SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/966 E. 2024/14 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2018/966

Karar No

2024/14

Karar Tarihi

16 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/966 Esas

KARAR NO : 2024/14

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 25/02/2016

KARAR TARİHİ : 16/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Dava dilekçesi özetle şöyledir :

"müvvekil şirket, ... 'den, perde işinde kullanılmak üzere, yüklü miktarda birkaç farklı çeşitte ürün satın aldığını, ürünlerin teslimatının ardından, müvekkil şirket yetkililerince satın alınan ürünler ilk muayene ile fark edilebilecek bir ayıba rastlanmadığından ürünler teslim alındığını, dava konusu perde kumaşıyla müşteri siparişlerini hazırlamaya başlaması ile bu ürünlerden, özellikle brode, nakışlı ve kurdelalı ürünlerde, üretici firmadan kaynaklı hata ve gizli ayıplar ortaya çıkmaya başlamış ve müvekkil şirket müşterileri ile ayıplardan dolayı büyük sorunlar yaşayarak istenen müşteri siparişlerini hazırlanamadığını, davalı şirket tarafından Müvekkiline gönderilen dava konusu ürünlerde gizli ayıplar olduğunun farkına varıldığından, müvvekil şirket derhal satın aldığı ürünleri karşı tarafa 08.01.2015 tarihli 40.659,69 ti, 27.741,16 ti ve 1,697,76 ti olmak üzere toplamda üç adet iade faturası gönderildiğini, ancak davalı ..., ayıplı olmasına rağmen toplamda 70.098,61 ti tutarındaki ürünlerden sadece 23.298,61 ti bedelindeki ayıplı ürünleri kabul etmiş, ancak 46.800 ti tutarındaki ayıplı ürünler ise herhangi bir gerekçe göstermeden, müvekkil şirkete yeniden gönderildiğini, yeniden gönderilen bu ürünlerin tamamının ayıplı olmayan ürünler ile değiştirildiği düşüncesiyle kabul etmiş ancak; kargo paketleri açıldığında davalı şirketin bir kısım ayıplı ürünleri yenisi ile değiştirdiği, fakat ürünlerin bir kısmının aynı ayıplı ürünler olduğu görülmüş ve aşağıda da ayrıntılı belirteceğimiz üzere müvekil şirket tarafından bu aşamadan sonra gerekli yasal yollara başvurulduğunu, ... tarafından ... Noterliğinin 27.01.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkil şirketten söz konusu ürünlerin teslim alınması ihtar edildiğini, söz konusu ihtarın tebliği üzerine müvekkil, ... Noterliği 05.02.2015 tarih 02309 yevmiye numaralı bir ihtarname ile, müvekkile yöneltilen bu talebin hukuka aykırı olduğu, bu sebeple de yerine getirilmesinin mümkün olmadığı, ayıplı olduğu tespit edilen ürünlerin müvekkil şirket tarafından kabul edilemeyeceği, 26.03.2015 tarihinde ihtarname karsı tarafa tebliğ edildiğini, Müvekkilin ihtarı vazılı ve sözlü tüm Uyarılarına rağmen mağduriyeti giderilemediğinden ve ayıplı mallar davalı şirketçe teslim ve kabul edilmediğinden; müvekkil şirket dava konusu ürünlerdeki ayıpların mahkeme ve uzman bilirkişilerce tespiti için .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/... D. İş dosyası ile tespit yaptırıldığını, Tespit bilirkişi raporunda; "Söz konusu perdelik kumaşlar, kumaş üretiminden kaynaklı desen kayması hatası taşımakta olup, bu hata gözle yapılan bir kalite kontrolünde tespit edilecek türden değildir." şeklinde dava konusu ürünlerin üreticiden kaynaklı ayıplı ürünler olduğu tespit edildiğini, bedelini ödemesine rağmen ayıplı ürün gönderildiğinden ve ürünlerin iadesi kabul edilmediğinden mağduriyetlerini gidermek amacıyla davalı şirket aleyhine, 26.06.2015 tarihinde .... İcra Müdürlüğü 2015/... Esas sayılı dosya üzerinden ayıplı olduğu tespit edilen perde tutarlarının toplamı olan 46.800 ti için icra takibine geçildiğini, Davalı şirket vekili tarafından 29.06.2015 tarihli dilekçesi ile satılmış olan ürünlerin ayıplı olmadığından borcun olmadığı iddiası ile takibe itiraz edilmiş ve takip durdurulduğunu, açıklanan sebeplerle; Borçlunun itirazın iptali ile takibin .... İcra Müdürlüğü'nün 2015/... E. Numaralı dosyası üzerinden devamına, Borçlu tarafından icra takibine haksız yere itiraz edilmiş olması sebebiyle alacağın 9620'sinden az olmamak kaydı ile inkar tazminatına hükmedilmesine vekaleten arz ve talep ederim..."

CEVAP:

Cevap dilekçesi özetle şöyledir:

"2013 yılında, davacının müvekkil şirkete sipariş üzerine, davacı yanın bildirdiği vasıf ve niteliklere uygun ürün siparişleri hazırlanarak kendilerine teslim edilmiş ve faturaları ticari defter kayıtlarına işlendiğini, ürün tesliminden sonra geçen iki yılın sonunda davacı tarafından 08.01.2015 tarihinde üç adet fatura ile 2013 yılında gönderilen ve davacı için özel olarak üretilen bir kısım ürünlerin hiçbir gerekçe gösterilmeden iade edildiği görülerek bu iadenin hiçbir gerekçe ve haklılığı bulunmadığı belirtilmek suretiyle iade olunan bu ürünler tekrar davacıya ... Oluşum Taşımacılık vasıtası ile yollanmış, ancak teslim alınmadığına dair bildirim üzerine, teslim almaları önündeki ihtarat ile bakiye ürün bedellerinin de ödenmesi ihtarlarını havi ihtarname ... Noterliğinin 27.01.2015 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, ürünler iade alınmamış olup, davacının .... İcra Müdürlüğü'nün 2015/... Esas nolu icra takibine muttali olunmakla, takibe karşı, süresi içersinde yetki itirazı ve borca itiraz da bulunulduğunu, Müvekkil yanın davacıya hiçbir borcu bulunmadığı gibi, 51.000 tI alacağı bulunmakla, şirket yetkililerinin uzlaşı ve anlaşması sonucu sorunun çözüleceği düşüncesiyle bu miktar için yasal yollara başvurmadan çözüm üretilmeye çalışıldığı bir süreçte de huzurdaki dava ile muhatap kalındığını, davacı iki yıl geçtikten sonra iki yıl önce aldığı bir kısım ürünü tek taraflı ve müvekil kabul iradesi olmaksızın ve yasal tüm hakdüşürücü süreler geçtikten sonra ve gerçek dışı beyan ve gerekçeler ile iade etmeye çalışmış, bu iade müvekkil tarafından kabul görmeyince de huzurdaki dava dayanağı takibi girişerek borçtan kurtulmaya çalışıldığını, gerçekte davacı satıcı değil, alıcıdır. Alıcı olarak edimini yerine getirmekte mütemerrit davranan davalı, kendince ticari değerlendirmesini yapmaktan vazgeçdiği, yahut satamadığı ürün bedellerini, yine kendince bir formül üreterek ürün iadesiyle ödemekten imtina etmeye çalışmakta kötü niyetlidir. Müvekkile bir mal satmış da parasını alamamış değildir. Müvekkil yanca kendisine satılan ürünün kendisine tekrar iadesinde mütemerrit davranarak borçlu iken alacaklı çıkma gayretinde olduğunu, Davacının kendince düzenlediği ayıp ihbarına ilişkin ihtarnamesi, tarafımızca kendine yollanan malların iadesinin kabul ine dair ihtarımız akabinde gönderilmiş olup, müvekkil yanca kabul edilmesi söz konusu olmadığını, Davalı müvekkil tarafça, davacı müşteriye özel olarak üretilen ve 2013 yılında gönderilen ürünler 18-20 metre olmasına rağmen, geri gönderilen ürünlerde kesilmiş ürünler olduğu tespit edilip davacı tarafa geri gönderilmiş ve davacı tarafça da kabul edildiğini, ancak diğer ürünlerin (kesilmemiş toplu halinde olanlar) ayıplı olup olmadığının tespiti için kalite kontrole alınmış ve kalite kontrol sonucunda hata bulunmadığı için irsaliyeli fatura ile ... ile davacı tarafa gönderildiğini, davacı tarafça ürünleri ve fatura aslını teslim alınmadığını, 27.01.2015 tarihinde noter kanalı ile ihtar çekilerek "Davacı tarafça ürünlerin faturasının aslının nakliyeden alınmadığı ve alınması gerektiği bildirilmiş ve fatura nüshası ile nakliye şirketinden ürünlerin davacı tarafından alınmadığına dair belge gönderilmiştir." İhtarname davacı tarafca 02.02.2015 tarihinde tebliğ alınmış olup, tebliğ şerhini havi bir örneği ekte sunulduğunu, davalı taraf 05.02.2015 tarihli ihtarname ile ürünlerde gizli ayıp olduğu bu nedenle muayene neticesinde tespit edilemeyecek olup kullanılması ile tespit edilebileceği, Müşterilerin siparişi üzerine kullanılmaya başlanması ve müşteri şikayeti ile ayıpların farkına varıldığı ve bunun ardından ürünlerin tarafımıza gönderildiği belirttiğini, Ancak ihtarnamede de belirtildiği üzere gönderilen ürünler davacı tarafından muayene edilmeden paketi açılmamış halde, dikiş vs işlemine girmeden gönderilmiştir. Yani gizli ayıp iddiaları yerinde olmadığını, davacının, icra takibinde zikrettiği, tespit dosyası ve raporundan müvekkil yan haberdar değildir, bu yönde herhangi bir tebligat kendilerine ulaşmamış olduğu gibi, içeriği hakkında da bir bilgi edinilememiştir. Kaldı ki, ayıba ilişkin bir tespit ise de bu durumuda kabul etmek yukarıda yazılı sebeplerden dolayı mümkün değildir. Çünkü, bu mallar açılmadan top halinde nakliye ambarlarında bekletilmiş ve herhangi bir inceleme konusu yapılmadığını, Arz ve izah ettiğimiz nedenlerden dolayı, dava dilekçesi tarafımıza tebliğ edilmemekle, davanın itirazımız üzerine açılmış bir itirazın iptali davası olduğundan yola çıkarak vermekte olduğumuz cevaplarımızın dermeyanı olup, dilekçenin tebellüğü ile yanıtlayacağımız hususlara ilişkin cevap hakkımız ve davacı yana, alacağın tahsili için girişeceğimz her türlü yasal yollara başvurma hakkımız saklı kalmak üzere, öncelikle yetki itirazımızın kabulü ve neticeten haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yana tahmilini tensiplerinize bilvekale saygı ile arz ve talep ederiz. "şeklinde beyan edilmektedir..."

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, davalı tarafından davacıya satışı yapılan perde kumaşının ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak, sözleşmeden dönme sonucunda ayıplı malların bedelinin tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2018/... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayalı ilamsız takip yapıldığı; davalının süresi içinde İstanbul(Çağlayan) icra müdürlüğünün yetkili olduğu belirtilerek icra müdürlüğünün yetkisine, borca ve fer'ilerine itiraz ederek takibin durdurulduğu, davanın yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.

İİK'nın 50/1. maddesinde, para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun genel yetkiye ilişkin 6/1. Maddesine göre dava, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi sözleşmeden doğan davalarda yetkiye ilişkin 10. maddesine göre de sözleşmeden doğan dava, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.

Bu durumda HMK'nın 6/1. maddesi uyarınca davalı takip borçlusunun ikametgahı icra dairesi ve mahkemeleri yetkili olduğu gibi, HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa yerindeki icra dairesi ve mahkemeler de yetkilidir. Davacı takip alacaklısı bu konuda seçimlik hakka sahiptir. Para borçlarının 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesi uyarınca alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği şeklindeki düzenleme de nazara alındığında davacı takip alacaklısının yerleşim yeri ... olup, ... icra daireleri ve mahkemeleri cari hesap alacağına istinaden başlatılan icra takibinde yetkilidir. Dolayısıyla davalı takip borçlusunun yetki itirazı yerinde değildir.

11/08/2016 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:"... 'ın 03/07/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda vefatı nedeniyle; Davacı çocukların maddi zararlarının bulunmadığı, Manevi zararlar hususunda takdir Sayın Mahkemeye ait olmakla birlikte davalı sigorta şirketinin poliçede manevi zararlar kapsama alınmadığından manevi zarardan sorumlu tutulamayacağı, Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ise kusur izafe edilmediğinden manevi zartarlar yönünden sorumluluğunun bulunmayacağı, Saygılarımla Sayın Mahkemenin takdirlerine arz ederim..."

31/10/2019 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:"Davacı Ticari defter kayıtlarına göre Takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olmadığı. Davalının temerrüde düşüp düşmediği hususunda tespitlere göre sayın mahkemeye ait olduğu. Tespitlerin Hukuki değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere arz olunur."

28/02/2020 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyleldir:"Sayın Mahkemenin 03.02.2020 tarihli ara kararına istinaden bilirkişiterin görevi; Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları delitler, dosya kapsamı belgeler incelenmek sureti ile takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda - bilirkişi incelemesi yapılmasına, şeklinde belirlemiş olup belirlenen hususlarda rapor tanzim edilmek üzere Bilirkişi olarak Mali Müşavir ... , Yar. Doç.Dr. ... , ve Tekstil Mühendisi ... 'dan oluşan heyetimize dosya tevdil edilmiştir. Ancak dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler tarafımızca incelendiğinde, bilirkişi raporu hazırlanabilmesi için dava konusu ayıplı olduğu iddia editen perdeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının gerekli olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin davacı taraf elinde olması sebebiyle (...); ürünlerin ayıplı olup olmadığının tespiti açısından, ... ilinde görevli bir Tekstil Mühendisi bilirkişiden (Ev tekstili-perde konusunda uzman) talimatla bir rapor alınması akabinde raporumuzu eksiksiz sunabileceğimiz Sayın Mahkemenizin görüşlerinize saygılarımızla arz ederiz..."

12/04/2021 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:" Davaya konu perde miktarının 1480,45 mt olduğu, * Perdelerde dokuma işleminden kaynaklı gizli ayıp şeklinde desen kayması ve ipek süet perdelerde açık ayıp şeklinde dokuma hatalarının olduğu, Desen kayması hatalarının konfeksiyon aşamasında dikim işlemlerinde kalifiye işi giderme imkanının olduğu, sonuç ve kanaatine varmış bulunulduğu, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygı ile arz olunur..."

13/06/2022 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:" Tespit edilen hataların dokuma-konfeksiyon yani üretim kaynaklı olduğu, brode/nakış kaymalarının ve atkı-çözgü kaçıklarının zemin kumaşına zarar vermeden ve orijinal dokuma yapısını ve kumaş stabilitesini bozmadan düzeltilmesinin çok zor olduğu, bu hataların perde dikimcileri tarafından kabul edilebilir nitelikte olmadığı, Tespit edilen üretim hatalarının satıcı veya nihai kullanıcı tarafından, hemen ve ilk bakışta tespit edilmesinin zor olması sebebiyle bu hataların ilgili tüketici ve ticaret mevzuatı hükümlerine göre gizli ayıp olarak değerlendirileceği, İncelenen perdelerden, brode/nakış kayması, abraj, çözgü veya atkı kaçığı gibi hataların bazılarının veya tamamının olmadığı perde sayısını çok az olduğu, yani tüm perdelerin yaklaşık 9410 u kadar olduğu, bu durumda ayıplı mal miktarının toplam dava konusu malın 9690 1 kadar olduğu, Görüş ve kanaatinde olduğumu Sayın Mahkemenin takdirlerine arz ederim..."

23/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporu özetle şöyledir:"Kök raporda belirtildiği üzere perdelerde tespit edilen hataların dokuma-konfeksiyon yani üretim kaynaklı olduğu, brode/nakış kaymalarının ve atkı-çözgü kaçıklarının zemin kumaşına zarar vermeden ve orijinal dokuma yapısını ve kumaş stabilitesini bozmadan düzeltilmesinin çok zor olduğu, bu hataların perde dikimcileri tarafından kabul edilebilir nitelikte olmadığı, kök raporda belirtildiği üzere perdelerde tespit edilen üretim hatalarının satıcı veya nihai kullanıcı tarafından, hemen ve ilk bakışta tespit edilmesinin zor olması sebebiyle bu hataların ilgili tüketici ve ticaret mevzuatı hükümlerine göre gizli ayıp olarak değerlendirileceği, önceki bölümde açıklandığı üzere, bazı perdelerde daha az sayıda ve oranda olsa bile tespit edilen konfeksiyon dikim hatalarının tüketiciye sunulmasının ticari etiğe sığmayacağı ve tüketici tarafından da kabul görmeyeceği kanaati oluştuğundan bu perdelerinde gizli ayıplı mal olarak nitelendirileceği, bu durumda ayıplı mal miktarının toplam dava konusu malın % 100 ü olduğu, yani dava konusu perdelerin tamamının gizli ayıplı olduğu, görüş ve kanaatinde olduğumu Sayın Mahkemenin takdirlerine arz ederim... "

6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre ise; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

TBK'nın 227. maddesinde ise satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir.

Somut olayda; davalı tarafından davacıya önceden gelen ticari satışlar doğrultusunda 2014 yılında tül kumaşların satışının yapılarak teslim edildiği, davalıdan alınan bu ürünlerin davacı tarafça kendi alıcılarına satışının yapıldığı, yapılan satışlara ilişkin siparişlerin hazırlanması evresinde davalıdan alınan ürünlerde ayıpların tespit edildiği, davacının bu halli satışları gerçekleştirmediği , davacı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin 08.01.2015 tarihli iade faturası ekinde davalıya iade edilerek teslim edildiği, davalı tarafından davacının iade faturalarının tamamının ticari defterlerine kaydedildiği, ürünler teslim alındıktan sonra ise davalı taraf 46.800 TL bedelli ürünleri davacıya geri iade ettiği, davacı tarafından keşide edilen 05.02.2015 tarihli ihtarname ile ayıplı ürünlerin bedelinin ödenmesinin talep edildiği, ödeme yapılmaması üzerine de iade faturası bedelinin tahsili istemiyle dayanak icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.

Hükme esas alınan 20.03.2023 tarihli tekstil mühendisi bilirkişi raporunda, perdelerde tespit edilen hataların dokuma-konfeksiyon yani üretimden kaynaklı olduğu , dava konusu malların tamamının gizli ayıplı olduğu belirtilmiştir. Bu haliyle dava konusu ürünlerdeki ayıp, kullanımla ortaya çıkan ve basit bir gözden geçirmeyle tespit edilemeyecek olan gizli ayıp niteliğinde olup, ayıp ihbar süreleri bakımından TTK’nın 23. maddesi hükmü değil, TBK’nın 223. maddesi hükmünün uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda somut olayda; davacıya kendi alıcıları tarafından 08.01.2015 tarihinde ürünlerin ayıplı olduğu bildirilmiş olup, davacı tarafça ayıp iddiasına dayalı olarak süresinde ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerekmekte olduğundan ayıp ihbarının süresinde yapıldığı anlaşılmıştır.

Her ne kadar davalı taraf ayıplı ürünlerin kendi uhdesinde olduğunu iddia etmişse de , yapılan delil tespiti dosyası ve yerinde inceleme yapan bilirkişi tarafından iadesi yapılan ürünlerin davacıda olduğunun kabulünü gerekmektedir. Davacı yanca 3 adet iade faturası düzenlenerek davalı tarafa ürünler gönderilmiş , davalı tarafça bir kısım ürünlerin iade kabulü yapılarak bir kısım ürünleri davacıya geri yolladığı konusunda ihtilaf yoktur .Hal böyle olunca davacı tarafın uhdesinde bulunan bir kısmı ayıplı olduğu tespit edilen ürünlere ilişkin süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, ayrıca teknik incelemeler ile ve sisteme takılmak suretiyle ayıplı olup olmadığı belirlenebilen söz konusu ürünlerden ayıplı olanların yanında, kullanılmamış ve test yapılmamış olan ve ayıplı olup olmadığı belli olmayan ürünlerin davacı tarafça davalıya iade edildiği, davalı yanın uhdesinde bulunan ürünlerin davaya konu edilmediği, iadesi kabul edilen ürünlerin incelenmesinin ayrıca gerekmediği anlaşılmıştır. Bu halde belli oranda ayıplı çıkan ve diğer bir kısmının da ayıplı çıkması muhtemel olan ürünlerin davacı tarafça üretici olan davalıya iade edilmesi TBK 227 maddesi uyarınca uygun bulunmaktadır.

Belirtilen hususlar ve mali bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporları çerçevesinde, davalının iade faturaları da ticari defterlerine işlediği kabul edilerek, davalının davacıdan olan bakiye cari hesap alacağı takip konusu fatura tutarından mahsup edilmek suretiyle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 20.481,11 TL alacaklı olduğu değerlendirilmiştir. Davacının davalıyı temerrüte düşürmüş olup buna göre takip öncesi işlemiş faiz tutarı 501,79 TL, ile 277,05 -TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 21.259,95-TL üzerinden takip talebindeki hal ve şartlarla takibin devamına karar verilmesi gerektiği, ayrıca alacak takip öncesi belirli(likit) olduğundan kabul edilen tutarın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Belirtilen sebeplerle davacının davasının Kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

  1. DAVANIN KISMEN KABÜLÜNE, .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin takibin 20.481,11. ₺ asıl alacak, 501,79. ₺ işlemiş faiz, 277,05. ₺ ihtar gideri olmak üzere takip talebinin hal ve imkan şartlarının devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine

Alacağın %20'si olan 4.251,99-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

  1. Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.452,30TL karar harcından, 825,12TL peşin harcı toplamının mahsubu ile geriye kalan 627,20 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

  2. Davacı tarafından yatırılan 825,12TL peşin harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

  3. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi uyarınca gereği takdir ve tayin olunan 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

  4. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi uyarınca gereği takdir ve tayin olunan 17.900,00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

  5. Davacı tarafından yapılan 29,20Tl başvuru harcı, 4,30TL vekalet harcı, 4.900,00TL bilirkişi ücreti, 300,50TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 5.234,00TL'nin davanın kabul ve red oranına göre 2.303,10TL'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

  6. Davalı tarafından yatırılan 150,00TL tebligat posta giderinin kabul ve red oranına göre 84,00TL'sinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

  7. Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda KESİN olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2024

Katip ...

E-imzalıdır

Hakim ...

E-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistanbulİtirazınİptali(TicariSatımdankesinhükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim