İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/835 E. 2024/574 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/835
2024/574
5 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/835
KARAR NO : 2024/574
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
DAVA TARİHİ : 22/12/2023
KARAR TARİHİ : 05/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İİK. m. 286’da öngörülen tüm belgeleri içeren işbu konkordato talebi muvacehesinde, öncelikle üç aylık süre ile geçici mühlet verilmesine, gerekli görülmesi halinde geçiçi mühletin iki ay daha uzatılmasına, geçici mühlet kararının İİK m. 288 gereğince ilanına, geçici mühlet kararı ile birlikte, şirketlerin ekonomik hacmi nazara alınarak, geçici konkordato komiseri atanmasına, İİK. m. 294/1 uyarınca, şirketler hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılmamasına ve başlamış takiplerin durdurulmasına, İİK. m.294/1 uyarınca, Şirketler hakkındaki ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına, müvekkili şirketlerin takip borçlusu olduğu takiplerde kendisi aleyhine veya 3. şahıs konumunda olduğu takiplerde kendisine yönelik 89/1 haciz ihbarnameleri ile İİK 78.maddesi çerçevesinde doğmuş ve doğacak alacakların haczi talebini ihtiva eden haciz müzekkerelerinin gönderilmesinin tensiben önlenmesine, takas, hapis ve mahsup hakkının kullanılmasının tensiben önlenmesine, İİK. m. 295 uyarınca konkordatoya tâbi olmayan rehinli alacaklar bakımından, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılacak icra takiplerinde muhafaza ve satış işlemlerinin durdurulmasına, şirketlerin bankalar nezdinde tatbik edilmiş/edilecek blokaj işlemlerinin kaldırılmasına ve şirketin üçüncü kişilere vermiş olduğu teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine müvekkili şirketlerin tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3.kişilerce haciz, muhafaza ve tahsil edilmesinin önlenmesi ve evvelce yapılmış takiplerden üzerine haciz konulan hak ve alacaklar da dahil olmak üzere tüm hak ve alacaklarının müvekkil şirketlere ödenmesine, müvekkili şirketlerin muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacaklarının müvekkil şirketlere iadesine, İİK. m. 297/1 hükmü uyarınca müvekkil şirketlere komiserin nezareti altında işlerine devam edebilmesi için faaliyet izni verilmesine ve bu bağlamda Mahkemenizce belirlenecek işlemlerin komiserin izni ile yapılmasına, geçici mühlet neticesinde İİK m. 289 gereğince bir yıllık kesin mühlet verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının altı ay daha uzatılmasına, kesin mühlet kararının ilanına, yargılama neticesinde İİK m. 305 vd. maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına, karar verilmesine dair karar verilmesini talep etmişlerdir.
Dava İİK m.286 vd hükümlerinden kaynaklanan konkordato talebine ilişkindir.
İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir.
Nitekim 15/03/2018 değişikliği öncesinde hukukumuzda mevcut olan konkordato kurumuna ilişkin yapılan çalışmalarda da "mehil kararından itibaren borçlu,komiserin nezareti altındadır.Bu süre içinde borçlunun davranışları mühim olduğu gibi tahkik edilen mali durumu, bilanço ve hesapları itibariyle birçok kusurların meydana çıkması da mümkündür. Bazen, alacaklıların müracaat veya itirazda bulunmaları sayesinde borçlunun (bilinmeyen taraflarının) açığa çıkması ve komiserin aydınlatılması da ihtimali dahilindedir. İşte borçlu, bu süzgeçten geçip alacaklıların zararına olarak doğruluk haricinde,pek büyük hiffetle hiçbir iş yapmadığı takdirde hüsniyet bakımından konkordatoya ehil ve layık sayılır.(Enver Buruloğlu-Yuda Reyna, Konkordato Hukuku ve Tatbikat, İstanbul, 1968, Sayfa 58)"
Mahkememizce 22/12/2023 tarihi itibariyle davacı şirketler lehine üç ay süre ile geçici mühlet kararının verildiği, 19/01/2024 tarihi itibariyle ise davacı gerçek kişi lehine üç ay süre ile geçici mühlet kararının verildiği, 15/03/2024 tarihi itibariyle ise iki aylık geçici mühlet kararının verildiği, akabinde komiserlerin görevlerine devam ettiği sabittir.
Geçici mühletin devam ettiği aşamada, mahkememizce oluşturulan 22/12/2023 tarihli tensip tutanağı çerçevesinde rapor hazırlayan konkordato komiser heyeti 04/03/2024 tarihli raporda "Mahkemece geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilme üzerine, 28.12.2024 tarihinde şirket merkezine gidilerek, öncelikle toplantı yapıldığı; toplantıda öncelikle, şirketin faaliyet alanı, şirketin yönetim yapısı ve şirketi konkordato başvurusunda bulunmaya iten sebepler hakkında bilgiler alındığı, daha sonra komiser heyetinin yetki, görev ve sorumlukları ve sürecin işleyişi hakkında bilgilendirmede bulunulduğu, toplantı sonrası heyetçe alınan kararların tutanak haline getirilerek şirket yetkililerinden imzaların alındığı, şirketlerin yaptığı ödemeler konusunda, bir yandan şirketlerin işletme faaliyetinin devamlılığının sağlanabilmesi bir yandan da alacaklıların korunması esaslarından hareketle, Mahkemece verilen onay görevi çerçevesinde geçici komiser heyetince nezaretinde olduğu, şirket yetkilisinden alınan bilgi, yapılan tespitler ile sunulan belgelere ve ... Şirketinin merkezinde yapılan incelemeye göre, şirketlerin her ne kadar fabrika binası halen daha faal durumda olmasa da ticari anlamda faaliyetlerinin devam ettiği, çalışma kabiliyetini kaybetmediği; demirbaş, tesis makine cihazları ile mevcut çalışma düzenini koruduğu, 31.01.2024 tarihi itibariyle Murat International Şirketinde I(bir), ... Şirketinde 101 (yüz yirmi) civarında çalışanının bulunduğu, "bir önceki raporda ... Şirketinin ... adresinde bulunan ve sakız üretimin yapıldığı fabrikaya 19.01.2024 tarihinde ziyaret yapıldığı, fabrika binası şirket yetkilileri ile birlikte gezilmesi esnasında fabrika elektriklerin kesik olması nedeniyle kapalı olduğu ve şirket personellerin olamadığı, bunun nedeninin şirket yetkilileri tarafından şirket ortağı ...'nin borçları nedeniyle yapılan takip sonucu elektrik panolarının haciz edilmesinden kaynaklandığı ve anılan ortak adına da mühlet kararı alınması ile birlikte faaliyet devam ettirilmesi için hukuki mücadelenin verildiğinin raporlandığı, gelinen aşamada ise hukuki mücadele sonucunda Mahkemece haczedilen malların haczi yapılan menkullerin, üzerindeki hacizler baki kalmak üzere davacı ...'e yediemin olarak ve tedbiren teslimine karar verildiği, bahse konu karar üzerine haczedilen menkul malları teslim alındığı, ancak halen daha fabrikanın çalışabilir duruma gelmediği, dava dosyasının “vade konkordatosu” niteliğinde olup, şirketler itibariyle kapsama giren borçların tamamının 2025 yılının başından itibaren 48 ay vadede (eşit taksit halinde) yılda, faizsiz, hiçbir icra takip ile ferisi ve çek tazminatı ödenmeksizin borçların ödenmesinin teklif edildiği, ödemeler bu konkordatonun tasdikine bağlı olup, konkordatonun tedbir kararının alınması halinde yaşanacak iyileşme ile birlikte ödemelerde de bir iyileştirme yapılabileceğinin teklif edildiği, borçlu şirketlerin borçlarına ve bunları ödenmesine yönelik gösterilen kaynakların raporun 11.4.bölümünde belirtildiği gibi olduğu, ilk incelemelerde şirketlerden kaydi değerlere göre hazırlanmış bilançoya göre Murat International Şirketinin borca batık durumda olmadığı, ancak ... şirketinin ciddi tutarda borca batık olduğu, bununla birlikte borca batıklığın, TTK m.376/1HI hükmüne göre, aktiflerin (emtia, taşıt, demirbaş, tesisat vb) muhtemel satış fiyatları (rayiç değerleri) nazara alınarak düzenlenecek ara bilançoya göre tespit edilebileceği, rayiç değerlere göre şirket ve kişilerin borca batık olup olmadığını saptamak için, borçluların tüm mal varlıklarının rayiç değerlerinin bilirkişi vasıtasıyla tespit ettirilmesi gerektiği, bunun için Mahkemenin bilgisi dahilinde bilirkişi görevlendirmelerinin yapıldığı, mal varlıklarının rayiç değerlemelerinin tespitinin geçici mühlet içerisinde tamamlanmasının hedeflendiği, ancak iş bu rapor tanzim tarihine bilirkişi değerleme raporlarının henüz dosyaya ibraz edilmediği, raporun önceki bölümlerinde belirtildiği üzere ön projelerde eksikliklerin bulunması, bazı hesaplarda yer alan tutarların (duran varlıklar ile devreden KDV tutarının rayiç değerinin makul hesaplanmaması, proforma finansal tablo hesaplarının düzeltilmesi, borç ödeme kaynaklarının somutlaştırılması vb) yer verilmemesi vb nedenle kaydi bilanço verilerine temkinli yaklaşılması gerektiği, bu kapsamda ilk intiba olarak konkordato ön projesinde yer alan teklifin ciddi revize edilmesi gerektiği, gelinen aşamada borçlu şirketlerin rayiç değerlere göre şirket ve kişilerin borca batık olup olmadığını saptamak için belirlenen mal varlıklarının değerlemesine ilişkin talep edilen bilirkişi raporlarının henüz dosyaya ibraz edilmemiş olması ve borçluların tüm mal varlıklarının rayiç değerlerinin bilirkişi borçlu şirketlerce sunulacak revize konkordato projesinin incelenebilmesi ve borçlu şirketlerin faaliyetlerinin bir müddet daha izlenebilmesi için geçici mühletin iki ay süreyle uzatılabileceği" şeklinde görüş sunmuşlardır.
Akabinde mahkememizce oluşturulan ara karar çerçevesinde rapor sunan konkordato komiser heyeti 09/05/2024 tarihli raporda ise "borçlu gerçek kişi ..., borçlu ... A.Ş.'nin 697,33 hissedarı olan borçlu ...Tic.A.Ş.'nin 49.000.000 TL sermaye ile şirket hisselerinin sahibi olduğu, borçlu şirketlerin raporun önceki bölümlerinde ortaya konulan (özellikle dövizli banka krediler) borçlar nedeniyle konkordato talebinde bulunduğu, söz konusu banka kredi borçlarına karşılık şahsi kefaleti bulunması nedeniyle şirketlerin doğrudan ve dolaylı hissedarı ...'in de borçlu olarak dosyada davacı durumunda olduğu, borçlu şirketlerin ve gerçek şahsın borçlarına ve bunları ödenmesine yönelik gösterilen kaynakların raporun üçüncü bölümünde belirtildiği gibi olduğu, dava dosyasının "vade konkordatosu" niteliğinde olup, şirketler itibariyle kapsama giren borçların tamamının 2025 yılının başından itibaren 48 ay vadede eşit taksit halinde faizsiz, hiçbir icra takip ile ferisi ve çek tazminatı ödenmeksizin borçların ödenmesinin teklif edildiği, ödemelerin bu konkordatonun tasdikine bağlı olup, konkordatonun tedbir kararının alınması halinde yaşanacak iyileşme ile birlikte ödemelerde de bir iyileştirme yapılabileceğinin teklif edildiği, şirket ön projelerine göre; ... Şirketi'nin borçların ödenmesi için gösterilen kaynakların en önemlisi dış kaynak temini ve ... Şirketi'nin borçların ödenmesi için gösterilen kaynakların en önemli ise ticari faaliyet gelirleri olduğu, gelinen aşamada Murat International Şirketinin bahsedilen dış kaynak temine ilişkin somut veriler ortaya konulmadığı, keza borçlu ... Şirketinin faaliyetlerini yürüttüğü fabrikanın kapalı durumda olması nedeniyle üretim "faaliyetleri gerçekleştiremediği, bununla beraber fabrikanın ne zaman faaliyete geçeceği konusunda şirket yetkilileri tarafından somuf ve net bir takvim sunamadığı, mali kayıtlara göre de her iki şirketin de geçici mühlet boyunca faaliyet gelir/karı ortaya koyamadığı, işbu rapor tarihi itibariyle borçlular tarafından revize edilmesi beklenen ön projelerin dosyaya sunulmadığı, rayiç değerli bilançolara göre hem Murat International Şirketinin hem de ... Şirketi'nin borca batık durumda oldukları; ancak TTK 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğe göre de” 'sadece ... Şirketi'nin borca batık durumda olmadığı; borçlu ...'in mevcut mal varlığının sorumlu olduğu borç toplamını karşılayamayacak durumda olduğu, gelinen aşamada bahsedilen sebep ve açıklarmalara dayanılarak -borçlu ...A.Ş., borçlu ... A.Ş. ve borçlu ... (Birleşen Dosya Davacısı) yönünden kesin mühlete geçilmesinin uygun olmadığı kanaati hasıl olduğu" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Konkordato komiser heyetinin sunmuş olduğu rapor sonrası ise mahkememizce oluşturulan 05/06/2024 tarihli ara kararda ise "davacı şirketler borca batık ise, borçlu şirketlerin malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması halinin mevcut olup olmadığı ve TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre bu durumun ne olduğu, gerektiği takdirde keşif yapılarak kayıtlardaki malvarlığının rayiç tespitinin yapılması, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak borca batıklık bilançosunun hazırlanması, bu çerçevede yargılama safhasındaki olumlu gelişmelerin dikkate alınması, akabinde batıklığa dair konkordato komiser heyetinin 09/05/2024 tarihli raporuna iştirak edilip edilmediğinin açıklanması, konkordato komiser heyetinin borca batıklığa dair raporu ile sonuç açısından farklılık arz eden bir durum var ise çelişki var ise açıklanması, ayrıca bir an için batıklık olmasa dahi davacı olan şirketlerin malvarlığının korunması için İİK m.292/f.1 bend (a) hükmü gereği iflasın açılmasında mali, işletmesel ve teknik açıdan gereklilik olup olmadığının dahi irdelenmesi, bu noktada duruşma sırasında davacı şirketler temsilcisi ile vekilinin her iki şirket hakkında iflas kararı verilmesi yönündeki taleplerinin dahi yukarıda açıklamalar çerçevesinde incelenmesi, hususları ile ilgili bilirkişi kurulunun görevlendirilmesine" karar verilerek bilirkişi görevlendirilmesi yapılmıştır.
Bunun üzerine konusunda ehil SMMM, makine yüksek mühendisi, aynı zamanda marka değerleme uzmanı olan, finans konusunda ehil akademisyen bilirkişi ve gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulunun 11/07/2024 tarihli rapor içeriğine göre "davacı borçlu ... Gıda firması yönünden; rapor içerisinde açıklandığı şekilde tanzim edilmiş olan 31/03/2024 tarihli rayiç değer bilançosuna göre şirketin mevcut ve alacakları toplamının 263.994.850,61
TL olduğu, borçları toplamının 446.835.535,54 TL olduğu, 182.840.684,93 TL tutarında borca batık bulunduğu, şirketin konkordato dosyasına ve komiser heyetine sunduğu ve komiser raporlarında yer verilen mali verilere göre TTK’nın 376.maddesi uyarınca çıkartılan Tebliğ uyarınca sağlıklı bir hesaplama yapılamadığı, bununla birlikte komiser heyetinin Tebliğ uyarınca yapmış olduğu hesaplamaya göre şirketin öz varlığının + 51.820.691,39 TL olduğunun ve borca batık olmadığının anlaşıldığı, borca batıklık tebliği uyarınca şirketin borca batık durumda olmadığı hesaplansa dahi şirketin 2023 yılında kayıtlı sermayesinin sekiz katı oranında 2024 yılında ilk üç ayda ve konkordato tedbirlerine rağmen kayıtlı sermayesinden fazla zarar ettiği, komiser raporları içerisinde yer verilen faaliyet ve mali verilerinden faaliyetlerin devamı halinde zararın devam edeceği ve kaçınılmaz olduğu anlaşıldığından şirketin faaliyetlerinin devam etmesi suretiyle
oluşması kuvvetle muhtemel gözüken zararlar sebebiyle mal varlıklarının daha fazla azalmasına sebebiyet vermemesi ve tüm alacaklıların daha fazla bir oranda ve miktarda alacaklarına kavuşabilmesi açısından nihai takdiri tamamen Mahkemeye ait olmak üzere İİK m. 292/I – a maddesi gereğince iflasın açılmasında fayda bulunduğu, davacı borçlu ... firması yönünden; rapor içerisinde açıklandığı şekilde tanzim edilmiş olan 31/03/2024 tarihli rayiç değer bilançosuna göre şirketin mevcut ve alacakları toplamının 1.151.823,26 TL olduğu, borçları toplamının 321.981.844,05 TL olduğu, 320.830.020,79 TL tutarında borca batık bulunduğu, komiser raporlarında yer verilen mali verilere göre TTK’nun 376.maddesi uyarınca çıkartılan tebliğ uyarınca sağlıklı bir hesaplama yapılamadığı, bununla birlikte komiser heyetinin tebliğ uyarınca yapmış olduğu hesaplamaya göre 93.748.130,50 TL tutarında borca batık durumda olduğunun anlaşıldığı, ayrıca komiser heyetinin şirketin bağlı ortaklığı olan diğer davacı şirketin borca batıklık tebliğine göre hesaplamış oldukları öz varlık miktarını dikkate alarak yapmış olduğu hesaplamaya göre ise 41.927.439,11 TL tutarında borca batık durumda olduğunun anlaşıldığı, şirketin her halde borca batık durumda bulunduğu, zaten borca batık olmakla birlikte yukarıda diğer davacı şirket için açıklanan aynı gerekçelerle iş bu davacı borçlu şirket için de mal varlığının korunması için iflasın açılmasında fayda bulunduğu, davacı borçlu ... yönünden; konkordato komiser raporları içeriklerinden iflas tabi kişilerden olmadığı anlaşıldığından ve Mahkemece de herhangi görev verilmediğinden gerçek kişi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı" şeklinde görüş bildirmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun m.292/f.1 hükmü iflasa tâbi borçlu hakkında verilen geçici veya kesin mühletin hangi şartlarda kaldırılarak iflasının açılacağını dört bent halinde düzenlemektedir. Buna göre:
"a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.
d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse" borçlunun iflasına re'sen karar verilebilecektir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 292'nci maddesinin birinci fıkrası, madde gerekçesinde de belirtildiği gibi borçlunun mali durumunun düzeltilmesinin mümkün olup olmadığı veya tasdikin sağlanıp sağlanamayacağı noktaları dikkate alınarak yorumlanmalıdır. Öğretide de benimsendiği gibi işletmenin devamına izin verilmesi önemli ve hissedilir ölçüde aktifleri azaltıyor ve/veya pasifleri arttırıyorsa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü mümkün olmayan bir varlık-borç dengesizliğine yol açma ihtimalini gösteriyorsa iflas açılmalıdır.(Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku, 2018, Ankara, m.292, no.8)
Ne var ki iflasın derhal açılması "son çare" olmalıdır. Eğer daha uygun tedbirlerle maddede gösterilen riskler aşılabiliyorsa o tedbirlerin uygulanması tercih edilmelidir (Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku,2018,Ankara, m.292, no.8)
Hal böyle olunca konkordatonun ana amaçlarından birisi alacaklıları iflasa göre alacaklarını daha uygun şartlarla tahsil edebilmeleri noktasında gerekli şartların oluşturulması,ayrıca işletmenin faaliyetlerine mümkün olduğu takdirde devam etmesi,bu çerçevede konkordato projesinin başarıya ulaştırılması olduğu göz ardı edilemez.
Yine konkordato talep eden davacıların konkordato talep ederken alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmelerinin engellenmesi amacıyla 2004 sayılı İİK m.292/f.1-bend(c) hükmü ile kanun koyucu açıkça düzenleme yapmış, borçluların alacaklıların zarara uğratma amacı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda bu durumu kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddi ve hatta davacı borçlu tacir ise iflas nedeni dahi saymıştır.Bu noktada kanun koyucunun, konkordato talep eden davacılar lehine İİK m.294 hükmünde belirtmiş olduğu takip yasağı başta olmak üzere birçok lehe düzenlemeler getirmiş olması karşısında bu hükümlerin uygulanmasının davacı borçlular tarafından talep olunması imkanının kötüye kullanılmaması da esastır.
Özellikle konkordato ile alacaklılar,iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan ve dolayısı ile daha fazla ölçüde alacaklarını elde ederler. 4949 sayılı Kanun ile 2003 yılında yapılan değişiklik sonucunda «alacaklılara da konkordato işlemlerine başlatılmasını isteme hakkı» tanınarak «borçlu ile alacaklılar» arasında eşitlik sağlanmış, başka bir deyişle bu suretle konkordatoda «borçlu ile alacaklıların menfaatleri eşit olarak» gözetilmiştir. Bu eşitliği bozmaya yönelik her türlü çabanın,hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı irdelenmelidir.
Bu durumda kanunun konkordato talep eden davacı borçluya,konkordato talep etme ve kanunun kendisine tanıdığı imkanlardan yararlanma imkanını kayıtsız,şartsız ve sınırsız olarak verdiği kabul olunamaz. Zira yukarıda açıklandığı,üzere hakkın kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hakim, yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu,objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde doldurmak zorundadır. Konkordato kurumu açısından kanun boşluğu olmak bir tarafa,kanun koyucu açıkça alacaklıları zarara uğratma amacına dönük konkordato taleplerinin engellenmesi yönünde de açık düzenleme getirerek konuya dikkat çekmiştir.
Geçici mühletin devam ettiği aşamada sunulan konkordato komiser heyetinin raporları ve ayrıca bilirkişi kurulu raporu dikkate alındığında, davacı borçlu ... Şirketi şirketinin rayiç değerlere göre borca batık olmadığı açık olsa da 2024 yılının ilk üç ayında ise alınan tedbirlere rağmen 2023 yılındaki kayıtlı sermayesinin sekiz katı oranında olmak üzere kayıtlı sermayesinden dahi fazla zarar ettiği, şirketin faaliyetinin devamı halinde dahi zararının kaçınılmaz olduğu, şirketin faaliyetlerine devam etmesi halinde kuvvetle muhtemel gözüken zararlar sebebiyle mal varlığının daha fazla azalmasının söz konusu olacağı, bu suretle iflasın açılmasında fayda bulunduğu açık şekilde anlaşılmaktadır.
Öte yandan diğer davacı borçlu ... Şirketi şirketinin rayiç değerlere göre zaten borca batık olduğu, dış kaynak temini için herhangi bir bilgi ve belgeye ise yer verilmediği, bu noktada somut herhangi bir verinin ortaya konulmadığı, hatta revize edilmesi gereken ön projelerin dahi sunulmadığı, şirketin mali durumunda herhangi bir düzelmenin değil olumsuz yönde gidişatın artarak devam ettiği, borca batık olan ve faaliyetlerine devam edemeyen şirket açısından iflâs kararı verilmesinde gereklilik bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacı şirkete bağlayacak somut bir önerinin mühletin sona erdiği son güne kadar dahi ortaya konmadığı gibi sermaye artışına ait kaynağın davacı borçlu şirket yönünden nereden ve nasıl bulunacağı noktasında somut bir gerekçenin dahi belirtilmediği açıktır.
Davacı gerçek kişinin ise konkordatoya ilişkin tüm projeleri, komiser raporlarında da açıkça belirtilmiş olduğu üzere kefil olduğu borçlu şirketin başarıya ulaşmasına bağlı tutulmuştur.
Davacı olan, aynı zamanda adı geçen şirketlerin temsilcisi konumunda olan gerçek kişi ... iflasa tabi kişilerden olmayıp, davacı gerçek kişinin konkordato talebinin başarıya ulaşması tamamen şirketlerin mukadderatına bağlı konumundadır. Zaten davacı ...'in halihazırdaki mevcut mal varlığının sorumlu olduğu borç toplamını karşılayamadığı tespit olunmuştur. Davacı gerçek kişi yönünden ortaya konulan revize projenin başarıya ulaşamayacağı gerek konkordato komiser heyeti raporları ile gerekse bilirkişi kurulu raporları ile sabittir. Davacı gerçek kişi, banka kredi borçlarına karşılık şirketlerine şahsi kefaletleri olan kişi konumunda olup şirketlerin iflasları durumunda davacı gerçek kişi yönünde dahi konkordatonun tasdiki mümkün değildir.
Buna göre gerek davacı şirketler gerekse gerçek kişi yönünden talep irdelendiğinde davacı şirketler hakkında iflas kararı verilmemesi durumunda faaliyet zararlarının artacağı, nitekim arttığı, hatta mevcut hali ile ileride adi alacaklıların alacaklarını alma ihtimalinini dahi büyük risk taşıdığı, bu yöne ilişkin finansal, muhasebesel açık verilerin belirtildiği göz önünde tutulduğunda davacı şirketlerin dayanmış oldukları ön projenin finansal, işletmesel olarak gerçekleşemeyeceği, daha önemlisi konkordatonun başarıya ulaşmayacağı kabul edilmelidir. Kaldı ki mevcut taahhütlere ve aradan geçen süreye rağmen sermaye taahhütleri yerine getirilmemiş, somut ve ciddi hiçbir adım atılmamıştır. Zaten bu nedenle de konkordato komiserleri ve bilirkişi kurulu ısrarlı şekilde konkordato projesinin başarıya ulaşmayacağını davacı şirketler yönünden belirtmişlerdir. Bu haliyle geçici mühletin davacı şirketler yönünden devamı ve akabinde kesin mühlete geçilmesi kanun koyucunun öngördüğü düzenlemelere ve kanun koyucunun amacına aykırıdır.
Öte yandan davacı ... Şirketi şirketinin rayiç değere göre borca batık olması önem arz etmemektedir. Zira İİK m 292'de yazılı "...İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir" şeklindedir. O halde aynı maddenin (a), (b) ve (c) fıkraları bakımından borçlunun iflasına karar verilmesi için borca batık durumda olmasına gerek bulunmamaktadır. Bu fıkralardaki koşullardan birisi gerçekleştiğinde mahkeme iflasa tabi borçlu bakımından re'sen iflasa da hükmedilebilecektir. Buna göre şirketin iflasın açılmasında gereklilik bulunduğu anlaşıldığından ve ilgili hükme göre şirket yönünden iflas kararı verilmesi gerekmektedir.
Adı geçen şirketler yönünden artık iflas "son çaredir". Adı geçen şirketler yönünden somut olayın özellikleri karşısında iflas kararı verilmesi zorunluluk arz etmektedir. Şirketlerin devam etmesi durumunda yukarıda belirtilen olumsuz sonuçlar ortaya çıkacak, alacakların tahsili de muhasebesel ve finansal olarak daha da zorlaşacaktır.
Sonuçta istemde her iki borçlu şirketin temsilcisi duruşmaya davet edilmiş, beyanı alınmıştır. Buna göre davacı asil gerçek kişi ... kendi adına asaleten ve şirket adına ise temsilen şirketlerin çalışmadığını, şirketler hakkında iflas kararı verilmesini bizzat ve açıkça beyan etmiştir. Şirketlerin çalışmaması, işin terk edildiği gerçeği karşısında konkordatonun tasdiki mümkün görülemez. (Yargıtay 6.HD 2022/1481E. 2022/2121K.sayılı kararı)
Nitekim Yargıtay dahi konkordato talep eden şirket batık olması ve konkordato projesinin tasdiki mümkün olmadığında ve şartları oluştuğu takdirde iflas kararı verilebileceğini benimsemekte (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı), borca batık olan şirket yönünden iflas kararı verilmesinin gerektiği (Yargıtay 6.HD...E. ...K.sayılı kararı) yönünde uygulaması devam etmektedir. Öte yandan İİK m.292/f.1-bend (b) fıkrasındaki koşulun dahi somut olayda olduğu üzere gerçekleşmesi halinde batık olmayan şirket hakkında iflas kararı verilmesinin açıklanan fiili koşullar ve açıklamalar karşısında Yargıtayca dahi benimsendiği (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı) açıktır. O halde davacı şirketlerden batık olan ve olmayan şirketler hakkında iflas kararı verilmesi Yargıtay'ın uygulaması ile dahi uyumludur.
Yapılan açıklamalar karşısında ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin ... T.C.kimlik numaralı ...'in konkordato talebinin ayrı ayrı reddine, adı geçen davacı şirketler ve gerçek kişi hakkında mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tüm tedbir kararlarının 17/05/2024 günü kaldırılmasına dair ara kararın baki kalmasına, 05/09/2024 günü saat: 16:22'den itibaren konkordato komiserlerinin görevlerine tüm davacılar yönünden son verilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine, konkordato komiserleri ..., ..., ...'nın görevlerine son verildiğinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, davacılardan ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin ayrı ayrı iflasına, 05/09/2024 günü saat: 16:22'den itibariyle...ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin 05/09/2024 günü saat: 16:22'den itibariyle iflasının açılmasına, adı geçen şirket hakkında verilen kararın derhal İstanbul Nöbetçi İflas Müdürlüğüne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, davacı şirketler hakkındaki İflas tasfiyesinin İstanbul İflas Müdürlüğünce basit tasfiye usulüne göre icrasına, adı geçen davacı şirketler hakkında verilen iflas kararının, iflas müdürlüğü tarafından İİK m.166 hükmü çerçevesinde ilan olunmasına, davacı şirketler tarafından ve davacı şirketler adına depo edilen tüm iflas avanslarının ... İflas Müdürlüğüne gönderilmesine, davacı ... T.C.kimlik numaralı ...'in 1.sınıf tacir olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ...ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... T.C.kimlik numaralı ...'in konkordato talebinin ayrı ayrı red olunduğunun, tüm mühlet ve tedbir kararlarının kaldırıldığının, konkordato komiserlerinin görevlerine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Mahkememizin iş ve kadro durumu karşısında gerekçesi sonradan açıklanmak üzere:
-
... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin ... T.C.kimlik numaralı ...'in konkordato talebinin ayrı ayrı reddine,
-
Adı geçen davacı şirketler ve gerçek kişi hakkında mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tüm tedbir kararlarının 17/05/2024 günü kaldırılmasına dair ara kararın baki kalmasına,
-
05/09/2024 günü saat: 16:22'den itibaren konkordato komiserlerinin görevlerine tüm davacılar yönünden son verilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine,
-
Konkordato komiserleri ..., ..., ...'nın görevlerine son verildiğinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine,
-
Davacılardan... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin ayrı ayrı iflasına,
-
05/09/2024 günü saat: 16:22'den itibariyle ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin 05/09/2024 günü saat: 16:22'den itibariyle iflasının açılmasına,
-
Adı geçen şirket hakkında verilen kararın derhal ... Nöbetçi İflas Müdürlüğüne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,
-
Davacı şirketler hakkındaki İflas tasfiyesinin ... İflas Müdürlüğünce basit tasfiye usulüne göre icrasına,
-
Adı geçen davacı şirketler hakkında verilen iflas kararının, iflas müdürlüğü tarafından İİK m.166 hükmü çerçevesinde ilan olunmasına,
10-Davacı şirketler tarafından ve davacı şirketler adına depo edilen tüm iflas avanslarının İstanbul İflas Müdürlüğüne gönderilmesine,
11-Davacı ... T.C.kimlik numaralı ...'in 1.sınıf tacir olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına,
12-... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... T.C.kimlik numaralı ...'in konkordato talebinin ayrı ayrı red olunduğunun, tüm mühlet ve tedbir kararlarının kaldırıldığının, konkordato komiserlerinin görevlerine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına,
13-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, davacıların peşin olarak yatırdığı 269,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
14-Davacılar tarafından harcanan giderlerin davacılar üzerinde bırakılmasına,
15-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve hazır olan alacaklı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
Başkan
Üye
Üye
Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:55