Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/472
2024/624
27 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/472
KARAR NO : 2024/624
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 04/08/2024
KARAR TARİHİ : 27/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili, ... vatandaşı olup ...'de ikamet ettiğini, davalı yanın ise Hindistan vatandaşı olup Türkiye'de mukim bir yabancı olduğunu, bununla beraber davalının ...'de davanın tarafı olmayan ve merkezi ... olan ...' in de yetkilisi ve müdürü olduğunu, davacı müvekkilinin, davalı yan ile 05/05/2021 tarihinde hayvan yemi ve saman ticareti yapmak için bir anlaşma yaptıklarını, çek verildiğini, karşılıksız çıkan çek bedelini davalı yanın ödemesinin gerektiğini, davalı yanın yetkilisi/müdürü olduğu ... ait olan çeki bankaya ödeme için ibraz ettiğinde, bankanın çeke "karşılıksızdır" işlemi yaptığını, bunun üzerine karşılıksız çıkan çek için ... Polis Amirliğine karşılıksız çıkan çek için suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan şikayet neticesinde ... Polis Amirliği, çekin gerçek olduğu, çekin davalı yanın yetkilisi/müdürü olduğu ...'e ait olduğu ve imzanın davalı yana ait olduğunu, bununla beraber davalı yanın, yetkilisi/müdürü olduğu ... şirketinin karşılıksız çıkan çekin bağlı bulunduğu hesabın 16.03.2022 tarihinde kapatıldığının söylendiğini, davalı yanın karşılıksız çıkan çek bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, işbu sözleşmenin karakteristliğinin en bağlı hukuk olan ... hukukuna göre davanın davacı müvekkilinin lehine sonuçlandığını, ... de bulunan Dubai Mahkemesinin kararına göre, davalı yan yapılan anlaşmadan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirket hesabından şahsi hesabına para aktardığını, karşılıksız çekten den hem çekin sahibi hem de çekin keşidecesinin sorumlu olduğunu, son olarak davalı yanın, davalı yan yetkilisi/müdürü olduğu ...'nin çekin bulunduğu hesabı, çekin karşılıksız çıktığı tarihten bir ay sonra kapatması ve davacı müvekkilin hesabına ne davalı yandan ne de davalı yan yetkilisi/ müdürü olduğu ...'den herhangi bir para girişi olmadığı görülünce davalı yanın kusurlu olduğu anlaşılmakla davalının çekin bedelini ödemesi gerektiğini, müvekkilinin davalıdan 500.000,00 AED 16.03.2022 tarihinden itibaren %5 faiziyle tahsilini, dava sonuna kadar davalı yanın sahibi olduğu taşınmazları ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalının temsilcisi olduğu şirket tarafından davacı lehine düzenlenen çekin karşılıksız çıkmış olması nedeniyle çekin verilmesine esas olan temel ilişki çerçevesinde çek bedeli olan 500.000,00 AED'nin 16/03/2022 tarihinden itibaren %5 faiziyle birlikte tahsil edilmesine ilişkin alacak davasıdır.
Dava, 6102 sayılı TTK. nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra açılmıştır.
Bu noktada öncelikle HMK. 114. maddesi gereği dava şartı olan görev hususunun değerlendirilmesi gerekmekte olup bu hususun dosya üzerinden irdelenmesi usulen mümkün görülmüştür. Esasen HGK.'nın son uygulaması çerçevesinde de tensiben dahi bu usuli durumun irdelenmesi mümkündür.
Ticari davanın tanımlandığı TTK'nın 4. maddesine göre;
Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b)Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
Öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki gerek dava dilekçesi gerek mahkememizce oluşturulan ara kararlar çerçevesinde vergi müdürlüğünden gelen cevabi yazı ve gerekse gerçek kişilerin tacir olup olmadıklarına dönük olarak davacıya yapılan tebligat sonucu sunulan beyan dilekçe içerikleri tek tek dikkate alındığında görülmektedir ki taraf gerçek kişiler arasında doğrudan bir ticari ilişki olmadığı, daha da önemlisi yapılan araştırmalara göre ve mevcut dosya kapsamı gözetildiğinde taraf gerçek kişilerin birinci sınıf tacir konumunda bulunan bir kişi olup olmadığının anlaşılamadığı, aksi bir belgenin dahi mevcut olmadığı, bu itibarla somut davada tarafların birinci sınıf tacir olmadığı, ayrıca taraflara ait ticari işletmeler arasında oluşmuş olan bir hukuki ilişkinin dahi mevcut bulunmadığı, çekin konu olduğu alacak miktarının sadece dava edildiği, bu itibarla ortada nisbi bir ticari davanın bulunmadığı açıktır.
