SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/275 E. 2024/344 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/275

Karar No

2024/344

Karar Tarihi

3 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/806 Esas

KARAR NO : 2024/315

DAVA : İtirazın İptali

DAVA TARİHİ : 11/12/2023

KARAR TARİHİ : 24/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar 14.06.2022 tarihinde bir araya gelerek metal emtea ticaretine ilişkin olarak bir işbirliği sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmede belirlenen işin tanımına göre davalıların müvekkiline aylık 2.000 USD ücret ile aralık ayı sonunda hesaplanacak primi ödemeyi kabul ettiklerini, anılan sözleşme gereği müvekkilinin çalışmaya başladığını, daha sonra davalıların tek başına aldıkları karar ile sözleşmeyi sonlandırdığını, sözleşme gereği müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan 12.000 USD alacağı bulunmakla birlikte daha önce davalılar tarafından elden ödenen 1.000 USD'nin ödenmesi düşüldükten sonra kalan 11.000 USD'nin ödenmesi için davalılara ... 16.Noterliğinin...tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, ödeme yapılmayınca bu kerre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000 USD karşılığı 80.973,90 TL alacak için davalılara karşı ... 14.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile takibe girişildiğini ve davalılarca takibe itiraz edildiğini, taraflar arasında arabuluculuk görüşmelerininde anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin sözleşme gereği olan alacağı için yaptıkları icra takibine vaki itirazın iptali için işbu başvuruda bulunma zorunluluğu doğduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalıların ... 14.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptaline ve takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeni ile davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, tüm yargılama gider ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilerek karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Cevap: Dava dilekçesi ve ekleri davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf ... 14. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine haksız ve kötü niyetli şekilde takip başlattığını, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığından dolayı ödeme emrine haklı nedenle itiraz edildiğini, müvekkilinin bu davada davalı sıfatı bulunmadığını, davacı tarafın her ne kadar müvekkili ... ile diğer davalı ... arasında metal emtia ticaretine ilişkin bir sözleşme sözleşme imzalandığı ve bu sözleşmeye göre müvekkil şirkete ve diğer davalının kendisine aylık 2.000 USD ücret ile aralık ayı sonunda hesaplanacak primi ödemeyi kabul ettiğini beyan etmişse de davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, takip dayanağı olarak sunulan işbirliği toplantısı başlıklı 14.06.2022 tarihli belgede müvekkilinin herhangi bir imzası bulunmadığını, müvekkil şirkete ücrete tabii olacak herhangi bir hizmet de verilmediğini, verilmeyen bir hizmetin bedelinin olamayacağının açık olduğunu, bu durumda müvekkilinin bu davada davalı sıfatı bulunmadığını, sıfat yokluğu itirazında bulunduklarını, müvekkilinin davacıya herhangi bir fatura borcu, cari hesap borcu ya da başkaca bir borcu olmadığını, bu sebeple haksız ve kötü niyetli olarak .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibine haklı nedenle itiraz etmiş bulunduklarını, icra takibi haksız ve kötüniyetle başlatıldığı için davacı aleyhine icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, bununla birlikte arabuluculuk ücreti de dahil tüm yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı ile yalnızca bir işbirliği toplantısı yapıldığını, ancak bu protokole davacının uymadığını ve davacı tarafından müvekkiline sağlanan hiçbir hizmet olmadığını, verilmeyen bir hizmetin bedelinin de olamayacağının açık olduğunu, davacının dilekçesinin 2.maddesinde iddia ettiği gibi bir protokol sözleşmesi de bulunmadığını, davacının sağladığı bir hizmetin de söz konusu olmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, bu sebeple haksız ve kötüniyetli olarak ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibine haklı nedenle itiraz ettiklerini, hiçbir kabul anlamına gelmemekle birlikte yasal düzenlemelere göre Türk vatandaşları arasında dolar üzerinden hizmet sözleşmesi yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu, dosyaya gelen yazı cevabında da görüldüğü gibi müvekkili ...'ın şahsi bir ticari faaliyeti olmadığını, davacıdan böyle bir hizmet almaya da ihtiyacı olmadığını, müvekkiline ücrete tabi herhangi bir hizmet verilmediğini ve hiçbir iş yapılmadığını, müvekkilinin alacaklı görünene hiçbir borcu bulunmadığından asıl alacak, faiz ve ferilerden oluşan Türk Parasını Koruma Kanuna aykırı olarak başlatılmış takip talebi konusu borcun tamamına, işlemiş faizine , faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz etme ve takibin durdurulmasını talep ettiklerini, ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibi haksız ve kötüniyetle başlatıldığı için davacı aleyhine icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, bununla birlikte arabuluculuk ücreti de dahil tüm yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;

... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası, ... Arabuluculuk Bürosunun ... sayılı arabuluculuk son tutanağı, iş birliği sözleşmesi, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, tacir araştırmasına yönelik müzekkere cevapları celp edilmiş incelenmiştir.

Dava, sözleşmeden kaynaklanan ücret alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davanın esasına geçilmeden evvel, öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması zorunludur.

5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde hukuk mahkemeleri düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. ve 5. maddelerinde hukuk mahkemeleri düzenlenmiştir. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 Sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.

6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.

Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,

6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik açılan işbu itirazın iptali davasının, TTK' da yahut diğer Kanunlarda düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır.

Nispi ticari dava bakımından; ... Vergi Dairesi Müdürlüğü davalının işletme hesabına göre defter tuttuğunu bildirdiğinden davalı gerçek kişinin tacir vasfının bulunmadığı görülmüştür.

Yargıtay 11.H.D.'nin 06/03/2018 Tarih ve 2016/11515 E-2018/1718 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, TTK'nin 12. Maddesine göre "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nin 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda' ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir ispatı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.

Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.

6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.

Huzurdaki ihtilafın TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır.

Nispi ticari dava bakımından, davalılardan ... Ltd. Şti. ticari şirket olması sebebiyle tacir olduğu konusunda duraksama yoktur. Ne var ki, bu ayrıma göre her iki tarafın, yani davacının da tacir olması zorunludur.

19/02/1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;

  1. Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,

  2. Vergi Usul Kanunu’na istinaden BİRİNCİ SINIF TACİR SAYILAN VE BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTANLAR ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin DIŞINDA kalanların (iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların) esnaf ve küçük sanatkar, tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ... tarihli ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 213 Sayılı VUK 177.maddesinde belirtilen hallerden 1. ve 3.bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda belirlenen sınırların yarısını, 2.benddeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.

Davacı ...'nin gerçek kişi olarak birinci sınıf tacir olup olmadığı, esnaf olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığının araştırılması, 21/07/2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı BKK. uyarınca esnaf sınırını aşıp aşmadığının tespiti bakımından, Gelir Vergisi Beyannamesi, eki gelir tablosu ve performans bilgilerinin gönderilmesi ve bu bilgilere göre VUK 171/1 ve 3 no.lu bentlerde ilgili yıl için belirlenen nakdi limitin yarısını, 171/2 no.lu bentte belirlenen nakdi limitin tamamını, ilgili yıl yıllık gayrisafi iş hasılatı tutarı yönünden aşıp aşmadığının araştırılmış, nihayetinde dava tarihi olan 2023 yılı itibariyle davacının 1. sınıf tacir olmadığı, bilanço hesabına göre defter tutan kimselerden de olmadığı, bu itibarla davalının VUK 177/1-3. maddesi ile yukarıda anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalının danışmanlık faaliyetleri kapsamında işletme hesabına göre defter tutan kimselerden olduğu, ne var ki celp edilen gelir beyannameleri ve eki performans tabloları incelendiğinde yukarıda değinilen Bakanlar Kurulu kararı uyarınca esnaf - tacir ayırımına göre faaliyetinin esnaf sınırını (limit hadlerini) aşmadığı görülmüştür. (Özellikle belirtmek gerekir ki, yıllık alış, satış ve gayri safi hasılat miktarları / limit hadleri mahkememizce ayrıca kontrol edilmiş, incelenmiş ve denetlenmiştir.) Hasılı, kazanç unsuru yönünden VUK 177. maddesi ve Bakanlar Kurulu uyarınca davacının çalışmasının esnaf faaliyeti düzeyinde olduğu, yaptığı iş itibariyle ticari muhasebeyi gerektirmedği, bu bağlamda tacir sıfatının bulunmadığı belirlenmiştir. (EMSAL MİSALLER İÇİN BKZ. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ 2023/608 E. 2023/578 K; İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKU DAİRESİ. 2024/287 E. 2024/481 K.). Öte yandan, yukarıda yer verilen Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca işletme hesabına göre defter tutan davacının emek unsuru yönünden de, iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayandığı (sözleşme içeriği / danışmanlık faaliyeti) açık olduğundan bu unsur bakımından da tacir sıfatının olmadığı belirlenmiştir. (EMSAL MİSALLER İÇİN BKZ. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ 2022/209 E. 2022/2455 K; İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKU DAİRESİ. 2022/90 E. 2022/2245 K. )

Yapılan açıklamalar karşısında; 213 s. VUK 177. maddesi ile 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ... tarihli ...sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 213 Sayılı VUK 177. maddesinde belirtilen hallerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. benddeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı düzenlenmiş olup; davacının kazanç ve emek unsurları bakımından ayrı ayrı ve detaylı yapılan incelemeler çerçevesinde faaliyetinin esnaf sınırını aşmadığı, bu itibarla davacının dava tarihi itibariyle tacir sıfatının bulunmadığı, o halde her iki tarafın tacir olmadığı eldeki dava dosyası bakımından mutlak ve nispi ticari dava söz konusu olmadığından Mahkememizin görevli olmadığı, aksine uyuşmazlık bakımından genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu tespit edilmiş, görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);

  1. HMK.'nın 114/1. c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,

  2. HMK.nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine,

  3. HMK'nın 20. maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,

  4. Harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,

Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/04/2024

Katip

¸e-imzalıdır

Hakim

¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

misalleristanbulhukukemsalİtirazınmahkemesiİptaliadliyebölgehükümdairesi

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim