İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/311 E. 2023/904 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2019/311
2023/904
22 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/311 Esas
KARAR NO : 2023/904
BİRLEŞEN İST. ...ATM'NİN... ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA TARİHİ : 16/09/2019 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 25/12/2020
KARAR TARİHİ : 22/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan asıl davada İtirazın İptali, birleşen davada Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Asıl davada Davacı vekili tarafından sunulan 18/09/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı adına cari hesaptan kaynaklı alacak talepleri ileri sürülerek Gaziosmanpaşa... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden 103.806,00 TL. tutarında icra takibine başladıklarını, davalı şirketin borca kısmi itiraz ettiğini ve 71.095,00 TL.'lik kısmını kabul etmediklerini, itiraz dilekçesinde 01.09.2018-28.02.2019 tarihleri arasında iş yeri bünyesinde dava dışı ... A.Ş. ile yemek üretim faaliyetlerinde bulunulduğunu, bu süre zarfında işçilerin hakedişlerinin ödenmediğinin ileri sürüldüğünü, davalı firmanın bu alacaklarla ilgili olarak asıl işveren sıfatı taşıdıklarını, bir kısım işçilere ödeme yapıldığını, bir kısım işçilere de ödeme yapılacağı ihtimalinde olduklarını, dava dışı ...A.Ş. ile davacı şirket arasında organik bir bağın bulunduğunun ileri sürüldüğünü, ancak davacı firma ile bu şirket arasında hiçbir bağ bulunmadığını, şirketlerin ortak, yetkili ve adres bilgilerinin farklı olduğunu, şirketin kuruluş tarihi, 12.11.2018 olduğunu, bu tarihten önceki alacak kalemlerinin şirkete yüklenemeyeceğini, ayrıca bahsi geçen işçilere yapılmış veyahut yapılması muhtemel alacaklardan şirketin sorumlu olmadığını, bu konuda açılmış bir rücu davasının da bulunmadığını iddia ederek icra dosyasına yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili tarafından sunulan 25/11/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin İstanbul'daki iki ayrı adresteki fabrikalarını Ömerli Mahallesi...Sok. No: ... Arnavutköy/İstanbul adresindeki yeni binasına taşındığını ve 01/09/2018 tarihinden itibaren fabrikanın faaliyete geçtiğini, ... A.Ş. İle 01/09/2018 tarihinden itibaren davacının fabrika mutfağında kendi işçileri ile yemek üretimine başlandığını, aynı zamanda ... Gıda San. Tic. A.Ş.nin tedarikçisi olduğunu, yemek firmasının davacının işyerlerindeki aletlerine haciz uygulandığını, hacizler sonrasında şirket yetkilileri tarafından davalı şirketin kurulduğunu, 28/02/2019 tarihine kadar davacı firmanın mutfağında yemek ürettiğini, davalının davacının mutfağında çalıştırdığı işçilerin ücretlerini ödemediğini, 6 işçinin ödenmeyen ancak muaccel olan hakları ve ödenmeyen SGK pirimlerinin zaman aşımı süresi boyunca hapis hakkı uygulandığını, dosyanın İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, 65.856 TL.'nin 01/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faizinden aşağı olmamak üzere faiz, masraf ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini, 5.239 TL. İçin ...m.950 uyarınca hapis hakkı kullandıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Asıl davada davalı vekili tarafından sunulan 09/10/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin firmanın alt işvereni olduğunu, çalıştırdığı işçilerin iş akdini feshetmesi nedeniyle ödemesi gereken ihbar tazminatlarını, ve bir kısım ücret alacaklarını ödemediğini, asıl işveren sıfatı göz önüne alındığında davalı şirketin tüm bu alacaklardan sorumlu olduğunu, davacı firma ile dava dışı ... A.Ş. arasında fiili, hukuki ve organik bir bağın bulunduğunu, şirketin toplamda 6 işçi tarafından;
Bakırköy ... İcra Müdürlüğü... E. — ... — 14.330,00 TL. Asıl Alacak
Bakırköy ...İcra Müdürlüğü ...E. — ... — 6.900,00 TL. Asıl Alacak
Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. — ... — 9.080,00 TL. Asıl Alacak
Bakırköy... İcra Müdürlüğü ... — 13.650,00 TL. Asıl Alacak
Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. — ... — 53.222,00 TL. Asıl Alacak
Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. — ... — 4.000,00 TL. Asıl Alacak tutarında icra takipleri ile karşı karşıya kaldığını, toplam bedelin 101.182,00 TL. olduğunu, bu bedellerin sulh yolu ile işçilerin avukatları ile anlaşma sağlanarak ödendiğini, takiplerin tamamında borçlu olarak davacı firma ile organik bağ içerisinde olduğu ... A.Ş.'nin ve ayrıca asıl işveren olarak davalının şirketin gösterildiğini, bu personeller dışında 4 işçi ile arabulucuk yolu ile anlaşma sağlandığını, öte yandan halen dava açmamış ancak şirketin sorumluluğunun zamanaşımı süresince devam ettiği 5 kişinin bulunduğunu, bu işçilerin alacakları için de hapis hakkı kullandıklarını, son olarak iade faturaları ile ayrıca 5.912,08 TL. için de hapis hakkı kullandıklarını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili tarafından sunulan 08/02/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından öne sürülen iddiaların tamamı ile iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına tabi tüm beyanlarını reddettiklerini, müvekkili ile davacı arasında üst işveren - alt işveren ilişkisi mevcut olmadığını, ticari alım satım ilişkisi mevcut olduğunu,... şirketi ile arasında organik bağ olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın rücu ve mahsup talep ettiği bir kısım işçi alacaklarının 01/09/2018-28/02/2019 tarihleri arasında doğduğunu iddia ettiğini, müvekkili şirketin kuruluş tarihi 12/11/2018 olup bu tarihten önceki bir alacağın, yani daha müvekkili şirket meydana gelmemiş iken doğmuş bir alacağın müvekkilinden talep, rücu ve mahsup edilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde bir kısım işçiler için ödeme yapılmadığını ancak ödeme yapmak durumunda kalabileceklerini beyanla tahmini bir hesapla bu işçilere muhtemel 28.000 TL ödeme söz konusu olabileceğinden bu tutar yönünden de alacak talebinde bulunduğunu, herhangi bir ödeme yapılmadığı, ödemenin yapılıp yapılmayacağının bile belli olmadığı ve hatta böyle bir ödeme talep edilip edilmeyeceği bile belli olmadığı halde işveren sıfatı bile olmayan müvekkilinden bu tutarın talep, rücu ve mahsup edilmesinin mümkün olmadığını, bir kısım alacak talepleri için ise ibraname, SGK veya vergi dairesinden temiz kağıdı getirildiği taktirde tarafına ödeme yapabileceklerini beyan ettiklerini, davacı tarafın işçilerle anlaşması nedeniyle ödediğini iddia ettiği, vekalet ücreti, arabulucu ücreti, tahsil harcı, takip masrafı, faiz gibi kalemler nedeniyle ne müvekkilinden ne de dava dışı...Yemek şirketinden talepte bulunamayacağını, davacı tarafın ödediği iddia edilen tutarlardan hiçbirisi yargılama sonucunda belirlenmiş tutarlar olmadığını, bu nedenlerden dolayı; mahkememiz ...E. Sayılı dosyasının karar aşamasına geldiği görülmekle, öncelikle birleşen İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi...E. Sayılı dosyanın tefrik edilerek, Davacının davasının öncelikle görev yönünden, mahkeme aksi kanaatte ise yetki yönünden reddini, davanın müvekkili yönünden husumetten reddini, mahkeme aksi kanaatte ise dava dışı ... Yemek Ür.Tes.ve Gıda San. Tic. A.Ş.'yi davaya dahil etmek üzere süre verilmesini, eğer mahkeme bu kanaate de haiz değilse davacının talep ettiği alacak kalemleri hayali, gerçek dışı ve hukuka aykırı olduğundan davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER :
İstanbul ... ATM'nin ... Esas sayılı dosyası, GOP... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası, ticari belge ve kayıtlar, faturalar, defterler, banka kayıtları, sözleşmeye ilişkin ödeme makbuzları, ara buluculuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
Gaziosmanpaşa... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 30/04/2019 tarihinde 103,806,00TL cari hesaptan kaynaklı asıl alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (14/05/2019) borcun 87.965,00TL lik kısmına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 14/05/2019 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişiler tarafından sunulan 05/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Asıl dava davalısı ve birleşen dava davacısı... A.Ş.'nin, asıl dava davacısı ve birleşen dava davalısı ... A.Ş.'den rücu hükümleri uyarınca alacaklı olduğunun kabulü halinde; Tam Sorumluluk seçeneğinin kabulü halinde talep edebileceği tutarın 59.944,27 TL. Olabileceği, 2550 Sorumluluk seçeneğinin kabulü halinde talep edebileceği tutarın 29.972,14 TL. Olabileceği, Hapis hakkı olarak değerlendirilen ve talep edilen (5.239,00 TL.) konunun uzmanlık alanımız kapsamı dışında olması sebebiyle tarafımızca herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulamayacağı görüş ve kanaatine varmışlardır.
