İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/474 E. 2023/674 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/474
2023/674
20 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/474 Esas
KARAR NO : 2023/674
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/06/ 2022
KARAR TARİHİ : 20/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:Davacı vekili 27/06/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle: "....Davalı 13/08/2021 vade tarihli 20.000 TL bedel tutarındaki bonoya dayanarak; kefil sıfatıyla müvekkilim aleyhine ... 32. İcra Müdürlüğü ... dosyasında takibe girişmiştir. Söz konusu icra takibi ise kesinleşmiştir. Ancak icra takibine konu senet altındaki imza müvekkilime ait değildir. Bu nedenle huzurdaki yargılamayı açma zarureti doğmuştur. Müvekkilimin icra takibine dayanak bonoda kefil sıfatıyla yer almıştır. Ancak bu imza müvekkilim tarafından atılmamıştır.Söz konusu imza, taklit edilmek suretiyle bir başkası tarafından atılmıştır.Kefilin kimlik bilgileri kısmında yer alan kefaletin şekil şartını gerçekleştirmek maksadıyla yazılı el yazısı da müvekkilime ait değildir. Türk Ceza Hukuku anlamında suç teşkil eden bu eylem hakkında tarafımız ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayetçi olmuş soruşturma başlatılmıştır. Yargılamaya konu senet metni incelendiğinde senet borçlusunun ...TİC LTD ŞTİ olduğu anlaşılmaktadır. Müvekkilim ... senedin borçlusu şirkete 15/11/2018 tarihinde şirket kurucusu ... ile birlikte müşterek imza yetkisine haiz olarak müdür sıfatıyla atanmıştır. Müvekkilim söz konusu şirket ile ticari hayata atıldıktan bir süre sonra şirket kurucusu ... ile arasında anlaşmazlıklar yaşamaya başlamıştır. Müvekkilim ile şirket kurucusu arasındaki anlaşmazlıklar onarılamaz düzeye gelince müvekkilim 30 / 10 / 2020 tarihinde şirket üzerindeki paylarını şirketin kurucusu ...'ye devrederek söz konusu şirket nezdindeki ticari hayatından ayrılmıştır. Devir tarihinden itibaren müvekkilimin senet borçlusu şirket ile herhangi bir ilgisi kalmamıştır. Müvekkilim bu durumu piyasa içerisinde şirket adına iletişimde bulunduğu tacirlere aktardığı gibi kendisine yüklenen yükümlülüğü de yerine getirerek bu şirket ile ilgili paylarını devrettiğini Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirmiştir. İcra takibine dayanak senet ise 03/06/2021 tarihinde düzenlenmiştir. Müvekkilimin söz konusu tarihte senedi düzenleyen şirket ile ilgili herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır.. Davalı şirket TTK 18 / 2 uyarınca basiretli bir tacirdir. Müvekkilim ayrılma tarihinde davalı şirkete kendisinin ... Proje şirketi ile herhangi bir ilgisi kalmadığını da beyan etmiştir. Davalı kötü niyetli ve haksız olarak senet borçlusu şirket ile bir ilgisinin kalmadığını bildiği müvekkilime karşı takibe girişerek huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet vermiştir. Takibe konu senetteki imza ile müvekkilimin noter tasdikli imzası incelendiğinde senet altındaki imzanın müvekkilime ait olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu hususta her ne kadar yargılama esnasınca grafoloji uzmanından bilirkişi raporu alınacak olsa da senet üzerinde imzanın sahteliği, uzman olmayan kişilerce bile anlaşılacak düzeydedir. Davamızın kabulü ile müvekkilimin borçlu olmadığının tespitine ve ... 32. Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin iptaline, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış olduğumuz zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini...." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili 22/07/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "....Davacı yan ikame ettiği işbu dava ile tarafımızca ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine konu senetteki imza ve yazının kendisine ait olmaması ile tanzim tarihi itibariyle senedi düzenleyen şirketle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep etmiştir. Davacı yanın iddiaları haksız ve dayanaksız olup davanın reddi gerekmektedir. Davacı yan icra takibine konu senet borçlusunun ...Tic. Ltd. Şti. olduğunu, müşterek imza yetkilisi olduğu bu şirketteki paylarını 30.10.2020 tarihinde şirket kurucusuna devrettiğini ve bu tarih itibariyle senet borçlusu şirketle herhangi bir ilgisinin kalmadığını ileri sürmüştür. Ancak davacının bu iddiaları senedin geçerliliğini etkilememektedir. Zira davacı yan senette şirket yetkilisi olarak değil kefil olarak şahsen yer almaktadır. Davacının kefilliği borçlu şirketteki ilişkisinden bağımsızdır. Dolayısıyla bu hususun ileri sürülerek takibin iptalinin istenmesi haksızdır. Davacının kefilliğinin şirket yetkilisi olması ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu itibarla müvekkil şirketin kötü niyetli ve haksız olarak davacıya karşı takip başlattığından bahsedilmesi mümkün değil. Davacının bu yöndeki talepleri haksız ve dayanaksız olup davanın reddi gerekir. Davacı yan senette yer alan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüşse de bu iddia da gerçeği yansıtmamaktadır. Yapılacak imza incelemesi neticesinde bu husus da ortaya konacaktır. Dolayısıyla haksız ve dayanaksız davanın reddi gerekir. Yukarıda açıklanan ve resen nazara alınacak nedenler ile, davacının yanın haksız ve dayanaksız davasının reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini...." talep etmiştir.
DELİLLER:
....32. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası, ATK'nun 03/10/2023 tarihli imza inceleme raporu, Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava: İİK 72. Madde uyarınca menfi tespit talebine ilişkindir davadır.
Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu defilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nisbi defi sayılacağı, ‘görünüşe itimat (güven)’, ‘iyiniyet’ ilkesiyle, ‘kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması’ ilkelerinden hangisine öncelik tanınacağı sorunuyla ilgilidir. Bu iki çıkarın karşılıklı olarak çatıştığı bazı durumları yasa yapıcı özel olarak ele alıp hangi çıkarın korunacağını kendisi (örneğin; TTK. mad. 659/II, 592, TBK. mad. 19/II, 605/II olduğu gibi) düzenlemiştir.
Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay HGK 2013/1746 esas ,2015/896 karar sayılı 4.3.2015 tarihli ilamı )
Kambiyo senetlerinde imzada sahtecilik mutlak defilerden olup, borçlu olunmadığı iddiası çeki elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebilir.
Mahkememizin 12/07/2023 tarihli duruşma ara kararı gereğince; imza incelemesi için dosyanın Adli Tıp Kurumuna tevdi edilmesine karar verilmiş Adli Tıp Kurumu 03/10/2023 tarihli raporunda özetle; "....İnceleme konusu senedin ön yüzünde atılı imzalar ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nin eli ürünü olmadığı hususlarını bildirir kanaat raporudur...." yönünde görüş bildirmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça takibe konu senette davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla iş bu menfi tespit davasının açılmış olduğu, imza definın kişisel defi niteliğinde değil, mutlak defi niteliğinde olduğu ve herkese karşı ileri sürülebileceği, senette imzanın davacıya ait olduğunu ispat yükünün alacaklıya ait olduğu, dava konusu senette davacının kefil olarak isminin yer aldığı ve davacıya ait olduğu belirtilen imzanın davacının el ürünü olmadığının Adli Tıp Kurumunun 03/10/2023 tarihli raporu ile tespit edildiği, ilgili raporlarda senedin tanzim tarihinden önceki tarihlerde davacının imzalarının bulunduğu evraklardaki imzaların usule uygun şekilde incelenerek rapor tanzim edildiği, Adli Tıp Kurumu raporunun denetime ve hükme elverişli nitelikte olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davacının davalı yana borçlu olmadığının tespitine ve davalı yanın senette lehtar olarak yer alması ve senedin düzenlenmesi aşamasında senetteki imzanın davacı tarafça atılmadığı bilecek durumda olması nedeniyle alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair taşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
-
Davanın KABULÜ ile davacının ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak 13/08/2021 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının TESPİTİNE
-
20.000,00 TL alacağın % 20'si oranında hesaplanan 4.000,00 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
-
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 1.366,2 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,65 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınıp hazineye gelir kaydına,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 336,75 TL yargılama gideri( posta ve tebligat gideri) 3.345,00 TL ATK fatura gideri ile 341,55 TL Peşin olarak ödenen harç olmak üzere toplam 4.023,3 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.0/12/2023
Katip
E-imza
Hakim
E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49