SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/908 E. 2024/93 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/908

Karar No

2024/93

Karar Tarihi

7 Şubat 2024

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/908 Esas

KARAR NO : 2024/93

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ : 23/12/2022

KARAR TARİHİ : 07/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/06/2022 tarihinde faili meçhul aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki bisiklete çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiğini, işbu trafik kazasında faili meçhul aracın kusurlu olduğunu, müvekkilinin ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılarak tedavisine başlanıldığını, ... CBS... Soruşturma numaralı dosyasında yer alan ifade tutanaklarında faili meçhul şahsın sevk ve idaresindeki aracın kusurlu olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin işbu kaza sonrası malul kalacak şekilde ağır yaralanmasından dolayı müvekkilinde oluşan psikolojik travmanın hayatını olumsuz yönde etkilemeye devam ettiğini, davalı ... Hesabına başvuru yapıldığını, davalı kurumun başvuruya yasal sürede olumsuz cevap verdiğini, müvekkiline maddi tazminat adı altında herhangi bir ödemede bulunmadığını, bu sebeple maddi tazminat davasını açma zaruriyetinin hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, delillerinin celbine, maddi tazminat talepleri açısından ...'nin iş bu trafik kazasında yaralanması sebebiyle şimdilik; sürekli sakatlık tazminat bedeli için 500,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 500,00 TL tazminat bedelinin kaza tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Cevap: Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının yaş küçüklüğü sebebiyle dava ve fiil ehliyeti bulunmadığını, zarar gören ... adına doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesinde mutlaka taraf olarak velayet sahibi kişilerin velayeten gösterilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde küçük ...'in tek başına davacı olarak belirtilmiş olduğunu, davanın bizzat küçük adına açıldığının görüldüğünü, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, Suriye uyruklu ve geçici koruma kimlik belgesi bulunduğu anlaşılan davacının kimlik bilgilerinin teyidi için konsolosluk marifetiyle tespit yapılması gerektiğini, davacının teminat yatırma yükümlülüğü bulunduğunu, bu husus tamamlatılmadan esasa geçilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın aktif husumet ehliyeti olup olmadığı, davacının kimlik bilgilerinin doğru olup olmadığı, dava takip yetkisi bulunup bulunmadığı, yasal temsilcilerinin kimlik bilgilerinin de aynı şekilde kontrolü sağlanarak davacı asil adına dava takip yetkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, dava şartına dair ilk inceleme gereği gibi yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuka aykırı olduğunu, Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun madde 48. gereği Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğunu, plakası tespit edilemeyen aracın varlığı ve kazaya neden olduğu ispatlanamadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının gerçekleştiği iddia edilen kazadan yaklaşık 1 ay sonra polis merkezine verdiği ifadesinde 4 kişinin kendisine doğru koştuğunu fark ettiğini, zarar vereceklerini düşünerek bisikletine binip telaşla kaçmaya başladığını, bu sırada plakasını göremediği bir aracın bisikletine çarptığını beyan ettiğini, davacının anlatımı dışında kazanın oluşuna ilişkin hiçbir tespit bulunmadığını, öncelikle tespit edilemeyen aracın varlığı, daha sonra kusuru ve son olarak da aracın türü yönünden inceleme yapılması gerektiğini, dosyadaki bilgi ve belgelerden dava konusu kazanın gerçekleştiği hakkında davacının beyanlarından başkaca tespit olmadığını, kazanın failinin tespit edilememiş olması kazanın davacının iddia ettiği gibi meydana gelmiş olduğunu ortaya koymadığını, plakası tespit edilemeyen aracın kazaya neden olduğu sabit olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, KTK madde 97 ve 99 gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, ispat yükümlülüğü yerine getirilmediğini, müvekkil kuruma başvuru sırasında hiçbir şekilde sağlık kurulu raporu sunulmadığını, davadan önce müvekkil kuruma başvuru yapılmış olmasının zorunlu olduğunu, zorunluluğun işbu davada dava şartı olarak ele alınmasını ve açıklanan nedenlerle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği iş göremezlik halinin iddia edilen kaza nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediği hususu tespit edilmesi gerektiğini, kalıcı maluliyeti varsa bunun oranınında Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilmesi gerektiğini, davacının gerek illiyet bağının tespiti gerekse maluliyet oranının tespiti hakkında Adli Tıp Kurumu'na sevki gerektiğini, kazanın oluşundaki kusur oranlarının tespiti için keşif yapılarak bilirkişi raporu alınması gerektiğini, tespit edilemeyen aracın kazaya neden olduğunu, tespit edilemeyen araca atfı kabil bir kusur mevcut ise, müvekkili kurumun kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olarak, kusuru oranında sorumlu olduğunu, tazminat hesaplamasının TRH Yaşam tablosu ve % 1,65 teknik faiz dikkate alınarak sicile kayıtlı aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu madde 90’da yer alan düzenleme uyarınca ZMMS kapsamındaki tazminatlardan; Sürekli sakatlık tazminatı; ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanabileceğini, bu kanun maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların halen yürürlükte bulunulan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda belirlenen usul ve esaslara tabi olduğu açıklığa kavuştuğunu, hesaplanan tazminattan en az %20 müterafik kusur indirimine gidilmesi gerektiğini, koruyucu ekipman kullanılmaması ile ebeveynlerin bakım ve gözetim yükümlülüklerini ihlal etmiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber, davacının bisiklet sürdüğü sırada kazanın gerçekleştiğinin belirtildiğini, zararın doğmasını ve artmasını önleyecek koruyucu tertibatlar kullanılması gerektiğini, dosyadaki belgelerden anlaşıldığı üzere davacı kol ve dirsek bölgesinden yara aldığını, bu nedenle davacının dirseklik kullanmaması nedeniyle bizzat zararın artmasına kendi kusuruyla sebep olduğundan Türk Borçlar Kanunu madde 52. uyarınca yerleşik Yargıtay içtihadı gereği tazminattan en az %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, davanın, yukarıda açıklanan nedenlerle, öncelikle pasif husumet yokluğundan ve başvuru şartlarının oluşmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, aksi kanaat halinde ise cevap dilekçemizdeki nedenlerle ispatlanamayan davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;

... Hesabına yapılan yazılı başvuru dilekçesi ve cevabi yazısı, sosyal ve ekonomik durum araştırma yazısı, SGK rücu yazısı, hasar dosyası, davacının trafik kazası nedeniyle görüş olduğu tıbbi tedaviye yönelik tüm hastane kayıtları, ... CBS ... sayılı soruşturma dosyası, ... Arabuluculuk Bürosu... sayılı arabuluculuk dosyası, Adalet Bakanlığının 29/12/2023 tarihli teminattan muafiyet bulunmadığına ilişkin resmi yazı cevabı celp edilmiş incelenmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi (sürekli iş göremezlik) tazminat istemine ilişkindir.

Davanın esasına geçilmeden önce, dava şartlarının incelenmesi zorunludur.

6100 sayılı HMK 114/1-ğ. maddesi "Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi" dava şartlarından biri olarak belirtilmiştir.

Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmadığı, ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabildiği, bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğü olduğu, 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1. maddesinde “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Bu itibarla, MÖHUK'ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütünün esas alındığı, bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, davanın, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddine karar verilecektir. Ancak, MÖHUK madde 48/2’de, “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmünün yer aldığı, bu bağlamda 5718 sayılı MÖHUK 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden bu hususunun resen gözetileceği (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/09/2022 gün, 2021/13414 E.-2022/10635K. sayılı ilamı) ve teminattan muafiyet hususunun araştırılması zorunludur.

Bu genel açıklamalardan sonra, davacı ...'nin Türk Vatandaşı olmadığı, Suriye uyruklu olduğu, hasılı yabancı ststüsünde olduğu tartışmasızdır. Nitekim, dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletname ve resmi noter işlemleri ile celp edilen kimlik bilgileri ve sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanaklarından davacının Suriye vatandaşı / yabancı olduğu sabittir.

O halde, davacının MÖHUK 48/1.maddesi uyarınca işbu davayı açarken, kural olarak teminat yatırması zorunludur. Bu husus 5718 s. MÖHUK 48/1. maddesinin atfı ve HMK 114/1-ğ.maddesi uyarınca dava şartıdır. Ancak, kural bu olmakla birlikte, yukarıda belirtildiği üzere, MÖHUK 48/2. maddesi uyarınca teminattan muafiyet hususunun araştırılması, bu kapsamda Suriye ülkesi bakımından karşılıklılık esasının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir.

Mahkememizce bu araştırma eksiksiz yapılmıştır.

Öncelikle Adalet Bakanlığına müzekkere yazılmış bilgi verilmesi istenilmiştir. Adalet Bakanlığı 29/12/2023 tarihli cevabi yazısında, ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye arasında teminattan muafiyeti öngören ikili veya çok taraflı herhangi bir anlaşmanın bulunmadığını, karşılıklılık esası bakımından Suriye'de yaşanan olumsuz gelişmeler sebebiyle konsolosluk faaliyetlerinin askıya alındığını adli, hukuki ve idari yönlerden sorunların devam ettiği bildirilmiştir.

Tekrar vurgulamak gerekir ki, teminat aranmaması koşulu karşılıklılık esasına bağlıdır.

Suriye ülkesi bu konuda hükümler taşıyan 1954 tarihli Lahey sözleşmesine taraf değildir.

Ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye arasında ikili anlaşma imzalanmak üzere 09.04.2009 tarihinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması"nın yürürlüğe giriş tarihlerinin tespitine yönelik Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması için başlatılan süreç ise akim kalmıştır (Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğü'nun ... tarih ve ... sayılı, ... Esas ve ... Esas konulu yazıları). Zira 244 sayılı Kanun'un 3. maddesi “Bir milletlerarası andlaşma, yukardaki fıkrada söz konusu yürürlük tarihinin tesbitine dair kararnamede belirtilen yürürlüğe giriş tarihinde kanun kuvvetini kazanır.” hükmünü içermektedir. Uygulamada onay süreci tamamlanmış bulunan uluslararası andlaşmaların, iç hukukumuz bakımından yürürlüğe giriş tarihinin tespiti için Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması gerekmektedir. Bu süreç henüz sonuçlanmamıştır. Hasılı, Adalet Bakanlığı yazı cevabından da teyit edildiği üzere, Ülkemiz ile Suriye arasında bu hususta ikili anlaşma da bulunmamaktadır.

Suriye'de yaşanmakta olan olumsuz gelişmeler ve asayiş durumundaki zafiyet nedeniyle Türkiye Şam Büyükelçiliği ve Halep Başkonsolosluğumuzun faaliyetleri geçici olarak askıya alınmıştır. Bu çerçevede, vatandaşlarımıza ilişkin adli, hukuki ve idari yazışmalar ile Suriye makamları nezdinde takip edilmesi gereken adli/idari yardımlaşma hususlarındaki sorunlar, Suriye'de yaşanan iç çatışmalar ve güvenlik şartlarının olumsuzluğu nedeniyle halen devam ettiği ilgili kurumlarla yapılan yazışmalardan anlaşılmaktadır.

Hasılı, Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye arasında teminattan muafiyet hususunda hukuki / akdi veya fiili karşılıklılık esası bulunmadığından, davacının dava açarken teminat yatırması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Adalet Bakanlığının 29/12/2023 tarihli cevabı yazısında, davacının Geçici Koruma Statüsünde olduğu, ancak 6458 s. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun 88.maddesi uyarınca "uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler" için tanınan muafiyetin geçici koruma statüsünde bulunanları kapsamadığı vurgulanmıştır. Diğer söyleyişle, geçici koruma statüsünde bulunan davacının 6458 s. Kanunun 88. maddesi uyarınca teminattan muaf olmadığı belirlenmiştir.

Davacının Suriye uyruklu ve yabancı olmakla birlikte, noter onaylı resmi vekaletname, kimlik bilgileri ve İçişleri Bakanlığı Göç İdare Merkezi kayıtları uyarınca Suriye ülkesindeki olumsuz gelişmeler sebebiyle ülkemizde halen "geçici koruma statüsünde" bulunduğundan karşılıklılık esası yönünden geçici koruma statüsünün de hukuksal yönden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere göçmen, geçici koruma ile mültecilik farklı şeylerdir.

Mülteci: Uluslararası hukukta bu kavram, vatandaşı olduğu ülke dışında olan ve "ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu" için vatandaşı olduğu ülkeye dönemeyen veya dönmek istemeyen kişileri ifade etmektedir.

Sığınmacı, mülteci olarak uluslararası koruma arayan ancak statüleri henüz resmi olarak tanınmamış kişilere denir. Bu terim genellikle, mülteci statüsü almaya yönelik başvurularının hükümet ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından karara bağlanmasını bekleyen kişiler için kullanılır. Statüleri resmi olarak tanınmamış da olsa, sığınmacılar menşei ülkelerine zorla geri gönderilemezler ve haklarının korunması gerekir.

Göçmen ise, hem maddi ve sosyal durumlarını iyileştirmek hem de kendileri veya ailelerinin gelecekten beklentilerini arttırmak için başka bir ülkeye veya bölgeye göç eden kişi ve aile fertlerini kapsamaktadır.

Türkiye'de ki Suriyelilerin hukuki durumna gelince: Türkiye’deki Suriyeliler “geçici koruma” statüsündedir. Geçici Koruma Daire Başkanlığı'nın 25/07/2022 tarihli cevabi yazısında da bu açıkça belirtilmektedir Geçici koruma, ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen ve haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancılara sağlanan korumayı ifade etmektedir.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yayınlanan Geçici Koruma Yönetmeliğine göre; Suriye’den Türkiye’ye gelen yaklaşık 2 milyon kayıtlı kişinin statüsü “Geçici Koruma”dır ve bireysel prosedür olan şartlı mülteci statüsü için başvuru yapamazlar. Bunlara mülteciler gibi vatandaş muamelesi yapılamaz. Vatandaşların yararlandığı haklardan yararlanamazlar. Öyleyse yabancılık statüsünde olduklarından, taraf oldukları hukuk davalarında teminat yatırmaları gerekmektedir.

