İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/547 E. 2024/595 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/547
2024/595
24 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/547 Esas
KARAR NO : 2024/595
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 23/09/2024
KARAR TARİHİ : 24/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketince ... nolu İşyeri Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ...nün maliki olduğu "... mah. ... Cd. No:4 .../İzmir" riziko adresinde, 28.04.2023 tarihinde tüpten sızan gaz nedeniyle patlama ve yangın hasarı meydana geldiğini, riziko adresinde mağdur ... 'ın dönerci dükkanı bulunduğunu, dönerci dükkanının girişe göre sol tarafta bulunan elektrikli ızgara ocağı yanar vaziyette iken döner ocağına takılı bulunan tüplerden gaz kaçağı olduğunun tespit edildiğini ve devamında ise biriken gazın elektrikli ızgara ocağındaki ateşle parlaması neticesinde alevli patlama ve yangın meydana geldiğini, müvekkili şirket nezdinde sigortalı ...ne ait işyerinde meydana gelen patlama sonucu yangın hasarının ... A.ş.' den alınan tüpün gaz sızdırması sebebiyle oluştuğu yapılan ekspertiz incelemesi ve sigortalı ile yapılan görüşmeler neticesinde kamera kaydı ile tespit edildiğini, poliçe kapsamında sigortalı işyerinde meydana gelen zarar sebebiyle 27.06.2023 tarihli ekspertiz raporu da dikkate alınarak zarar gören işyerinin maliki ... hesabına 07/08/2023 tarihinde 27.980,00 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, müvekkili şirketin ödemiş olduğu hasar bedelini TTK 1472 maddesi uyarınca halefiyet gereği davalı şirketten talep etme hakkı doğduğunu, halefiyet kuralı gereği, davalının sorumluluğuna istinaden, sigortalı adreste meydana gelen hasar sebebiyle dava dışı sigortalısına ödedikleri tutarın tahsil amacıyla davalı aleyhine ... İcra Dairesi 2022/... Esas Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafın icra icra takibine, talep edilen asıl alacağa ve ferilerine haksız olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu iddia ederek; davalının ... İcra Dairesi 2022/... Esas Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve davalı malik adına kayıtlı alacaklarını karşılar mahiyette menkullerin/gayrimenkullerin 3.kişilere devrinin önlenmesi amacıyla kayıtlarına ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; davacı ..., 6102 sayılı TTK'nın 1472. (6762 sayılı TTK'nın 1301) maddesi uyarınca, dava dışı sigortalısının işyerinde meydana gelen hasar nedeniyle ödenen hasar bedelinin halefiyet ilişkisine dayalı olarak davalı şirketten rücuen tazminine yönelik başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce öncelikle, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzeninden olan görev hususu açısından ve HMK 114/c ve 115/1. maddesi uyarınca ve usul ekonomisi de dikkate alınarak yapılan incelemede;
Yargıtay ... Hukuk Dairesi Esas No : 2016/... Karar No : 2016/... sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi Esas No : 2016/..., Karar No : 2018/... sayılı kararında "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, Kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, asliye hukuk mahkemesinin ticari olmayan bir davayı asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır." içtihadına yer verilmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi Esas No : 2014/..., Karar No : 2017/... sayılı ilamına göre "Davacı ..., bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi Esas No : 2014/..., Karar No :2017/... sayılı ilamında " Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Her ne kadar davacı ..., 6102 sayılı TTK'nın 1472. (6762 sayılı TTK'nın 1301) maddesi uyarınca, dava dışı sigortalısının işyerinde meydana gelen hasar nedeniyle ödenen hasar bedelinin halefiyet ilişkisine dayalı olarak davalı şirketten rücuen tazminine yönelik başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptalini talep etmişse de; yukarıda yer verildiği üzere; TTK 4/1. maddesinde; (Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın); şeklinde yer verilen düzenleme kapsamında öncelikle her iki tarafın tacir olduğu hukuk davaları ticari dava niteliğinde olup, asliye ticaret mahkemesinin görevi içerisindedir. Yine her iki tarafın tacir olup olmadığına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu davalarda anılan maddenin sonraki bentlerinde sayılmıştır. Somut olayda davacı ..., sigortalısı ...nün yerine geçerek dava açmıştır. Davacı şirketin halefi olduğu sigortalı ... nün kanunen tacir sayılması mümkün olmadığından, mutlak ya da nispi ticari dava niteliği bulunmayan uyuşmazlığın genel mahkemelerde (asliye hukuk mahkemesinde) görülerek çözümlenmesi gerekmektedir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup bu nedenle yargılamanın her safhasında ve re’sen dikkate alınması zorunlu olmakla, HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2021/731 E. 2021/2118 K. Sayılı ve 2023/2419 E. 2024/605 K. Sayılı ilamları)
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1. c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
-
HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
-
Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
-
İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/09/2024
Katip ...
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59