İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/181 E. 2024/529 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/181
2024/529
10 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/181 Esas
KARAR NO : 2024/529
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 18/03/2024
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.03.2023 tarihinde davalı şirkete ait ... plakalı aracın diğer davalı ... sevk ve idaresinde ... bağlantı yolu ... üzerinde seyir halindeyken trafiğin yavaşlamasıyla birlikte aracın hızını azaltamayarak önünde seyreden müvekkile ait ...plakalı ticari taksiye arkadan çarptığını, çarpma neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, işbu kazanın oluşumunda ... plakalı aracın sürücüsü davalı ...'nın %100 kusurlu olduğunu, müvekkiline ait ... plakalı ... Model aracın ticari taksi olduğunu, müvekkilinin aracının kazadan dolayı serviste 20 gün onarımda kaldığını, müvekkilinin ticari taksisinde, müvekkili ve yanında iki şoför olmak üzere toplam üç kişi çalıştığını, taksinin 24 saat hizmet verdiğini, bu süreçte şoförler de kendilerine günlük 750 TL yevmiye aldıktan sonra üstünü müvekkiline verdiklerini, müvekkilinin aracının 20 gün onarımda kaldığı süre boyunca, şoförlerin günlük yevmiyelerini ödendiğini, aynı zamanda ticari taksinin günlük kazancından da mahrum kaldığını, müvekkilinin uğramış olduğu araç mahrumiyet zararından davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğradığı kazanç kaybının icra takibine konu talepleri gibi olduğu uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesi sabit olacağını. kazanç kaybının trafik sigortasının kapsamı dışında olduğunu, her türlü dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile, davalı borçluların ... 19.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptaline ve takibin devamına, davalılar aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Dava dilekçesi davalılıra usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; aracın masrafı ve günlük kazanç bedelinin yüksek hesaplandığından davaya itiraz ettiğini beyan etmiştir.
Davalı .... Şti. cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kazanç kaybı taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, kazanç kaybının ne kadar olduğunu ispatlayacak delil sunulmadığını, davacının dava konusu kaza nedeniyle aracının çalışamadığını ve kazanç kaybı meydana gediğini belirterek davayı ikame ettiğini, ancak araçta gelen hasarlar incelendiğinde basit müdahalelerle giderilebilecek nitelikte hasarlar olduğunu, aracın uzun bir zaman tamirat süresi gerektirmediğini, davacının tamir süresini gösterir evrakları sunmadığını, davacı tarafa ait araç ticari taksi olduğundan ne kadar kazanç elde edildiğinin belgeleriyle ispatının gerektiğini, davacının dosyaya sunmuş olduğu 03.04.2023 tarihli Ekspertiz Raporununda emsal nitelikteki araçların ne kadar kazandığının tespiti ile zarar hesaplaması yapıdığını, davacının salt bu rapordaki emsal nitelikteki araçların ne kadar kazandığının hesaplaması ile zarar oluştuğu yönündeki tespite dayandırmasının haksız kazanç elde etmek olacağını, davacının zarar iddiasını kabul etmemekle birlikte, davacının talep ettiği kazanç kaybı miktarın fahiş olduğunu, davacının gerçek ve somut zararı bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve ücret-i vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
.... 19.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası, ekspertiz raporu, kaza tespit tutanağı, araç ruhsat kayıtları, davacının gerçek kişi tacir sıfatının bulunup bulunmadığı kapsamında dosyaya getirtilen ticaret sicil kayıtları, esnaf odası kayıtları ve vergi kayıtları celp edilmiş, incelenmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet tazminatının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi Hâkim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.
5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde hukuk mahkemeleri düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasında trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet tazminatına yönelik davanın, trafik kazalarının TTK'da bentler halinde sayılan (TTK m.4/1) ya da bu Kanunda (6102 s. TTK) düzenlenen yahut diğer Kanunlarda özel olarak belirtilen bir ticari dava olmadığından işbu davanın, mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır.
Nispi ticari dava bakımından; ... Ticaret Sicil Müdürlüğü davacı gerçek kişinin tacir olarak sicilde kayıtlı olmadığı, ticari işletmesinin bulunmadığı, Esenler Vergi Dairesi dava tarihi itibariyle davacının basit usulde kazanç elde ettiğini bilirmiş, bu suretle davacı gerçek kişinin tacir sıfatının bulunmadığı görülmüştür. Öte yandan, ...Odası Başkanlığı davacı ...'un 26/01/2006 tarihinden itibaren ve hali hazırda esnaf olarak kaydının devam ettiğini bildirmiştir.
Diğer taraftan; mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.
Huzurdaki ihtilafın TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır.
Nispi ticari dava bakımından, davalı ... Ltd. Şti.'nin ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre her iki tarafın, yani davacının da tacir olması zorunludur.
19/02/1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
-
Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
-
Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin DIŞINDA kalanların (iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların) esnaf ve küçük sanatkar, tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davacı ...'un gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, 21/07/2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı BKK. uyarınca esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından ise bu yıllarda verdiği Gelir Vergisi Beyannamesi, eki gelir tablosu ve performans bilgilerinin gönderilmesi ve bu bilgilere göre VUK 171/1 ve 3 no.lu bentlerde ilgili yıl için belirlenen nakdi limitin yarısını, 171/2 no.lu bentte belirlenen nakdi limitin tamamını, ilgili yıl yıllık gayrisafi iş hasılatı tutarı yönünden aşıp aşmadığının araştırılmış, nihayetinde dava tarihi itibariyle davacı Hasan Tutuk'un I. sınıf tacir olmadığı ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadığı, bu itibarla davacının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının olmadığı anlaşılmıştır. Hatta, davacının defter tutma mecburiyetinin dahi olmadığı, basit usulde vergilendirildiği tespit edilmiş, hasılı davacının tacir sıfatının bulunmadığı belirlenmiştir. Kaldı ki, davacının İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığının 29/05/2024 tarihi yazısında, taksici esnafı olması sebebiyle esnaf odasına kaydının bulunduğu ve hale devam ettiği belirlenmiştir.. Bu halde, yapılan araştırma sonucunda davacının tacir sıfatı bulunmadığı için (mutlak ve nispi) ticari dava söz konusu olmadığından Mahkememizin görevli olmadığı aşikardır.
O halde, trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet zararına yönelik davanın, trafik kazasının hukuki niteliği itibariyle haksız fiil olarak değerlendirilmesi, bu çerçevede haksız fiilden doğan uyuşmazlığın çözümünün ise genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yargı uygulamasındaki misallere bakıldığında:
İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİ 2018/2705 E. 2019/259 K. SAYILI İLAMINDA:
"..Somut olayda, davacı adına kayıtlı ... plakalı ticari taksiye, davalı şirket ait aracın çarpması sonucu kazanç ve değer kaybı nedeniyle tazminat talebinde bulunulmuş olup, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olmadığı, davacı tarafın dosyadaki belgelere göre tacir olmadığı ve olayın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir. ..."
İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİ 2020/1583 E. 2021/391 K. SAYILI İLAMINDA:
"..Somut olayda, davacı adına kayıtlı bulunan ...plakalı ticari taksi ile davalı adına kayıtlı bulunan ... plakalı ticari taksinin çarpışması sonucu, araçta meydana gelen hasar, onarım bedeli ve değer kaybı zararının tazmini için başlatılan icra takibine itiraz edildiği, davacı ve davalının yaptırılan araştırmaya göre tacir olmadıkları, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı ve olayın haksız fiilden kaynaklandığı, tarafların tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir...."
İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİ 2022/337 E. 2022/2646 K. SAYILI İLAMINDA:
"..Somut olayda, davacılar adına kayıtlı bulunan... plakalı ticari taksi ile davalı şirket adına kayıtlı bulunan ... plakalı aracın çarpışması sonucu, araçta meydana gelen hasar, onarım bedeli ve değer kaybı zararının tazmini için başlatılan icra takibine itiraz edildiği, davacıların yaptırılan araştırmaya göre tacir olmadıkları, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı ve olayın haksız fiilden kaynaklandığı, her iki tarafın tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir..."
İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ 2017/116 E. 2017/142 K. SAYILI İLAMINDA:
"... Davacı şirkete ait araca, davalılardan ...'ın işleteni, diğer davalı ...'ın ise şoförü olduğu taksinin çarptığı ve değer kaybı oluştuğu ileri sürülerek, maddi tazminat isteminde bulunulmuştur. ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2015 gün ve ... sayılı kararında; tarafların tacir ve işin de ticari olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; karar, yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş ve Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından uyuşmazlığın esası çözümlenmiştir. Dava koşulu niteliğindeki görev sorunu, öncelikle irdelenmelidir. Davalıların ... Ticaret ve Sanayi Odası'na kayıtlı olmadıkları; davalılardan ...'ın, ... Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'na kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tacir olmakla birlikte; davalılar tacir değildir ve olayın da ticari işletme ile ilgisi bulunmamaktadır. Taksicilik işi ticari nitelik taşımadığı gibi; esnaf faaliyeti niteliğindedir. Bu anlamda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4/1'de düzenlenen nispi; m.4/1-a ve m.4/1-f hükümleri arasında ön görülen mutlak ticari dava kurallarının uygulanması söz konusu değildir. Yargısal uygulamalar, bu konuda yerleşiktir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin; 2016/17069E.-12160K.; 2015/1174E.-2881K; 2015/1267E:-2928K; 2014/24362E-2015/69K sayılı kararları). Açıklanan nedenlerle, davanın genel görevli bulunan Asliyle Hukuk Mahkemesi'nde çözümlenmesi gerekir. Görevsizlik hükmü kurulması için, kararın kaldırılması ve mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir..."
Yapılan açıklamalar ve emsal içtihatlar doğrultusunda, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olmadığı, davacının dosyadaki belgelere göre tacir sıfatının bulunmadığı, öte yandan olayın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet kaybına ilişkin maddi tazminat istemli davada, uyuşmazlığın mutlak ve nispi ticari dava kapsamında bulunmadığı, bu bağlamda dava ticari dava olmadığı için Mahkememizin (Asliye Ticaret Mahkemesinin) görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla, HMK.'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere );
-
HMK.'nın 114/1. c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
-
HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmeleri halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,
-
HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
-
Harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.10/07/2024
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01