İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/940 E. 2023/596 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/940
2023/596
21 Kasım 2023
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/940 Esas
KARAR NO : 2023/596
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 17/05/2017
KARAR TARİHİ : 21/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava dilekçesi özetle şöyledir:
" müvekkillerinin murisi ... 04/04/2015 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı hasta nakil aracı ile ... Hastanesine diyaliz seansına gitmekte iken içinde bulunduğu aracın diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki... plakalı aracına arkadan çarpması neticesinde hayatını kaybettiğini, kaza nedeniyle her iki aracın sürücüleri olan ... ve ... hakkında ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile ceza yargılamasının devam ettiğini, ceza dosyasında ATK'dan aldırılan kusur bilirkişi raporunda iki seçenekli kusur tespitinin yapıldığını buna göre davalı kamyon sürücüsü ...'in aracı park halinde değilse kusursuz davalı ... tam ve asli kusurlu park halinde ise asli kusurlu davalı ... tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ... plakalı araç yönünden davalı ... aracın (kamyon) sürücüsü, davalı ... Hesabı ise kaza anında aracın trafik sigortasının bulunmaması nedeniyle (aracın trafik sigortası kazadan birkaç saat sonra yapıldığını) müvekkillerinin murisi ...'ın kaza neticesinde vefatından dolayı müvekkillere karşı maddi ve manevi tazminat sorumluluklarının olduğunu, ... plakalı aracı yönünden davalı ... hasta nakil aracının sürücüsü olduğunu, davalı ... aracın işleteni ve davalı sigortacısı olduğunu, davalı ...A.Ş. (...) araç sürücüsü davalı...'ın asıl işvereni ve aynı zamanda murisin diyaliz tedavisi olduğunu hastane olduğunu, davalılar bu sebeplerle müvekkillerin murisi ...'ın kaza neticesinde vefatından dolayı müvekkillerine karşı maddi ve manevi tazminat sorumluluklarının olduğunu, maddi tazminat taleplerinin müvekkillerinin murisi ...'ın 1964 doğumlu olduğunu, 2010 yılında malulen emekli olduğunu, kaza neticesinde hayatın kaybettiğini, davacı müvekkilleri murislerin vefatı nedeniyle murislerinden elde ettikleri ve edecekleri destekten yosun kaldıklarını, muris Tekstil yıkama malulen emekli olduğunu, emekli maaşının yanında aylık 1.300,00-TL civarında parayı bu şekilde kazandığını, açıklanan nedenlerle fazlaya dair haklarının sakla kalmak kaydıyla şimdilik davacılardan eş ... için 5.000,00-TL, oğlu Nurullah Yakışır için 5.000,00-TL, oğlu ... için 5.000,00-TL , oğlu ... için 4.000,00-TL, kızı ... için 4.000,00-TL olmak üzere toplam 23.000,00-TL maddi tazminat destekten yoksun kalma tazminatını talep ettiklerini, tazminat taleplerinin kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini, kazaya karışan her iki araç ticari araç olduğunu, ticari iş için kullanıldığını, davacı müvekkilleri adına hükmedilecek alacağın şuan için miktarının belirsiz olduğunu, ancak sayılı HMK 107. Madde gereği belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı ileride artırılmak kaydıyla şimdilik 23.000,00-TL, manevi tazminat olarak eş için 50.000,00 TL, murisin bekar çocukları bakımından 35.000,00 TL, diğer çocukları ... ve ... yönünden 25.000,00 TL olmak üzere toplamda 170.000,00-TL olmak üzere toplam 193.000,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalılar ... Sigorta eğer poliçede manevi tazminat sorumluğu yoksa ve ... Hesabı sadece maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla tüm yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir..."
CEVAP:
09/06/2017 tarihli cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"dava dilekçesinde bahsi geçen 04/04/2015 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı araç müvekkili şirkete 22/11/2014-2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitlerinin kişi başına 290.000,00-TL olduğunu, manevi tazminat talebinin teminat kapsamında olmadığını, trafik sigortacısı şirket üçüncü kişilerin uğradığı bedeni zararlardan sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusur oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, dosyada öncelikle kusur tespitinin yapılmasının gerektiğini, davacı tarafından ...'ın vefatı sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatının talep edildiğini, öncelikle davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıklarının tespitinin yapılmasının gerektiğini, destekten yoksun kalan kimselerin olması halinde alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir..."
19/06/2017 tarihli cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"Bu davaya Ticaret Mahkemelerinde değil Asliye Hukuk mahkemelerinde bakılmasının gerektiğini, görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili ... Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, dava konusu olay, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, işbu dava Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen haksız fiil hükümlerine göre değerlendirilmesinin gerektiğini, dolayısıyla işbu davanın görülmesinde yetkili mahkemeler Asliye Hukuk Mahkemelerinin olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 6.maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, bu davada husumet yöneltilmesi gereken müvekkili ... A.Ş.’nin yerleşim yeri “... “ olmakla yetkili mahkeme Küçükçekmece Mahkemeleri olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu 109. maddesi uyarınca motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin talepler kaza tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu trafik kazasının 04.04.2015 tarihinde gerçekleşmiş olduğu gözetildiğinde işbu davanın zamanaşımı yönünden de reddinin gerektiğini, dava dilekçesinden davacıların murisi olan müteveffa ...’ın, ... plakalı araç ile... plakalı aracın 04.04.2015 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu vefat ettiği ve müvekkili şirketin dava dilekçesinde talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminattan sorumlu olduğu ileri sürülerek müvekkili şirket hakkında da dava açıldığının anlaşıldığını, müvekkili şirket hakkında açılan dava haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirket, kazaya karışan araçların hiçbirinin maliki ya da işleteni olmadığını, davacıların talep ettiği manevi tazminat miktarları da fahiş olduğunu, manevi tazminatın tarafların mali ve içtimai durumuna uygun olması, bir tarafı zor duruma düşürürken, diğer tarafı zenginleştirecek tutarda olmaması, manevi tazminat tutarının belirlenmesinde esas alınan kriterlerden olduğunu, manevi tazminat tutarı kusur oranıyla orantılı olmasının gerektiğini, davalı ...’ın kusurunun tali kusur olması dikkate alındığında da talep edilen manevi tazminat tutarı oldukça yüksek olduğunu, bu kriterler birlikte değerlendirildiğinde davacıların talep ettiği manevi tazminat tutarlarının ne kadar yüksek olduğunun açıkça ortaya çıkacağını, davacıların tazminat taleplerine kaza tarihinden itibaren değil, dava tarihinden itibaren ticari faiz değil yasal faiz talep edilebileceğinden davacıların bu yöndeki taleplerinin de reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle, haksız ve mesnetsiz açılan davanın işbu davada İstanbul Mahkemeleri yetkisiz olduğundan, yetki itirazımızın kabulü ile dosyanın yetkili ... Ticaret mahkemesine gönderilmesine, görev itirazlarının kabulü ile dosyanın görevli ve yetkili .... Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, zamanaşımı itirazımızın kabulü ile davanın usulden reddine, davanın esastan reddine, mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir..."
20/06/2017 tarihli cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"dava konusu olay 04.04.2015 tarihinde meydana geldiğini, davanın ise, 17.05.2017 tarihinde açıldığını, dava süresinde açılmadığından maddi ve manevi tazminat yönünden zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle zamanaşımından reddini talep ettiklerini, müvekkilleri ... ve ...'inde bulunduğu bir grup davalıdan , 04.04.2015 tarihinde ...Yol üzerinde ... yönünde meydana gelen kaza sonucu ...' ın vefatı nedeni ile 23.000 TL maddi ve 170.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, ancak gerek kaza tespit raporunda gerekse de halen yargılaması devan eden ... 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasından yapılan hazırlık ve yargılama aşamasında dava konusu kaza ile ilgili olarak tespit edilmiş kesin ve tereddüte mahal bırakmayacak bir kusur değerlendirilmesinin bulunulmadığını, müvekkillerinin kazanın oluşununda her hangi bir kusuru bulunmadığından tazminat talebinin reddinin gerektiğini, ancak davacının tazminat talebinin kabulü manasına gelmeksizin davacı tazminat talebinde bulunurken, müteveffanın davacılara hali hazırda ne kadar desteğinin olduğu konusunda dilekçesinde bir malumat vermediğini, huzurda görülen davada ispat külfeti davacılarda bulunduğunu, bu kapsamda müteveffanın davacılara “destek” oldugu hususunun ispatlanması zaruri olduğunu, yaşanan elim kaza sonucu gerek ... plakalı araç sürücüsü ... gerekse de ruhsat sahibi ... derin bir üzüntü yaşadığını, ancak yukarıda da izah edildiği üzere yaşanan kazada müvekkillerinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, kaza ...'in kurallara aykırı davranmasından ve yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını, belirtilen nedenlerle manevi tazminat taleplerinin de müvekkillerinin açısından reddinin gerektiğini, manevi tazminata taleplerinin kabulü manasına gelmeksizin , davacıların talep ettiği manevi tazminat miktarı da oldukça fahiş olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraflara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir..."
24/07/2017 tarihli cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava öncesinde müvekkili kuruma öncelikle başvuru yapılmış olması şartının getirildiğini, ancak davacılar tarafından destekleri ...'ın vefatı sebebiyle tazminat taleplerine ilişkin olarak, dava öncesinde müvekkili kuruma başvuru yapılmadığından , dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kazaya sebebiyet veren aracın kaza tarihini kapsar şekilde geçerli trafik sigorta poliçesinin olup olmadığının tespitinin gerekli olduğunu, davaya konu kazanın oluşumundaki kusur oranlarının tespiti adli tıp vasıtasıyla yapılmasının gerektiğini, ayrıca kazaya karışan araçlardan ...plakalı aracın ZMMS si olmadığı iddasıyla müvekkili kurum husumet yöneltilmiş olduğundan, sorumluluğu kabul anlamına gelmemek şartıyla, aleyhlerine karar verilmesi halinde bu aracın kusuru oranında müvekkili kurum sorumlu tutulabileceğini, davaya konu destekten yoksun kalma tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanmasının gerektiğini, hatır taşımasının varlığı halinde hesaplanacak tazminatta indirime gidilmesinin gerektiğini, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde, bu husus da ayrıca indirim sebebi olduğunu, sosyal güvenlik kurumu tarafından davacıya ödenen veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkili kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesinin gerektiğini, güvence hesabı’nın sorumluluğu poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacılar vekilinin kaza tarihinden itibaren ticari faiz talebi haksız olup, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilemeyeceğini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına verilmesini talep etmiştir..."
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olmakla birlikte maddi tazminat isteminden daha önce feragat edilmiş olması nedeniyle manevi tazminat istemi ile sınırlıdır.
20/09/2019 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:
"Dosya muhteviyatında bulunan belgeler tümü ile tetkik edildiğinde, sürücülerin, müştekilerin, tanık ... 'in beyanları, trafik kaza tespit tutanağındaki bilgiler üzerinden tespit ettiğimiz bilgiler doğrultusunda tüm bu veriler birlikte nazara alındığında kaza yerinin konumu ve mahal şartları dikkate alınarak olay değerlendirilip, yukarıdaki hususlar muvacehesinde taksirle meydana gelen sürücü ...'in, yolcular ..., ..., ..., ... ile ...'ın yaralanmalarıyla, yolcular..., ... ile yolcu ...'ın vefat ctmeleriyle ve araçların hasarlanmalarıyla neticelenen trafik kazasında:1- KUSUR YÖNÜNDEN: A-) Sürücü ...'İN: 2918 Sayılı KTK Madde 47/d, Madde 52/be, Madde 56/c. Madde 84/d ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin Madde 95/d, Madde 101/b,c, Madde 107, Madde 157/a-4, Madde 157/b bentlerinde açıklanan hükümler gereği yukarıda açıklanan trafik kurallarını ihlal ettiğinden kazanın meydana gelişinde 448 oranında "4 100 KUSURLU olduğu. B-) Sürücü ...'İN: 2918 Sayılı KTK ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirtilen kural ihlali görülmediğinden kazanın meydana pelişinde KUSURSUZ olduğu, 2- HESAP YÖNÜNDEN- Davaci eş ... adına hesaplanan destek tazminatının toplam 224.271,19 TL olduğu, söz konusu tutarın poliçe teminat üst limiti olan 290.000,00 TL'yi aşmadığı, hesaplanan tutara davanın açıldığı 17.05.2017 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği, - Destekten çıktığı anlaşılan diğer davalılar ..., ..., ..., ...adına destek tazminatı hesaplanmadığı, - Manevi tazminat taleplerinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, sonuç ve kanaatine varılmış olup, raporumuzu saygı ile sunarız..."
31/10/2019 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:
"Yukarıdaki açıklamaların ışığında, olayda, Kamyon sürücüsü davalı ...'in hatalı sevk ve idaresinin birinci derecede ve takdiren % 60 (yüzde altmış) oranında etkili olduğu, Hasta nakil aracı sürücüsü davalı ...'in hatalı sevk ve idaresinin ikinci derecede ve takdiren 4 40 (yüzde kırk) oranında etkili olduğu, sonuç ve kanaatine vardığımızı saygı ile takdirlerinize arz ederiz..."
Mahkememizin 2017/460 Esas - 2020/591 Karar sayılı ilamı ile daha önce manevi tazminat yönünden talebin kısmen kabulüne ilişkin karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 2021/1417 Esas, 2022/2005 Karar sayılı kararı ile "Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen istinaf itirazlarının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.
2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).
Somut olayda davalı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı hasta nakil aracının üzerinde Medicana Hastanesine ait logoların bulunduğu görülmektedir. Ancak mahkemece desteğin yolcu olarak bulunduğu hasta nakil aracının işleteni ile davalı hastane arasında her hangi bir sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, araç üzerinde bulunan logoların hangi amaçla bulunduğu, yine destek ile hastane arasındaki sağlık hizmetinin kapsamı, hasta nakil işlemlerinin ne şekilde kim tarafından karşılandığı yönünde tarafların delilleri eksiksiz toplanarak davalı ... Hastanesinin Karayolları Trafik Kanunu’nun 3., 85. Maddeleri ve T.T.K. hükümleri gereğince işleten sıfatı taşıyıp taşımadığı ve pasif husumeti bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır." şeklinde gerekçe ile mahkememizin anılan kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmede, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ve nihayetinde belirlenen tazminat miktarı yönünden yapılan istinaf itirazlarının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu yönden mahkememizce önceki karardan ayrılmayı gerektirir yeni bir durum bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, davalılardan Medicana Hastanesinin sorumluluğu bakımından üzerinde Medicana Hastanesine ait logoların bulunduğu ... plakalı hasta nakil aracı yönünden anılan davalının sorumlu olup olmadığının yeniden tartışılması gerekmiştir.
Bu çerçevede, 30.12.2022 tarihli tensip tutanağı ile "İstinaf kaldırma ilamında belirtildiği üzere, davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı hasta nakil aracının üzerinde ... Hastanesine ait logoların bulunduğu anlaşıldığından davalı ... Hastanesine hasta nakil işlemlerine ilişkin anılan araca ait işletme ile arasında bulunan sözleşmeyi sunmak veya sözleşme bulunmuyor ise anılan hasta nakil aracı ile hastane arasındaki hasta nakil işlemlerinin ne şekilde kim tarafından karşılandığı yönünde açıklamada bulunmak üzere Davalı ... ve Medicana Hastanesine 1 aylık kesin süre verilmesine, Verilen kesin süre içinde beyanda bulunulmaması halindetaraflar arasında hasta nakil anlaşması bulunduğunun kabul edilmiş sayılacağının ihtarına (iş bu tebligat ihtar yerine geçer)" karar verilmiştir.
