SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/878 E. 2024/39 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/878

Karar No

2024/39

Karar Tarihi

17 Ocak 2024

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/878 Esas

KARAR NO : 2024/39

DAVA : Sözleşmenin İptali

DAVA TARİHİ : 12/12/2022

KARAR TARİHİ : 17/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’e ait ... plakalı aracın 22.01.2022 tarihinde karıştığı kaza nedeniyle aracında oluşan hasar ile değer kaybının tespiti için bağımsız eksperden rapor alınarak kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS kapsamında sigorta işlemini gerçekleştiren ... Sigorta AŞ’ne ihtarname gönderilerek tespit edilen bedellerin ödenmesinin talep edildiğini, taleplerine istinaden tanzim ettikleri ihtarnameleri tebliğ alan ve müvekkilini temsil ettiğinden haberdar olan sigorta şirketi tarafından, mesleki etik kuralları hiçe sayılarak doğrudan müvekkili ile iletişime geçilerek ve pazarlık yapılarak gerçek hasar ve değer kaybı bedelinin çok altında bir bedelle anlaşma yoluna gidildiğini, bağımsız eksper ... tarafından yapılan inceleme ile müvekkiline ait araçta 20.553,57 TL hasar ve 5.000-TL değer kaybı bulunduğunun belirlendiği ve kazaya ilişkin toplam maddi tazminat bedelinin 25.553,57 TL olduğunun tespit edildiğini, sunmuş olduğu evraklardan tarafların arabuluculuk görüşmeleri neticesinde hasar ve değer kaybı tazminatı olarak toplamda 5.555,00 TL bedel üzerine anlaşma sağladıklarını öğrendiklerini, arabuluculuk sonucunda yapılan sözleşme de bir sözleşmede bulunması gereken temellerden birinin eksik olması hâlinde uygulanabilirliğini yitireceğini, davaya konu arabuluculuk sürecinde müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, geçerli bir sözleşme kurulduğundan söz edilemeyeceğini, müvekkili ...'in Türkçe bilmediğini, müvekkilinin tarafına vermiş olduğu vekaletnamede açıkça görüleceği üzere Arapça dilini konuşan müvekkilinin tarafına vekaletname verebilmesi için noter huzurunda yeminli tercüman görevlendiğini ve vekaletname alındığını, müvekkilinin tercüman olmadan vekaletname dahi veremediği ve anlamadığı bir dilde gerçekleştirilen arabuluculuk sürecinin mahiyetini ve hukuki sonuçlarını anlayamayacağının çok açık olduğunu, arabulucunun süreç içerisindeki temel işlevlerinden biri "tarafların aydınlatılması" yükümlülüğü olduğunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 11.maddenin açık olduğunu, tarafların arabuluculuk sürecini, sürecin işleyişini, nasıl olması gerektiğini ve sürecin sonucunda kendilerini ne beklediğini bilmeyebileceğini, Türkçe dahi bilmeyen müvekkilinin de bu süreci bilmesi ve anlaması beklemeyeceğini, arabuluculuk görüşmesini tamama erdiren arabulucu ...'ün, arabuluculuk ilke ve kaidelerine ihlal ettiğini, tarafsızlığını yitirdiğini, kendisine verilen görevi kötüye kullandığını, müvekkilinin bilgisizliği ve deneyimsizliği karşısında anlaşmanın diğer tarafı konumundaki basiretli tacir niteliğine haiz sigorta şirketinin menfaatlerine uygun olarak süreci yürüttüğünü, davaya konu olan sözleşmede müvekkilinin iradesi sakatlandığını ve sonucunu kavrayamadığını bir sözleşme yapmaya zorlandığını, Arabuluculuk anlaşma belgesinin ve son tutanağın iptalini gerektiren bir başka hususun ise anlaşılan tutarın miktarı olduğunu, müvekkilinin karıştığı kaza sebebiyle aracında meydana gelen hasar ve değer kaybı bedeli bağımsız eksper tarafından tespit edilerek ortaya konduğu toplam 25.553,57 TL tazminat bedeli alacağı olan müvekkilinin arabuluculuk yolu ile 5.555,00 TL alarak haklarından feragat etmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 6098 sayılı Tük Borçlar Kanunu m.28'in açık olduğunu, kanun hükmünde de görüldüğü üzere davaya konu olan arabuluculuk sürecinde müvekkilinin talep edebileceği tazminat tutarı ile arabuluculuk aşamasında anlaşılan tazminat tutarı arasında açık bir oransızlık olduğunu, arabuluculuk süreci sonunda tanzim edilen ve sözleşme niteliğinde olan anlaşma belgesinin geçerli olabilmesi için gerekli olan taraf iradesi şartı sağlanamamış olup ve ayrıca 6098 sayılı Borçlar Kanunu çerçevesinde sözleşmenin içeriği itibariyle aşırı yararlanma durumu söz konusu olduğundan ...numaralı arabuluculuk anlaşma belgesinin ve son tutanağının iptaline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Cumhuriyeti vatandaşı olan davacının Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48'inci maddesinde düzenlenen teminattan muafiyeti sağlayan akdi veya fiili mütekabiliyet bulunmadığını, Ülkemiz ile ... arasında teminattan muafiyeti öngören ikili veya çok taraflı adlî iş birliği anlaşması bulunmadığını, İçişleri Bakanlığınca, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88'inci maddesinde uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler için tanınan muafiyetin geçici koruma statüsünde bulunanları kapsamadığının belirtildiğini, Kanunun ilgili maddelerinde davacı taraf için teminattan muafiyeti öngören herhangi bir hüküm bulunmadığından HMK md. 114 uyarınca dava şartı eksikliğinden davanın reddi gerektiğini, arabuluculuk sürecinin usule uygun yapılmadığının açık ve net bir şekilde ispatlanması gerektiğini, arabuluculuk süreci arabuluculuğun temel ilkelerine uygun yürütüldüğünü, kanuna aykırı bir durum bulunmadığını, tarafların talebiyle arabuluculuk sürecinin başladığını, süreç ve anlaşma tutanağının hukuki niteliği hakkında gerekli bilgilendirmeler yazılı olarak yapıldığını, davacının bu süreçte, Türkçe yönlendirmelere uygun davrandığını, davacının Türkçe bilmediği iddiasının doğru olmadığını, açıklanan sebeplerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;

... Arabuluculuk Bürosu ...numaralı dosyası, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığının ... Esas sayılı dosyası, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi, arabuluculuk son tutanak örneği, mütalaa olarak sunulan eksper raporu, ZMMS poliçesi, hasar dosyası incelenmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan ve dava öncesinde ihtiyari arabuluculuk sürecinde varılan anlaşma çerçevesinde düzenlenen ilam niteliğindeki anlaşma belgesinin irade fesadı hali (yanılma) ve gabin hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir.

Davacı ...'e ait ... plaka sayılı araç ile davalı ... Sigorta A.Ş.'nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plaka sayılı araç arasında 22/01/2022 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.

... aracında meydana gelen hasar bedelinin ve değer kaybının ödenmesi amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığına vekili ... vasıtasıyla 10/03/2022 tarihinde başvuru yapmıştır. Başvuru üzerine Sigorta Tahkim Komisyonunun ... E. sayılı dosyası açılmakla birlikte; karşı taraf sigorta şirketi dava konusu edilen uyuşmazlık hakkında tarafların başvuru öncesinde anlaşma sağladığına ilişkin ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesini ibraz etmiştir.

Gerçekten de; ... ile ... Sigorta A.Ş. arasında Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılmadan önce, taraflar ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurmuş, 28/02/2022 tarihinde taraflar dava konusu edilen ... plaka sayılı aracın hasar bedeli ve değer kaybı zararı konusunda anlaşmaya varmışlardır. Nitekim, İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma Belgesi (Arab. Dosya No: 2022/... E.) uyarınca ... 5.555,00 TL tutar karşılığında anlaşma belgesini bizzat imzalamış, dava konusu trafik kazası sebebiyle davalı sigorta şirketinden başkaca bir alacağının kalmadığını beyan ve kabul etmiştir. Taraflarca mutabık kalınan ve anlaşılan tutar sigorta şirketi tarafından banka havalesi yoluyla 18/03/2022 tarihinde ödenmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı ...E. sayılı dosyasında 28/09/2022 tarihinde 6325 s. HUAK 18.maddesi uyarınca anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge olması ve anlaşma sağlanması halinde dava açılmayacağına ilişkin emredici yasa hükmünü gerekçe göstererek başvurucu ...'in talebinin hukuki yarar yokluğundan ve usulden reddine karar vermiştir.

Davacı vekili işbu dava ile, müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığını, Türkçe bilmediğini, tercüman bulundurulmadan arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, bu nedenle iradesinin sakatlandığını, davacının hukuki sonucu kavrayamadığını, ayrıca hasar bedeli ve değer kaybı için bağımsız eksper tarafından 25.553,57 TL zarar belirlendiğini ancak davacının 5.555,00 TL tutar için anlaşma sağladığından edimler arasında aşırı oransızlık bulunduğunu, bu itibarla anlaşma belgesinin taraf iradesinin sakatlanması ve aşırı yararlanma (gabin) sebebiyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile, tarafların talebi doğrultusunda arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, anlaşma tutanağının hukuki niteliği hakkında gerekli bilgilendirmenin yapıldığını, bu hususun tutanakta da yazılı olduğunu, davacının Türkçe bilmediği iddiasının doğru olmadığını, arabuluculuk sürecinin usulünce tamamlandığı savunmasında bulunmuştur.

Uyuşmazlığın temeli, anlaşma belgesi düzenlenirken davacının iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı, Türkçe bilmemesinin irade fesadı hali olan yanılma şeklinde kabul edilip edilemeyeceği, irade fesadı hali (yanılma) dışında gabin hukuksal nedenine dayalı olarak anlaşma belgesinin iptalinin mümkün olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

İrade Fesadı Hali (Yanılma):

Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31. ve 32. maddelerde sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca, iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf yönünden (sübjektif unsur) hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki, hatanın ileri sürülmesi TBK'nin 35. (BK'nin 25.) ve Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın. Hemen belirtmek gerekir ki, sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK'nin 35. (BK'nin 26.) maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir. Mevzuatta arabuluculuk sonucunda yapılan anlaşma belgesinin hukukî niteliğine ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Arabuluculuk sonucunda düzenlenen anlaşma belgesi niteliği itibariyle bir maddi hukuk sözleşmesidir. Bu nedenle de bir sözleşmede bulunması gereken temellerden birinin eksik olması hâlinde uygulanabilirliğini yitirir. Borçlar hukuku bakımından gerekli görülen asgarî koşullar, arabuluculuk sonucu imzalanan sözleşmede sağlanmış olmalıdır. Diğer sözleşmelere karşı ileri sürülebilen hata, hile, ikrah gibi iddialar, bu sözleşme için de geçerlidir, hasılı sözleşme hukuku kuralları uygulanır. Anlaşma belgesinde yer alan sözleşme hata, hile, ikrah sonucu meydana gelmiş ise sözleşmenin iptali istenebilir. Çünkü sözleşme karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile oluştuğu için TBK’nın 39. maddesi uyarınca, hata veya hile sebebiyle ya da ikrah sonucunda sözleşme yapan taraf olarak, hata veya hileyi öğrendiği ya da ikrahın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirebilecek diğer bir deyişle, sözleşmenin iptal edilmesini talep edebilecektir. Anlaşma belgesinden doğan ilişkinin hukukî niteliği belgenin içeriğine göre belirlenir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesine eklenen ek beşinci fıkraya göre artık arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan hususlar hakkında dava açılabilmesi söz konusu anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitinden sonra mümkündür. Anlaşma belgesine rağmen taraflar, irade sakatlığı veya anlaşma belgesinin, hukukî niteliğinin gereği olan geçerlilik ve şekil koşullarını taşımaması nedenleriyle anlaşılan hususlar hakkında dava açmışlarsa, mahkeme öncelikle anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığını tespit edecektir. Anlaşmanın geçersizliğinin tespitinden sonra mahkeme asıl talep hakkında karar verir. Anlaşmanın geçerli olduğu tespit edilmişse asıl talep incelenmez, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesine eklenen ek beşinci fıkra gereği davanın reddine karar verilir.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; ... Arabuluculuk Bürosunun ... nolu dosyası kapsamında gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde düzenlenen 28/02/2022 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının taraflar arasında kurulmuş özel hukuka tabi bir sözleşme olduğu, davacı yeterli derece Türkçe bilmemesi sebebiyle iradesinin sakatlandığını ve TBK'nın 30. maddesi uyarınca sözleşmenin irade fesadı hallerinden yanılma sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de, hangi hususlarda yanıldığına dair somut bir açıklama yapmadığı, arabuluculuk faaliyetinin "Bilgilendirme Tutanağı" ile başladığı, aynı tarihte oturumların gerçekleştirildiği, nihayetinde ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ile arabuluculuk anlaşma belgesinin / tutanağının düzenlendiği, davacının bilgilendirme tutanağından itibaren yapılan açıklamaları anlamadığına ve tercüman talep ettiğine dair bir itirazı yahut ihtirazı kaydı veya çekincesi olmadığı gibi, görüşmelere kendisi tarafından görevlendirilen tercüman ile katılabilecekken tüm oturumlara şahsen katıldığı, süreci şahsen yürüttüğü, tutanakları bizzat imzaladığı ve imzasını inkar etmediği görülmüştür. Kaldı ki, ihtiyari arabuluculuk sürecinden de öncesinde, davacı tarafından dava konusu kaza sebebiyle oluşan hasarın tazminine yönelik olarak (vekaletname ile) vekil tayin edilmesine rağmen, ihtiyari arabuluculuk sürecinde davacı taraf vekili olduğunu, ona haber verilmesini gerektiğini, süreci birlikte yürütmek istediğini dahi ileri sürmemiş, bu hususta hiçbir itirazda bulunmamıştır. Diğer taraftan, arabuluculuk faaliyeti kapsamında arabulucu tarafından, taraflara avukat görevlendirileceğine dair yasal bir düzenleme olmadığı, bu itibarla arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun şekilde yürütüldüğü, mahkememizce irade fesadı hallerinin (yanılma) her türlü delille ispatı mümkün görülerek davacıya tanık delili hatırlatılmasına rağmen davacının açıkça tanık deliline dayanmayacağını da mahkememize beyan ettiğinden nihayetinde davacının soyut yanılma iddiasını ispat edemediği sonucuna varılmıştır. (Aynı yönde bkz. İSTANBUL BAM 13. HD. 2022/... E. 2023/... K.)

Öte yandan; davacı vekili 10/02/2023 tarihli dilekçesinde davacının uzun zamandır Türkiye'de ikamet ettiğini beyan etmiştir. Davacının uzun zamandır Türkiye'de ikamet etmesi sebebiyle hiç Türkçe bilmediği savunması mahkememizce inandırıcı ve samimi görülmemiştir. Aksine, davacının vekili olmasına rağmen ihtiyari arabuluculuk sürecini tek başına yürüttüğü, bütün işlemleri şahsen yaptığı, vekiline haber vermediği, hatta Tercüman dahi istemediği dikkate alındığında yeterli düzeyde Türkçe bildiği ve anladığı kanısına varılmıştır. Davacının vekili olmasına rağmen, ihtiyari arabuluculuk sürecinde vekiline haber vermemesi ve tüm süreci kendisi yürüterek sonuçlandırması anlaşma belgesinin ve arabuluculuk sürecinin geçersizliğine neden olmayacaktır. Esasen, bu husus davacının "bilgisizliği" şeklinde davalı sigorta şirketine karşı ileri de sürülemez; bu durum olsa olsa iç ilişkide vekalet sözleşmesi bakımından davacı ile vekil arasında hukuken anlam ifade edecektir.

Gabin (Aşırı Yararlanma):

Sözleşmenin gabin (aşırı yararlanma) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmaya, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak, zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28. maddesi ile aynen; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." hükmü getirilmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, 6325 s. HUAK 18/4. madde hükmü uyarınca tarafların imzalamış oldukları anlaşma belgesi icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge hükmündedir. Bilindiği üzere, ilam niteliğinde bir belge için taraflar ancak irade fesadı hallerine dayanarak iptal isteminde bulunabilir. Diğer söyleyişle, ilam hükmünde bu belge için irade fesadı halleri dışında iptal isteminde bulunulamaz. Gabin, irade fesadı halleri dışında olduğundan anlaşma belgesinin gabin hukuksal nedenine dayalı olarak esasen iptali talep edilemez / mümkün değildir. (İSTANBUL BAM 40. HUKUK DAİRESİ 2022/.... 2022/... K.)

Öte yandan; somut olayda her ne kadar davacı vekili objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık bulunduğundan bahsetmiş ise de, hak edilen hasar bedeli ve değer kaybı tazminatının ne kadar olduğunun kesin olarak belirli olmadığı, kusurun henüz kesin tespit edilmediği, bu nedenle eksper raporuna birebir itibar da edilemeyeceği, bunun yanında bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesi gerekmekte olup, davacının ne için hangi somut nedenle kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü, psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler bakımından darda kaldığı, tecrübesizlik, düşüncesizlik halleri içinde bulunduğuna dair bir neden belirtilmediği, uzun yıllardır Türkiye'de yaşayan davacının yeterince Türkçe bilmediği iddiasının ise tek başına davacının bu haller içinde bulunduğuna delil olarak yeterli olmayacağı sonucuna varılarak gabin şartlarının zaten bulunmadığı kabul edilmiştir.

Diğer taraftan; davacının iddia ettiği gibi arabuluculuk son tutanağının iptalini gerektirecek aşırı yararlanma durumunun dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı, salt davacının daha fazla tazminat talep edebileceği varsayımı ile gerçekleşen anlaşmada belirlenen miktar ile istenebilecek tazminatın tutarı arasında orantısızlık bulunduğuna ilişkin kabulün tek başına arabuluculuk son tutanağının iptal edilmesi için yeterli olmadığı, aksi yöndeki kabulün anlaşma ile sonuçlanan tüm arabuluculuk son tutanağında belirlenen edimlerin subjektif değerlendirmeler ile yerindelik denetimine tutulması sonucunu doğuracağı ve bu durumun da arabuluculuk sisteminin iradiliği ilkesine dahi aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.

Yasal düzenlemeye bakıldığında;

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun ihtiyari arabuluculukta "Tarafların Anlaşması"nı düzenleyen 18/4,5..maddesi "...anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Arabuluculuk Kanununun 3. maddesinde, tarafların, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbest oldukları, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahip oldukları; 13. maddesinde, tarafların dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilecekleri; 18. maddenin 4. fıkrasında, taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesinin, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılacağı; aynı maddenin 5. fıkrasında ise arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı hususları hüküm altına alınmıştır.

Yapılan açıklamalar, Mahkememizce varılan kanaat ve kabul ile yasal nedenler karşısında; eldeki dava dosyası bakımından tarafların yürüttükleri arabuluculuk süreci sonucunda imzalamış oldukları ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6235 s. HUAK 18/4. maddesi hükmü uyarınca icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğindeki belge olduğu, ilam niteliğinde bir belge için tarafların ancak irade fesadı hallerine dayanarak iptal isteminde bulunabileceği, bu itibarla gabin, irade fesadı halleri dışında olduğundan anlaşma belgesinin gabin hukuksal nedenine dayalı olarak esasen iptalinin mümkün olmadığı, diğer taraftan yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı ve vurgulandığı üzere davacının irade fesadı hali (yanılma) ve gabin (aşırı yararlanma) iddiasını yargılama sürecinde ispatlayamadığı, dolayısıyla anlaşma belgesinin taraflar için geçerli olduğu, ilam niteliğinde belge uyarınca anlaşma kapsamında bulunan ve işbu davaya konu edilen maddi tazminat talepleri için artık dava açılmayacağı, zira 6325 s. HUAK 18/5. maddesi uyarınca anlaşma belgesi kapsamında kalan maddi tazmiat talepleri için anılan yasa hükmünün olumsuz dava şartı niteliğinde olduğu gözetilerek; davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 80,70 TL'nin ve 14,17 TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik kalan bakiye 332,73 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

  3. Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

  4. Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (5.555,00 TL) üzerinden hesaplanana ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 5.555,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

  5. Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

  6. HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine İADESİNE,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.17/01/2024

Katip

¸e-imzalıdır

Hakim

¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istanbulhukukİptaliSözleşmeninhükümdairesi

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim