SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/836 E. 2024/244 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/836

Karar No

2024/244

Karar Tarihi

25 Mart 2024

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/836

KARAR NO : 2024/244

DAVA : İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156))

DAVA TARİHİ : 22/12/2023

KARAR TARİHİ : 25/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu aleyhine 28.05.2019 tarihinde ... 8.İcra Dairesi ...E.numaralı dosyası üzerinden başlatılan ilamlı icra takibinde, 05.07.2022 tarihinde İİK m.43 gereği iflas takibine geçildiği, işbu takip neticesinde müvekkili alacağına kavuşamadığı için ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ...E.sayılı dosyası üzerinden davalı şirketin iflası talep edilmiş, mahkeme tarafından usulüne uygun iflas takibi bulunmaması gerekçesiyle davamız usulden reddedildiği, akabinde davalı/borçluya usulüne uygun iflas ödeme emri tebliğ edildiği, davalı/borçlu tarafından yedi gün içerisinde ödeme yapılmadığı gibi herhangi bir itirazda da bulunulmamış olması nedeniyle işbu davanın açıldığı, bunun üzerine ... 8.İcra Dairesi ...E. numaralı dosyasına usulüne uygun iflas takip talebi sunulduğu, 24.03.2023 tarihinde davalı/borçluya usulüne uygun "iflas ödeme emri tebliğ" edildiği, işbu ödeme emrine karşı davalı/borçlu tarafından itirazda bulunulmadığı, iflas takibi kesinleşmiş olduğundan iş bu iflas davasının açma gereği olduğu, 24.03.2023 tarihinde davalı/borçluya karşı ... 8. İcra Dairesi ...E.sayılı dosyası üzerinden usulüne uygun iflas ödeme emri tebliğ edildiği halde davalı/borçlu tarafından işbu ödeme emrine herhangi bir itirazda bulunulmamış olup 31.03.2023 tarihinde iflas takibi kesinleştiği, buna göre aleyhine iflas takibi başlatılan ve ödeme emrine itiraz etmeyen davalı/borçlunun, işbu davada da borcuna itiraz edemeyecek olması göz önünde bulundurularak iflasına karar verilmesi; iflas kararından önce gerekli muhafaza tedbirlerinin alınmasını kapsamında borçlunun mallarının defterinin tutulması, depo ve mağazalarının mühürlenmesi, taşınırlarının yediemine teslim edilmesi, tapuya taşınmazlar için devir yasağı şerhi konması gibi önlemlerin alınmasının gerektiği, davalı/borçlunun malvarlığı için muhafaza tedbirlerinin alınması hususlarında karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ikame edilen işbu dava süresinde açılmadığı gibi işbu davaya dayanak teşkil eden iflas ödeme emri de usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, usulsüz hazırlanan ödeme emri usulsüz olarak dosyayı asıl olarak takip etmeyen vekile tebliğ edildiği, iş bu durum icra dosyasında yapılan tebligat ile de anlaşılacağını, bu nedenlerle de işbu davanın usulden reddi gerektiği, öte yandan zamanaşımı defi talebi de mevcut olup mahkemece bu hususların dikkate alınmasını, işbu davanın usulden reddini talep ettiğini, ... 21. İcra Müdürlüğü'nün ...E.sayılı dosyası ile icra takibi açılmış ve yapılan itiraz üzerine takip ettiği, akabinde de söz konusu itirazın iptali için ...3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E.sayılı dosyası ile itirazın iptali davası görüldüğü, yargılama sırasında ..Tic. Ltd. Şti tarafından karşı dava açıldığını, ...tarihli ... numaralı faturada belirtilen iki adet makinenin kendilerine teslim edilmediğini, bu nedenle de fazla ödeme yaptıklarını ve fazla ödenen bedelin iadesini talep ettiği, davacı her ne kadar mevcut durumda alacaklı gibi görünüyorsa da gerçekte alacaklı olmadığını, hatta müvekkili davalıya borçlu olduğunu, bu konuda davacı şirket yetkilisinin yalan yere yemin suçunu işlediğinden bahisle ...33. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...E. ...K.sayılı ilamı ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu dosya sanık tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile halen inceleme aşamasında olduğu, buna ek olarak dosyaya sunulacak müzekkere cevaplarında davacının alacağa konu makineleri teslim aldığını teyit etmediğini, işbu nedenlerle davacının haksız taleplerinin reddi ile yalan yere yemin suçuna ilişkin yürütülen yargılamanın bekletici mesele yapılmasını ve akabinde de davacının haksız davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... 3.ATM'nin ...E. ...K.sayılı dosyamızın tarafları arasındaki davaya ilişkin ilam ile dosyamız davacısı lehine hükmolunan miktarların, ayrıca iflas yoluyla adi takibe konu edilmesinin usulen mümkün olup olmadığı, davacının ilama bağlanmış alacak ile ilgili iflas yoluyla adi takiplere mahsus ödeme emrine itiraz olunmaması nedeniyle iflas davası açmakta hukuki yararı olup olmadığı noktasındadır.

İİK m.155 hükümüne göre, iflas yoluyla adi takipte ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren borç ve takip giderlerinin yedi gün içinde ödeme emrini gönderen icra dairesindeki hesaba yatırılması, bu süre içinde borcun olmadığına veya iflasa tabi şahıslarından olunmadığına dair bir itiraz var ise icra dairesine bildirilmesi, aynı süre içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının ticaret mahkemesinden iflas kararı isteyebileceği açıktır.

Ne var ki ödeme emrine itiraz edilmediği, bu şekilde iflasa mahsus ödeme emri ve takip içeriği dikkate alındığında "ilama dayalı olarak iflaslı takibe geçildiği", takibin dayanağının ise ... 3.ATM'nin ...E. ...K.sayılı ilamı olduğu, takibe şeklen itiraz edilmediği tartışmasızdır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık dikkate alındığında ve öncelikle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olup olmadığının tartışılması gerekmektedir. Esasen hukuki yarar dava şartı olmakla HMK m.115/f.1 hükmü uyarınca davanın her aşamasında araştırılabilir.

Hukuki yarar konusu mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlememişken 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin (h) bendinde dava şartları arasında sayılmıştır ve davacının talep ettiği şeye bağlanan, hukuki ve meşru, doğrudan ve kişisel, doğmuş ve güncel olması durumunda bu talebi kabule şayan kılan ve yokluğu hâlinde davacının dava yetkisinin olmadığı değer olarak tanımlanabilir (Emel Hanağası, Davada Menfaat, Ankara 2009, s.345).

"Davacının subjektif hakkına hukuki korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâlihazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmaması hâlinde; başka bir ifadeyle davacı hakkına kavuşmak için, hâlihazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez." Mahkemeye başvurmada korunmaya değer yararın bulunup bulunmadığı ise davanın açıldığı ana ilişkin bir değerlendirmedir. Bu nedenledir ki kural olarak hukuki yararın davanın açıldığı anda mevcut olması gerektiği kabul edilir. (Yargıtay HGK 2022/3-1269E. 2023/1106K:sayılı kararı)

Somut dava açısından davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olup olmadığı tartışılmalıdır. Zira davacı, iflasa mahsus ödeme emrinde ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin adı geçen ilamına dayanarak takip yapmış, bu çerçevede davalıya "iflas yolu ile adi takibe dair ödeme emri" göndermiş, davalı ise takibe itiraz etmemekle takip kesinleşmiştir.

Kanun koyucu ilama bağlı alacağın ödenmemesi durumunu, İİK m.177/bend (d) hükmünde doğrudan bir iflas hükmü olarak düzenlemiştir. Bir başka deyişle kanun koyucu ilâmdan kaynaklanan bu alacağın doğrudan iflas sebebine dayalı olarak talep edebileceğini düzenlemiştir. Kanun koyucunun doğrudan iflas sebebi olarak öngördüğü ve saymış olduğu hali, yani icra emrine konu bir alacağı bu yola başvurmayarak takipli iflasa konu etmesi öncelikle kanunun sistematiğine aykırıdır. Elbette kişilerin kanundan doğan haklarını kanunun izin verdiği yollarla kullanması kabul edilebilir ise de kanun koyucunun buradaki amacının mahkemelerce hükme bağlanmış olan bir hususun yeniden mahkemelerce ele alınmasını, tartışılmasını engellemeye çalışmak olduğu kabul olunmalıdır.

Kaldı ki anayasal yönden yapılacak yoruma göre T.C.Anayasasının m.141 hükmü "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir" şeklinde olduğuna göre ilama bağlanmış bir alacağın iflas yoluyla adi takipte ödeme emrine konu edilmesi, bir başka deyişle icra emrine konu edilmemesi Anayasanın ilgili emredici hükümlerine aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6 hükmü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları dahi dikkate alındığında davacının bu yönde açtığı davanın, davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını engelleyici dahi olduğu kabul edilmiştir.

O halde davacının, lehine olan ilâmı icra emrine konu etmek yerine bu ilam ile adi iflâs yolu ile takip yapmakta hukuki yararı yoktur.

Nitekim (Kapatılan) Yargıtay 19. HD'nin 2008/2487 E. 2008/5950K.sayılı kararında da ifade olunduğu üzere:

"Somut olayda davacı, itirazın iptali davası sonucunda temin etmiş olduğu ilamı, icra dosyasına ibraz ederek hacizlere devam etmiş, takibin semeresiz kalması üzerine mahkemeye başvurarak borçlunun iflasını talep etmiştir. Bu aşamalarda borçluya icra emri tebliğ edilmemiştir. İİK’nın 177/4 hükmü uyarınca, “İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse” borçlu hakkında takip yapılmaksızın doğrudan iflası istenebilir. Dolayısıyla borçlunun doğrudan iflasının istenebilmesi için ilama bağlı alacağın icra emri ile talep edilmesi zorunludur. Nitekim, 1940 yılında, İİK’da 3890 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sırasında, ilama dayanan alacakların icra emri ile istenmesine gerek olmaksızın, alacaklının doğrudan borçlunun iflâsını talep edebilmesine olanak tanıyan hükümetin değişiklik teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından kabul edilmemiştir (Bkz. Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, C.III, Ankara 1993, s.2773, 2774). Tarihsel süreç içerisindeki bu gelişmeden de anlaşılacağı üzere, “ilama dayalı alacağın icra emri ile talep edilmesi”, görmezden gelinebilecek biçimsel bir husus değil, doğrudan iflâs kararı verilebilmesi için kanun koyucunun öngördüğü zorunlu bir koşuldur. Bu itibarla, usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir."

şeklindeki gerekçe de dikkate alındığında, kanun koyucunun davacıya ilama dayalı alacağının icra emriyle talep edilmesine rağmen ödenmemesi halinde doğrudan ve ancak iflas yoluna başvurabileceğini düzenlediği, ilama bağlı olarak alacaklı olan kişi için bu yola başvurmanın aslında kanun koyucunun getirmiş olduğu bir zorunluluk olduğu dahi benimsenmiştir.

Bu hususla ilgili başkaca Yargıtay kararlarını incelemekte de fayda bulunmaktadır.

Genel haciz yolu ile takipte borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, borçlu aleyhindeki takibini devam ettirmek isteyen alacaklı mahkemeden itirazın iptaline (İİK.m.67) ya da kaldırılmasına (İİK.m.68) dair karar almalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurul'unun 10.07.2017 tarih ve 2017/2E., 2017/3 K sayılı Kararı; İcra mahkemesince itirazın kaldırılması talebi üzerine ya da mahkemelerce itirazın iptali davası sonunda ilama bağlanmış bir alacağın tekrar ilama bağlanmasının medeni usul hukuku ilkelerine uygun olmadığı, ilama bağlı bir alacağın tekrar ilama bağlanmasında hukuki yarar bulunmadığı, dolayısı ile ilama dayalı bir alacağın ilamsız takip konusu yapılamayacağı yönündedir. (Yargıtay 6. HD'nin 2022/2128 Esas, 2023/440 Karar sayılı kararı)

Adı geçen karar dikkate alındığında ve somut olayda olduğu üzere davacı vekilinin elinde ilam varken takip yolunu değiştirerek iflas yolu ile adi takibe devam etmesinin mümkün bulunmadığı, zira ilama bağlanmış olan bir alacağın tekrar yargılama konusu yapılmasına yol açacak şekilde iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrine konu edilmek suretiyle iflas davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı benimsenmiştir.

Yine aynı Daire, başka bir emsal olayda, yine ilama dayalı olarak yapılan iflas yoluyla adi takipte ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasında, ilama bağlanan alacağın tekrar ilama bağlanmasında hukuki yarar bulunmadığına dair BAM kararını onamıştır. Hatta onama kararında yine Daire "Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 10.07.2017 tarih ve 2017/2 E. 2017/3 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere ilama bağlanmış bir alacağın, adi takip yoluyla iflas takibi yapılarak ve itirazın kaldırılması suretiyle yeniden ilama bağlanmak suretiyle takibin devam ettirilmesinde hukuki yarar bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir" gerekçesiyle dahi BAM kararının onanmasına dair gerekçeyi benimsenmiştir. (Yargıtay 6.HD 2023/4432E. 2024/97K.sayılı kararı)

Kapatılan Yargıtay 23.HD dahi 2017/350E., 2017/2857K.sayılı kararında ise;

"Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İİK'nın 177/4. madde hükmü uyarınca; ilama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemiş ise borçlu hakkında takip yapılmaksızın doğrudan iflası istenebileceği, dolayısıyla borçlunun doğrudan iflasının istenebilmesi için ilama bağlı alacağın icra emri ile talep edilmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle, koşulları oluşmadığından davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 2015/5313 E., 2016/5175 K. sayılı ilamı ile 24.11.2016 tarihinde onanmıştır.

Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir."

gerekçesiyle somut olayda olduğu gibi ilama müstenit alacak ile ilgili, ilâma bağlı bu alacağın icra emriyle talep olunmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair kararı onamıştır.

Böylelikle ilama bağlı alacağın icra emri ile talep edilmesi ve ödenmediği takdirde doğrudan iflas yoluna başvurulması gerekli ve yeterli iken itiraz edilmesi halinde duracak bir takipli iflas yoluna konu edilmesine davacının hukuki yararı yoktur.

Hal böyle olunca davacının davasının hukuki yarar yokluğundan red olunması gerekmekle birlikte davacının dava öncesi yapmış olduğu arabuluculuk ücretine kimin katlanması gerektiği üzerinde de ayrıca durulması gerekmektedir.

Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle HMK m114/f.1-bend (h) hükmüne atfen HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan ve usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle HMK m114/f.1. bend (h) hükmüne atfen HMK m.115/f.2 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,

  2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  3. Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ve Yargıtay uygulaması gereği 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

  5. Artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren on günlük süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden ve oy birliği ile karar verildi.

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

TakiptenDoğanistanbul156))(Adiİflashüküm(İİK

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim