İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/355 E. 2024/435 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/355
2024/435
5 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/355 Esas
KARAR NO : 2024/435
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)))
DAVA TARİHİ : 02/10/2023
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ...'nin iştirak şirketi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirketler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olup, müvekkili şirketin davalı şirketlerden cenaze hizmetleri kapsamında hizmet aldığını, bu hizmet çerçevesinde davalılara ait işçinin açmış olduğu kıdem tazminatı talepli dava neticesinde ödeme yapmak mecburiyetinde kaldığını, (... 4. İş Mah. .. E.... K. — ... 13. İcra Müd... E.) işbu davanın hukuki niteliği itibari ile kendine has özellikleri olan bir sözleşme türü olması hasebiyle dava dilekçesi ekinde ibraz edilen Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere TBK 146. gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olup dava süresi içerisinde açıldığını, müvekkili şirket ile davalılar arasında akdedilen sözleşmelerden görüleceği üzere müvekkili şirketin kıdem tazminatı ödeme yükümlüsü olmamasına rağmen ödemeleri yapmış olması sebebiyle davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, davalıların yüklenici şirket konumunda olup müvekkili şirketin ödediği kıdem tazminatının tamamından sorumlu olduklarını, dava dışı işçilerin çalıştıkları döneme ilişkin hizmet alım sözleşmesinin idari ve teknik şartnamelerinde “yüklenici işçileri ile idarenin doğrudan ilişkisinin bulunmadığı bu nedenle yüklenicinin iş kolu sosyal sigorta mevzuatı, diğer kanun ve yönetmeliklerden doğan yükümlülükleri yerine getirmekle mükellef olduğunu, SGK, İK, İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Kanunu, 1593 S. Umumi Hıfzısıhha Kanunu ve ek tadilleri hükümleri ile bu kanunlarda ileride çıkabilecek mevzuatlar ile yapılacak değişikliklerde işveren sıfatıyla doğabilecek tüm hukuki sorumlulukların yükleniciye ait olduğu açıkça ve ayrıca düzenlendiğini, davalıların ödenen kıdem tazminatından sorumlu oldukları belirterek müvekkili şirket tarafından ödenen 35.456,06 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müflis şirketin ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasından 22.06.2016 günü saat 16:57’den itibaren iflasına karar verilmiş olup iflas işlemleri ... 3. İcra ve İflas Müdürlüğü’nün ... iflas dosyası ile devam ettiğini, iş bu davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası iflas kararından sonra 02/10/2023 tarihinde açıldığını, davacı yanın öncelikle iddia ettiği alacağını iflas masasına kaydettirmesi, kaydedilmemesi halinde, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak dava açması gerektiğini, davanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından iflas masasına başvuru yapıldığına dair bir beyanın dava dilekçesinde bulunmadığını, bu nedenle davacının öncelikle iflas masasına başvuru yapması, alacağını kaydettirmesi, alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, iflas kararı veren Ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası açması gerekmekte olup davanın reddi veya dosyanın yetkili - görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi gönderilmesi gerektiğini, bununla birlikte müvekkili şirketin iflas kararından önceki son adresinin ... adresi olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunarak dava yetkisiz mahkemede açıldığını, açıklanan nedenlerle dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, hukuki mesnetten yoksun, haksız davanın tüm talepler yönünden reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yana tahmili yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 3. İcra İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyası, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası celp edilmiş incelenmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Mahkememizin 2024/355 Esas sayılı işbu dava dosyası, yine Mahkememizin 2023/644 Esas sayılı dava dosyasında30/05/2024 tarihli celse Ara Kararının (1) numaralı "Davacının, davalı (İFLAS NEDENİYLE) TASFİYE HALİNDE ... ŞİRKETİ yönünden açtığı davasının kayıt kabul davası niteliğinde olması ve kesin yetki durumunu bulunması sebebiyle işbu dava dosyasından tefrik edilmesine ve ayrı bir esas numarasına kaydedilmesine, tefrik edilen davalı bakımından kesin yetki durumunun ayrılan dosya üzerinden değerlendirilerek karara bağlanmasına" neticesinde tefrik edilmesi sonucunda oluşturulmuştur. Vurgulamak gerekir ki, Mahkememizin 2023/644 Esas sayılı dava dosyasında tefrik edilen davalı müflis şirket dışında, diğer davalılar yönünden yargılamaya devam olunmaktadır.
Tefrik kararı neticesinde eldeki dava, kayıt kabul istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı işçiye ödemiş olduğu işçilik alacaklarının aralarındaki asıl işveren- alt işverenlik sözleşmesi kapsamında davalı müflis şirketten rücuen tahsilini talep etmektedir.
Davalı, müflisin iflas tarihinden sonra açılan davanın kayıt kabul davası olduğunu ve kayıt kabul davalarında kesin yetki hali bulunduğundan müflis şirketin iflasına İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerince karar verilmekle yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir.
Somut dosyada uyuşmazlık, dava konusu alacağın iflastan önce doğan kayıt kabul istemine konu olabilecek bir alacak mı, yoksa iflastan sonra doğan genel nitelikte bir alacak mı olduğu ve bu bağlamda hangi mahkemenin görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.
... 4. İş Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasında, işçi Asım Demirci vekili tarafından 02/09/2016 tarihinde ...Tic. A.Ş. hakkında işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan dava neticesinde Mahkemenin 02/11/2017 tarihli ... K. sayılı kararı ile; ...'nin 01/01/2014-12/08/2016 tarihleri arasında çalıştığı, iş akdinin emeklilik nedeniyle son bulduğu, işçiye ücretinin ve kıdem tazminatının ödendiğinin tartışmasız olduğu, buna karşılık 01/01/2014 tarihinden öncesine ilişkin çalışmaları sebebiyle diğer işçilik alacaklarından davalının sorumlu tutulmasının mümkün olup olmadığının tartışma konusu olduğu, Mahkemece işçinin 23/04/2008 tarihinden 01/01/2014 tarihine kadar davalı Belediye iştiraki şirketin ihale ve alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında alt taşeron şirketlerde çalıştığı, bu nedenle davalının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu kabul edilmiş,
"18.475,73 TL kıdem tazminatı alacağının fesih tarihi olan 12/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, 4.805,72 TL net fazla mesai ücretinin 1.000 TL'sinin dava tarihi olan 02/09/2016 tarihinden ve geri kalan 3.805,72 TL'sinin talep artırım tarihi olan 24/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, 812,62 TL net genel tatil ücretinin 100 TL'sinin dava tarihi olan 02/09/2016 tarihinden ve geri kalan 712,62 TL'sinin talep artırım tarihi olan 24/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte" tahsiline, karar verilmiştir.
Davalı ...Ltd. Şti.nin, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. ... K. sayılı dosyasında 22/06/2016 tarihinde iflasına karar verilmiştir.
Müflis yönünden talep edilebilecek alacaklar üç gruba ayrılır. Bunlar; iflastan önce doğan iflas alacakları, iflastan sonra iflas masasının teşekkülü neticesinde iflas masasınca yapılan masraf ve giderlerin oluşturduğu masa alacakları ve iflas tarihinden sonra doğan genel alacaklardır.
İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçları olup, iflas masasından istenebilirken, müflisin iflas açılmasından sonra doğan borçları iflas alacağı olmadığından iflas masasından talep edilemez. Masa alacakları ise müflisin değil, iflas masasının yaptığı borçlardır. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek ve İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu, iflas masasının dağıttığı iflas hissesi oranında değil tasfiyede bakiye kalırsa ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. İflas tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme şikayet yolu ile icra mahkemesince değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada davalı iflas idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez ancak tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır.
Masa borçları, iflasın açılmasından iflas tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, iflas masası tarafından yapılan borçlardır. İflas kararının ilan giderleri, iflas idaresine ödenecek ücretler, masanın taraf olduğu davalarda kendisini temsil eden avukatın ücretleri, defter tutma giderleri, masa mallarının muhafazası için yapılan giderler örnek olarak verilebilir. Masa alacakları, iflas alacaklarından da önce ve tam olarak ödenir.
İflas alacakları ise, iflas tarihinden önce doğan müflis borçlarıdır. Bu alacakların ödenmesi için açılan dava kayıt kabul davası olarak adlandırılmaktadır. İflas tarihinden önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK'nun 235. maddesinden alan davalardır. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu davalarda görevli mahkeme İİK'nun 235.maddesi uyarınca iflas kararı verilen yer Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2019 tarihli 2016/5332 E. 2019/2137 K. sayılı ilamında; "...Mahkemece, davalı şirketin iflasına karar verildiği, davacı tarafça ... 1. İş Mahkemesinin ... esas sayılı kararına dayalı olarak 29/05/2015 tarihinde, iflastan sonra ödeme yapıldığı, davacının dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 168. maddesine dayalı rücu hakkına dayalı alacağının, iflas tarihinden sonra doğduğu bu durumda alacak, iflastan önce doğmadığından, sırasına ve esasına itiraz edebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğinde olduğu, İİK'nda iflastan sonra doğan alacaklar için ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir bir düzenleme bulunmadığı yine asliye hukuk mahkemesi ile arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dava, rücuen tahsilat istemine ilişkindir. Rücuen tahsilat isteminin dayanağı olan dava dışı işçilere yapılan ödemelerin kaynağı ... 1. İş Mahkemesinin... esas sayılı dosyasındaki yargılama sonucu alınan ilam olup, davalı müflislerin iflas tarihinden önce doğan bir alacaktan kaynaklanmaktadır. Bu itibarla, davanın İİK'nın 235'inci maddesi gereği kayıt kabul istemi olarak görülmesi ve bu istemler yönünden de iflasa karar verilen yer Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli ve kesin yetkili olduğu anlaşıldığından, mahkemenin görevli olması sebebiyle işin esasına girilip inceleme yapılması gerekirken davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2019 tarihli 2016/9511 E. 2019/4081 K. sayılı ilamında; "...Dava, kayıt kabul talebine ilişkindir. İflas eden şirketlerden proje kapsamında bağımsız bölüm alan tüketiciler tarafından yüklenicilere ve TOKİ’ye karşı açılan tazminat davaları iflas masasına başvuru tarihinde henüz sonuçlanmamıştır. İflas masasına kaydedilecek alacağın iflas tarihinden önce doğmuş olması gerekir. İflas tarihinden sonra doğan borcun masa borcu olması nedeniyle masaya kaydı talebi dinlenmez. Asıl alacak olarak talep edilmesi gerekir. Somut olayda müflis şirket tarafından imal edilen taşınmazları satın alan tüketiciler tarafından davacı TOKİ'nin müşterek müteselsil sorumluluğundan hareketle davalar açıldığı sabittir. Davanın kabulü halinde alacağın mahkemece kabul tarihinde değil eksik bırakılan bağımsız bölümün teslim tarihinde doğduğu kabul edilmelidir. Bu tarih iflas tarihinden önce olması nedeniyle eldeki davada kaydı istenen bedelin iflas tarihinden önce doğduğunun kabulü gerekir. Tüketiciler tarafından takip edilen davaların davacı aleyhine sonuçlanma ihtimali bulunduğundan dava edilen bu alacağın masaya nizalı alacak olarak kaydının yapılması gerekir. Bu durumda mahkemece davacıdan talep edilen alacağın nizalı alacak olarak masaya kaydına karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir."
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2021 tarihli 2021/1147 E. 2021/2102 K sayılı ilamında; "...Dava, kayıt kabul talebine ilişkindir. İflas eden şirketlerden proje kapsamında bağımsız bölüm alan tüketici tarafından yüklenicilere ve TOKİ'ye karşı açılan dava iflas masasına başvuru tarihinde henüz sonuçlanmamıştır. İflas masasına kaydedilecek alacağın iflas tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Somut olayda müflis şirket tarafından imal edilen taşınmazı satın alan tüketici tarafından davacı TOKİ'nin müşterek müteselsil sorumluluğundan hareketle dava açıldığı sabittir. Davayı açan tüketicinin dayandığı harici satış sözleşmesi iflas tarihinden önce düzenlenmiştir. Bu tarih iflas tarihinden önce olması nedeniyle eldeki davada kaydı istenen bedelin iflas tarihinden önce doğduğunun kabulü gerekir. Tüketici tarafından takip edilen davanın davacı aleyhine sonuçlanma ihtimali bulunduğundan dava edilen bu alacağın masaya nizalı alacak olarak kaydının yapılması gerekir. Bu durumda mahkemece davacıdan talep edilen alacağın nizalı alacak olarak masaya kaydına karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir."
Borç, borçlu ve alacaklı olmak üzere iki taraf arasında bir edimin yerine getirilmesine dayanan, bu bağlamda borçluyu verme, yapma yada yapmama yükümlülüğü altına sokan hukuki bağdır. Borçlunun borcunun konusuna yani yerine getirmekle yükümlü olduğu davranışa edim adı verilir. Türk Borçlar Kanunu'nda borç ilişkisinin kaynakları; sözleşmeden, haksız fiilden ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri olarak üç kısma ayrılmıştır. TBK'nun 1. maddesine göre sözleşme; tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun açıklamaları ile oluşan hukuki işlemdir.
Somut dosyada, dava dışı işçi ile davalı müflis şirket arasında hizmet sözleşmesi, davacı ile davalı müflis şirket arasında ise ihale gereğince hizmet alım sözleşmesi bulunmaktadır. Dava dışı işçi yönünden; davacı asıl işveren, davalı müflis ise alt işveren konumundadır. Burada işçinin edimi iş sözleşmesi kapsamında işverene bağlı olarak işgörmek iken, işveren konumunda olan davalı müflis şirketin edimi işçinin çalışmasına karşılık ücret ve diğer haklarını (tatil alacağı, fazla çalışma, kıdem tazminatı vs) ödemektir. Bu kapsamda, müflis şirket işçisi olarak çalışan dava dışı işçinin, işçilik alacaklarının doğduğu tarih, müflis şirket ile aralarındaki hizmet sözleşmesi kapsamında işçinin çalışmasının, hizmetinin ifa edildiği gün iken ve bu hizmetin karşılığı için ödenecek olan ücretinin muacceliyetinin ise ücretlerin ödenmesi gereken tarihtir. Davacı tarafça müflis şirkete hizmet sözleşmesine dayalı olarak ödemeler yapılmış olmasına rağmen; bu hizmet sözleşmesinin altında bulunan, müflis ile işçi arasındaki iş ilişkisinden kaynaklı sözleşmeye dayalı işveren müflisin, işçiye karşı olan edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle temerrüt hali söz konusudur. İşçi bu temerrüt halini dikkate alarak kendisine ödeme yapılmaması nedeniyle yasanın verdiği haklarını kullanmak suretiyle işçilik alacaklarının tahsili için ... 4. İş Mahkemesinin... E. sayılı dosyası ile 02/09/2016 tarihinde dava açmıştır. İş mahkemesince işçinin talepleri kabul edilmiş, bu kararın kesinleşmesi neticesinde, davacı ilam gereği ödemeleri yaparak, hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılan işçilerin ücret alacağından davalı işverenin sorumlu olduğu iddiası ile işbu davayı açmıştır. Yani eldeki dosyada, rücuen tahsilat isteminin dayanağı olan dava dışı işçiye yapılan ödemenin kaynağı, ... 4. İş Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasındaki yargılama sonucu alınan ilamdır.
Dava dışı işçi 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arasında müflis işveren nezdinde çalışmış, iş akdi 12/08/2016 tarihinde son bulmuş, iş mahkemesinde dava 02/09/2016 tarihinde açılmıştır. Dava dışı işçinin kıdem tazminatı, fazla mesai ve genel tatil ücreti alacağının iş akdinin sona erme tarihi olan 12/08/2016 tarihinden önce doğduğu sabittir, davacı tarafından bu ilam gereğince 07/12/2017 ve 04/01/2018 tarihinde ödemeler yapılmış olup davalı müflis yönünden borcun doğduğu tarih ise davacı tarafından ödemenin yapıldığı tarih değil, dava dışı işçiye karşı ödeme borcunun yani dava dışı işçinin ücret alacağının doğduğu tarihtir. Zira davacı idarenin buradaki ödemesi, işçinin alacağını TBK 168 maddesi kapsamında bir nevi kanuni temlik alması hükmündedir. Dava dışı işçi lehine hükmedilen tüm faiz ve masraflar ile birlikte ödeme yapan davacı, yaptığı ödeme neticesinde davalıdan talepte bulunurken değişecek tek husus ödeme tarihinden itibaren zamanaşımının işleyecek olmasıdır, borcun ise ödemenin yapıldığı tarihte doğduğu düşünülemez. Zira borç, dava dışı işçinin, davalı müflis şirkette çalışması ve ücretleri ile diğer haklarının sözleşme ve yasadan kaynaklanan zamanlarda ödenmemesi neticesinde doğmuştur. (emsal bkz. İSTANBUL BAM 45. HUKUK DAİRESİ 2021/1388 E. 2021/1308 K.)
Davalının iflas tarihi ise 22/06/2016 olduğundan, alacak iflas tarihinden önce doğan bir alacaktan kaynaklanmaktadır. Yukarıda yer verilen emsal ilamlarda da, alacağın iflas alacağı mı yoksa iflas tarihinden sonra doğan genel nitelikte bir alacak mı olduğunun değerlendirmesi yönünden, rücu hakkını doğuran ödemelerin yapıldığı tarihin değil, asıl borcun doğduğu tarihin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir. Bu durumda ise davanın İİK'nın 235'inci maddesi gereği kayıt kabul istemi olarak görülmesi gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar karşısında; İş Mahkemesince dava dışı işçinin 01/01/2014 tarihinden öncesine ait işçilik alacaklarından (kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti) alt - üst işverenlik sözleşmesi kapsamında davacının sorumlu tutulmasına karar verilmekle birlikte, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının rücusunda alacağın niteliğinin belirlenmesi (iflas alacağı - masa alacağı) belirlenmesi ile görevli ve yetkili mahkemenin tayininde yerleşik içtihatlar ve BAM kararları neticesinde davacı tarafından ödemenin yapıldığı tarih değil, aksine dava dışı işçiye karşı ödeme borcunun yani dava dışı işçinin ücret alacağının doğduğu tarihin esas alınması gerektiği, bu kapsamda celp edilen SGK kayıtları uyarınca dava dışı işçinin müflis ... Ltd. Şti.nde 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arasında çalıştığından işçilik alacaklarının bu tarihlerdeki çalışmasından kaynaklandığı, davalı müflis ... Ltd. Şti.nin 22/06/2016 tarihinde iflasına karar verildiğinden dava konusu alacağın iflas tarihinden önce doğduğunun sabit olduğu, hülasa eldeki davanın iflas alacağından kaynaklandığı, o halde, davalı müflis ... Ltd. Şti. yönünden davanın rücuen tahsil istemiyle alacak davası olarak görülemeyeceği, aksine iflas eden davalı şirket yönünden iflas tarihinden sonra açılan eldeki davanın hukuki niteliğinin kayıt kabul davası olduğu, İİK 235.maddesi uyarınca kayıt kabul davalarında iflas kararı verilen yer Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu, nitekim anılan Yasa maddesinde düzenlenen yetkinin kesin yetki olduğu, dolayısıyla kesin yetki halinde Mahkemenin yetkili olmasının dava şartı olduğu, somut olayda müflis ... Ltd. Şti. hakkında iflas kararının... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından karar verilmesi sebebiyle İİK 235. maddesi uyarınca kesin yetkili mahkemenin eldeki dava bakımından ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, HMK 114/1-ç. maddesi ve HMK 115/2.maddesi hükmü uyarınca Mahkememizin yetkisizliği sebebiyle davanın kesin yetki dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
-
Mahkememizin, HMK 114/1. ç. ve HMK m.115/2. maddesi hükümleri uyarınca kesin yetkili olmaması karşısında, davanın kesin yetki dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
-
Talep halinde, dava dosyanın kesin yetkili olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
-
Karara karşı kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde; süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleştirilmiş ise kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesine,
-
Başka mahkemede davaya devam edilmesi söz konusu olmazsa dava hakkında açılmamış sayılma kararı verilerek davacının yargılama giderlerine mahkum edileceğinin taraf vekillerine ihtarına,
-
HMK 331/2. maddesi uyarınca davaya başka bir mahkemede devam olunacağından bu aşamada yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmemesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 05/06/2024.
Katip
E- İmza
Hakim
E- İmza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:19