İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/226 E. 2024/312 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/226
2024/312
22 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/226 Esas
KARAR NO : 2024/312
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 19/04/2024
KARAR TARİHİ : 22/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde ... numaralı Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı ...A.Ş' in kullanımında olan ... riziko adresli mahalde , 15/08/2022 tarihinde dahili su kapsamında, sigortalı mağazanın -1 bodrum kat alçıpan tavanı içerisinden geçen yağmur suyu tahliye borularının birleşim yerlerinden yoğun şekilde işyerine sirayet eden yağmur suları neticesinde sigortalı iş yerinde ve içerisinde bulunan bir takım mobilyalarda maddi hasar meydana geldiğini, müvekkili şirkete vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan ekspertiz raporu ile 152.562,92-TL tutarında hasar tespit edildiğini ve işbu tutar 10.04.2023 tarihinde muhatabına ödendiğini, yapılan ödeme sonrası kat maliklerinden ...' nın sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş. nezdinde düzenlenen sigorta poliçesinden 48.114,37-TL tutar tahsil edildiğini, sigortalıya ödenen tazminat tutarından kalan 104.448,55-TL tutarı için müvekkili sigorta şirketi, sigortalıya ödeme tarihi olan 10.04.2023 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi ile birlikte TTK m.1472 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, olay sonucu sigortalıya ait mahalde meydana gelen zarara ilişkin müvekkili şirket tarafından tanzim ettirilen ekspertiz raporundan davalı ... meydana gelen su sızıntısı kaynaklı sigortalı mahalede meydana gelen maddi zarardan Borçlar Kanunu’nun m.49 gereğince sorumlu olduğunu, müvekkili şirket yapılan bu ödeme ile TTK 1472. Maddesi gereğince sigortalısının haklarına halef olduğunu, hukuki halefiyet gereği, söz konusu rücu alacakları için davalı tarafa yapılan müracaatların sonuçsuz kaldığını iddia ederek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, rücuen tazminat alacakları olan 104.448,55 - TL tutarın ödeme tarihi olan 10.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama harç ve giderleri, vekalet ücreti ile birlikte davalı taraftan tahsiline, arabuluculuk ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacı sigorta şirketinin ticari paket sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yaptığı bedelin davalı site yönetiminden rücuen tazminat talebine ilişkindir.
Mahkememizce öncelikle, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzeninden olan görev hususu açısından ve HMK 114/c ve 115/1. maddesi uyarınca ve usul ekonomisi de dikkate alınarak yapılan incelemede;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No : 2016/968 Karar No : 2016/2426 sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas No : 2016/3785, Karar No : 2018/360 sayılı kararında "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, Kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, asliye hukuk mahkemesinin ticari olmayan bir davayı asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır." içtihadına yer verilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas No : 2014/17610, Karar No : 2017/2315 sayılı ilamına göre "Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır."
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas No : 2014/21833, Karar No :2017/6568 sayılı ilamında " Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay 15.hukuk Dairesi Esas: 2015/2043, Karar: 2015/6419 sayılı ilamında "Davacı şirketin uyuşmazlık konusu havuz çevresine twinson deck uygulanması işini ticarî işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık davalı site yöneticiliği olup tacir sıfatını taşımamaktadır. " görüşüne yer verilmiştir.
Her ne kadar davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalısının işyerinde meydana gelen hasar nedeniyle ödenen hasar bedelinin davalı site yönetiminden rücuen tazminini talep etmişse de; yukarıda yer verildiği üzere; TTK 4/1. maddesinde; (Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın); şeklinde yer verilen düzenleme kapsamında öncelikle her iki tarafın tacir olduğu hukuk davaları ticari dava niteliğinde olup, asliye ticaret mahkemesinin görevi içerisindedir. Yine her iki tarafın tacir olup olmadığına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu davalarda anılan maddenin sonraki bentlerinde sayılmıştır. Somut olayda davalının tacir sıfatı bulunmadığından, mutlak ya da nispi ticari dava niteliği bulunmayan uyuşmazlığın genel mahkemelerde (asliye hukuk mahkemesinde) görülerek çözümlenmesi gerekmektedir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup bu nedenle yargılamanın her safhasında ve re’sen dikkate alınması zorunlu olmakla, HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1. c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
-
HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
-
Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi 22/04/2024
Katip
e-imzalı*
Hakim
e-imzalı*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39