İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/278 E. 2024/442 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/278
2024/442
10 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/278 Esas
KARAR NO : 2024/442
DAVA : Ticari Şirket (Yönetim Kurulu Kararının Batıl Olduğunun Tespiti)
DAVA TARİHİ : 08/05/2024
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin Yönetim Kurulu tarafından ... tarihinde muris ...'in şirketteki payı, mirasçılarının miras hisseleri oranında pay defterine işlendiğini, davalı şirketin ... 15. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarıyla şirket ortağı olan Muris ...' in miraçıları arasında miras taksim sözleşmesi olmadan şirket yönetim kurulu tarafından ... tarihinde mirasçılarının miras hisseleri oranında paylarının sehven pay defterine işlendiğini, bu nedenle miras taksim sözleşmesinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde şirkete sunulması ihtar edildiğini, davalı şirketin bu ihtarına karşı müvekkillerinin ihtarname ile; "6102 sayılı TTK’nın 494/2. maddesinde yer alan hüküm gereğince ortağın ölümü halinde payların mülkiyetinin kendiliğinden mirasçılara geçmekte olduğu, kaldı ki, 4721 sayılı TMK’nın 676/1. maddesi uyarınca mirasçıların fiili (elden) taksim yoluyla da paylaşım yapmalarının mümkün olduğu, muris ...’in tüm mirasçılarının da kendi aralarında şirketteki paylarının fiilen taksimine karar verdikleri ve bu amaçla Şirkete yaptıkları başvurunun Şirket yönetim kurulu tarafından kabul edilerek mirasçıların paylarının pay defterine işlendiği, mirasçılar tarafından herhangi bir itiraz olmadığı halde Yönetim Kurulunun tek taraflı olarak harekete geçmesinin tamamen taraflar arasında görülmekte olan davalardan kaynaklanan husumete dayalı kötü niyet ve keyfi bir tutumdan başka bir şey olmadığı, 13.12.2023 tarihinde şirket pay defterindeki pay oranları esas alınarak tüm hissedarların katılımıyla yapılan Olağanüstü Genel Kurulda da ne Şirket Yönetim Kurulu üyelerince ne de mirasçılar tarafından mirasçılar arasında taksim bulunmadığı yönünde herhangi bir itirazda bulunulmayarak taraflar arasındaki taksimin varlığının söz konusu Genel Kurul sırasında da teyit edildiğini, bu nedenlerle Yönetim Kurulu tarafından mirasçıların pay defterindeki paylarının taksim sözleşmesi olmadığı gerekçesiyle silinmesinin yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektireceği" ifade edildiğini, bu ihtarnameye karşın davalı şirket yönetim kurulunun 03/04/2024 tarihli kararıyla muris ...'in miras taksim sözleşmesi olmadan şirketin yönetim kurulu tarafından ... tarihinde mirasçılarını miras hisseleri oranında paylarının sehven pay defterine işlendiğini ve yapılan ihtara rağmen miras taksim sözleşmesinin ibraz edilmediğini gerekçe göstererek pay defterinde muris ...'in mirasçıları adına olan kaydın iptal edilerek murisin payının ... terekesi olarak kayıt edilmesine karar verildiğini ve bu durumun ihtarname ile müvekkiline bildirildiğini, dava konusu yönetim kurulu kararının TTK'nın 391. Maddesi uyarınca batıl olduğunu, yönetim kurulunun paylarının mirasçılara geçişinde taksim sözleşmesi bulunmasını öngören kararınin, TTK' nın 494/2. Maddesinde düzenlenen pay sahiplerinin haklarını ihlal eden veya kısıtlayan nitelikte olduğunu, daha önce vefat etmiş şirket hissedarlarının hisseleri de taksim sözleşmesi aranmadan pay defterine işlendiği halde davacıların murisleri açısından yapılan miras taksim sözleşmesinin varlığının araması, TTK' nın 391/1-a maddesinde öngörülen eşit işlem ilkesine aykırı bir durum olup bu yönüyle de batıl olduğunu, miras hukuku açısından da ortada şirket payları üzerinde kısmi ve fiili bir paylaşım söz konusu olduğundan artık şirket payları tereke kapsamından çıkmış olup dava konusu yönetim kurulu kararı 4721 sayılı TMK' nın 676. Maddesine de aykırı olduğunu, taraflar arasında görülen ... 21. Asliye Ticaret Mahkemesi... esas sayılı dava dosyasında haklı nedenle şirketin feshi davasında yerel mahkemece ve istinaf mahkemesince verilen kararlar da daha önce yapılan pay defterine işlemenin hukuka uygun olduğunun tescil edildiğini, mirasçılardan hiç biri tarafından buna ilişkin herhangi bir itiraz da bugüne kadar yapılmadığını, esasen 13/12/2023 tarihinde şirket pay defterindeki pay oranları esas alınarak tüm hisedarların katılımıyla yapılan olağanüstü genel kurulda da ne şirket yönetim kurulu üyelerince ne de mirasçılar arasında taksim bulunmadığı yönünde herhangi bir itiraz da bulunulmadığını, ... Vergi Dairesi Başkanlığınca düzenlenen... tarih ve ... sayılı yazıda da muris...'in şirketteki hislerinin varislerine intikalinde bir sakınca bulunmadığının ifade edildiğini, yönetim kurulu kararlarının butlanla sakat olduğuna ilişkin davanın her bir paydaş tarafından ve her zaman açılabilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenlerle davalı şirketin Yönetim Kurulunun 03/04/2024 tarih ve 2024/5 sayılı kararının TTK' nın 391. Maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların TMK 640. Maddesi hükmü gereğince taraf ehliyeti bulunmadığından, tüm mirasçıların birlikte dava açması gerektiğini, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığı için davanın reddinin gerektiğini, miras ortaklığının miras bırakanın ölümü ile birlikte kendiliğinden kurulur ve terekenin paylaşımına kadar geçen dönemi ifade ettiğini, miras ortaklığı geçici nitelikte olduğunu, ortaklığın amacının terekenin taksimi olduğunu, TMK 640. maddesindeki düzenlemesine göre, mirasçıların terekedeki hukuki değerler üzerinde tek başlarına ya da oy çokluğuyla tasarrufta bulunmayacaklarını, ancak birlikte hareket edebileceklerini açıkca ifade ettiğini, keza TMK 702 Maddesi hükmü gereğince de kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiğini, muris ... mirasçısı olarak ..., ..., ..., ..., ... mirasçı olarak bulunduğunu, huzurdaki davanın tüm mirasçılar tarafından açılmadığını, tüm mirasçılar tarafından davanın reddi gerektiğini, yerleşik yargıtay içtihatları gereğince anonim şirketlerde ortağın vefatı sonrası hisseleri doğrudan mirasçılara intikal etmeyip, miras taksimine kadar tereke adına kayıtlı olduğunu, müvekkili yönetim kurulu kararının Türk Ticaret Kanunu 500. Maddesine uygun olarak alındığını beyanla, davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davaya konu şirketin yönetim kurulu kararları ve ihtarnameler dosyaya sunulmuş ve incelenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, şirket yönetim kurulunca pay defterinde yapılan işlemin butlan ile sakat olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı şirket bir anonim şirket olup, pay defterinin düzenli tutulmasından yönetim kurulu sorumdur. Payların devri ve pay defterine kaydı işlemlerinin, kanuna uygun yapılması, hak sahiplerince bir başvuru, itiraz ve devir gibi talep olmadan pay defterinde mülkiyeti değiştirici işlem yapmaması gerekmektedir.
Türk Medeni Kanununa göre, ölüm ile paylar kendiliğinden mirasçılara geçer ve elbirliği mülkiyeti kurulur. Miras taksimi olmadan tek bir ortak veya bir kısmı tek taşına, koruyucu tedbirler alma hali dışında tasarrufta bulunamaz. Miras taksimi rıza-i olabileceği gibi kaza-i yolla da kurulabilir.
Türk Medeni Kanunun mirasın kazanılmasını düzenleyen 599. Maddesinde; Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.
Miras ortaklığına ilişkin Türk Medeni Kanununun 640. Maddesinde; Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.
Rıza-i taksim, mirasçılar arasında yapılacak bir yazılı sözleşme ile olabileceği gibi fiili bir şekilde herkesin kendi payını itirazsız alıp kabullenmesiyle de yapılabilir.
Türk Medeni Kanunun 676. Maddesinde belirtildiği üzere; Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
TTK'nın Batıl kararlar başlıklı, 391. maddesinde; Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır.
TTK 494. Maddede; Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer. Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.
TTK'nın 499. Maddesi uyarınca; Şirket, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydeder. Payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibi pay defterine yazılamaz. Şirket, kaydın yapıldığını pay senedine işaret eder. Şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir.
Kaydın silinmesi başlıklı Türk Ticaret Kanununun 500. Maddesinde; Şirket, iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı, ilgililerin görüşlerini alarak silebilir. Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi derhâl verilir. Hükümleri mevcuttur.
Yönetim Kurulu tarafından ... tarihinde muris ...'in şirketteki payı, mirasçılarının miras hisseleri oranında pay defterine işlendiği ve hiç bir mirasçı tarafından itiraz edilmediği, intikal ve pay defterine kayıt sonrası yapılan olağanüstü genel kurul toplantısına da yeni pay sahibi mirasçıların katıldığı ve itirazsız oy kullandığı, bu aşamadan sonra da bir itiraz ve düzeltme talebi olmadan şirket yönetim kurulunca kendiliğinden harekete geçilerek mirasçılardan taksim sözleşmesini sunmalarını istediği, sunulmayınca da intikalin silinerek tereke adına payların kaydedildiği ve hak sahiplerine bildirildiği anlaşılmıştır.
Anılan bu hükümler ve somut olay karşılaştırıldığında, yönetim kurulunun ilk işlemine itiraz etmeyip paydan kaynaklı haklarını kullanan mirasçılar arasında fiili ve rızai bir miras taksimi olduğunu söylemek artık mümkün olmuştur. İlk kaydın yanlış beyana dayandığına dair bir iddia da bulunmamaktadır. Bu aşamadan sonra ancak bir mirasçının itirazı ve rızasının olmadığını ileri sürmesi üzerine yönetim kurulu taksim sözleşmesini isteyebilir. Mirasçılar adına yapılan pay tescili ile artık şirket paylarının terekeden çıktığı ve taksim edildiği, elbirliğinin sona erdiğini kabul etmek gerekir. Yönetim kurulunca daha önce mirasçılar adına veraset ilamındaki miras hisseleri oranında pay defterine yapılan tescil talep üzerine yapıldığı ve yanlış bir beyan olmadığına göre, silinme işleminin hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.. TTK'nın 500. Maddesinden bunu anlamak lazımdır.
Yönetim kurulunca keyfi işlem yapılması anılan maddeye uymaz. Miras taksimine itiraz hakkı olanın başvurusu üzerine veya veraset ilamının gerçeğe aykırı olduğunun tespiti halinde 500. Madde uyarınca düzeltme yapılabilir. Davaya konu yönetim kurulu kararı bu anlamda TTK'nın 391. Maddesinin c bendi uyarınca batıl olup düzeltilmesi gerekir. Bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
-
Davacının davasının KABULÜ İLE; davalı şirketin...tarih ... sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine,
-
Yeterli harç alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
-
Davacının harcadığı 855,20TL peşin harçlar ve 140,00 TL yargılama giderinin davalıdan anılarak davacılara verilmesine,
İlişkin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/07/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01