SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/195 E. 2024/504 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/195

Karar No

2024/504

Karar Tarihi

3 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/195 Esas

KARAR NO : 2024/504

DAVA : Alacak (Miras Payından Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 21/03/2024

KARAR TARİHİ : 03/07/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, iş insanı ...'in ... Ticaret Sicili'nin mernis no ... olan ... adresinde faaliyet gösteren halka açık bir şirket olan ... A.Ş. nin paydaşlarından biri olduğunu, ...'in 25.01.2023 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin ise ...'in yasal mirasçılarından biri olduğunu, davalı tarafın müteveffa ...'in mirasından ... 3. Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ve ... 1. Noterliğinin düzenleme şeklindeki Mirastan Feragat sözleşmeleri ile feragat ettiğini, yasal mirasçısı olduğu iddiası ile ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... tarih ... sayılı mirasçılık belgesi alarak ...'in ...A.Ş. nde sahip olduğu payları davacı taraf ile çeşitli davaları olmalarına karşın haksız olarak üstlerine geçirdiğini, ... A.Ş. nin 2020, 2021, 2022 mali yıllarına ait temettü ödemelerini haksız biçimde tahsil ettiğini, davacı, davalının ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 09.02.2023 tarih, ... E. ... K. ilamı ile haksız olarak aldığı mirasçılık belgesinin iptali için ve davacının yasal mirasçılardan biri olduğundan bahisle davalı hakkında çeşitli davalar açıldığını, huzurdaki davanın, davalının haksız olarak tahsil ettiği 2020, 2021, 2022 mali yıllarına ait temettü ödemelerinin davacının miras payına düşen bölümünün tahsili için açıldığını, davalının ...'in mirasçısı olduğu iddiası ile ...'in sağlığında sahip olduğu ... A.Ş. paylarının 2020 mali yılı için tahsil ettiği temettü alacaklarının 100 TL'si belirsiz alacak davası talepli 2021 mali yılı için tahsil ettiği temettü alacaklarının 100 TL'si belirsiz alacak davası talepli olarak , 2022 mali yılı için tahsil ettiği temettü alacaklarının 100 TL'si belirsiz alacak davası talepli olarak, davalının haksız olarak tahsil ettiği temettülerin ödeme tarihlerinden başlayacak ticari temerrüt faizi ile birlikte birlikte davalıdan tahsilini, dava masraf, avukatlık ücretlerinin davalı taraf üzerinden bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava şartlarından olan taraf ve dava takip yetkisinin mevcut olmadığını, müteveffa ...'in yasal ya da atanmış mirasçısı da olmadığını, davacının mirasçı sıfatı ve davacı olabilme yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının dava ehliyetine sahip olup olmadığı konusunda ciddi şüpheler bulunduğunu, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacının ilgili tarihte hayatta olan bir kimsenin mirasçısı olduğunu ileri sürerek talepte bulunamayacağını, ...A.Ş.nin 2021 yılında kar dağıtımı yapmadığını, müvekkilinin babası ...'in talebi ile ... 6. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle mirastan feragatten rücuda bulunduğunu, muris baba ...'in de noter huzurunda yapılan feragatten rücu işlemini yine noter huzurunda kabul ettiğini, davacı yanca müvekkilinin kardeşi Vahide Gigin aleyhine huzurdaki dava ile aynı iddialarla aynı taleplerde dava açıldığını, davacının kötü niyetli olarak ve hiçbir hakkı olmaksızın dava açtığını, dava dilekçesinde iddia olunan hususların somut gerçeklerden uzak afaki beyanlar olduğunu, davacının taraf ehliyetine haiz olup olmadığının resen araştırılmasına, yasal mirasçı ya da atanmış vasiyet alacaklısı sıfatı bulunmayan davacının iş bu dava ve talepler bakımından taraf sıfatı bulunmadığından davanın reddine, HMK madde 107. düzenlenmesine açıkça aykırı biçimde açılan belirsiz alacak davasının reddine, HMK Madde 389 uyarınca koşulları gerçekleşmeyen ihtiyati tedbir niteliğindeki taleplerin reddine, davanın ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile dava önce açılmış ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası üzerinde birleştirilmesine, davacının müteveffa ...'in mirasçısı olmadığını, müteveffanın 23 Ocak 2023 tarihinde vefat ettiğini, ayrıca 2021 yılında ... kar payı ödenmediği dikkate alınarak konusu bulunmayan davanın esastan reddine, kötü niyetli ve haksız dava açan davacı hakkında HMK madde 329 hükümlerinin uygulanmasına, davacının, müvekkilinin ödeyeceği vekalet ücreti ile disiplin para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;

... 3. Noterliğinin ... tarihli mirastan feragat sözleşmesi, ... 1. Noterliğinin ... tarihli mirastan feragat sözleşmesi, tarafların ve murisin vukuatlı aile nüfus kayıtları, ... 16. Aile Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası, ... 34. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...Esas ... K. veraset ilamı, davacının ve davalının ayrı ayrı gerçek kişi tacir sıfatının araştırılması kapsamında ilgili kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkere cevapları ve sicil kayıtları celp edilmiş, incelenmiştir.

Dava, davalının mirastan feragat sözleşmesi ile yasal mirasçılık sıfatının sona erdiği ve terekeye ait hakkı bu nedenle hukuka aykırı şekilde iktisap ettiği ileri sürülerek, davacı tarafından terekeye ait hakkın davalıdan miras payı oranında tahsili istemine ilişkindir.

Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi, bu çerçevede Mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi zorunludur.

Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi Hakim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.

6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.

Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,

6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. TTK gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasında miras hukukundan kaynaklanan ve terekeye ait bir hakkın yasal miras payı oranında tahsiline istemine ilişkin davanın 4721 s. Türk Medeni Kanunun Miras Hukuku Kitabı kapsamında kaldığı, bu suretle TTK' da ya da diğer özel Kanunlarda düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır.

Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.

Nispi ticari dava bakımından, her iki tarafın yani hem davacının hem de davalının gerçek kişi olması sebebiyle, tarafların ayrı ayrı tacir sıfatlarının bulunup bulunmadığının araştırılması zorunludur.

Buna göre;

  1. Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,

  2. Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile İŞLETME HESABINA GÖRE DEFTER TUTAN VE BİRİNCİ MADDE DE BELİRTİLENLERİN DIŞINDA KALANLARIN tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

Bu itibarla, davacı ... ile davalı ...'ın gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı ile 21/07/2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ... sayılı BKK. uyarınca esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından Gelir Vergisi Beyannamesi, eki gelir tablosu ve performans bilgilerinin gönderilmesi ve bu bilgilere göre VUK 177/1,3 no.lu bentlerde ilgili yıl için belirlenen nakdi limitin yarısını, 177/2 no.lu bentte belirlenen nakdi limitin tamamını, ilgili yıl yıllık gayrisafi iş hasılatı tutarı yönünden aşıp aşmadığının araştırılması sonucunda; dava tarihi itibariyle ve halihazırda davacı... ile davalı ...'ın 1. sınıf tacir olmadıkları ve bilanço usulüne göre defter tutan kimselerden de olmadıkları, bu itibarla hem davacının hem de davalının VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu kararı uyarınca ayrı ayrı tacir sıfatlarının olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, davacının ve davalının ticaret sicilde tacir olarak kayıtlı olmadıkları, ticari işletmelerinin de olmadığı, öte yandan ... ve ... Vergi Dairesi Başkanlığı yazı cevaplarına göre davacının ve davalının tacir sıfatları bulunmadığından defter tutma mecburiyetlerinin dahi olmadığı belirilenmiş, hasılı davacının ve davalının gerçek kişi olarak tacir sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu halde, davacının ve davalının tacir sıfatı bulunmadığından eldeki dava dosyası bakımından nispi ticari dava dahi söz konusu olmadığı için Asliye Ticaret Mahkemesi olarak Mahkememizin görevli olmadığı, davaya konu uyuşmazlık bakımından genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca ve önemle vurgulamak gerekir ki, eldeki davada uyuşmazlık dava dışı ihbar oluan ... A.Ş. nin temettü payı ödemesinden veya ödememesinden, şirketin temettü payı dağıtımı ile ilgili aldığı ya da almadığı kararlardan, yahut temettü payı ödemesi halinde ortaklara ödenecek olan temettü payının miktarından kaynaklanmamaktadır. Zaten, bu hususta açılmış bir dava yoktur ve ... A.Ş. ye yöneltilmiş bir talep, husumet ve dava bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, tümüyle miras hukukundan kaynaklanmaktadır ve muris ...'in terekesine ait olan hak ile ilgili miras payı oranında mirasçı olduğunu ileri süren davacının miras payının / hakkının var olup olmadığı noktasındadır. Dolayısıyla, terekeye ait bir hakla ilgili davacının mirasçı olduğunu ileri sürerek miras payı oranında alacak talebinde bulunduğu davada, mutlak veya nispi ticari dava (davacı ve davalı gerçek kişinin tacir sıfatları bulunmamaktadır) söz konusu olmadığından Asliye Ticaret Mahkemesi, hasılı Mahkememiz görevli değildir. Bu noktada görevli mahkeme, genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Muris ...'in terekesine ait hakkın, dava dışı şirketin temettü payı olması, Asliye Ticaret Mahkemesini görevli hale de getirmez, zira alacak talebi murisine terekesine ait bir haktan doğmaktadır. Bu suretle, temettü payı, tıpkı terekeye dahil diğer taşınır, taşınmaz, hak, alacak vs.. farksız olup, terekenin bütünün teşkil eden mal varlığı kapsamında bir parçadır, görevli mahkemeyi etkilemez. Esasen çözüme kavuşturulması gereken mesele, davalının mirastan feragat sözleşmeleri ile yasal mirasçılık sıfatının sona erip ermediği, davacının miras hakkının mevcut olup olmadığı, varsa yasal miras payı, bu çerçevede davalıdan talep edebileceği miras payı oranındaki alacağın miktarı olup, miras hukukundan kaynaklanan terekeye ait bir hakkın yasal miras payı oranında tahsiline istemine ilişkin uyuşmazlığın hallinde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması sebebiyle 6100 s. HMK.'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: ( Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı üzere;)

  1. HMK.'nın 114/1. c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,

  2. HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,

  3. HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,

  4. Harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,

Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 03/07/2024

Katip

e-imzalıdır

Hakim

e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istanbul(MirasPayındanhükümKaynaklanan)Alacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim