İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2014/270 E. 2023/49 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2014/270
2023/49
28 Eylül 2023
T.C.
İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/270 Esas
KARAR NO : 2023/49
DAVA : Marka-Haksız Rekabet (Tecavüzün Tespiti/Giderilmesi İstemli)
DAVA TARİHİ : 30/12/2014
KARAR TARİHİ : 28/09/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; İsviçre'de yerleşik olan ve 102 yıllık İtalyan kökenli bir şirket olan müvekkilinin hazır giyim ve konfeksiyon işiyle uğraşmakta olduğunu, dünya çapında 80'den fazla ülkede yüzlerce satış noktasında diğer markalarının yanı sıra “...” ve “..." markalı ürünlerini pazarlayıp sattığını, müvekkilinin 1999 yılından bu yana Türkiye'de de üretim merkezine sahip olduğunu, markalarının Türkiye de dahil birçok ülkede tescil edilmiş olduğunu, “...” markasının şirket kurucusunun isminden esinlenerek oluşturulmuş olduğunu, markanın ilk kez 30.04.1952 tarihinde İtalya'da tescil edilmiş olduğunu, müvekkilinin ... markalarının Türkiye dahil tüm dünyada yaygın olarak kullanılmakta olduğunu ve yoğun tanıtım faaliyetleri ile tüketicilere ulaştığını, müvekkilinin ... markasının dünya çapında tanındığını, markanın tanınmış olduğunun TPE'nin kararı ile de tespit edilmiş olduğunu, davalının kullandığı “...” markasının müvekkilinin tanınmış markaları ile karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu, davalının ...başvuru no ile ... sınıfta ve ... başvuru no ile ... sınıfta müvekkilinin yaptığı itiraz üzerine, müvekkilinin ... markalarının benzerliği gerekçesiyle başvurunun MarKHK m.8/1 uyarınca reddedildiğini, davalının mütecaviz markasal kullanım üzerine hiçbir hakkının bulunmadığını, davalı markasının müvekkili markası ile karıştırılma ihtimali yaratacak surette benzer olduğunu ve müvekkilinin markasının tescilli olduğu dış giyim ürünlerinde kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, markaların genel görünüm ve konsept olarak ilk bakışta yaratılan algının tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceğini, dava konusu markaların ... sınıfta yer alan mal/hizmette kullanıldığını, müvekkilinin markalarının ... sınıflarda tescilli olduğunu, davalının markayı kullandığı mal/hizmetlerin müvekkilinin marka tescili kapsamında yer alan mal/hizmetlerin birebir aynı/benzer olduğunu, markalar arasında klasik anlamda benzerlik olmasa da, ikisi arasında bağlantı olduğu ihtimali varsa bunun da karıştırılmaya dahil olduğunu, davalının markasal kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; dava konusu olan “...” markasının müvekkilince uzun zamandır kullanılmakta olduğunu, müvekkilinin markasının ticari hayatın gereği olarak modemize edilmiş olduğunu, markanın yeni hali ile yapılan başvuruyu TPE'nin reddi üzerinde ... 2. FSHHM'de ... Esas sayılı dava açıldığını, tarafların markaları arasında iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, müvekkil markasının adına tescilli olduğunu, markasal kullanımın hukuka uygun olduğunu, uzun yıllardan beri kullanılan markaya ciddi ekonomik yatırımlar yapıldığını, markanın esas unsurunu kaybetmemek koşuluyla markaların zamanla modernize edilebileceğini, müvekkilinin markasının sadeleştirilerek daha modern, kolay akılda kalır ve şık bir görüntü elde etmek amacıyla modernize edilmiş olduğunu, müvekkil markasının tarihin tanınmış simalarından Meksikalı ünlü bir siyasi karakter olan ...'nın isminden esinlenerek yaratılmış olduğunu, markaların kelime unsurlarının farklı olduğunu, markalardaki şekil elemanlarının, kelimelerin baş harflerinin farklı bir biçimde tasarlanmış grafikler olduğunu, bu tür şekil elemanlarına ticari hayatta her alanda kullanımına çok sık rastlandığını, davacının tescilli markaları ile müvekkilinin kullandığı markanın mal/hizmet arasında bir ayniyet olmasa da, emtialar arasında bir benzerlik olduğunu, ancak markalar arasında bir benzerlik olmadığını, davacı markasının yüksek gelir düzeyine sahip tüketicilerin yüksek bedeller ödeyerek alabileceği mallarda kullanıldığını, davacı markasının potansiyel tüketicisinin algı, seçiciliği ve alışveriş yapma biçimleri ile alışveriş mekanları karşılaştırıldığında iltibas ihtimali bulunmadığının anlaşılacağını, taraf markaları arasında bıraktığı genel izlenim açısından iltibas olmadığını ve markaların seri marka olarak algılanmayacağını, seri markadan bahsedebilmek için, seri markanın uzun süredir kullanılan kaynak markanın asli unsurunun muhafaza edilerek oluşturulmuş olması gerektiğini, tanınmışlığa karar verilen 11.11.2014 tarihinden önce müvekkilinin markalarının kullanılmakta olduğunu ve tescil başvurularının da bu tarihten çok önceki tarihlerde yapılmış olduğunu, müvekkilinin Türkiye ve yurtdışında bayileri bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu markası ile bu ülkelerde ciddi faaliyetleri olduğunu ve yazılı/görsel medyada haberleri çıktığını, bu marka altında büyük cirolar yaptığını, müvekkilinin markasının Madrid Protokolü kapsamında 31 ülkede tescil edilmiş olduğunu, müvekkilinin markasının ciddi bir marka değeri olduğundan davacının markasından faydalanma amacıyla kötüniyetli davrandığı iddiasının soyut ve temelsiz olduğunu beyan ederek davanın reddini beyan ve talep etmiştir.
Mahkememizin 08/07/2015 tarihli ara kararı neticesinde alınan 13/11/2015 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Davacı adına tescil edilmiş olan markaların esas unsuru olan “...” ve “...” markasının tanınmış marka olduğunun TPE'nin 07.11.2014 tarih / ... sayılı kararı ve tespit edilmiş olduğu, TPE'nin ... tarih / ...sayılı kararı ile tespit edilmiş olduğunu, davanın taraflarının aynı/benzer sektörde faaliyet gösterdiğini ve ihtilaf konusu markanın davalı tarafından fiilen kullanıldığı hususunun taraf beyanları ve dosya kapsamında ihtilafsız olduğunu, ... 2. FSHHM'nin ...E. sayılı dosyası ile yapılan yargılamanın derdest olduğunu, davalının başvurusunu yaptığı ... başvuru nolu markası ve ... başvuru no.lu markasının davalı adına tescil edilip edilemeyeceğinin bilinmediğinden bu aşamada davacının huzurdaki davadaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı iddia ve taleplerini değerlendirmenin yerinde olmayacağı yönünde görüş ve kanaate ulaştıkları anlaşılmıştır.
Mahkememizin 17/11/2017 tarihli ara kararı neticesinde alınan 14/12/2017 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; davalıya ait internet sitesin incelendiğinde sitenin görsel ağırlıklı bir site olduğunu, ana sayfada bir reklam filmi videosunun görüntülendiğini, menü ile ulaşılan bir fotoğraf galerisi ve kamera arkası videosunun bulunduğunu, bunun dışında konsept başlıklı sayfada önceki yıllarda çekilen reklam film ve fotoğraflarına yer verildiğini, diğer menü elemanlarının henüz aktif olmadıklarının tespit edildiğini, sitenin "..." ibareli logosu ile sitede görüntülenen fotoğraf ve videolarda kullanılan logo ile aynı olduğunu, site üzerinden alınan ekran görüntülerinin yanı sıra sitede yayınlanan videoların tamamının orijinal boyutlarıyla sunulduğunu, yapılan yerinde inceleme sonucu dava konusu marka kullanımına ilişkin olarak fotoğrafların alındığını, numunelerin alındığını, işyeri yetkilisine incelemeler sırasında herhangi bir zarar ziyanın olup olmadığı, incelemeler için sunmak istedikleri farklı bir unsur olup olmadığının sorulduğunu, olmadığını belirttiğini, işyerinin detaylıca gezilerek her türlü markasal kullanımın fotoğraflandığından dolayı çekilen 138 adet yüksek çözünürlü fotoğrafın CD içerisinde sunulduğu yönünde görüş ve kanaate ulaştıkları anlaşılmıştır.
Markaya Tecavüz iddiası yönünden ;
6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7. maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149. maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde tutulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımın tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde alıcıların karıştırılmasına sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Haksız rekabet iddiası yönünden yasal mevzuat;
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri ise Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. " hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;....4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
TTK hükümlerinden de anlaşılacağı üzere başkasının haklı olarak kullandığı tanıtıcı işaretlerle kullanmak veyahut iltibasa meydan verecek eylemlerde kullanmak haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir.
Tacirin ticari hayatı ile ilgili olarak yaptığı işlerde diğer şahıslardan daha çok "özen göstermesi" gerektiği kabul edilmektedir. Tacir devamlı olarak yaptığı işlerle ilgili mevzuatı, ne yapması gerekeceğini tacir olmayan şahıslardan daha iyi bilir ve bilmek zorundadır. Tacirin bilmek zorunda olduğu şeylerin başında ticari hayatı için gerekli olan kanun hükümleri, ticari hayatın gerekleri ve teamülleri ile ticari örf ve adet gelir. Bu bağlamda, başvuru sahiplerinin tacir olması durumunda T.T.K. M.18/f.2 uyarınca "basiretli bir tacir gibi" hareket etme yükümü altında oldukları kabul edilmektedir. Fakat; bu yükümlülüğün çok katı ve sert değerlendirilmemesi her somut olayın özelliğine göre incelenmesi gerekmektedir.
Yasal mevzuatla birlikte vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve tüm dosya içeriğine göre yapılan incelemede;
Taraflarca sunulu bilgi ve belgeler, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporları, ... 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin... Esas ...Karar sayılı dosyası ve dosya içerisinde bulunan Yargıtay ilamları ile bilirkişi raporları incelenmiş, tarafların tüm iddia, savunma ve beyanları dosyada mevcut tüm bilgi ve belgeler ışığında irdelenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın "USUL EKONOMİSİ İLKESİ" başlıklı Madde 30-"(1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmüne amirdir.
Bu doğrultuda ;
Dosya kapsamı ve dosyanın gelmiş olduğu aşama göz önünde bulundurularak uyuşmazlığın değerlendirilmesi yönünden dosyada mevcut bilgi ve belgelerin yeterli olduğu anlaşılmakla, her ne kadar yargılama sürecinde davacı taraf yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiş ise de, gelinen aşamada bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı ve yapılacak olası bilirkişi incelemesinin hem dosyaya yenilik katmayacağı hem de usul ekonomisine uygun düşmeyeceği takdir olunarak yargılamaya devam olunmuştur.
Dava; 6769 sayılı SMK ve TTK hükümleri uyarınca açılmış, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ortadan kaldırılması taleplerine ilişkindir.
Davacı davalının Emiliano Zapata + şekil ibareli markasının davacı markasının tanınmış korumasından yararlandığını ve davacının ticari faaliyetleri ile karıştırılmaya yol açacak şekilde davalı kullanımının olduğunu, bu sebeple davalının davacı aleyhine marka tecavüzüne ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini iddia etmiştir.
İltibas kelime anlamı olarak; birbirine çok benzeyen iki şeyin karıştırılması şeklinde ifade edilir. Bu anlamıyla da örtüştüğü gibi, doktrinde bu duruma marka hukukunda karıştırılma ihtimali de denilir. İltibasta, kişi mal ve hizmeti piyasaya süren süjenin birbirinden farklı olmadığı şeklinde bir yanılgıya kapılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinde ise, iki marka arasında olduğu düşünülen basit bir benzerlik bile dikkate alınabilir.
SMK’nın iltibas ile ilgili hükmüne baktığımızda karşımıza aynı/benzer işaret ya da mal ve hizmet çıkmaktadır. Dolayısıyla, iki marka arasında oluşacak karıştırma ihtimalinde işaret, mal ve hizmet üçlüsünün birbirinin aynısı ya da benzeri olup olmadığına bakılmalıdır. Bu üçlünün aynı olması halinde zaten karıştırılma ihtimali hakkında tereddüde yer verilmemelidir. Benzer olduğu durumda ise, bu benzerliğin karıştırılma ihtimaline sebep olup olmadığına bakılmalıdır. Benzerlikte esas olan karıştırılma ihtimalidir.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.06.2012 tarihli ve 2012/11-155 E. 2012/376 K. sayılı kararı). Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ayrıca Avrupa Marka ve Tasarım Ağı Ortak Bildirgesinde de belirtildiği üzere, markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır (Karasu, Rauf/ Suluk, Cahit/ Nal Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2018, s. 189). Başka bir deyişle önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidilecektir.
Karıştırılma ‘halk yönünden’ olmalıdır. Halk kavramı her somut olayda, o olayın özelliklerine göre belirlenmelidir. Somut olaydaki mal veya hizmetin çeşidine göre, ortalama seviyedeki tüketici kitlesinin halk kavramını oluşturması mümkün olduğu gibi, bazen de bilinçli tüketici kitlesinin halk kavramını oluşturması mümkün olabilir. Başka bir ifadeyle halk, Dünyada veya herhangi bir ülkede yaşayanların hepsi değil, o markanın üzerine konularak sunulduğu piyasada aynı veya benzeri mal veya hizmetleri talep eden “alelade üçüncü kişiler (müşteriler) dir”.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, ... isminin; sırf ... ismi ile iltibas yaratmak ve davacının tanınırlığından yararlanmak için türetilmiş bir kavram olmadığı, zira anılan ismin Meksika tarihinde siyasi bir figür olarak yer aldığı, gerek okunuş gerekse de anlam olarak her iki markanın birbiri ile karıştırılma ihtimaline yetecek düzeyde yakınlığın bulunmadığı mahkememizce takdir olunmuştur. Bu noktada ; davacı markasının ana dilinde [...] şeklinde, davalı markasının ise yazıldığı gibi (büyük ölçüde) telaffuz olunduğu da göz önünde bulundurulduğunda, yukarıda anlatılan "müşteri" portföyünün bu iki markayı karıştırma ihtimali yok denecek kadar azdır.
Her ne kadar davacı vekilinin dava dilekçesinde de belirttiği üzere taraf markalarındaki kelimelerin ilk ve son harfleri aynı olsa da, her ikisi de gerçek kişi isimlerinden esinlenilerek oluşturulan 11+5 harften ibaret davacı markası ile, 8+6 harften ibaret davalı markasının görünüşte de tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalının markasına yönelik oluşturulan logo/şekil unsurunun da özgün bir şekil olduğu tüm dosya kapsamındaki mevcut bilgi, belge ve raporlarla birlikte yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut Türk Patent ve Marka Kurumunun ... sayılı yazısında, davalının "..." markasının 12/10/2022 tarihinde sicile kayıt edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. SMK'nın 155. maddesi çerçevesinde sonraki tarihli tescil hukuka uygunluk nedeni değildir. Madde hükmü ile öncelik ilkesi ön plana çıkarılmış ise de, maddenin, tescilin oluşturduğu güveni ortadan kaldıracak yoğunlukta geniş yorumlanmaması gerektiği de açıktır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, başkasının sınai mülkiyet hakkına tecavüz ettikleri tespit edilen kişilerin o sınai mülkiyet hakkından sonraki bir tarihte kendi adlarına yapılan tescile dayanmalarının önü kapatılmıştır.Yukarıda açıklandığı üzere davacının marka hakkına tecavüzün unsurları oluşmamıştır.(Ayrıca Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde hazırlanan SMK'nın anılan maddesinin değerlendirilmesinde ... sayılı Avrupa Birliği Marka Direktifi'nin 18. Maddesindeki düzenleme yol gösterici olarak kabul olunabilir.)
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, markalar arasında iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzerlikten söz edilemeyeceği, bu nedenle markaların tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı anlaşılarak, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmış ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın REDDİNE,
-
Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 269,85. TL harçtan daha önce ödenen 25,20. TL harcın mahsubu ile 244,65. TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
-
Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/09/2023
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:35