Bilirkişiler tarafından sunulan 27/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; 21.12.2020 tarihli ve 05.09.2022 tarihli raporlardaki görüş ve kanaati değiştirecek yeni bir bilgi ve belge sunulmadığı, Mahkemenin bu defa verdiği görev doğrultusunda; Davacı şirket tarafından 01.01.2019- 30.04.2019 tarihleri arasında Kıdem, ihbar vs şeklinde bir ödemenin yasal defterlerde kayıtlı olmadığının sonuç ve kanaatine varmışlardır.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Asıl Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Birleşen dava, alacak ve hapis hakkının tespitine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
Davacı alacaklı taraflar arasındaki cari hesap nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki yemek üretim hizmetine ilişkin sözleşme ve car hesaptan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davalının takas/ mahsup ve hapis hakkı talebinin değerlendirilip değerlendirilemeyeceği alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.
Davalının, dava dayanağı olayı ve borcun varlığını inkar etmeden, borçlu bulunduğu edimi, özel bir sebebe dayanarak yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren hakka, def'i denir. Def'iler, dava dilekçesine cevap verilirken ileri sürülmelidir. Aksi halde, davalı, savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşabilir. Hukuki mahiyeti itibariyle bir def'i niteliğinde olan takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, def'i olarak da ileri sürülebilir.
6098 sayılı TBK'nın 139. maddesi uyarınca iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer.
Mahsup, bir alacağın gerçek miktarının belirlenebilmesi amacıyla yapılan bir hesap işlemidir, itiraz niteliğinde olduğundan davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaz.
Mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Takastan farklı olarak, mahsupta iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Yani mahsupta indirilecek olan değer, farklı bir alacak olmayıp aynı alacak üzerinden tenzil edilmesi gereken değerdir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2014 tarihli 2014/5307 E. 2014/7906 K. sayılı kararında takas ve mahsup karşılaştırmalı olarak anlatılmıştır. Buna göre, ''...Alacaklardan biri, münazaalı olsa bile takas dermeyan olunabilir." hükmünü içermektedir. 6908 sayılı TBK'nın 139. maddesinin ilk iki fıkrasında da aynı yönde düzenlemeler yer almaktadır. Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi, terditli olarak beyan edilmesi de takasın şarta bağlandığı anlamına gelmemektedir. Dairemizin 04.11.2014 tarih ve 3943 E., 6950 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak ta ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'i de diğer def'iler gibi cevap dilekçesinde süresinde ileri sürülmelidir. 10 günlük cevap süresinde ileri sürülmediği takdirde savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşabilir. Ancak, süresinde yapılmayan takas def'ine, HMK'nın açıkça muvafakat öngören 141/2. maddesinin yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce savunmanın genişletilmesine muvafakat edilmediği bildirilerek hemen karşı konulmadığı takdirde zımni olarak savunmanın genişletilmesine rıza gösterilmiş sayılır. Takas ve mahsup birbirinden farklı kavramlardır. Mahsupta, birbirinden ayrı ve bağımsız iki alacak mevcut olmayıp, alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme talebi bulunmaktadır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Mahsup itirazının karşı dava olarak ileri sürülmesine gerek olmadığı gibi, ayrı bir davada istenmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Takasta, birbirinden bütünüyle ayrı ve bağımsız, karşılıklı iki alacak (borç) vardır. Ayrıca takas edilecek alacakların muaccel, dava edilebilir olması ve takas hakkının kanunla veya tarafların yapmış oldukları bir sözleşmeyle ortadan kaldırılmaması gerekir. Bu alacak sahiplerinden her biri takas ileri sürebileceği gibi, bu yola gitmeksizin alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Takas savunmasında bulunan taraf, hem kendi, hem de karşı tarafın alacağını ortadan kaldırmayı istediğinden, her iki alacak üzerinden de etkin olur. Bu niteliği ile takas, inşai bir haktır. Mahsup ise bir inşai hak ya da def'i olmayıp, bir itirazdır. Örnek vermek gerekir ise bir alacak davasında, davalı kendisinin de bir başka ilişkiden dolayı alacaklı olduğunu savunuyorsa bu bir takas savunmasıdır. Buna karşın, haksız mal edinme iddiasına dayalı bir geri alma davasında, davalı indirimi gerekli bir kısım giderleri olduğunu ya da TBK'nin 227/2. ve 475/2. maddelerinde olduğu gibi, bir indirim yapılması gereğini savunursa, yapılması gereken iş mahsuptur. (YHGK'nin 24.05.1950 gün ve 74 E, 31 K. sayılı ilamı bu yöndedir.).'' şeklindedir.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri, daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmeden veya ifasını önermeden, ifayı talep ederse, karşı taraf, bir "karşı hakka", özellikle "def'i hakkı"na dayanarak ifadan kaçınabilir. Bu tür sözleşmelerde ifadan kaçınma hakkına ödemezlik def'i denir (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2090).
Ödemezlik def'inin ileri sürülebilmesi için; karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olması (edimler arasında karşılık ilişkisi bulunması, karşılıklı borç yükleyen sözleşmenin içerdiği edimlerin değişim (mübadele) ilişkisi içinde bulunması), ödemezlik def'i ileri sürülen alacağın geçerli olarak doğması ve muaccel olması, tarafların edimleri aynı zamanda ifa yükümlüğü bulunması gerekmektedir.
Hapis hakkı 4721 sayılı TMK'nun 950.maddesinde; "Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır. Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.",
Aynı Kanun'un 951.maddesinde ise; "Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz. Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla veya kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde de hapis hakkı kullanılamaz." düzenlemesi yer almaktadır.
TBK'nun 97. maddesinde; "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." hükmü uyarınca, koşullarının oluşması halinde ödemezlik def'inin ileri sürülmesi mümkündür.
Somut olayda; işçilere icra dosyaları kapsamında ödemeler sebebi ile takas talep edilen alacak, bağımsız bir alacak olmayıp dava konusu sözleşme ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenlerle somut olayda takas koşulları oluşmadığı, davacının asli edimi yemek üretim hizmeti vermek, davalının asli edimi ise hizmet bedelini ödemektir. Dosyaya sunulan kayıtlarda Yüklenici tarafından işçilerin alacakları ödenmediği sürece, işverenin (davalı) hizmet bedelini ödemeyeceği yönünde bir düzenleme ve delil bulunmamaktadır. Bu durum karşısında davalının ödemezlik def'ini ileri sürmesi mümkün değildir. Davacı taşeronun kendi yükümlülüğünde olan işçilik hak ve alacaklarını ödemeyerek bu ödemeleri yüklenicinin ödemek zorunda bırakıldığı yönündeki itirazının, maddi vakıa olarak yüklenicinin katlanmış olduğu mali yükümlülüğün taşeron alacağından tenzil edilmesi talebi niteliğinde olduğu, bu bakımdan davalı savunmasının mahsuplaşma itirazı niteliğinde bulunduğu görülmektedir.
Hizmet alım sözleşmesi gereğince asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunması halinde, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 818 sayılı Borçlar Kanunun 146.maddesinde "Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almağa mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diğerlerine rücu hakkını haizdir. Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mütesaviyen taksim olunur." (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.") şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin taraflar arasında düzenlenecek sözleşme ile kararlaştırılabileceği açıkça belirtilmiştir.
İşçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde, işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerektiği, asıl dava davacısı, birleşen dava davalısı...Tedarikçiler Şirketinin, dava dışı ...Yemek Üretim şirketi bünyesindeki çalışanları aynı asıl işveren kapsamında çalışmasına devam etmek üzere kendi bünyesinde sigortalı gösterdiği kayıtlardan ve tanık beyanlarından anlaşılmakta olup asıl dava davacısı, birleşen dava davalıs... Şirketinin, dava dışı ... Üretim şirketi bünyesindeki çalışanları devraldığı ve son devralan işveren olarak gerek bu personellerin, gerekse de verilen hizmet kapsamında kendi bünyesinde çalışan işçilerin işçilik hak ve alacaklarından sorumlu olacağının anlaşılmıştır.
Somut dosya kapsamında; asıl dosya davacısı cari hesap alacağının tahsili amacı ile takip başlatmış olup davalı sunduğu cevap dilekçesi ve açtığı dava ile takas, mahsup ve hapis hakkı bulunduğunu ileri sürerek borcun 87.965,00TL lik kısmına itiraz etmiştir. Dosya da bulunan belgelerden asıl dosya davacısı şirketin son işveren olarak işçilik hak ve alacaklarından sorumlu olduğu, dosyada yüklenici (davacı) tarafından işçilerin alacakları ödenmediği sürece, işverenin (davalı) hizmet bedelini ödenmeyeceği yönünde bir delil ve düzenleme bulunmamaktadır. Davacı taşeronun kendi yükümlülüğünde olan işçilik hak ve alacaklarını ödemeyerek bu ödemeleri yüklenicinin ödemek zorunda bırakıldığı yönündeki itirazının, maddi vakıa olarak yüklenicinin katlanmış olduğu mali yükümlülüğün taşeron alacağından tenzil edilmesi talebi niteliğinde olduğu, bu bakımdan davalı savunmasının mahsuplaşma itirazı niteliğinde bulunduğu görülmüş ve icra dosyasında yapılan incelemede, takibin 87.965,00TL yönünden durdurulmasına karar verildiği, dosyada 5.977,00TL ve 32.643,00TL olmak üzere toplam 38.620,00TL ödeme yapıldığından bakiye alacağın (103.806,00TL takip çıkışı- 38.620,00TL toplam ödeme ) 65.186,00TL olduğu, bilirkişi raporu ile tespit edilen davalının yaptığı işçilik alacaklarının toplam 59.944,27TL olduğu ve davalının itirazlarının mahsuplaşma niteliğinde olduğundan mahsubu sonrasında davacının 5.241,73TL alacağının kaldığı, 5.912,00TL lik iade edilen faturalara dair ispata yarar bir delilin bulunmaması sebebi ile değerlendirme yapılmamış olup işçilere ödenmek zorunda kalabilecekleri 5.239,00TL üzerindeki hapis hakkı isteminin ise taraflar arasındaki anlaşma çerçevesinde çalışan işçilerin açmış olduğu dava sonucu, taraflarca bir ödeme yapılması halinde, aralarındaki hizmet sözleşmesi kapsamında sorumluluklarının değerlendirilmesi ayrı bir dava konusu olup ödemezlik def'inin ileri sürülebileceğine dair bir düzenleme ve delil bulunmadığından dikkate alınmamış olup davacı tarafından hizmetin verildiği de sabit olduğundan asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( kabul oranı: asıl dosyada % 7,37, birleşen dosyada: %84,31 )
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Asıl ve Birleşen Davanın Kısmen Reddi. Kısmen Kabulü ile;
-
Davacı tarafın başlattığı Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 5.241,73TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şarlarda DEVAMINA, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
-
Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 1.048,34 TL icra inkar tazminatının asıl dosya davalısından alınarak asıl dosya davacısına verilmesine,
-
Davanın 5.909,00TL yönünden hukuki yarar yokluğundan reddine,
ASIL DOSYA YÖNÜNDEN
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 358,06TL nispi karar harcından peşin yatırılan 695,10TL harcın mahsubu ile artan 337,04TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafça yatırılan 358,06TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan toplam 3.390,40TL yargılama giderinin kabul oranına göre 249,87TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 5.241,73TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
-
Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 5.909,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00TL'nin 97,28TL sinin davalıdan, 1.222,72TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
BİRLEŞEN DOSYA YÖNÜNDEN
11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 4.094,79TL nispi karar harcından peşin yatırılan 1.214,13TL harcın mahsubu ile bakiye 2.880,66TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
12-Davacı tarafça yatırılan 1.214,13TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
13-Davacı tarafından yapılan toplam 2.129,60TL yargılama giderinin kabul oranına göre 1.795,46TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına,
14-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
15-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 11.150,73 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
16-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00TL'nin 1.112,89TL sinin davalıdan, 207,11TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
17- Asıl ve birleşen dosyada artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 22/12/2023
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49