Taraflara verilen kesin süre kapsamında, davalılardan ...'in herhangi bir açıklamada bulunmadığı ve delil sunmadığı, Medicana Hastanesinin ise daha önce dosya kapsamında mevcut bulunan davalı ... ile arasındaki taşımacılık sözleşmesine atıf yaparak meydana gelebilecek tüm zararlar nedeniyle sorumluluğun bu davalıda olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır. Diyaliz işlemi, bir defaya mahsus olmayan, haftanın belirli günlerinde ve yaşam boyu devam etmesi gereken bir sağlık hizmetidir. Bu çerçevede, müteveffa diyaliz hizmeti almakta olup ... yönetimindeki, üzerinde .... Hastanesi logoları bulunan hasta nakil aracı ile tedaviye gidip gelmektedir. Söz konusu aracın üzerinde davalı hastanenin logolarının bulunduğu, bu logoların izinsiz kullanıldığına dair herhangi bir iddia olmadığı gibi araç sürücüsüne ya da işletenine karşı bu yönde bir ihtarda bulunulduğunun ya da hastaların bilgilendirildiğinin de dosya kapsamından anlaşılmadığı, davalı hastane ile üçüncü kişi arasında yapılan sözleşmeye "hastanenin sorumlu olmayacağı" yönünde eklenen bir hükmün söz konusu taşımacılık hizmeti alan kişiler yönünden bağlayıcılığı olmayacağı ve bu hususun sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve sonuç itibarıyla meydana gelen kazadaki araç üzerinde hastane logolarının bulunması ve aracın aynı hastaneye hizmet vermesi karşısında yargılamanın tüm taraflarının müşterek ve müteselsil olarak davacıya karşı sorumlu olduğu sonucuna varılmış ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
-
Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı eş Nuriye için 30.000,00. TL, ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00. TL olmak üzere toplam 90.000,00. TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ..., ... ( ... A.Ş.) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, bakiye taleplerin reddine,
-
Maddi tazminat yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
-
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar tarifesi gereği alınması gereken 6.147,90. TL harçtan peşin alınan 659,20. TL harcın mahsubu ile bakiye 5.488,70. TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Maddi tazminat yönünden 179,90TL karar harcının davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Maddi tazminat yönünden davalı tarafa vekalet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Davacılar vekalet ücreti için ... için 17.900,00. TL, ... için 15.000,00. TL, ... için 15.000,00. TL, Asiye İnan için 15.000,00. TL, ... için 15.000,00. TL'nin davalılar ..., ..., ..., ...( ... A.Ş.) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
-
Davalılar vekalet ücreti için 17.900,00. TL'nin ...'dan, 10.000,00. TL'nin ...'dan, 15.000,00. TL'nin ...'dan, 10.000,00. TL'nin ...'dan, 15.000,00. TL'nin ...'dan tahsili ile davalılara verilmesine,
-
Davacılar tarafından yapılan yargılama gideri olarak 31,40. TL başvuru harcı, peşin alınan 659,20TL, 4,60TL vekalet harcı, 3.100,00TL bilirkişi ücreti, 770,00TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 4.565,20. TL'nin kabul ve red oranına göre 2.416,90. TL'sinin davalılardan alınıp davacılara verilmesine,
-
Davalı... Anonim Şirketi tarafından yapılan yargılama gideri olarak 4,60. TL vekalet harcı, 150,00. TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 154,60. TL'nin kabul ve red oranına göre 72,80. TL'sinin davacılardan alınıp davalı... Anonim Şirketi'ne verilmesine,
10-Davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olarak 4,60-TL vekalet harcı, 250,00-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 254,60-TL'nin kabul ve red oranına göre 119,80-TL'sinin davacılardan alınıp davalı ...'a verilmesine,
11-Davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri olarak 4,60-TL vekalet harcı, 21,40-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 26,00-TL'nin kabul ve red oranına göre 12,20-TL'sinin davacılardan alınıp davalı ...'e verilmesine,
12-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacının/davalının yüzüne karşı karar verildi. 21/11/2023
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:20