Sonuç olarak, davacının MÖHUK 48/1. maddesi uyarınca dava açarken teminat yatırması zorunlu olup, HMK 114/1-ğ. maddesi uyarınca teminat yükümlüğünün yerine getirilmesi dava şartıdır.

Mahkememizce, 27/12/2023 tarihli 3.celsede (1) numaralı ara karar ile; sebepleri, yasal nedenleri, hatta emsal Yüksek Mahkeme kararları dahi belirtilmek suretiyle ayrıntılı teminat kararı oluşturuluştur. (Bakınız. Mahkememizin 27/12/2023 tarihli 3.celse duruşma zaptı)

Ancak, davacı vekili tarafından verilen kesin süre içinde teminat yatırılmamıştır.

Hemen belirtmek gerekir ki, mahkememizce teminat miktarı oldukça düşük tutulmuştur. Şöyle ki, Adli Tıp Kurumundan cismani zarara ilişkin alınacak maluliyet raporu masrafları, kusur incelemesi için yapılacak bilirkişi ücreti masrafları, akabinde sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanması için yapılacak aktüer bilirkişi ücreti masrafları, savcılık dosyasının faili meçhul olması sebebiyle kazanın oluş şekli hakkında gerektiğinde yapılacak keşif marafları ve talimat işlemleri, bu kapsamda dinlenecek tanıklar için davetiye masrafları ve tanıklık ücreti masrafları, tüm bunlar için ve usul hükümleri kapsamında dosyada yapılacak tebligat masrafları, yargılama gideri vekalet ücreti bakımından davanın aleyhe sonuçlanması halinde muhtemel maktu vekalet ücretinin tutarı vs... gözetildiğinde takdir edilen teminat miktarı düşük olduğu ortadadır. Esasen, davacı vekili bahsi geçen ara karara karşı dilekçesinde miktardan ziyade, teminatın aranmaması noktasında beyanda bulunmuştur. Tekrar olmaması bakımından yukarıda kapsamlı olarak bu husus açıklanmış olup, kısaca, Ülkemiz ile Suriye arasında karşılıklılık esası bulunmadığından davacının teminattan muaf değildir ve dava açarken teminat yatırmak zorundadır.

Mahkememizce verilen kesin süre içinde davacı / vekili tarafından teminat yatırılmamıştır.

Bu hususta, 06/02/2024 tarihli Tutanak belge oluşturulmuştur.

Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. (HMK 90). Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. (HMK 94)

Mahkememizce verilen kesin süre, HMK 90. ve HMK 94. maddelerine uygun olarak tesis edilmiş gerekçeleri açıklanmış, yasal nedenleri gösterilmiş, emsal içtihat ve uygulamalardan örnekler verilmiş, yatırılacak teminat tutarı tereddütsüz olarak açıkça belirtilmiş, özellikle süreye uyulmaması ve teminatın yatırılmaması halinde hukuki sonuçlarının ne olduğu yine açıkça tutanağa geçirilerek davacı vekiline ihtar ve tebliğ edilmiştir.

Ne var ki, anılan Yasa hükümlerine uygun şekilde tesis edilen kesin süreye rağmen, 5178 s. MÖHUK 48/1. maddesinin atfı ve HMK 114-1-ğ. maddesi uyarınca davacı vekili tarafından dava şartı olan teminat yatırılmamıştır.

Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK 115).

Yapılan açıklamalar karşısında; davacının Suriye uyruklu olup yabancı statüsünde olduğu, 5718 s. MÖHUK 48/1. maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinde / Mahkememizde dava açarken teminat yatırmak zorunda olduğu, MÖHUK 48/2. maddesi uyarınca Suriye ile Ülkemiz arasında hukuki ya da fiili karşılıklılık esası bulunmadığından davacının teminattan muaf olma durumunun bulunmadığı (emsal bkz. İSTANBUL BAM 9. HD. 2023/717 E. 2023/613 K.) ve 6100 s. HMK 114/1-ğ. maddesi uyarınca dava şartı olan teminatı yatırması gerektiği, bu hususta dava şartı noksanlığının tamamlanması için verilen kesin süre ve imkana rağmen davacı tarafından teminatın yatırılmadığı anlaşılmakla, 6100 s. HMK 114/1-ğ. ve 115. Madde hükümleri uyarınca davanın teminat dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);

  1. 6100 sayılı HMK'nun 114/1. ğ. maddesinin atfı ve 115/2. maddesi hükmü uyarınca davanın teminat dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,

  2. Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  3. Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (500,00 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. ve 13/1. maddeleri uyarınca belirlenen 80,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  5. Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,

  6. HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/02/2024

Katip

¸e-imzalıdır

Hakim

¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

SebebiyleistanbulVeTazminat)CismaniZararAçılanmöhukbmmykhükümTazminat(Ölüm

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim