SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/829 E. 2024/530 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/829

Karar No

2024/530

Karar Tarihi

10 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/829 Esas

KARAR NO : 2024/530

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 20/12/2023

KARAR TARİHİ : 10/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen Gözetim ve Kontrol Hizmetleri Sözleşmesi'ne dayalı olarak davacı şirket tarafından davalı şirkete ait ... adresinde bulunan tesislerin, çevre ve alanlarının gözetim ve kontrol hizmetinin sağlanması hususunda davalı şirkete hizmet verildiğini, davacı şirketin davalı şirkete verdiği hizmet süresince hizmetlerinin karşılığı cari hesap şeklinde çalışıldığı, hizmet karşılığı davalı şirkete fatura tanzim edilerek talep edildiğini, davacı şirket tarafından üstlenilen hizmetin taraflar arasındaki anlaşma ve iyi niyet kurallarına uygun olarak yerine getirildiğini, sunulan hizmet nedeniyle 31/07/2023 tarih ve ... numaralı 38.214,80 TL bedelli, 24/08/2023 tarih ve ... numaralı 76.653,99 TL bedelli, 22/09/2023 tarih ve ... numaralı 7.653,99 TL bedelli, 25/10/2023 tarih ve ... numaralı 42.991,28 TL bedelli faturaların tanzim edildiğini, ancak düzenlenen fatura bedellerinin davalı şirket tarafından sözleşmede kararlaştırılan doğrultuda ve zamanında ödenmediğini, davalı şirketin hizmet karşılığı olan hak ediş alacaklarını ödememesinden dolayı davacı şirkete karşı borçlu olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında yukarıda belirtilen fatura bedellerine ilişkin 05.10.2023 tarihli bir borç mutabakatının da bulunduğunu, taraflar arasındaki yazılı mutabakat gereğince davalı şirketin davacı şirkete borçlu olduğunu kabul ettiğini, mutabakat gereğince davacının davalı şirketten alacaklı olduğu, yine aynı mutabakat gereğince davalının ödenmeyen fatura bedelleri itibariyle temerrüde düştüğü, davacı şirketin faturalardan kaynaklı olarak bakiye 88.890,15 TL cari hesap alacağının bulunduğunu, bakiye alacağının tahsili amacıyla ... 5. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu durum üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşmaya varılamadığını, davalı tarafın aldıkları hizmetin bedelini ödemedikleri gibi söz konusu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibin durmasına neden olduklarını, davacı şirketin, davalı nezdinde olan alacağının likit bir alacak olduğunu, bu nedenle davalı tarafından yapılan haksız itiraz nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, davanın kabulü ile ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte takibin devamına, haksız itirazı ile likid bir alacağa dayalı takibin durmasına neden olan davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Cevap: Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.

Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;

... 5. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası, taraflar arasında akdedilen 14/07/2023 tarihli Gözetim ve Kontrol Hizmetleri Sözleşmesi, fatura suretleri, mutabakat metni, cari hesap ekstresi, BA-BS formları, vergi kayıtları, ticari defter ve belgeler celp edilmiş, incelenmiştir.

Dosya, SMMM - Muhasebe, Finans Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 11/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "...Davaya konu asıl alacak yönünden; davacının takip tarihi itibari ile davalı taraftan takipte talep edilen asıl alacak tutarı olan 88.890,15 TL alacaklı olacağı, faiz talebi yönünden; davacının takip öncesi faiz talebinde bulunmadığı, ancak, Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı kanaatlerine varılmıştır..." şeklinde rapor sunulmuştur.

Dava, ticari hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan ve açık hesap usulü işleyen cari hesap ilişkisi kapsamında cari hesap ve faturalardan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

... 5. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasında yapılan incelemede; takip alacaklısının davacı, takip borçlusunun ise davalı olduğu, davacının 88.890,15 TL cari hesap alacağı için davalı borçlu hakkında 30/10/2023 tarihinde ilamsız icra takibinde bulunduğu, davacının takip talebinde alacağın dayanağı olarak taraflar arasında imzalanan mutabakat belgesine dayandığı görülmüştür.

Hemen belirtmek gerekir ki, takip dayanağı olan mutabakat metninde, davalı şirketçe karşılıklı olarak cari hesapların 22/09/2023 tarihi itibariyle 192.522,38 TL alacak bakiyesi verdiği, bu tutarda mutabık olduklarını davacıya beyan ve ikrar etmiştir.

Ayrıca, davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresi ve muavin dökümlerden, taraflar arasında 22/09/2023 tarihi itibariyle 192.522,38 TL alacak için mutabakat metni imzalandıktan sonra davalı taraf, 06/10/2023 tarihinde 50.000 TL, 10/10/2023 tarihinde 8.955 TL, 10/10/2023 tarihinde 29.093,00 TL, 10/10/2023 tarihinde 28.575,51 TL ve 13/10/2023 tarihinde 30.000 TL ödemelerde bulunmuş, bununla birlikte davacı tarafından düzenlenen 25/10/2023 tarihli ve 42.991,28 TL bedelli son fatura uyarınca nihayetinde takip tarihi itibariyle cari hesabın bakiyesinin 88.890,15 TL olduğu belirlenmiştir.

Taraf şirketler arasında 14/07/2023 tarihinde Gözetim ve Kontrol Hizmetleri sözleşmesi imzalanmıştır. İşbu sözleşmenin süresi 5. maddede 17/07/2023 - 17/07/2024 tarihleri arasında 1 yıl olarak tayin edilmiştir. Davacı hizmet veren, davalı ise hizmet alan olarak gösterilmiştir. Bu itibarla, sözleşmenin 2. maddesi uyarınca davacı taraf "..." adresinde bulunan davalı şirkete ait tesislerin çevre ve alan kontrolü ile gözetim hizmetleri vermeyi taahhüt etmiştir. Bu hizmet karşılığında davalı, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca belirlenen hizmet bedelini yine anılan sözleşmede gösterildiği şekilde davacıya ödemeyi beyan ve kabul etmiştir.

Değinilen hususlar hakkında herhangi bir çekişme bulunmamaktadır.

Taraflar arasında ticari hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan akdi ilişkinin varlığı, açık hesap usulü işleyen cari hesap ilişkisinin mevcudiyeti ve faturalar ile cari hesaptan doğan bakiye alacağın miktarı noktasında da ihtilaf bulunmamaktadır.

Davacı, gözetim hizmeti verildiği halde bakiye alacağın ödenmediğini iddia etmektedir.

Davalı, süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığından yasal olarak davacının ileri sürdüğü vakıayı inkar eden konumundadır (HMK 128).

Esasa ilişkin açıklamalara geçilmeden evvel, davalı taraf yasal cevap süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde gözetim hizmetinin ayıplı olarak verildiğini / ifa edildiğini, hizmet verilen alanda iki kez hırsızlık olayının meydana geldiğini ve zarara uğradığını, bu nedenle bakiye cari hesap alacağından sorumlu olmadığını savunmuştur.

Hemen belirtmek gerekir ki, Mahkememizin 05/01/2024 tarihli Tensip Zaptının (2) numaralı ara kararı ile davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu taraflara bildirilmiş ve tebliğ edilmiştir. Nitekim, dava dilekçesi ile birlikte tensip zaptında yer alan diğer tüm ihtarlar da 10/01/2024 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş, ancak davalı vekili yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Bu çerçevede, davalı süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığından tekrar vurgulamak gerekir ki, yasal olarak davacının ileri sürdüğü vakıayı inkar eden konumundadır, bu suretle ancak inkar çerçevesinde savunma yapabilir. Doalyısıyla, davalı taraf edimin ayıplı ifa edildiği savunmasını ileri süremez / dinlenmez. Bilindiği üzere, basit yargılama usulünde iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (HMK 319). Bu çerçevede, davalının gözetim hizmetinin ayıplı olarak verildiği beyanı, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamındadır. Kaldı ki, davacı vekili hem 13/03/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında hem de 26/06/2024 tarihli dilekçesinde, yasal süre içinde cevap dilekçesi sunulmadığından ayıplı ifaya yönelik iddiaların savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına tabi olduğunu ve açıkça muvafakatlerinin de olmadığını beyan etmiştir.

Davacı ticari hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalıdan açık hesap usulü işleyen cari hesap ve faturalar sebebiyle alacaklı olduğunu iddia ettiğine göre, TMK 6. ve HMK 190. madde hükümleri uyarınca alacağını ispatla yükümlüdür. Başka bir anlatımla ispat külfeti, davacının üzerindedir.

Davacı tarafından delil olarak bildirilen tüm belge ve kayıtlar celp edilmiştir.

Akabinde, tarafların ticari defterleri ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

Mali bilirkişi tarafından sunulan 11/06/2024 tarihli raporda belirtildiği üzere ; hem davacının hem de davalının ticari defterlerinin HMK 222/1,4. ve 6102 s. TTK 64/3.maddeleri uyarınca açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defterlerin muhasebe ilkelerine uygun tutulduğu, defterlerin sahipleri lehine delil olma vasfının bulunduğu, davacının ticari defter ve belgeleri uyarınca takip tarihi itibariyle davalıdan 88.890,15 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve belgeleri uyarınca takip tarihi itibariyle davacıya 88.890,15 TL borçlu olduğu, başka bir anlatımla tarafların ticari defter ve belgelerinin karşılıklı olarak birbirini teyit ettiği, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, herhangi bir farklılığın söz konusu olmadığı, bu suretle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 88.890,15 TL alacaklı olduğu anlaşılmış, davacı ticari defter ve belgelerle alacağını ispatlamamıştır.

Savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında esasen dinlenmesi mümkün olmamakla birlikte, eksik inceleme ve tahkikat içermemesi bakımından davalının ayıplı ifaya yönelik beyanlarına karşı ayrıca tartışma ve değerlendirme yapılmış, gerekçe oluşturulmuştur. Şöyle ki:

Davalı, gözetim hizmetinin ayıplı olarak verildiğini / ifa edildiğini, hizmet verilen alanda iki kez hırsızlık olayının meydana geldiğini ve zarara uğradığını, bu nedenle bakiye cari hesap alacağından sorumlu olmadığını savunmuştur.

Uyuşmazlığın temeli, davacı tarafından verilen gözetim hizmetinin ayıplı olup olmadığı ile davalının bakiye cari hesap alacağından sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Koruma ve gözetim hizmetinin verildiği adreste, 24/09/2023 ve 02/11/2023 tarihinde iki kez hırsızlık olayı yaşandığı, 24/09/2023 tarihli olayda cevap dilekçesine ekine sunulan ifade tutanaklarından hırsızlık olayının daha sonra fark edildiği, bununla birlikte 02/11/2023 tarihli olayda davacı şirket çalışanın hırsızları fark ederek bağırması ve hırsızların kaçması sonucunda herhangi bir çalınan eşyanın olmadığı belirlenmiştir.

Taraf şirketlerin vergi kayıtları ile BA - BS formları ayrı ayrı celp edilmiş, 24/09/2023 tarihli hırsızlık olayından sonrasında dahi davacı tarafından düzenlenen tüm hizmet faturalarının davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının bu faturalara karşı herhangi bir itirazının olmadığı, iade faturası da düzenlemediği, aksine faturaları kabul ettiği ve ticari defterlerine işlenmek üzere Maliyeye BA bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Nitekim, karşılaştırmalı incelemede faturaların her iki tarafın BA -BS formlarında karşılıklı olarak yer aldığı ve birbirini teyit ettiği, herhangi bir farklılık ve mutabakatsızlık bulunmadığı belirlenmiştir. Bu çerçevede ifade etmek gerekir ki, davalının hizmetin ayıplı ifa edldiği yönündeki savunmalarının rağmen faturalara karşı herhangi bir itirazı, çekincesi, iadesi yahut ihtirazı kaydı bulunmamaktadır.

Her iki tarafın ticari defter ve belgeleri ayrıca karşılıklı olarak incelenmiş, nihayetinde mali bilirkişi tarafından sunulan 11/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının kendi kayıtları uyarınca takip tarihi itibariyle davalıdan 88.890,15 TL alacaklı olduğu, davalının kendi kayıtları uyarınca takip tarihi itibariyle davacıya 88.890,15 TL borçlu olduğu, hasılı davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarının birbirini teyit ettiği, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, nihayetinde tarafların ticari defter ve belgeleri uyarınca davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 88.890,15 TL alacaklı olduğu sübuta ermiştir / ispatlanmıştır. Davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresi ve muavin dökümlerden ve mali bilirkişi raporunda yapılan tespitlerden, 24/09/2023 tarihli hırsızlık olayından sonrasında dahi davalı tarafın 06/10/2023 tarihinde 50.000 TL, 10/10/2023 tarihinde 8.955 TL, 10/10/2023 tarihinde 29.093,00 TL, 10/10/2023 tarihinde 28.575,51 TL ve 13/10/2023 tarihinde 30.000 TL ödemelerde bulunduğu, yaptığı ödemeler hakkında herhangi bir çekince yahut ihtirazı kayıt koymadığı, ticari defter ve belgelerde bu yönde davalı lehine herhangi bir şerhin veya kaydın olmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki davalı bu ödemeler dışında, hırsızlık olayı sebebiyle ayıplı ifa savunmasına rağmen, hırsızlık olayından sonra davacı tarafından düzenlenen 25/10/2023 tarihli ve 42.991,28 TL bedelli son faturaya dahi itiraz etmemiş, aksine bu faturayı da kabul ederek ticari defterlerine işlemiş / kaydetmiştir.

Önemle vurgulamak gerekir ki, tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği sözleşmenin 3.5. maddesinde taraflardan birinin işbu sözleşmede belirtilen sorumluluklarını esaslı bir şekilde yerine getirmediği takdirde diğer tarafın iki kez aynı konuda noterden yazılı ihtarda bulunmuş olması ve buna rağmen ihtar konusu eksikliğin düzeltilmemiş olması durumunda ihtarda bulunan taraf haklı gerekçelerini yine noterden yazılı belirterek derhal sözleşmeyi sona erdirebilecektir. Ne var ki, davalının dosya kapsamında davacıya zamanında herhangi bir ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin hiçbir delil bulunmamaktadır. Yani, davalı ayıp ihbarında bulunmamış ve bu hususu da ispat edememiştir. Diğer taraftan, sözleşmenin 3.5. maddesi uyarınca davacıya noter kanalı ihtar edilen yazılı ihtar da yoktur. Davalı, hizmetin ayıplı ifa edildiği savunmasına rağmen noterden yazılı ihtar göndermemiş, sözleşmeyi feshetmemiştir. Davalının sözleşmenin 3.5. maddesi gereğince sözleşmeyi tek taraflı ve yazılı olarak fesih hakkının bulunduğu, davalının fesih hakkını kullandığına dair iddia ve delil ileri sürülmediği, davacın edimini ifa etmiş olup, somut olayda TBK 97 maddenin uygulama yeri olmadığı, davalı tarafça, davacının sözleşme ile üstlenmiş olduğu yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediği ve sözleşme konusu alanda hırsızlık meydana geldiğinden dolayı maddi zarara uğradığını iddia edilmiş ise de bu iddiasına yönelik usulüne uygun süresinde açılmış bir karşı dava ya da takas - mahsup defi bulunmadığından bu yöndeki savunmasına da itibar edilmemiştir.

Nitekim, tümüyle aynı nitelikte olan emsal bir davada;

İSTANBUL BAM 17. HD. 2020/189 E. 2023/883 K. sayılı ilamında;

"... davalı tarafın, davacının sözleşme ile üstlenmiş olduğu yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediğini sözleşmenin devam ettiği süre içinde sözleşme konusu alanda 15.08.2018 ve 04.12.2018 tarihlerinde hırsızlık meydana geldiğini ve maddi zarara uğradığını belirterek davalının davacıya bir borcunun bulunmadığını ileri sürdüğü, ancak davacının incelenen ticari defterlerine göre, hırsızlık olayının meydana geldiği tarih olarak bildirilen 15.08.2018 tarihinden sonra davalı tarafından davacı şirkete ödemeler yapıldığı, ödemelerin itirazı kayıtla yapıldığına ilişkin herhangi bir iddia ve delil ileri sürülmediği gibi yine davalının davacıya edimini gereği gibi yerine getirmediği iddiasına yönelik herhangi bir ayıp ihbarında da bulunmadığı, davalının sözleşmenin 5.2 maddesi gereğince sözleşmeyi tek taraflı ve yazılı olarak fesih hakkının bulunduğu, davalının fesih hakkını kullandığına dair de iddia ve delil ileri sürülmediği anlaşılmıştır. Bu hale göre davacı edimini ifa etmiş olup, somut olayda TBK 97 maddenin uygulama yeri bulunmamaktadır. Davalı tarafça, davacının sözleşme ile üstlenmiş olduğu yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediği ve sözleşme konusu alanda hırsızlık meydana geldiğinden dolayı maddi zarara uğradığını iddia edilmiş ise de bu iddiasına yönelik usulüne uygun süresinde açılmış bir karşı dava yada takas - mahsup defi bulunmadığından bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiş olup..." şeklinde karar vermiştir.

Nihayetinde, davalının ayıplı hizmet savunmasına itibar edilmemiş, bakiye cari hesap alacağından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Yapılan açıklamalar karşısında; her iki tarafın karşılaştırmalı olarak incelenen ticari defter ve belgeleri uyarınca davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 88.890,15 TL alacaklı olduğu ispatlanmış olmakla davacının davasının kabulüne, ayrıca alacağın faturalar ile cari hesaba dayanması sebebiyle likit ve muayyen olduğundan 2004 s. İİK 67/2.maddesi hükmü uyarınca yasal koşullar oluştuğundan davacı lehine icra inkar tazminatına da karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);

Davanın KABULÜ ile,

  1. Davalının ... 5.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında ve aynen DEVAMINA,

  2. Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın ( 88.890,15 TL ) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

  3. Kabul edilen dava değeri (88.890,15 TL) üzerinden alınması gereken 6.072,08 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 1.073,58 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 4.998,50 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

  4. Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.073,58 TL peşin harç, 3.750,00 TL bilirkişi ücreti ile 50,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam ‭4.873,58‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

  5. Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (88.890,15 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

  6. Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

  7. HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE,

Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/07/2024

Katip

E- imzalıdır

Hakim

E- imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istanbulİtirazınİptalikabulü(HizmetSözleşmesindenhükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim