İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/791 E. 2024/62 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2015/791
2024/62
25 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/791 (ASIL DAVA)
KARAR NO : 2024/62
DAVA TARİHİ : 31/07/2015
KARAR TARİHİ : 25/01/2024
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Mahkememizde asıl davanın açılması sonrası mahkememiz dosyasıyla birleşen ...E.sayılı dosyanın ayrılması sonrası ...E.sayılı numarasını aldığı, ...E.sayılı dosyanın davacıları ... ve ...'ın daha önce mahkememizin ...E.sayılı dosyasının davacılarından olduğu, yine ...E.sayılı dosyanın davacılarından ...'ın ise daha önce birleşen ...E.sayılı dosya davacısı olduğu, sonuç olarak ...E.sayılı dosyada 30/12/2020 tarihi itibariyle ve adı geçen bu davacılar yönünden açılmamış sayılma kararı oluşturulduğu, bu arada ayrıca ... 19.ATM'nin ...E.sayılı dosyanın dahi asıl dosya ile birleştirilmesine dair karar verilmiş olsa da 09/09/2021 tarihi itibariyle bu dosyanın dahi asıl davadan açıklanan gerekçelerle ayrıldığı, halihazırda dosyanın tek hakimde görülmekte devam ettiği, bu suretle halihazırda mahkememizde haklarındaki dava daha önce ayrılmış olan ... ve ... dışında diğer davacıların davacısı olduğu ...E.sayılı asıl, yine yukarıda belirtilen adı geçen dosyaların davacıları iken haklarında açılmamış sayılma şartları oluştuktan sonra davacı ..., ... ve ...'ın aynı taleplerle davacı oldukları birleşen ... 4.ATM'nin ...E.sayılı birleşen dava dosyalarının bu davaya konu olduğu anlaşılmakla yapılan yargılama sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davadaki davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ölen ...'ın ... plakalı aracıyla ... yönetimindeyken... plakalı aracın 08.07.2015 tarihinde saat 19.00 sıralarında kaza yaptığını, kazada davacıların murisi...'ın öldüğünü, kaza yapan... plakalı aracın ZMMS poliçesi olmadığından ... Hesabı'nın sorumlu olduğunu, murisin çiftçi olduğunu, davacıların yaşamlarını sürdürmesine destek olduğunu, kazada...plakalı aracın sürücüsünün daha sonradan teslim olduğunu, öten ...'ın olayda kusursuz olduğunu, adli yardım talebinin kabul edilmesi gerektiğini, şimdilik toplam 800,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... ve ... cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, haksız zenginleşmeye neden olduğunu, davacıların murisi ...'ın kazada kusurlu olduğunu ve ... 4.Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını, kendilerine karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddini istediklerini, ... adına kayıtlı olan aracın sürücüsünün kusursuz olduğunu belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalılardan ... Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının dayandığı ve dosyaya giren tüm belgelerin kendilerine tehliğ edilmesini istediklerini, aksi halde dava şartı yokluğundan davanın reddini istediklerini. kendilerine başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın açılmasına neden olmadıklarını, davalı kurumun ZMMS poliçe limitlerinde sorumlu olduğunu, kusur yönünden inceleme yapılması gerektiğini, davacıların maddi zararlarının aktüeryal incelemeyle teşpit edilmesi gerektiğini, cenaze masraflarının ZMMS poliçesi kapsamına girmediğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini savunmuştur.
Birleşen 2018/53E.sayılı dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili baba ... için 6.652.07 TL destekten yoksun kalma tazminatı, müvekkili anne ... için 14.288.71TL destekten yoksun kalma tazminatı, müvekkili ... için 100,00 TL maddi tazminat, 100,00 TL defin masrafı olmak üzere toplamda 21.140.78 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren uygulanacak ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, çocuklarının ölümü nedeniyle müvekkili baba ... için 40.000,00 TL, müvekkili anne ... için 40.000,00 TL; olmak üzere toplam 80.000,00TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi itibariyle uygulanacak yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini, davanın ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.
Birleşen davadaki davalılar ise inkâr eden konumundadır.
Birleşen 2015/834E.sayılı dosyada davacı vekili 19.08.2015 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili ...'ın 08.07.2015 tarihinde ... yolu üzerinde kaza yapan ... plakalı aracın sahibi olduğunu, meydana gelen kazada tamamen kusurlu olan ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçesi olmadığından davalı ... Hesabı'nın sorumlu olduğunu, kaza nedeniyle aynı davalılara karşı davacı ..ve diğer altı davacı tarafından ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, bu davanın halen derdest olduğunu, davalıların ve dava konusunun aynı olması nedeniyle usul ekonomisi bakımından huzurdaki dosyanın ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında bu davadaki davalılar hakkında ayırma ve açılmamış sayılma kararı verilmiştir.
... 5.ATM'nin ...E.sayılı dosyasına istinaden "Aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle, işbu dava dosyası ile ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E.sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılamaya daha ileri aşamada bulunan ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına, esasın bu şekilde kapatılmasına", bu suretle adı geçen dosyanın davacısı ...'ın açmış olduğu davanın mahkememiz dosyası ile birlikte görülmesine dair karar oluşturulmuştur. Böylelikle Mahkememizin 2015/791E.sayılı asıl dosya davacısı ... ve ... hakkında dosyanın işlemden kaldırıldığı, yine birleşen 2015/834E.sayılı dava dosyasında davacı ... hakkında dava dosyasının işlemden kaldırılmasına dair karar verildiği açıktır. Dava dosyasının işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren adı geçen davacılar yönünden dava yenilenmemiş, adı geçen davacılar yönünden dava takip olunmamıştır. Zaten bu nedenle adı geçen davacılar tarafından açılan davada ayırma sonrası 2020/636E.sayılı dava dosyasında açılmamış sayılma kararı verilmiştir.
Asıl davada taraflar arasındaki uyuşmazlık, belirsiz alacak davasına konu edilen maddi tazminat kalemi niteliğindeki kalemlerden dolayı davacıların alacaklı olup olmadığı bu çerçevede destekten yoksun kalma tazminat alacak kalemi ve cenaze ve defin giderlerinden dolayı hangi miktarda davacıların alacak talep edebileceği, destekten yoksun kalma tazminatı için ödenen miktarların ne şekilde davacıların talep edebileceği, geçici ödeme miktarlarının ne şekilde mahsup edilerek faiz işletilebileceği, asıl davada davacılar lehine manevi tazminat talebinin gerekip gerekmediği, hangi davalının hangi çerçevede sorumlu bulunduğu, yine birleşen 2018/53E.sayılı ve belirsiz alacak davasına konu edilen dava dilekçesi dikkate alındığında teminat limiti kapsamındaki destekten yoksun kalma tazminatından dolayı hangi davalının hangi tutarda sorumlu olduğu, davacı ... yönünden talep olunan araç maddi zararlarının ve yine davacı yönünden talep olunan cenaze ve defin giderinin hangi davalıdan hangi tutarda talep olunabileceği, yine adı geçen birleşen dava dosyasında manevi tazminat talep olunan davacılar ... ve ... lehine manevi tazminatın kabulünün gerekip gerekmediği, ayrıca her iki dosyada faiz türü ve başlangıcının ne olması gerektiği konularında toplanmaktadır.
Yargılama aşamasında hangi davacının hangi davalıdan kaç TL talep ettiği tam ve kesin olarak açıklattırılmış, bu suretle gerek asıl dava gerek birleşen davada herhangi bir belirsizliğin kalmaması HMK m.31 hükmü çerçevesinde sağlanmıştır.
Asıl ve birleşen dava dosyalarındaki davacıların murisinin meydana gelen trafik kazası sonucunda vefat ettiği, gerek asıl davada gerekse birleşen dava dilekçelerinde arttırım konusu edilen miktarların tamamının destekten yoksun kalma tazminat kalemi olarak açıklandığı, esasen asıl dava dosyasında geçici ödeme konusu edilen rakamların dahi destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olarak yapıldığı, gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada belirsiz alacak davasına konu edilen ve arttırılan maddi tazminat kalemlerinin bu suretle sadece destekten yoksun kalma tazminat kalemi olduğu, asıl dava dilekçesinde ... ve ... tarafından açılan davada davalılar hakkında açılmamış sayılmasına dair karar verildiğinden dolayı bu kişiler yönünden mahkememizin 2020/636E.sayılı dosyasına istinaden açılmamış sayılma kararının oluşturulduğu, zaten bu nedenle açılmamış sayılma kararının oluşma şartlarının oluşmasından sonra birleşen 2018/53E.sayılı dava dosyasının açıldığı, asıl davadaki her bir davacı lehine olmak üzere ve yargılama sırasında 19/02/2021 ara karar ile asıl dosyadaki talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminat miktarlarına esas olmak üzere geçici ödeme taleplerinin kabul olunarak hangi davacı yönünden hangi tutardaki geçici ödemenin destekten yoksun kalma tazminatına mahsuben yapıldığının tek tek ve kalem olarak her bir davacı yönünden belirtildiği, asıl davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğu gerçeği karşısında her ne kadar asıl davada 19/09/2017 tarihi itibariyle sunulan dilekçe ıslah olarak yazılmış ise de teknik olarak bedel arttırım dilekçesi niteliğinde olduğu, bu nedenle Yargıtay uygulaması da gözetildiğinde asıl davada davacılar vekilinin sonradan bedeli yükseltmesinin ise usul hukuku anlamında ve teknik olarak ıslah dilekçesi niteliğinde olduğu, bu ıslah dilekçesinde asıl dosya davacılar vekilinin maddi tazminat kalemlerinden ve mahsubu yapılan geçici ödemeye dair konu edilen destekten yoksun kalma tazminat talebi yönünden faiz türünü dahi ıslah konusu yaptığı, birleşen dava dosyası yönünden ise birleşen dosyadaki davacılardan ... ve ...'ın destekten yoksun kalma tazminat taleplerini davanın niteliği belirsiz alacak olarak belirttiğinden bedel arttırım dilekçesi ve ıslah ile arttırdığı, birleşen davada ise ...'un davalı konumunda bulunmadığı halde bu davalıdan dahi arttırıma konu olan destekten yoksun kalma tazminatlarının talep edildiği, geçici ödemeye konu miktarlar ile ilgili yapılan takipte takip tarihiyle ödeme tarihi arasında faiz talep olunduğu, bu çerçevede tahsilatın dahi olduğu, yargılama aşamasında asıl davadaki davacılar lehine adli yardım kararının oluşturulduğu tartışmasızdır.
Asıl davanın açıldığı tarih 14/04/2016 öncesi olmakla birlikte birleşen 2018/53E.sayılı dava dosyasının açılış tarihi 14/04/2016 sonrasıdır.
Birleşen dava dosyasında sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortacısı olduğu, dava tarihi öncesi 14/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 2918 sayılı KTK m.97 hükmü gereği davalı sigorta şirketine başvuru yapılıp yapılmadığının yargılama aşamasında araştırıldığı, akabinde gerek başvuru dilekçe içerikleri gerek sigorta şirketinden gelen kayıt içerikleri dikkate alındığında birleşen dava öncesi itibariyle davalı sigorta şirketine başvurunun yapıldığı, başvurunun 06/08/2015 tarihi itibariyle sigorta şirketine yapıldığı, bu tarih itibariyle davacıların tanıdığı 14 günlük sürenin dolmuş olduğu, süreyi takiben ise davalı sigorta şirketinin 21/08/2015 tarihi itibariyle temerrüt durumunda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu suretle birleşen dava dosyası yönünden dava şartındaki eksikliğin dahi giderildiği ortaya çıkmıştır.
Ceza yargılamasında sunulan rapor, bu çerçevede oluşturulan karar içeriği ve konuyla ilgili Yargıtay Ceza Daire kararı dikkate alındığında muris ... asli kusurlu, ... plakalı aracın kusursuz olarak görüldüğü halde mahkememizce atanan kusur bilirkişisi İTÜ'den ...'ın hazırlamış olduğu rapora göre ise davacıların murisi ... %25 kusurlu iken davalı ...'un işleteni olduğu ... plaka sayılı aracın ise %75 kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Oluşan bu çelişki üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir. Zira mevut durum kusur yönünden araştırma ve inceleme noktasındaki tahkikatın genişletilmesini gerektirmektedir. Buna göre ne ceza dava dosyasındaki adı geçen rapor ne de mahkememizce atanan İTÜ'den makine mühendisi kusur bilirkişisi ...'ın raporu yeterli görülmemiştir. Bu nedenle mevcut çelişki karşısında dava dosyasındaki tarafların kazanın oluşumu açısından kusurlarının denetime ve hükme elverişli rapor ile araştırılması ve bu çelişkinin bu noktada giderilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Esasen yine mahkememizce atanmış olan ve sonradan rapor sunan İTÜ'den ..., ..., ...tarafından sunulan kusura dair raporda dahi davacıların murisi ..'ın %25 kusurlu olduğu, ... plakalı sayılı aracın ise %75 kusurlu oranında kusurlu bulunduğu tespit edilmiştir. Ne var ki mahkememizce atanan ve münferiden rapor sunan bilirkişi ile yine mahkememizce atanan ve müştereken rapor sunan bilirkişi kurulu İTÜ'de görevli akademisyenlerdir. Bu nedenle İTÜ dışında ve konusunda uzman bilirkişi heyetinden kazanın oluşumunda kusur durumunun ne olduğu konusunda, ayrıntılı, gerekçeli ve önceki tüm kusur raporlarının irdelendiği ve çelişkinin giderildiği bir rapor alınması noktasında ara karar oluşturulmuştur. (Yargıtay 17.HD 2016/13089E. 2019/5674K.sayılı; ayrıca aynı dairenin 2014/389E. 2015/7987K.sayılı kararları)
Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli kusur bilirkişileri marifetiyle hazırlanan 26/09/2022 tarihli raporda gerek ceza dosyasındaki kusur raporu ve gerekse mahkememizce atanan ve aynı yönde olan İTÜ'den akademisyen bilirkişi raporları, kazanın meydana geliş şekli, trafik kaza tespit tutanağı, kamera görüntüleri ve sürücülerin fiili durumları tek tek dikkate alınmış, sonuç itibariyle Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli üç kişiden oluşan bilirkişi kurulu dahi oy birliğiyle davacıların murisinin kazada %25 oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı aracın ise %75 oranında kusurlu bulunduğunu açıklanmıştır. Böylelikle kusur oranları duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmiş, meydana gelebilecek çelişkilerin tam olarak giderilmesi sağlanmış, gerekçeli ve denetime açık rapor alınmıştır. Artık bu aşamadan sonra asıl ve birleşen davada, bu kusur oranı mahkememizce benimsenmiştir. Esasen kazanın oluşmasında... plaka sayılı araç sürücüsünün sola dönüş yapacak araçların yolun sol şeridine yanaşmasını, diğer araçların gelişini engellemesi söz konusu olmuştur. Bu suretle davacıların murisi dahil diğer araçlar yönünden yolu kullananlar için tehlike meydana gelmiştir. Bu şekilde kazanın meydana gelmesinde en önemli kusur sahibi ...plaka sayılı araçtır. O halde KTK m.53, m.67 hükmü dahi dikkate alındığında Karayolları Genel Müdürlüğünden olan bilirkişilerin hazırladığı rapor ve İTÜ de görevli akademisyen bilirkişilerin hazırladığı rapor hükme esas alınmıştır.
Bilindiği üzere gerek asıl davada gerek birleşen 2018/53E.sayılı dava dosyasında yer alan davacıların, objektif dava yığılmasına konu olabilecek şekilde dava açmasında hiçbir engel bulunmadığından usuli işlemlerin ve taleplerin ayrı ayrı değerlendirilmesi zorunludur.
a)Mahkememizce benimsenen kusur oranları karşısında daha önce inceleme yapan bilirkişiye yeniden hesaplama yaptırılmıştır. Zira yargılama süreci karşısında asgari ücrette meydana gelen bir takım değişikler karşısında miktarlar güncel değerini yitirmiştir. Yargıtay uygulaması gereği ve mevcut talepler çerçevesinde, asıl ve birleşen davada yeni ve güncel değerlere göre destekten yoksun kalma tazminat tutarlarında hesaplama yapılması sağlanmıştır.
Ayrıca ve özellikle Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 2019-40E 2020/40K.sayılı iptal karar içeriği çerçevesinde "Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6425 E. 2021/2044 K.sayılı ilamında belirtildiği üzere"Somut olayda; hükme esas alınan 16/05/2019 aktüerya raporunda, destek ve davacı hak sahipleri için muhtemel bakiye ömür süreleri, PMF 1931 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmek suretiyle tazminat hesabı yapıldığı...Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihat değişikliği nedeniyle, tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'nun kullanılması gerektiği, ancak Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40 E.- 2020/40 K.sayılı kararı gereği, destek tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, uygulanmasının mümkün olmadığının Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve akabinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesince de kabul olunduğu, açıklanan tüm bu nedenlerle; davacılar ile desteğin muhtemel bakiye ömür sürelerinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapıldığı ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre yargılamaya yön verilmesi", bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin 2020 tarihli iptal kararı sonrası davacının rapora karşı itirazları dikkate alınarak davacılar lehine hesaplanacak bir miktar olup olmadığının tespiti amacına dönük olmak üzere 16/05/2019 tarihli raporu aktüer bilirkişiden ek rapor alınması gerektiği dikkate alınarak, hesaplama yapan hesap bilirkişinin 16/05/2019 tarihli raporu ve yukarıda belirtilen ara karar ile Yargıtay 17 HD ve Yargıtay 4 H.D.'nin AYM nin iptal kararı sonrası uygulamaları dikkate alındığında adı geçen rapordaki her bir davacı yönünden talep edilebilecek tazminatın yeniden hesaplanması" noktasında dahi ayrıca ara karar oluşturulmuştur.
Bunun üzerine hesap bilirkişi münferiden hazırlamış olduğu 09/01/2023 tarihli raporunda, rapor tanzim tarihi itibariyle hesaplama yapılmıştır. Hesaplamaya göre hesap bilirkişisi rapor tarihi itibariyle destekten yoksun kalma zararının hesaplanması aşamasında işlemiş dönem, işleyecek aktif devre zararının hesaplanması, işleyecek pasif devre zararının hesaplanması, toplam zarar evlenme şansı indirimi, kusur indirimi, tazminattan yapılacak indirimler, limit kontrolü başlıkları altında yapılan hesaplamalar sonucunda asıl davada ve birleşen davada muris ...'nın ölümü sebebiyle davacıların uğradığı destekten yoksun kalma zararı hesaplanmıştır. Bu hesaba göre eşi ... 1.171.550,30 TL, kızı ...48.100,16 TL, kızı ... 56.606,36 TL, kızı ... 5.75.746,51 TL, oğlu ... 75.746,51 TL, babası ... K 101.267,81TL, annesi ... 260.390,211TL toplam 1.789.408,46 TL hak etmiştir. Anılan kazada muris ...'nın ölümü sebebiyle davacıların uğradığı destekten yoksun kalma zararının zorunlu trafik sigortası teminat limitini aştığı görülmekle ... Hesabı yönünden gerçek zararın limite oranlanması sonucu: eşi ...175.235,392TL, kızı...11.035,01TL, kızı ... 11.917,81TL, kızı ... 15.007,51 TL, oğlu ... 15.007,63 TL, babası .. 18.980,21 TL, annesi ... 42.815,33 TL olmak üzere toplam 290.000,00TL hak ettikleri saptanmıştır.
Yargılamanın uzun sürmesi, bu arada asgari ücretteki güncel değişimlerin oluşmasında doğrudan davacı asillere atfedilecek bir kusur yoktur. Hükme esas rapor ise açıklandığı üzere 29/01/2023 tarihli rapordur. Bu haliyle davalı ... yönünden yani teminatı aşan kısım yönünden asıl dosyadaki davacılar vekilinin 06/07/2023 tarihli beyan dilekçesi dikkate alınmıştır. Diğer yandan birleşen dava yönünden ise 16/03/2023 tarihli dilekçe esas alınmıştır.
Zaten en son dilekçe sunan asıl dosyadaki davacılar vekili 06/07/2023 tarihli dilekçe ile davalı ... Hesabı'ndan talep olunan rakamları her bir davacı yönünden tek tek açıklamış, ayrıca bu noktada 100,00 TL defin giderinin sadece ...adına talep olunduğunu belirtmiştir.
Yine anılan raporda diğer davalılar yanında anılan limit ile sınırlı ... Hesabı'nın sorumlu olduğu, müteveffanın çocuklarından Mehmet Hanifi ve Hasret'in davada taraf olmadıkları, ancak onlara da desteğin pay ayıracağının hesaplama sırasında göz önünde tutulduğu, hesaplanan zarar kalemiyle mükerrerlik teşkil eden indirim nedeni varlığının bulunmadığı, Mahkemece geçici ödeme kararı verildiği, ancak bu husus hükmün infazında dikkate alınacağından, üzerinde durulmadığı, daha evvel kök raporda defin ve cenaze gideri hesaplanmış ise de, destekten yoksun kalma zararının teminat limitini aştığı görülmekle, anılan zarar kalemi yönünden değerlendirme yapılmasına gerek kalmadığı; diğer davalıların sorumluluğunun devam ettiği; önceki ek rapordan farklı sonuca varılma sebebinin, 3.ek raporda işleyecek devre asgari 3.013,72 TL iken, bu kez 8.506,80 TL olduğu, bir başka anlatımla, asgari ücrette yaklaşık 3 kat değişiklik meydana gelmesinden kaynaklandığı; 22.09.2017 tarihli dilekçesiyle taleplerini belirlediği, birleşen ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında da, anne ve babanın için bakiye destekten yoksun kalma tazminat talebinde bulunduğu; birleşen dosya yönünden 22.10.2021 tarihinde bedel artırım talebinde bulunduğu, davalı ... Hesabı'na davadan önce başvuru yapıldığına ilişkin ikame edilen delil bulunmadığı" şeklinde görüş bildirilmiştir.
Hesap bilirkişinin hazırlamış olduğu ve hükme esas alındığı açıklanan 09/01/2023 tarihli ek rapor yukarıda açıklandığı üzere Yargıtay'ın benimsediği yönteme uygun olarak dikkate alınmıştır. Buna göre Yargıtay uygulamasında da benimsendiği üzere müteveffanın çocuklarından Mehmet Hanifi ve Hasret'in davada taraf olmadıkları görülmekle birlikte onlara da destekten gelen payın ayrılacağı hesaplamalarda dikkate alınmış, bu çerçevede gerekli hesaplamalar yapılmış, ayrıca hesaplanan zararlarda mükerrerlik teşkil edebilecek bir indirim nedeninin varlığının bulunmadığı dosya kapsamına uygun şekilde tespit edilmiş, en önemlisi trafik sigorta teminat limiti 290.000,00 TL olmakla ve üçüncü ek raporda garameten paylaştırma sonucu tarafların buna göre aktarım talebinde bulunduğu gözetildiğinde yeniden bir garame hesabı yapılmamıştır. Ayrıca Yargıtay uygulaması çerçevesinde güncel asgari ücret miktarı da dikkate alınmak suretiyle gerekli destekten yoksun kalma tazminat miktarları tek tek hesaplanmış, yargılama sırasındaki gerçekleşen Anayasa Mahkemesinin açıklanan iptal kararının dahi hesaplamalarda dikkate alınması sağlanmıştır.
Hükme esas alınan hesap bilirkişisinin ek raporunda açıklanan tüm hususlar gerekçeli ve hükme esas niteliktedir. Bu nedenle Yargıtay uygulamasında benimsenen yöntem çerçevesinde hazırlanan rapora itibar etmeye engel hal yoktur.
Hesap bilirkişinin sunmuş olduğu ek rapora itibar olunmasına engel, gerekçeli ve kabul edilebilir bir itirazın dahi olmadığı, esasen yapılan hesaplama yönteminin Yargıtay tarafından benimsenen hesaplama yöntemine uygun şekilde gerçekleştiği, celbedilen kayıt içeriklerine uygun anlaşıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle aksi yöndeki beyanlara itibar olunabilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Adı geçen hesap bilirkişi raporunun tebliğ olunmasından sonra asıl dosyada davacı vekili 2017 tarihi itibariyle sunmuş olduğu bedel arttırım dilekçesi yanında ıslah dilekçesi sunmuş, daha önce arttırım dilekçesi sunan birleşen davacı vekili ise belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu dilekçe ile ilgili olarak ıslah dilekçesini sunmuştur.
Açıklanan bu hal dikkate alındığında, asıl dava ve birleşen dava dilekçesine göre belirsiz alacak davası açtığı tartışmasız olan asıl ve birleşen dosyadaki davacıların ilk değer yükseltilmesine ilişkin dilekçeleri usul hukuku tekniği anlamında bedel arttırım talebi niteliğindedir. Daha sonradan gerek asıl dava ve gerekse birleşen dava yönünden sunulmuş olan dilekçeler usul hukuku tekniği anlamında ıslah dilekçesi niteliğindedir. Bu nitelendirmenin nedeni hakkında ise ayrıca açıklama yapılmasında fayda bulunmaktadır.
Bu noktada davaların açıldığı tarih itibariyle öncelikle HMK hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Belirsiz alacak davası 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile öngörülen ve alacaklıya bazı avantajlar sağlayan yeni bir dava türüdür. Sözü edilen hükme göre “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir”. Şu hale göre davanın açıldığı tarihte alacak miktarının belirlenmesi imkansız ise belirsiz alacak davası açılabilir. Öte yandan alacaklı tarafından alacağın miktar veya değerinin tam olarak belirlenmesi beklenemez ise yine belirsiz alacak davası açılabilir. Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK’nun 107. maddesinin gerekçesinde, birçok kez hak arama özgürlüğüne vurgu yapılmıştır. Yine alacaklının hukuki ilişkiyi, muhatabını ve talep edebileceği asgari tutarı bilmesine rağmen “alacağın tamamını tam olarak” tespit edemeyecek durumda olması da davanın nedenleri arasında sayılmıştır. Bu itibarla belirsiz alacak davasıyla ilgili yoruma gidildiğinde, alacaklının hak arama özgürlüğünün değerlendirilmesi gerekir. Bunun aksine ilgili hükmün, alacaklının hakkına ulaşmasını kısıtlayan şekilde ele alınması doğru olmaz. Dava konusu alacak karşı tarafın vereceği bilgi veya belgelerle belirlenecekse, alacak belirsiz kabul edilmelidir. Karşılaştırmalı hukukta geçerli olan bu kriter 107. maddenin 2. fıkrasının başlangıcında “karşı tarafın vereceği bilgi sonucu” yargılama sırasında belirlenme olarak kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, belirsiz alacak veya tespit davası açılabilen durumlarda, miktar ya da değerin tespit edildiği anda, alacaklının iddianın genişletilmesi yasağından etkilenmeksizin talebini artırabileceği belirtilmiştir. Kural olarak, bir davada başlangıçta belirtilen miktar veya değerin artırılması, iddianın genişletilmesi yasağına tâbidir. Bunun amacı, davacının dava açarken hakkını kötüye kullanmaması, daha özenli davranması, yargılamayı gereksiz yere uzatmamasıdır. Oysa, baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacak için, davacının böyle bir ihmal ya da kusurundan söz edilemez. Bu sebeple, belirsiz alacak veya tespit davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesi benimsenmiştir. Davacı, sınırlama ve yasağa tabi olmadan, sadece talepte bulunmak suretiyle yeni miktar üzerinden yargılamaya devam edilmesini isteyebilecektir. Şüphesiz, alacağın belirli hâle gelmesini müteakip ortaya çıkan yeni talep eksik belirtilmişse, bundan sonra yeni bir artırma isteği iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşacaktır. Çünkü, bu hâlde belirsizlik değil, davacının kendi ihmalinden kaynaklanan bir durum söz konusudur. (Yargıtay HGK 2015/9-3162E. 2018/369K.sayılı ilamı) Adı geçen Yargıtay HGK kararından anlaşılacağı üzere asıl ve birleşen davada HMK m.107/f.2 hükmüne göre belirsiz alacak davası açan davacı, alacak belirli hale geldiğinde arttırımı sadece bir kez yapabilir. İkinci kez arttırım yapılmak istendiğinde ise iddianın genişletilmesi yasağı söz konusu olacaktır. Nitekim Yargıtay daire uygulamaları dahi bu yöndedir. (Yargıtay 9.HD 2016/13162E. 2020/1860K.sayılı ilamı)
Bu durumda, asıl ve birleşen dava yönünden belirsiz alacak davası açılmış olmakla bedel arttırım dilekçesi sunulan dilekçeler ıslah dilekçesi niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK m.176/f.2 hükmüne göre "Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir". Bu durumda asıl dosyada davacı vekilinin açmış olduğu belirsiz alacak davasına konu dava dilekçesindeki miktarların yükseltilmesi ile ilgili yapmış olduğu ilk arttırım dilekçesinin bedel arttırım dilekçesi, akabinde sunmuş olduğu açıklayıcı dilekçenin ise ıslah dilekçesi niteliğinde olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Öte yandan birleşen dava dosyasında ise hesap bilirkişisinin sunmuş olduğu ek rapor sonrası dava değerleri yükseltilmiş olmakla usul hukuku anlamında bu dilekçe ise usul hukuku tekniği anlamında bir ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmiştir.
O halde asıl davada ve birleşen da dava değerlerinin yükseltilmesi usule uygun gerçekleştirilmiştir. Zaten gerek asıl davada gerek birleşen davadaki değerlendirmeler dahi buna göre yapılmıştır.
Gerek asıl davada gerekse birleşen davada davalıların, bilirkişi ek raporunda belirtilen ve mahkememizce dahi benimsenen destekten yoksun kalma tazminat tutarlarından hangi tutarda sorumlu oldukları yönünden ayrıca açıklama yapılmasında fayda bulunmaktadır.
Buna göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26.maddesi “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü uyarınca taleple bağlılık kuralına aykırı olarak talepten fazlasına karar verilmesi usule aykırıdır. Bu nedenle asıl dosyada ve birleşen dosyadaki davacılar vekillerinin hangi davalıdan hangi tutarda destekten kalma tazminatı talep etmiş oldukları noktasındaki beyanlarla bağlı kalınması esastır. Bu nedenle asıl dosyada ve birleşen dosyada davacılar vekilinin ıslah dilekçesi niteliğindeki talepleri ve belirsizliği giderici açıklamaları ile hangi davalıdan hangi tutarda destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiklerini açıkladıkları sabittir.
Asıl dosyada davacılar vekili yapılan ıslah sonucunda davacı ...yönünden 1.171.550,30 TL, ... yönünden 48.100,16 TL, ...yönünden 56.606,96 TL, ...yönünden 75.746,51 TL, ... yönünden 75.746,51 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir. Buna mukabil birleşen davaki dosyasında ise davacı ... yönünden 260.390,21TL, davacı ... yönünden 58.000,04 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir. Gerek asıl davada gerek birleşen davadaki her bir davacı için ayrı ayrı talep olunan destekten yoksun kalma tazminatı niteliğindeki bu miktarların kaç TL'sinin hangi davalıdan talep edileceği dahi tek tek belirtilmiştir.
Asıl ve birleşen dosyadaki davacılar vekillerinin dava konusu etmiş oldukları destekten yoksun kalma tazminat tutarları ile ilgili ne kadarını davalı ... Hesabı'ndan, ne kadarının ... ve ...'dan talep ettiklerini açıkladıkları, bu noktada hesap bilirkişisinin ek raporundaki destekten yoksun kalma tazminatı ile ilgili ayrıştırmaya bağlı kaldıkları açıktır. Bir başka deyişle asıl ve birleşen dosyada davacılar vekili, hesap bilirkişisinin hazırlamış olduğu ek raporunda davalı ... Hesabı ile diğer davalıların sorumlu oldukları belirtilen tazminat payı ayrıştırılmasına bağlı olarak ayrı ayrı talepte bulunmuştur. Zaten asıl ve birleşen dosyada davacılar vekilinin harcını yatırarak belirlemiş oldukları son rakam bu çerçevede ortaya çıkmış, asıl ve birleşen dosyadaki davacılar vekili bu ek rapor çerçevesinde talebe esas miktarları belirlemişlerdir.
O halde Yargıtay 17.HD'nin de uygulamasında kabul ettiği üzere; "KTK'nın 88. maddesindeki bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesi ile birden fazla kişinin zararı tazminle yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumluluk ilkesi benimsenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 51.) maddesindeki "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine göre de, zarar gören 3. kişi konumunda olan davacı zararın tamamını, isterse sorumluların hepsinden isterse bir kısmından isteyebilir."(Yargıtay 17.HD 2019/1346E. 2020/4083K.sayılı ilâm) Buna göre gerek asıl ve birleşen dosyadaki davacıların hesaplanan destekten yoksun kalma tazminat miktarlarını davalı işleten ...'dan ve ... Hesabı'ndan müteselsilen ve ... Hesabı'nın poliçe limitiyle sınırlı talep etmeye hak ve imkanı mevcuttur. Ne var ki zarar gören ve üçüncü kişi konumunda olan davacılar, zararın tamamının sorumluların hepsinden talep etmemişlerdir. Buna göre asıl ve birleşen dava dosyasında davacılar, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminat miktarlarından davalı ... Hesabının sorumlu olduğu zararı ayrıca diğer davalı ...'dan talep etmeyerek sadece ... Hesabı'ndan, ... Hesabı'nın sorumlu olduğu miktarı ise dahil etmeyip sadece bakiyeyi diğer davalı ...'dan talep etmiştir. Esasen HMK m.26 gereği aksi düşünülemez. Elbette bu asıl ve birleşen dosyadaki davacılara ait bir hakkın kullanım şekli olup talep aşılamaz. Bu suretle davalı ... Hesabı herhangi bir kusur indirimi yapılmaksızın hesaplanan tazminatın poliçe limiti ile sınırlı kısmı oranında sorumlu olmuştur.
Adı geçen ıslah ve arttırım dilekçeleri davalılara ayrı ayrı ve usulüne uygun şekilde tebliğ olunmuştur. Bu suretle asıl ve birleşen dosyadaki davalıların savunma hakkı kısıtlanmamıştır.
Mahkememizce asıl ve birleşen dosyadaki davacıların destekten yoksun kalma tazminat tutarları benimsenen rapora göre kabul edilmiştir. Ancak her bir davalının bu miktardan sorumlu olup olmadığı da irdelenmelidir.
Yerleşik Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere "2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmü mevcuttur. Bu nedenle davalı gerçek kişi ...'un halihazırda kazaya karışan ... plakalı aracın olay tarihinde dahi kayden maliki olup işleten sıfatını ortadan kaldırır bir halin varlığının anlaşılamadığı, bu nedenle gerek asıl davada gerekse birleşen davadaki tüm tazminat kalemleri yönünden pasif sıfat sahibi olduğu açıktır.
Aleyhine dava açılan ... asıl dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmiştir. Ancak davalı gerçek kişilerin itirazları karşısında ve belirsizlik olmaması açısından davalı işleten olan ... dışında diğer "davalı ...' a neden dava açıldığı ve pasif sıfat yöneltildiği noktasındaki belirsizliği açıklamak üzere davacı vekiline HMK m.31 hükmü uyarınca iki hafta süre ve imkan tanınmasına dair ara karar oluşturulduğu, açıklama sunulmadığı anlaşılmakla yeniden ara karar oluşturulmuştur. Ne var ki verilen tüm sürelere rağmen bu konuda asıl ve birleşen dosya davacılarının somutlaştırmış oldukları vakıa ve delil mevcut değildir. Zaten dava konusu olayla ilgili ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, işleteni ... olan ... plakalı araç ilgili "sanık ..." bu aracı kendisinin kullandığını ifade etmiştir. Dava dışı kişi hem kollukta hem sulh ceza mahkemesindeki ifadesinde ısrarla ve aynı yönde tekrarlamıştır. Yine dava dışı ..., yargılama aşamasında ve duruşmada dahi aynı beyanda bulunduğu gibi dosyamızda davalı konumunda olan ... dahi gerek poliste ve gerekse duruşma aşamasında ticari aracın Zekeriya İbrahim tarafından kullanıldığını açıkça bildirmiştir. Böylelikle dosyadaki tüm beyanların birbirleriyle uyumlu olduğu gibi mahkememizce celbedilen ceza dosyasında da aksine bir bilgi ve belge mevcut değildir. Zaten ... 4.Ağır Ceza Mahkemesinin ...E.sayılı dosyasına istinaden asıl ve birleşen davadaki davacının murisinin vefat etmesine ilişkin yapılan ceza yargılamasında dahi sanık sadece ve sadece Zekeriye İbrahim'dir. Bir başka deyişle asıl dava dosyasında davalı olarak gösterilen Ömer Tosun'un sanık olarak aleyhine açılmış herhangi bir ceza yargılaması dahi bulunmamaktadır.
Asıl davada ... davalı olarak gösterilmiş ise de asıl davada davalı konumunda olan ...'un iddia olunan zarar kalemlerinden dolayı sorumlu tutulmasını gerektirecek sorumluluk hali ispatlanamamış olup bu noktada dava dosyasındaki somutlaştırılan vakıa ve deliller ile ceza dosyası içeriği uyumludur. Esasen olayın gerçekleştiği tarihten itibaren mahkememizdeki hüküm tarihine kadar olan zaman diliminde sekiz yılı aşan bir süre geçtiği halde adı geçenin sürücü olarak sorumluluğuna esas olabilecek herhangi bir somutlaştırılmış bir vakıa ve delil durumu mevcut değildir.
Açıklanan bu durum çerçevesinde asıl dava dosyasında davalı ...'un herhangi bir hukuki sorumluluğunu gerektirecek bir hal ispatlanamamıştır.
İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da, ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir... Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 4, 64). Bu şartlarda sonuç olarak, davalı ...aleyhine açılan asıl davadaki maddi ve manevi tazminatlarla ilgili açılan dava sübut bulmadığından öncelikle reddi gerekmiştir.
Bu arada birleşen ...E.sayılı dava dosyasında ise zaten ... davalı olarak gösterilmemiştir. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen ...'un, ıslah yoluyla veya başka bir dilekçe ile davalı konumunda olabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle birleşen dava dosyasına ilişkin sunulan arttırım ve ıslah dilekçesinde, ...'un davalı olarak gösterilmesi mümkün olmadığından birleşen dava dosyasındaki ileri sürülen talepler ile ilgili davalı ... yönünden davacı ... ve ...'ın maddi zararlarla ilgili talebin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu noktadaki davacıların vekilinin talebi ise usule aykırıdır.
Bu arada asıl dosyada davacı vekili asıl dosyada maddi tazminat ve manevi tazminat için yasal faiz uygulanmasını talep etmiş ise de yargılama aşamasında asıl dosyadaki davacı vekili ıslah dilekçesi ile sadece maddi tazminat yönünden talep ettiği "faiz türünü avans faizi olarak" değiştirmiştir.
Asıl dosyada davacı vekilinin arttırım sonrası ıslah talebinin kısmi ıslah niteliğinde olduğu, zira bu talebin miktarın sadece arttırılmasına değil ayrıca faiz türünün dahi değiştirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde talep edilmemiş olan faizin, sonradan talep edilmesine engel açık yasal bir engel bulunmadığının kabulü karşısında, talep olunan faiz türünün ıslah dilekçesi ile değiştirilmesinin evleviyetle mümkün olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Aksi halde ıslah ile ulaşılmak istenen usuli amaçlara ulaşılması dayanaksız olarak engellenmiş olacaktır. Kaldı ki günümüz Avrupa Modern Usul Hukuku teorileri ve mehaz durumundaki ülke kanunu dahi ıslah ile ilgili daraltıcı değil genişletici yorumları dikkate almaktadır.
Nitekim trafik kazasına bağlı tazminat konulu davayla ilgili Yargıtay 17.HD'nin 2015/11957E. 2018/9334K.sayılı ilamına göre;
"Davacı taraf, davaya konu tazminatlar için temerrüt faizi olarak ticari faize karar verilmesini ıslah dilekçesiyle talep etmiştir. Islah yoluyla, dava dilekçesindeki faiz türünün değiştirilmesinin mümkün olmasına ve davacı yanın bu değişikliği yapmış olmasına; zarara neden davalı yana ait araç da ticari araç olmasına rağmen, temerrüt faizi olarak ticari faize hükmedilmeyişi de hatalıdır."
şeklindedir.
O halde somut olayda olduğu üzere asıl davaya konu maddi tazminat için dava dilekçesinde yasal faiz talep edilmiştir. Ancak davacı ıslah yoluyla vermiş olduğu dilekçesinde avans faizi uygulanmasını talep etmiş olması ve esasen davacıların murislerinin vefatına yol açan aracın gelen kayıtlarına göre ticari araç niteliğinde bulunması karşısında temerrüt faizi olarak avans faizine hükmedilmesi gerekli ve mümkündür. Ne var ki asıl davadaki manevi tazminat yönünden asıl dosyadaki davacı yine yasal faiz talep etmiş ve ancak bu konuda herhangi bir ıslah talebi ise sunmamıştır. Bu nedenle bu kalem yönünden HMK m.26 hükmü uyarınca taleple bağlı kalınması esastır. Diğer yandan birleşen dosyadaki davacılar ise zaten birleşen davadaki dava dilekçesiyle ve ancak sadece maddi tazminat için avans faizi talep etmiş olduklarından dolayı birleşen davadaki maddi tazminat alacakları için sadece avans faizine hükmedilmesi mümkün ve gereklidir. Manevi tazminat için birleşen dosyadaki davacılar vekili yine sadece ve sadece yasal faiz talep etmiş olduğundan HMK m.26 hükmü uyarınca ancak yasal faize hükmedilmiştir.
Asıl ve birleşen davadaki her bir kalem için hangi tür faizin ne şekilde uygulanacağı açıklanmış olmakla birlikte faiz başlangıçları yönünden de açıklama yapılmalıdır.
Buna göre haksız fiil faili olan sürücünün eylemi sonucu oluşan zararla ilgili, araç işleteninin sorumluluğunu teminat altına alan trafik sigortacısının, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2.maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda, ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalı sigortacının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan asıl davada işleten yönünden ise haksız fiil tarihinden itibaren ise temerrüt faizi işleyecektir. Buna göre asıl davada sigorta şirketine davadan önce başvuru yapıldığı anlaşılamadığından sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi dava tarihi olacaktır. Birleşen davada davalı ve işleten yönünden ise yine haksız fiil tarihi olan 08/07/2015 tarihinden itibaren faiz talep edilebilecektir. Yine birleşen davada ise birleşen dosya davacılar vekili birleşen dava tarihinden önce davalı ... Hesabı'na ödeme miktarı ve süresi ile ilgili ihtar göndermiştir. İhtarın tebliği ve verilen 14 günlük süreyi takiben ise temerrüt ancak, birleşen dava öncesi ve 21/08/2015 tarihi itibariyle gerçekleşmiştir. Oysaki asıl davada, asıl dava açıldıktan sonra temerrüt ihtarnamesi gönderildiğinden asıl davadaki temerrüt tarihi dava tarihi olmuştur.
Gerek asıl dava gerekse birleşen dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Buna göre Yargıtay uygulaması da dikkate alındığında tahsil talepli olan asıl dava ve birleşen dava belirsiz alacak davası niteliğinde olmakla faiz başlangıcı, davadan önce temerrüt söz konusu değilse dava tarihi olmalıdır. Ancak alacak belirlendikten sonra da arttırılan kısım için faiz başlangıcı temerrüt ya da dava tarihidir. Bu nedenle asıl ve birleşen davada bedel arttırımı söz konusu olmuş olsa dahi asıl ve birleşen dosyadaki dava dosyası için kabul edilen ve açıklanan temerrüt tarihi arttırılan kısım yönünden dahi aynen geçerlidir. (Yargıtay 9.HD 20204669E. 2021/2248K.sayılı kararı ve benzer kararları)
Buna göre gerek asıl dava gerekse birleşen davalarda davaların açıldığı tarih itibariyle geçerli olarak kabul edilen temerrüt tarihleri arttırılan kısım için de aynen geçerlidir.
Buna göre ve taleple bağlı kalındığında AYM iptal kararı sonrası hesap bilirkişinin sunmuş olduğu 09/01/2023 tarihli ek rapordaki destekten yoksun kalma tazminatına dair miktarlar esas alınmıştır. Ancak asıl dava dosyasındaki asıl davacılar yönünden ve talep uyarınca ara karar ile geçici ödeme takdir olunmuştur. Geçici ödeme rakamları mahkememizce hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda mahsup olunmadığı gibi ıslah dilekçesinde de mahsup olunmamıştır. Bu nedenle asıl davada her bir davacı lehine geçici ödeme takdir olunan miktarlar, bu geçici ödemeyi yapan ... Hesabı'nın ödemesi gereken miktardan Yargıtay uygulaması gereği "güncelleme" yapılmaksızın Mahkememizce mahsup olunmuş, bu çerçevede HMK m.26 gereği taleple de bağlı kalınarak hüküm takdir olunmuştur.
Nitekim Yargıtay 3.HD'nin 2016/21447E. 2018/5561K.sayılı kararı dikkate alındığında; "somut olayda; asıl dosyadaki davacıların talebi üzerine, 19/02/2021 tarihli ara karar ile davalı ... Hesabından tahsil olunması gereken miktar ile ilgili davalı ... Hesabı aleyhine ve asıl dosyadaki davacılar lehine TBK'nun 76. maddesinin 1. fıkrası uyarınca geçici ödeme takdir edilmiştir. Buna göre davacı ... için 30.000,00 TL, diğer davacı küçükler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olarak takdir olunan bu geçici ödemelerin belirtilen miktarlar kadar infazının yapıldığı icra müdürlüklerinden gelen cevabi yazı içeriklerine göre ise sabittir. Bu nedenle adı geçen maddenin fıkrası uyarınca, yapılan geçici ödemenin, hükmedilen tazminattan güncelleme yapılmaksızın mahsup edilmesi yönünde hüküm tesis edilmiş, ayrıca adı geçen destekten yoksun kalma tazminatından asıl dosyadaki her bir davacı lehine ayrı ayrı hükmedilen ve ayrı ayrı mahsubu yapılan bu miktarlara davalı ... Hesabı yönünden temerrüdün oluştuğu dava tarihi olan 31/07/2015'den başlayıp bu miktarların ödendiği 09/03/2021 tarihine kadar avans faizi işletilmesine, asıl dosyadaki her bir davacı yönünden ise davalı ... Hesabın'dan tahsiline, geçici ödeme yapılan davacılara ayrı ayrı ödenmesine dair karar oluşturulmuştur. (Yargıtay 3.HD'nin 2016/21447E. 2018/5561K.sayılı kararından hareket edilmiştir)
b)Asıl ve birleşen davadaki davacılar vekili, asıl ve birleşen dosyadaki davacıların miras bırakanlarının uğradığı kaza nedeniyle ve ayrıca manevi tazminat talep etmiştir.
Bu durumda 6098 sayılı TBK.m.51 hükmü uyarınca davacının talebinin değerlendirilmesi gerekir. Zira adı geçen hükümde de belirtildiği üzere "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirler." Bir başka deyişle davacılar vekilinin talebi çerçevesinde adı geçen kanun hükmünde de belirtildiği üzere kusurun ağırlığı dikkate alınarak ve mevcut dosya kapsamı çerçevesinde manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi hukuka uygun olacaktır.
Yargıtay 17.HD'sinin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere "H.G.K’nun 2010/4-77 E, 2010/82K.sayılı kararında da belirtildiği üzere, “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Maddede belirtilen kişilik haklarına, kişinin yaşamı, sağlığı, beden ve ruhsal bütünlüğü gibi varlıkların tümü girmektedir. Kişinin duygu yaşantısı ve düşünce dünyası da kişisel varlıklar olup, yasa tarafından korunmuştur. Duygu yaşantısı da ruhsal uyum ve denge, ruhsal sükun, yakınlarla olan gönül bağlılığı, aile birliği kişisel varlıklardır. Manevi acılar verdirilmek yolu ile de ruhsal varlıklara saldırılmış olur. Kişisel değerlere saldırı yolu ile kişiye manevi acılar verdirmek kişinin ruhi varlığına ve sonuçta kişilik hakkına saldırıyı ortaya koyar".
BK 47.madde de düzenlenen “Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.” hükmünden de anlaşılacağı üzere cismani zarara uğrayan kimseye manevi tazminat verilebilecektir. Doktrinde ve yerleşik içtihatlarda da belirtildiği gibi cismani zarar kavramına ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin de girdiği, bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda onun ana babası gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa bu durumda yansıma yolu ile değil doğrudan doğruya zarara maruz kalmasının söz konusu olduğu, çocuklarının yaralanması nedeniyle ana babanın manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmiştir. Bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 26.4.1995 Tarih, 1995/11-122 esas, 430 Karar sayılı ilamında da belirtilmiştir. "
Yargıtay uygulamalarında belirtildiği üzere manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Meydana gelen kaza sonucunda asıl ve birleşen dosyadaki davacıların murisi, davalı ...'un işleteni olduğu ... plakalı ticari aracın yapmış olduğu kaza sonucunda vefat etmiştir. Gerek İTÜ de görevli akademisyen bilirkişilerin gerek Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli bilirkişilerin raporları dikkate alındığında, işletenin %75 oranında kusurlu olduğu, asıl ve birleşen davadaki davacıların murisinin sadece %25 oranında kusurlu olduğu, bu hususun manevi tazminatın takdirinde davalı ... aleyhine olduğu, ancak matematiksel oranda olmasa da davalı lehine sadece azda olsa bir indirim yapılması gerektiği açıktır.
Daha da önemlisi asıl ve birleşen dosyada davalı işleten durumundaki ... adına gözüken ... plakalı aracın ... uyruklu olan ... tarafından kullanılması nedeniyle sorumlu bulunmaktadır. İşletenin adına kayıtlı olan söz konusu tanker aracını kime ve ne şekilde teslim ettiği, bunun herhangi bir şekilde denetimini yapıp yapmadığı dosya kapsamından anlaşılamamış olup bu durum yine asıl ve birleşen dosya davacılarının lehine ve asıl ve birleşen dosyada davalı ... aleyhine bir vakıa niteliğindedir. Bu tanker aracının denetimsiz şekilde kullanımının terkedilmesi kabul edilemez.
Meydana gelen olay sonucunda, asıl dosyadaki davacılar eş ...ve vefat edenin çocukları ile birleşen dosyadaki vefat edenin ana ve babasının bu trafik kazası nedeniyle beklenmeyen acılara maruz kalması, asıl ve birleşen davadaki davacıların bu olayı uzun süre hatırlarından çıkarmalarının hayatın olağan akışı içinde mümkün bulunmaması karşısında bu vefat olayının asıl ve birleşen dosya davacılarında manevi zarar oluşturacağı, hayatın olağan akışı içinde ispatı gerekmeyen bir husustur. Meydana gelen trafik kazası nedeniyle asıl ve birleşen dosyadaki davacıların murisi ...'ın 30 yaşında iken ve nispeten genç yaşta olduğu bir dönemde hayatını kaybetmesi karşısında davacı eş ... hayat arkadaşını, asıl dosyadaki davacı küçükler ise daha reşit olmadan babalarını kaybetmişler, birleşen dosyadaki anne ve baba ise evlatlarının ölümü ile karşılaşmışlardır. Bu durumun asıl ve birleşen dava dosyasındaki davacıların, mutlak anlamda elem ve üzüntüsünü arttıracağı açıktır. Kazanın meydana geldiği tarih 2015 yılı olup hüküm verildiği ana kadar paranın alım gücündeki değişiklikler özellikle son üç yıl içindeki enflasyon oranlarının faiz oranlarının çok çok üzerinde gerçekleşmiş olması dahi dikkate alındığında, bu durum dahi hükmedilmesi gereken manevi tazminatın takdirinde sonuca etkilidir.
Özellikle aslı ve birleşen dosyadaki davacıların mali ve sosyal durumları, davacı sayısı, dosya kapsamı karşısında açıklanan gerekçeler karşısında, asıl dosyadaki davacı eş ... için 45.000,00 TL, asıl dosyadaki davacı çocuklar ve birleşen dosyadaki ana ve baba için yani vefat edenin usul ve fürû için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Esasen olay tarihi, yukarıda tazminata etkili diğer açıklanan hususlar dikkate alındığında ilgili emsal Yargıtay uygulamaları açısından bu miktar makul olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 17.HD 2018/8926E. 2019/12124K.sayılı; Yargıtay 4.HD 2021/23949E. 2021/10686K.sayılı ve benzer kararları) Bu şekilde asıl ve birleşen dosyadaki davacılar lehine takdir edilen manevi tazminatın maddi tazminat bölümünde açıklanan yasal ve fiili gerekçeler karşısında işleten davalı ...'dan tahsiline dair karar verilmiştir. Ancak yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dosyadaki manevi tazminatlara, temerrüdün oluştuğu haksız fiil tarihinden itibaren ve HMK m.26 gereği taleple bağlı kalınarak sadece yasal faiz işletilmiştir.
Bu arada asıl davada kendisinden manevi tazminat talep edilen davalı ...'un, maddi tazminattan sorumlu olmadığına dair hukuki ve fiili gerekçeler manevi tazminat yönünden de aynen geçerlidir. Bu nedenle manevi tazminat talep eden davacıların, davalı ...aleyhine açmış oldukları manevi tazminat davasının sübut bulmadığından dolayı reddine dair karar vermek gerekmiştir.
c)Maddi tazminat taleplerinden olan cenaze ve defin masrafları ile ilgili asıl davadaki davacı eş ... ve birleşen dosyadaki ... ve ...'ın talebi bulunmakla bu talep ayrı ayrı takdir olunmuştur.
Yargıtay 4.HD'nin kararlarında belirtildiği üzere;
"6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53.maddesinde(818 sayılı TBK madde 45) cenaze giderlerinin de ölüm nedeniyle meydana gelen zararlardan olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle zarar sorumlusu, ölüm halinde yapılan cenaze giderlerinden de sorumludur. Cenaze giderleri; ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun giderlerden ibaret olup ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti gibi giderleri kapsar. Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği de davalılar, davacıların meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarını tazmin ile sorumlu olup, davacıların kendi milli değerlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir."
Somut olayda aslı dava dosyasındaki davacı ... ile birleşen dosyadaki davacılar ... ve ...'ın cenaze ve defin gider zararlarının ne kadar olduğunun saptanması için, ilgili belediye mezarlıklar şube müdürlüğünden ölüm tarihi itibariyle cenaze ve defin hizmetlerinin giderleri sorulmuş, ayrıca müftülükten giderler celbedilmiştir.
Gerek celbedilen kayıtlar gerek olay tarihi itibariyle kadri maruf miktarlar ve ayrıca gönderilen yazı ekindeki tablo içerikleri bir arada gözetildiğinde toplam olarak talep edilebilecek cenaze ve defin giderinin asıl dosyadaki davacı ... yönünden talep edilen birleşen dava dosyasındaki davacılar ... ve ... yönünden ise kuruşlandırma yapılmadığından ayrı ayrı taksim edilen tutarda olduğu kabul edilmiştir. Esasen bu miktarlar dosyadaki tüm kayıtlarla uyum içindedir. Zaten bu miktarlara itibar edilmesine engel bir itiraz olmadığı gibi olay tarihindeki cenazenin yıkanması, taşınma, mezarlık ücreti ve benzeri zorunlu giderler de gözetildiğinde hükmedilen bu miktarların kayıtlardaki miktarlardan bile kısmen çok düşük olduğu anlaşılmaktadır. Zira İBB Mezarlıklar Daire Başkanlığından gelen cevabi yazıda vefatın gerçekleştiği 2015 yılı itibariyle boş yer mezar ücretinin dahi talebin üzerinde olduğu açıkça anlaşılmaktadır. O halde bu noktada Yargıtay uygulaması karşısında hükmedilmesi en düşük cenaze ve defin giderinin dosya kapsamına, hayatın olağan akışı ölçütlerine göre gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada istenen toplam 200,00 TL cenaze ve defin giderinin çok çok üzerinde olduğu kayden açıktır. (Yargıtay 4.HD 2010/7361E. 2011/7250K.sayılı ilâmı) Buna göre bu rakam üzerinden dahi %25 oranında kusur indirimi yapıldığında bile, talep edilen cenaze ve defin giderinin zaten bu rakamın çok çok altında olduğu anlaşılmaktadır.
Yine birleşen dava dosyasında davacı ...'ın dava dilekçesi ile 100,00 TL araç maddi zarar kalemi ise mevcuttur. Bu alacak kalemi ile ilgili "2018/53E.sayılı dava dosyasında davacı, ...'ın aracın pert olması nedeni ile zarar talebinde bulunması karşısında, öncelikle bilirkişinin söz konusu aracın markası, modeli, yaşı ve hasarın boyutunun, yine ...'ın sunduğu 10/11/2018 tarihli kök rapor içeriği ile birlikte irdelemesi, kaza tarihindeki hasarlı aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise, hasar bedelinin, ekonomik değil ise bu hususun araştırılması, bu araştırma yapılırken özellikle aracın tamir masrafının, kaza tarihindeki rayiç değerinin %50'sini aşmasının söz konusu olup olmadığının gerekçeli şekilde dikkate alınarak araştırmanın yapılması, %50'yi aşması durumunda aracın tamirinin ekonomik olmadığının ve buna göre aracın perte ayrılmasının uygun olup olmadığının kalem kalem, denetime elverişli ve gerekçeli şekilde saptanması, akabinde aracın kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden hurda bedeli indirilmek suretiyle kazanılmış haklar da gözetilerek gerçek zarar yönünden ayrıntılı, denetime elverişli şekilde rapor tanzim olunması, buna göre zarar miktarından davalıların murisine isabet eden %25 kusurun dikkate alınması suretiyle indirim yapılması, sonuç olarak aracın pert olması sebebiyle uğranılan zarar miktarının gerekçeli şekilde tespiti amacıyla 10/11/2018 tarihli kök raporu sunan İTÜ Makine Mühendisliği Fakültesi'nden ...'dan rapor alınmasına" dair ara karar oluşturulmuştur.
Buna göre bilirkişi hazırlamış olduğu 19.05.2021 tarihli ek raporunda "davacılara ait ... plakalı aracın tamirinin ekonomik olmadığı ve pert total sayılması gerektiği, aracın kazadan önceki ikinci el rayiç satış değerinin 6.500,00 TL olduğu, aracın kazadan sonraki hasarlı haliyle hurda (sovtaj) değerinin 500,00 TL olduğu, davacıların davalılardan talep edebilecekleri araç hasarı zararının kusur oranına göre 4.500,00 TL olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.
Söz konusu araç hasarı ile ilgili belirsiz alacak davasını konu edilmiştir. Bu nedenle birleşen dosyadaki davacı vekilinin hazır olduğu duruşmada araç hasarına ilişin arttırım ve ıslah dilekçesi olmadığı gibi gerek sonraki duruşmalardaki ara kararlara ve gerekse son duruşmadaki hatırlatmalara rağmen birleşen dosyadaki davacılar vekili bedel arttırımına ilişkin başkaca bir talebinin olmadığını, tahkikat ve hüküm aşamasına geçilmesini açıkça belirtmiştir.
Bu suretle cenaze ve defin giderlerinin gelen kayıtlara göre ve İstanbul dışındaki defin giderlerinin takdiren raporda belirtilen miktarın 1/2 oranında olması dahi hayatın olağan akışına uygundur. Kusura göre yapılan düşüm sonucunda ise araç hasarının ise 4.500,00 TL olduğu bildirilmiştir. Buna göre asıl davada ... için talep edilen cenaze ve defin gideri, birleşen davada ... ve ... için ayrı ayrı talep edilen cenaze ve defin giderinin, ... için ise 100,00 TL araç maddi zarar talebinin olduğu açıktır. Adı geçen dosyalarda adı geçen davacılar belirtilen zarar tür ve kalemlerin tahsilini talep etmiştir. Gerek asıl davada gerekse birleşen davada, bu kalemler yönünden ise bilirkişi raporuyla ve kayıtlarla tespit olunan bu rakamlardan kusur oranında düşüm yapılsa dahi davacının talep etmiş olduğu rakamlardan çok daha fazlasının bulunabileceği açıktır. O halde davacının talep etmiş olduğu bu rakamlarla bağlı kalınarak hüküm kurulması Yargıtay uygulamasına uygundur. (Yargıtay 11.HD 2022/5656E. 2022/8310K.sayılı kararı)
Öte yandan gerek asıl davada gerekse birleşen davada cenaze defin giderleri yönünden ve yine birleşen davadaki cenaze ve defin giderleri ile yine birleşen davadaki ...'ın araç zararı yönünden davalı ... Hesabı aleyhine açmış olduğu davanın sübut bulmadığından ve tümden reddine karar verilmiştir. Zira ... Hesabına başvurulabilecek hallere ilişkin olarak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesinde "Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar" düzenlemesine yer verilmiş; aynı mahiyetteki düzenleme, ... Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Anılan bu düzenlemeler gereği, davalı ... Hesabının sorumluluğu için, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu bulunduğu halde, bu sigortası yapılmamış olan bir aracın, 3.kişinin zararına sebep olması gerekmektedir. Buna göre asıl ve birleşen dava dosyasındaki cenaze defin giderleri ile ilgili teminat limiti aşılmakla davalı ... Hesabı aleyhine açılmış olan davanın bu nedenlerle reddi gerekir.
Yine birleşen dava dosyasında araca ilişkin zararda, davacı ...'ın talebi olsa da anlan hükümler karşısında davalı ... Hesabının rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminattan daha fazlasının kendisinden talep olunabilmesi mümkün olmadığı gibi zararın niteliği karşısında da talebin kabulü mümkün değildir. Sonuç olarak kaza tarihi itibariyle davalı ... Hesabı'nın teminat limiti 290.000,00 TL olup bu çerçevede destekten yoksun kalma tazminat tutarları hesaplanmıştır. Bu durumda açıklanan düzenlemeler ve maddi olduğu değerlendirildiğinde; poliçe limitinin aşılması da mümkün değildir. Elbette yargılama giderlerinden de bu çerçevede sorumluluğu olacaktır.
Yapılan açıklamalar karşısında gerek asıl davada gerekse birleşen davada her bir davacının adı geçen dava dilekçesinde gösterilen her bir davalı yönünden ayrı ayrı talep ettikleri alacak kalemleri ve alacak miktarları ile ilgili aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda yazılan nedenlerle;
A)ASIL DAVA (2015/791E)
I. MADDİ TAZMİNAT
- Belirsiz alacak davasına konu dava dilekçesine göre,
a)Davacı ... yönünden teminat limiti dahilinde olan destek tazminatı 175.235,92 TL miktardan, davalı ... Hesabının ödediği 30.000,00-TL'nin mahsup olunması sonrası,
Bakiye 145.235,92-TL'nin davalı ... Hesabından, teminatı aşan bakiye 996.314,38-TL kısmının davalı ... 'dan
b)Davacı ... yönünden teminat limiti dahilinde olan destek tazminatı 11.035,01-TL miktarından, davalı ... Hesabının ödediği 5.000,00 TL'nin mahsup olunması sonrası,
Bakiye 6.035,01TL'nin davalı ... Hesabından, teminatı aşan bakiye 37.065,15TL kısmının davalı ...'dan,
c)Davacı ... yönünden teminat limiti dahilinde olan destek tazminatı 11.917,81-TL miktarından, davalı ... Hesabının ödediği 5.000,00 TL'nin mahsup olunması sonrası,
Bakiye 6.917,81 TL'nin davalı ... Hesabından, teminatı aşan bakiye 44.689,15-TL kısmının davalı ... 'dan,
d)Davacı ... yönünden teminat limiti dahilinde olan destek tazminatı 15.007,61- TL miktarından davalı ... Hesabının ödediği 5.000,00 TL'nin mahsup olunması sonrası,
Bakiye 10.007,61-TL'nin davalı ... Hesabından, teminatı aşan bakiye 60.638,90-TL kısmının davalı ...'dan,
e)Davacı ... yönünden teminat limiti dahilinde olan destek tazminatı 15.007,61- TL miktarından davalı ... Hesabının ödediği 5.000,00 TL'nin mahsup olunması sonrası,
Bakiye 10.007,61-TL'nin davalı ... Hesabından, teminatı aşan bakiye 60.638,90TL kısmının davalı ...'dan,
f)Ayrıca davacı ... için 100-TL defin masraf miktarının adı geçen davalı ...'dan,
tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine,
Davacıların davalı ... aleyhine açtıkları davanın sübut bulmadığından ve ayrıca defin masrafı yönünden ise teminat limiti nedeniyle davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davanın reddine,
Adı geçen her bir davacı yönünden ayrı ayrı belirtilen alacak tür ve miktarlara davalı ... Hesabı yönünden dava tarihi olan 31/07/2015 tarihinden itibaren, "diğer davalı ... yönünden ise haksız fiil tarihi olan 08/07/2015 tarihinden itibaren TCMB kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizinin uygulanmasına, "
g)Adı geçen her bir davacı yönünden ayrı ayrı belirtilen alacak tür ve miktarları ile ilgili TBK m.76 hükmü gereği, 19/02/2021 tarihli ara kararı ile hükmolunan ve yukarıda her davacı yönünden ayrı ayrı mahsubu yapılan miktarlar karşısında davacı ... lehine 30.000,00 TL, diğer davacı müşterek çocuklar ..., ..., ..., ...yönünden ayrı ayrı 5.000,00-TL olarak tahsil edilen geçici ödeme miktarlarının ... 13.İcra Dairesinin ...E.sayılı dosya kapsamında 09/03/2021 tarihinde tahsil edilmesi nedeniyle,
Davalı ... Hesabı tarafından davacı ... lehine ödenen 30.000,00 TL geçici ödemenin, davacı ... lehine ödenen 5.000,00 TL geçici ödemenin, davacı ... lehine ödenen 5.000,00 TL geçici ödemenin, davacı ... lehine ödenen 5.000,00 TL geçici ödemenin, davacı ...lehine ödenen 5.000,00 TL geçici ödemenin ise davalı ... Hesabı aleyhine temerrüdün oluştuğu dava tarihi olan 31/07/2015 tarihinden bu miktarların ödendiği 09/03/2021 tarihine kadar işleyecek TCMB kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte davalı ... Hesabından ayrı ayrı tahsili ile geçici ödeme yapılan davacılara ayrı ayrı ödenmesine,
- Belirsizlik alacak davasına konu dava dilekçesinde adı geçen davacılar ... ve ... lehine açılan maddi tazminat ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı işlemden kaldırıldıktan sonra asıl davadan ayrılması ve mahkememizin 2020/636E.sayılı dava dosyasında bu davacılar yönünden ve bu taleplerle ilgili açılmamış sayılma kararının daha önce oluşturulması karşısında bu davacıların bu talepleriyle ilgili 2015/791 E.sayılı davada hüküm oluşturulmasına yer olmadığına,
II-Manevi Tazminat Yönünden;
Davacı eş ... yönünden 45.000,00TL, çocuklar ... yönünden 30.000,00 TL, ...yönünden 30.000,00 TL, ... yönünden 30.000,00 TL, ... yönünden 30.000,00-TL manevi tazminatın, belirtilen miktarlar çerçevesinde davalı ...'dan tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine,
Adı geçen davacılar yönünden belirtilen miktarlara, haksız fiil tarihi olan 08/07/2015 tarihinden itibaren talep gereği ve faiz türü ıslah olmadığından yasal faizin uygulanmasına,
Davacıların davalı ... aleyhine açmış olduğu davadaki fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
Davacıların davalı ...aleyhine açmış olduğu davanın ise sübut bulmadığından reddine,
B) BİRLEŞEN DAVA (2018/53)
I-Maddi Tazminat Yönünden;
Belirsiz alacak davasına konu dava dilekçesi dikkate alındığında,
a)Davacı ... yönünden toplam destek tazminatı 260.390,21-TL'nin, teminat limiti dahilinde olan 42.815,83-TL miktarın davalı ... Hesabından, teminatı aşan bakiye 217.574,38-TL kısmının davalı ise ... 'dan,
Davacı ... yönünden toplam destek tazminatı 101.267,81-TL'nin, teminat limiti dahilinde olan 18.920,21-TL miktarın davalı ... Hesabından, teminatı aşan bakiye 82.287,60-TL kısmının davalı ise ... 'dan tahsili ile-tahsilde tekerrür olmamak üzere- belirtilen miktarlar çerçevesinde adı geçen davalılardan, bedel arttırım talebi gereği ayrı ayrı tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine,
Adı geçen davacılar yönünden adı geçen alacak tür ve miktarlarına, davalı ... Hesabı yönünden dava öncesi temerrüt tarihi olan 21/08/2015 tarihinden, diğer davalı gerçek kişi ... yönünden ise haksız fiil tarihi olan 08/07/2015 tarihinden itibaren TCMB kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi işletilmesine,
Davacıların, birleşen dava dilekçesinde adı geçmeyen ...'u bedel arttırımı yoluyla davaya dahil edemeyeceklerinden bu kişiye yönelik maddi zararlar ile ilgili talebin yapılmamış sayılmasına,
b)Davacı ... yönünden taleple bağlı kalınarak 100,00-TL araç maddi zararının davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
c)100,00 TL cenaze def'in giderinin her bir davacı yönünden ayrı ayrı kuruşlandırılma yapılmadığından davacı ... için 50,00TL, ... için 50,00 TL olmak üzere cenaze defin giderlerinin davalı ... 'dan tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine,
Davalı ... aleyhine hükmedilen araç zararı ve cenaze def'in gideri kalemleri yönünden ise haksız fiil tarihi olan 08/07/2015 tarihinden itibaren, TCMB'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizinin işletilmesine,
Davacının araç zararı kalemi ve cenaze def'in giderine ilişkin talep yönünden davalı ... Hesabı aleyhine açmış olduğu davanın sübut bulmadığından reddine,
II-Manevi Tazminat Yönünden;
Davacı baba ... yönünden 30.000,00 TL, davacı anne ... yönünden 30.000,00 TL manevi tazminatın, davalı ...'dan tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine,
Adı geçen davacılar yönünden belirtilen miktarlara haksız fiil tarihi olan 08/07/2015 tarihinden itibaren ve talep gereği ayrı ayrı yasal faiz işletilmesine,
C) BİRLEŞEN 2015/834E.SAYILI DOSYANIN AYRILMASI SONUCU YENİ NUMARASI 2020/636E.OLAN DAVA DOSYASINDA;
Davacı ... yönünden ayırma kararı sonrası 2015/834E.sayılı dosyanın yeni numarası 2020/636E.sayısını almış olup bu dosyada dahi açılmamış sayılma kararı daha önce oluşturulmuş olduğundan, bu dosya ile ilgili aslı dosya numarası üzerinden bu dosyada da hüküm oluşturulmasına yer olmadığına,
D)Asıl Davadaki Harç ve Vekalet Ücreti;
a)Maddi Tazminat Yönünden;
492 sayılı Harçlar Kanuna göre asıl davada davacı lehine hükmedilen toplam 1.427.650,44 TL miktar nedeniyle alınması gereken 97.522,80 TL harçtan, 1.600,00 TL ıslah harcının dahi mahsup edilerek bakiye 95.922,80 TL harcın,
Hükmedilen toplam maddi tazminatın %19'una isabet eden 18.225,34 TL harcın davalı ... Hesabı'ndan, bakiye %81'ine isabet eden 77.697,46 TL'nin ise davalı ...'dan ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı ... lehine hükmedilen 175.235,92-TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 28.037,75 TL nisbi vekalet ücretinin davalı ... Hesabı'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 11.035,01 -TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 11.035,01 TL vekalet ücretinin davalı ... Hesabı'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ...lehine hükmedilen 11.917,81-TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 11.917,81 TL vekalet ücretinin davalı ... Hesabı'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 15.007,61-TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 15.007,61 TL vekalet ücretinin davalı ... Hesabı'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 15.007,61-TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 15.007,61 TL vekalet ücretinin davalı ... Hesabı'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 996.314,38TL maddi tazminat + 100,00 TL defin masraf toplamı 996.414,38 üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 139.605,58 TL nisbi vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 37.065,15TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 44.689,15TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 60.638,90TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 60.638,90TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davalı ... Hesabı lehine reddolunan cenaze ve defin gideri nedeniyle 100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalı ... Hesabı'na verilmesine,
b)Asıl Davada Manevi Tazminat Yönünden Harç ve Vekalet Ücreti;
492 sayılı Harçlar Kanuna göre asıl davada davacılar lehine hükmedilen 165.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle alınması gereken 11.271,15 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davacı ... lehine hükmedilen 45.000,00TL manevi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 30.000,00TL manevi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 30.000,00TL manevi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ...lehine hükmedilen 30.000,00TL manevi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 30.000,00TL manevi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmediğinden manevi tazminat talebine konu reddedilen kısımlar yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
c)Diğer Yargılama Giderleri
Asıl davadaki davacılar tarafından yatırılan 1.600,00 TL harcın poliçe limiti nedeniyle %19'ine isabet eden 3040,00 TL'nin davalı ... Hesabı'ndan, %81'ine isabet eden 1.296,00 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
Asıl davadaki maddi ve manevi tazminat talepleri nedeniyle harcanan 1.700,00TL bilirkişi ücreti ve 627,00 TL posta ve tebligat ücreti toplamı olan 2.327,00 TL'nin talep olunan maddi ve manevi tazminat miktarlarının kabul olunan maddi ve manevi tazminat oranı (%92) olmakla bu orana isabet eden 2.140,84 TL yargılama giderinin -davalı ... Hesabı talep edilen toplam maddi ve manevi tazminat miktarlarından sadece maddi tazminattan sorumlu olmakla kabul olunan toplam tazminat miktarının tazminat tutarı olan %16 orana isabet eden 342,53 TL ile sorumludur- bakiye 1.798,31 TL'nin ...'dan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın ise davacılar üzerinde bırakılmasına,
Asıl dosyada suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.300,00 TL bilirkişi ücreti, yıllara göre tebligat ücretleri dikkate alındığında 02/02/2015 - 02/05/2016 tarihleri arasında 8 adet tebligat gideri 9,00*8,00=72,00TL, 02/05/2016 - 11/07/2016 tarihleri arasında 4 adet tebligat gideri 10,00*4=40,00TL, 11/07/2016 - 31/07/2017 tarihleri arasında 15 adet tebligat gideri 11,0015,00=165,00 TL, 31/07/2017 - 02/01/2018 tarihleri arasında 8 adet tebligat gideri 12,508=100,00 TL, 02/01/2018 -20/05/2019 tarihleri arasında 8 adet tebligat gideri 14,008=112,00 TL, 20/05/2019 - 01/11/2019 tarihleri arasında 3 adet tebligat gideri **16,203=48,60TL,** 01/11/2019 -01/10/2021 tarihleri arasında 15 adet tebligat gideri 19,0015=285,00TL, 01/10/2021 - 07/02/2022 tarihleri arasında 4 adet tebligat gideri 26,00*4=104,00TL,15/08/2022 - 01/02/2023 tarihleri arasında 4 adet tebligat gideri 42,00*4=168,00TL, 01/02/2023 - 31/07/2023 tarihleri arasında 7 adet tebligat gideri 58,00*7=406,00TL, 31/07/2023 - 22/01/2024 tarihleri arasında 5 adet tebligat gideri 87,00*5=435,00TL toplam 1.935,60 TL'nin, yıllara göre e-tebligat ücretleri dikkate alındığında 13/11/2018- 13/10/2019 tarihleri arasında 3 adet e-tebligat gideri 4,50*3=13,50TL, 13/10/2019 - 13/02/2022 tarihleri arasında 25 adet e-tebligat gideri 5,50*25=137,50TL, 13/02/2022 - 14/08/2022 tarihleri arasında 2 adet e-tebligat gideri 6,502=13,00 TL, 14/08/2022 - 31/01/2023 tarihleri arasında 7 adet e-tebligat gideri **9,007=63,00TL,** 13/01/2023 tarihinden sonra yapılan 8 adet e-tebligat gideri 10,00*8,00 =80,00 TL tebligat gideri toplamı 307,00TL gideri tek tek dikkate alındığı da tüm yargılama giderleri 307,00 + 1.935,60 + 3.300,00 =5.542,00 TL olmakla -bu miktardan birleşen dava dosyasında harcanan 1.254,75 TL ve posta ve tebligat ücreti düşümü sonrasında - asıl dosyada suç üstü ödeneğinden ödenen toplam sonuç 4.287,85 TL miktarın,
Asıl davada talep olunan tüm tazminat miktarlarına kabul oranı %92 oranı olmakla asıl davada suç üstünden harcanan 3.944,82TL yargılama giderinin "sadece maddi tazminat nedeniyle sorumluluğu olan davalı ... Hesabı aleyhine kabul olunan tutarın %16 orana denk gelmesi nedeniyle 631,17TL tutarın davalı ... Hesabı'ndan," bakiye %84 oranına isabet eden 3.313,64 TL'nin ise davalı ...'dan, bakiye 343,03 TL'nin ise davacılardan müteselsilen tahsili hazineye gelir kaydına,
E)Birleşen Davada Harç ve Vekalet Ücreti;
a)Maddi Tazminat Yönünden;
492 sayılı Harçlar Kanuna göre davacılar lehine hükmedilen maddi tazminat toplamı 361.858,02 TL miktar nedeniyle alınması gereken 24.718,52 TL harçtan, en başta alınan 344,97 TL peşin harç, 100,00TL tamamlama harcı, 479,76 TL ıslah harcı, 556,51 TL ıslah harcı, 198,31 TL ıslah harcı toplamı olan 1.679,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.038,97 TL harcın,
Hükmedilen ve sadece davalı ... Hesabı'nın aleyhine hükmedilen maddi tazminatın %20'si ile sınırlı olmak üzere bu kısma isabet eden 4.607,79 TL'sinin davalı ... Hesabı'ndan, bakiye %80'ine isabet eden 18.431,17 TL'nin ise davalı ...'dan -tahsilde tekerrür olmamak üzere- ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı ... lehine hükmedilen 42.815,83TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ... Hesabı'ndan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 18.920,21TL maddi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ... Hesabı'ndan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 217.574,38TL maddi tazminat + 50,00 TL defin masraf miktar toplamı =217.624,38 TL üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 34.643,66 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 82.287,60TL maddi tazminat + 50,00 TL defin masraf miktar toplamı =82.337,60 TL üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 100,00 TL araç maddi zarar yönünden AAÜT gereği hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davalı ... Hesabı lehine ve farklı nedenle reddolunan cenaze ve defin gideri nedeniyle 50,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan, 50,00 TL'sinin ...'tan ayrı ayrı tahsili ile davalı ... Hesabı'na verilmesine,
b)Manevi Tazminat Yönünden Harç ve Vekalet Ücreti;
492 sayılı Harçlar Kanuna göre asıl davada davacılar lehine hükmedilen 60.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle alınması gereken toplam 4.098,6 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davacı ... lehine hükmedilen 30.000,00TL manevi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ... verilmesine,
Davacı ... lehine hükmedilen 30.000,00TL manevi tazminat üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmediğinden manevi tazminat talebine konu reddedilen kısımlar yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
c)Diğer Yargılama Giderleri
Davacılar tarafından harcanan 1.254,75 TL posta ve tebligat ücreti, 3.050,00 TL bilirkişi ücreti toplamı olan 4.304,75 TL'nin, davanın kabul edilen maddi ve manevi tazminat kalemi de birlikte gözetildiğinde (%95) oranına isabet eden 4.089,51 TL yargılama giderinin -davalı ... Hesabı'nın talep edilen toplam maddi ve manevi tazminat miktarlarından sadece maddi tazminattan sorumlu olmakla kabul olunan toplam tazminat miktarının tazminat tutarı olan %20 orana isabet eden 817,902 TL ile sorumludur- 3.271,60 TL'nin ...'dan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
Artan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere asıl dosyada davacılar vekili ile birleşen dosyada davacılar vekillerin huzurunda diğerlerinin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.
25/01/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29