Bu nedenle dava konusu ihtilaf TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi yukarıda sayılan özel düzenlemelerden de kaynaklanmamaktadır. Zira açıklandığı üzere çek dava konusu olmayıp çekin dayandığı temel ilişkiden kaynaklanan bedel dava konusudur.
Bu noktada ayrıca belirtilmelidir ki 6762 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrası hükmünde, 21. maddenin 1. fıkrasına yapılan ve karışıklıklara yol açan, bu sebeple de görüş birliği halinde eleştirilen gönderme kaldırılmış ve bu suretle 6102 sayılı Kanunun m. 4/f.1 hükmü öğretide ve yargı kararlarında kabul gören eleştirilere uygun olarak düzeltilmiş, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle somut olayda açıklanan gerekçeler de gözetildiğinde, her iki tarafın ticari işletmesinden doğan bir dava olmadığı, ilişkinin TTK. da düzenlenmediği, kanun hükmünde belirtilen diğer dava türlerinden dahi olmadığı, bu nedenle davanın ticari dava niteliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla uyuşmazlığın başkaca özel görevli bir mahkemenin görev alanına da girmemesi karşısında genel görevli asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Sonuç olarak davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanmaması, en önemlisi kambiyo evrakının değil alacak miktarının konu olması, esasen yine tarafların birinci sınıf tacir olduğunun anlaşılamaması, iddia ve ispat dahi edilmemesi karşısında ve başkaca özel bir görevli mahkemenin dahi görevli olduğu anlaşılamadığından asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. (Yargıtay 3.HD ...E. ...K.sayılı; Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı; Yargıtay 19.HD ...E. ...K.sayılı; Yargıtay 20.HD ...E. ...K.sayılı ve bu kararlarla uyumlu İstanbul BAM 43.HD ...E. ...K.sayılı kararları)
2004 sayılı İİK’nın 258. maddesi “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir” hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, söz konusu hükümde yetkili mahkeme gösterildiği halde, görevli mahkeme konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. İhtiyati hacizde hangi mahkemenin görevli olduğu 2004 sayılı İİK’nın 258’inci maddesinde açıkça belirtilmemiştir. Bu maddede sadece genel olarak mahkemeden söz edildiğine göre, görev konusunda 6100 sayılı HMK’nın göreve ilişkin hükümleri uygulanacaktır (Yargıtay 11. HD'nin 23/09/2013 tarihli ve ... E., ...K. sayılı; 19. HD'nin 24/06/2015 tarihli ve ... E.,... K. sayılı;). Buna göre ve bilindiği üzere 2004 sayılı İİK m. 265/f.1 hükmü uyarınca görev bir itiraz sebebi olarak sayılmamıştır. Ancak ve ne var ki 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. Bu nedenle HMK m.115 hükmüne göre bu hususun yargılamanın her aşamasında ve mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. Nitekim bu zorunluluğun gereği ihtiyati haciz açısından mahkememizce karar verilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Dava şartı oluşmadığından ve asıl dava usulden red olduğundan davanın fer'isi niteliğindeki ihtiyati haciz talebinin usulden dahi usulden ve bu yönden reddi gerekir. Esasen Mecelle'de belirtilen ve Roma hukukunda dahi temeli bulunan temel ilkeye göre asıl olan şey yoksa bunun fer'isi dahi yoktur. Bir başka deyişle asıl hakkında karar veremeyecek mahkeme bunun fer'isi hakkında da karar veremez.
Yapılan açıklamalar karşısında mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine, bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce HMK.m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine dair karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- Mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
Dava şartı oluşmadığından ve asıl dava usulden red olduğundan davanın fer'isi niteliğindeki ihtiyati haciz talebinin dahi Mahkememizin görevsizliği nedeni ile reddine,
Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine,
Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
-
Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce HMK.m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine,
-
Yargılama, harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda ve dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.27/09/2024
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:32:59