalının kefaletnamesi 22.9.1986 tarihli olup, ihtarname 16.2.2015 tarihinde çekilmiş ve dava 26.10.2018 tarihinde açılmıştır. Zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları hukuki bir irdeleme olup takdir mahkemenindir. b) Sözleşmenin kişilik haklarına aykırı olması nedeniyle sözleşme maddesinin dikkate alınmaması gerektiği ileri sürülmüştür. Sözleşmenin ekonomik özgürlüğü ortadan kaldıracak nitelikte olması, süresiz olması vd. nedenlerle kişilik haklarına aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Dosyadaki Ticaret Sicil kayıtlarına göre davalı 100.000 TL sermayeli ... Ltd. Şti'nde kefalet tarihinde *» 40 hisse ile ortak olup, hisselerini 24.11.2014 tarihinde diğer davalıya devretmiştir. Yani kefalet sözleşmesi imzalandığı tarihte şirket ortağı olup, kendi hissesi bulunan şirket için kefil olmuştur. Müteselsil Kefalet Taahhütnamesinde davalının ortağı olduğu ... Şti'nin ...A.Ş ye olan ve olacak 100.000 $ a kadar olan borçlarına müteselsil kefil olduğu görülmektedir. Kefalet verildiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK nun 494. Maddesine göre, süreli olmayan kefalet verilebilmektedir. 484. Maddeye göre ise, yazılı olarak yapılıp belirli bir miktar belirtilmesi kefalet sözleşmesini geçerli ılmaktadır. Kök raporumuzdaki görüş ve tespitlerimizde değişiklik olmamıştır. Sözleşmede anılan unsurlar bulunmakta olup, itirazın hukuki takdiri mahkemenindir.." rapor edilmiştir.
Davalılardan ... 26.09.1986 tarihli kefalet sözleşmesi nedeniyle sorumlu olmadığını, kefaletinin zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK 598/3 maddesinde " Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle ortadan kalkar" hükmü düzenlenmiştir.
6101 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5/2 maddesinde "Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla, bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar.Ancak bu ek süre Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamaz." düzenlemesi getirilmiştir.
Dava konusu icra takibinin dayanağı kredi sözleşmelerinin tanzim tarihi itibarıyla 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun geçerlidir. 818 Sayılı BK 342. Maddede ve kefalet hükümlerinin düzenlendiği diğer maddelerde, hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin bulunmamakta ise de; 6098 Sayılı Kanun'un 598/3 maddesi ile kefalet sözleşmelerinde ilk defa hak düşürücü süre düzenlenmiştir.
6101 sayılı Yürürlük Kanunu'nun 5/2 maddesi gereğince, sözleşmenin başlangıç tarihi olan 26.09.1986 Tarihinden itibaren 10 yıllık süre dolmuştur. Davanın 6098 Sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren 1 yıllık süreden sonra 26.10.2018 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibarı ile davacı Nerkiz'in kefaletinin TBK 598/3 maddesi gereğince ortadan kalktığı dikkate alındığında davalı ... yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... davacı ile 07.05.2011 tarihli kefalet sözleşmesi imzalamış olup ; belirtilen tarih itibariyle 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olması nedeniyle kefaletin geçerliliği yönünden bu kanunun uygulanması gerektiği, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun kefaleti düzenleyen 484. maddesinde, “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iradesine mütevakkıftır” şeklinde olup, madde düzenlemesi gereğince sözleşmede belirlenen miktara davacı tarafından imza atılması ile kefaletin geçerlilik kazandığı, başkaca bir şartın bulunmadığı sabit olduğundan davalının kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, davacı ortaya koyduğu kredi kayıtları, hesap kat ihtarı ve hesap ekstresine göre yapılan bilirkişi incelemesiyle davacının dava dışı şirketten 121.652,83 TL olduğunu ispatladığı, davacı tarafça davalıya ... 9. Noterliğinin ... yevmiye numaralı kat ihtarını ...tarihinde davalı ...'e tebliğ ettiği, ihtarın 30.03.202015 tarihinde kesinleştiği, ...'un imzalamış olduğu kefalet sözleşmesi gereği bu borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu , davalının borcu ödediğine ya da borcun sona erdiğine dair herhangi bir ödeme belgesi ya da yazılı delil sunmadığı, davacının ticari kayıtlarının münhasır delil mahiyetinde olduğu anlaşılmakla 121.652 TL'nin borcun muaccel olduğu 30.03.2015 davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı ... yönünden davanın reddine,
-
Davacının davalı ... yönünden açtığı davasının kabulü ile 121.652,00TL asıl alacağın 30/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacının ... davası yönünden karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-
Davacının ... davası yönünden vekil ile temsil edildiğinden davanın red edilen 121.563,00TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 19.464,48TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
-
Davacının ... davası yönünden karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.310,11TL harçtan peşin alınan 2.854,25TL'nin mahsubu ile 5.455,86TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,
-
Davacının ... davası yönünden vekil ile temsil edildiğinden davanın kabul edilen 121.653,00TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 19.464,48TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacının ... davası yönünden davacı tarafından yatırılan 2.854,25TL peşin harç, 35,90TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.890,15TL harcın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacının ... davası yönünden davacı tarafından yapılan 3.829,86TL ilan, tebligat, posta gideri ile 4.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.329,86TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalı ... tarafından yapılan 1.500,00TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı karar verildi.19/03/2024
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57