SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/220 E. 2024/544 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/220

Karar No

2024/544

Karar Tarihi

17 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/220 Esas

KARAR NO : 2024/544

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 05/09/2023

KARAR TARİHİ : 17/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava: Davacı müvekkili ...'in, ... Ltd. Şti'nin müdürü olduğunu, müşterileri ... ve ... adına davalıdan 902.000 Euro bedelle satın alınacak ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 840 ada 114 parselde tapuya kayıtlı A Blok 97 numaralı gayrimenkul için 27/05/2022 tarihinde 2500 Euro kapora ödemesi yapıldığını, davalının söz konusu taşınmaz devir ilişkisinin bizzat tarafı olduğunu, taşınmazı anlaşma gereği devrettiğini, kaparonun iade edilmesi gerektiğini bildiği ve üstelik kaparo iadesi için talep dilekçesi isteyen de yine davalının bizzat kendisi olduğunu, müvekkili ile görüşmelerinden anlaşılacağı üzere kaparo iade borcu olduğunun davalı tarafından kabul edildiğini, davalının müvekkile herhangi bir borcu olmadığına dair itirazı tamamen süreci uzatmak adına olup kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin, ödemenin yapıldığı tarihten bu yana iade alacağı için davalıya talepte bulunduğunu, davalının ise ödemenin yapılacağına dair müvekkile sözler verdiğini, ödemenin yapıldığı tarih, enflasyon ve döviz kurundaki değişiklikler nedeniyle müvekkilinin sürekli zarara uğradığını, davalının dayanaksız ve haksız itirazı ile müvekkilinin alacağına kavuşması yine geciktirildiğinden davalının ayrıca kötü niyet tazminatı ödemesi de zorunlu olduğunu, davalarının kabulüne, ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından yapılan davalının haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile takibin devamına, İİK m. 67/2 gereği asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yetkilisi olduğu ... Ltd. Şti. tarafından müvekkili şirkete tamamıyla aynı konuda açılmış olan ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı dosyanın devam ettiğini, aynı konuya ilişkin iki ayrı davanın görülmesinin mümkün olmayacağını, iş bu davanın derdestlik sebebiyle reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ortaya koymuş olduğu iddialarının aksine müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından mevcut olduğu iddia edilen borcun müvekkili şirket tarafından zamanında ifa edildiğini, tapu devir işlemleri gerçekleştiğini, müvekkili şirketin başkaca herhangi bir borcunun olmadığını, davacının iddialarını ispatlayamadığını, devir işleminin 22/09/2022 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkili şirketi ile yaklaşık 6 ay sonra iletişime geçilmesi müvekkili şirkete iade talebinden hemen sonra doğrudan hukuki yollara başvurulacağının ifade edilmesi iyi niyetli hareket edilmediğini ve olmayan bir alacağın tahsilinin amaçlandığını ortaya koyduğunu, davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse davanın esastan reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;

... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası, davacının tacir sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkere cevapları, kaparo ödemesi banka dekont örneği, iade talep formu, whatsapp yazışmaları, tapu sureti celp edilmiş, incelenmiştir.

Dava, taşınmaz satışının gerçekleşmesi için ödenen kaparo tutarının taşınmazın devrinin tamamlandığı halde iade edilmemesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı taraf Mahkememizin görevine yönelik ısrarlı itirazlarda bulunmaktadır.

Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi, bu çerçevede Mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi zorunludur.

Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi Hakim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.

6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.

Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,

6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. TTK gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, kaparo iadesine yönelik eldeki itirazın iptali davasının taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklandığı, taşınmaz satış sözleşmesinin TTK'da bentler halinde sayılan (TTK m.4/1) ya da bu Kanunda (6102 s. TTK) gösterilen yahut diğer Kanunlarda özel olarak düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından işbu davanın, mutlak ticari dava olmadığı açıktır.

Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.

Nispi ticari dava bakımından, davalı ticari şirket olduğundan tacir olmakla birlikte; davacının gerçek kişi olması sebebiyle tacir sıfatının bulunup bulunmadığının araştırılması zorunludur.

Buna göre;

  1. Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,

  2. Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile İŞLETME HESABINA GÖRE DEFTER TUTAN VE BİRİNCİ MADDE DE BELİRTİLENLERİN DIŞINDA KALANLARIN tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ...tarihli...sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 213 Sayılı VUK 177. maddesinde belirtilen hallerden 1. ve 3.bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda belirlenen sınırların yarısını, 2.benddeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.

Davacı ...'in gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, 21/07/2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı BKK. uyarınca esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından ise bu yıllarda verdiği Gelir Vergisi Beyannamesi, eki gelir tablosu ve performans bilgilerinin gönderilmesi ve bu bilgilere göre VUK 171/1 ve 3 no.lu bentlerde ilgili yıl için belirlenen nakdi limitin yarısını, 171/2 no.lu bentte belirlenen nakdi limitin tamamını, ilgili yıl yıllık gayrisafi iş hasılatı tutarı yönünden aşıp aşmadığının araştırılmış, nihayetinde dava tarihi itibariyle davacı ...'in 1. sınıf tacir olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadığı, bu itibarla davacının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının olmadığı anlaşılmıştır. Hatta, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının vergi mükellefiyet kaydının dahi olmadığı, herhangi bir defter tutma mecburiyetinin de bulunmadığı, 10/07/2024 tarihli Vergi Müdürlüğü yazısı uyarınca da tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Hasılı, davacının gerçek kişi tacir sıfatının bulunmadığı belirlenmiştir.

Bu halde, davacının tacir sıfatının bulunmadığı ve nispi ticari dava da söz konusu olmadığından Asliye Ticaret Mahkemesi olarak işbu davada Mahkememizin görevli olmadığı, davaya konu uyuşmazlık bakımından genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu tespit edilmiştir.

Bu aşamada ayrıca vurgulamak gerekir ki;

... 44. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/02/2024 tarihli... E. ... K. s. kararında; "ihtilafın davacı tarafın temsilcisi olduğu acente ile davalının ticari işletmesi arasında oluştuğu" belirtilerek nispi ticari dava bulunduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de; öncelikle davacı gerçek kişidir. Davacı ... ile davalı ... A.Ş. arasında herhangi bir ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru yahut acentelik ilişkisi bulunmamaktadır. Hatta, davacı ... yetkili temsilcisi olduğu dava dışı ... Ltd. Şti. ile davalı ... A.Ş. arasında dahi ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru yahut acentelik ilişkisi yoktur. Davacı ..., dava dışı ... Ltd. Şti. nin sadece yetkili temsilcisi / müdürüdür. Kaldı ki, eldeki davada... Ltd. Şti. davanın tarafı da değildir. Davacı ..., yetkili temsilcisi olduğu şirketten tamamen bağımsız olarak ve yine tamamen gerçek kişi olarak kendi adına ve hesabına dava ikame etmiştir. Dolayısıyla, görevsizlik kararında belirtilen aksine dava dışı şirket adına yapılan bir işlem/ kaparo ödemesi olmadığı gibi, davacının acente olması gibi bir durum da zaten mevcut değildir. Öte yandan, görevsizlik kararının içeriğinde davanın nispi ticari dava olduğu, her iki tarafın tacir olmasının zorunlu olduğu yazıldığı halde, davacı ...'in gerçek kişi tacir sıfatı dahi araştırılmadan görevsizlik kararı verilmiştir. Diğer taraftan, davacı hem dava dilekçesinde hem de 10/10/2023 tarihli cevaba cevap dilekçesinde ısrarla "davalıya yapmış olduğu ödemeyi yetkili temsilcisi olduğu dava dışı ... Ltd. Şti. adına değil, aksine taşınmazı satın alan kişilerle aralarındaki dostluk ilişkisi sebebiyle kendisi adına ve şahsi hesabından yapıldığını" açıkça ve defaten belirtilmektedir. Nitekim, kaparo ödemesinin yapıldığı banka dekontu incelendiğinde, ödemeyi davacı ...' in kendisi adına ve hesabına yaptığı sabit olup, kaparonun davalı taraftan iadesini de yine ... olarak kendisi adına ve hesabına yapmıştır. Son olarak, celp edilen ticaret sicil kayıtları uyarınca görevsizlik kararının (her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği) tersine, davacının gerçek kişi olarak herhangi bir ticari işletmesi dahi bulunmamaktadır.

Yapılan açıklamalar karşısında; eldeki itirazın iptali davasının TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava bakımından her iki tarafın tacir olmasının zorunlu olduğu, ancak davacı ...'in tacir sıfatının bulunmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş ise de; yukarıda daha kapsamlı olarak ifade edilen tüm hususlar saklı kalmak kaydıyla kısaca huzurdaki davada ...'in gerçek kişi olarak davacı olduğu, yetkilisi bulunduğu şirketin işbu davada taraf sıfatının bulunmadığı, davacının ise tacir olmadığı, sicil kayıtları uyarınca ticari işletmesi dahi bulunmadığından uyuşmazlığın davacı gerçek kişinin ticari işletmesinden kaynaklandığının da kabul edilemeyeceği, nihayetinde mutlak veya nispi ticari dava bulunmadığından TTK 4. maddesi uyarınca Mahkememizin görevli olmadığı, aksine davaya bakmakla görevli mahkemenin genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu tespit edilmiş, açıklanan nedenlerle 6100 s. HMK 114/1-c ve HMK 115/2. madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine ve karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere );

  1. HMK 114/1. c. ve HMK 115/2. madde hükümleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE. Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,

  2. Mahkememizin görevsizliğe ilişkin davanın usulden reddine yönelik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde, öncesinde İstanbul 44. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı sebebiyle dosya mahkememize tevzi edilmiş olduğundan iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkacağından görevli mahkemenin tespiti ve merci tayini için dosyanın İstanbul BAM ilgili daire başkanlığına resen gönderilmesine,

  3. Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine,

Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/07/2024

Katip

Hakim

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

NiteliktekiistanbulHizmetİtirazınİptali(TicariSözleşmesindenhükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim