İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/870 E. 2024/204 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2021/870
2024/204
18 Mart 2024
T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2021/870
KARAR NO : 2024/204
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücu)
DAVA TARİHİ : 30/12/2021
KARAR TARİHİ : 18/03/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı, ... Şirketi tarafından kiralanan, ... adresli işyeri, müvekkil şirket nezdinde ... tarihleri arasında ... numaralı İşler Rayında Kobi Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 12.04.2021 tarihinde sigortalı iş yerini, üst kattaki dairenin lavabo el yıkama borusunun patlaması nedeniyle su bastığını, sigortalı iş yerinde su sirayet etmesi sonucunda; parke, duvar boyası, alçıpan tavan, dolap ve dolap kapakları, demirbaşların ıslanarak yoğun hasar meydana geldiğini, zarara uğrayan sigortalı firma için müvekkili şirkete yapılan müracaat sonucu açılan ... sayılı hasar dosyası ile 5684 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca bağımsız ve uzman eksper tarafından hasarın niteliğinin ve miktarının tespiti için ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, incelemeler sonucunda, "...iş yerinin üst katında bulunan 28 no'lu iş yeri mutfak dolap altı fleks su hortumunun patlaması sonucu suların iş yerine sirayet etmesi ile zeminde biriken suyun sigortalı iş yerine sirayet ettiği..." tespitine varıldığını, hasar bedeli olarak hesaplanan 6.089,54-TL'nin sigortalıya 03.05.2021 tarihinde ödendiğini, böylece, müvekkili şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu, davalı şirkete rücu yazısı gönderildiğini, herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle ... 26. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 6.089,54.-TL asıl alacağın ödeme tarihinden itibaren işlemiş 75,08-TL yasal faizi ile toplam 6.164,62-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, öncelikle davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malların 3.kişilere devrinin önlenmesi amacıyla kaydına teminatsız ve/veya mahkemece uygun görülecek teminatın yatırılması halinde ihtiyat-i tedbir(haciz) konulmasına, yargılama sonunda da icra takibine yapılan itirazın iptaliyle takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu adreste mülk sahibi olmayıp kiracı konumunda olduğunu, taşınmazın demirbaşı niteliğindeki unsurlardan kaynaklı hasar ve ziyalardan sorumlu olmadığını, öncelikle malik sıfatı bulunmayan müvekkilden sigorta hasar poliçesine dayalı olarak bir hak ve alacak iddia edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle hukuken sorumluluğu bulunmayan müvekkili açısından aktif husumet bulunmadığını, davanın tüm kat maliklerine yöneltilmesi gerektiğini, meydana gelen zarardan müvekkilinin kusuru olmadığını, dava konusu hasarın 12.04.2021 tarihinde mesai gününde meydana geldiğinin iddia edildiğini, hasarın aniden tespit edilememesi, bahsi geçen şekilde parke, mdf dolap ve de boya tefrişat gerektirir şekilde duvarlarda boya hasarı meydana getirmesi ve de müvekkilin işyerinin bulunduğu adrese gelerek önlem alınmasını istenilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hasarla ilgili müvekkili şirkete hiçbir beyanda bulunulmadığını, hasarın müvekkili şirket adresinden geldiği tespit edilmeksizin alacak iddiasında bulunulduğunu, müvekkili şirket adresinde iddia edildiği gibi bir mutfak altı fleks hortumu patlaması olayının hiçbir zaman meydana gelmediğini, ne olay tarihinde ne de devam eden süreçte müvekkili şirket mutfağında bir fleks, hortum değişikliği yapmadığını, iddia edildiği gibi bir hortum patlaması olsa idi öncelikle mutfak çeşmesinin açık kalması, mesai gününde bu açık kalmanın farkedilmemesi, sonrasında da fleks ve hortumun patlayarak öncelikle müvekkilin işyerine zarar vermesi gerektiğini, olayın meydana geldiği iddia edilen mutfak yerleri parke olup ne olay tarihinde ne de sonrasında su patlaması sonucu oluşabilecek bir nemlenme, parke şişmesi/lekelenmesi vb olayla müvekkili şirketin karşı karşıya kalmadığını, yine su patlamasının ilk etkisinin kendisini göstereceği mutfak kenarı duvar alçıpanlarında da şişme, hasar ve zayiat göstergesi meydana gelmediğini, bu kapsamda davacı tarafın tek taraflı olarak tuttuğu ekspertiz raporunu kabul etmediklerini, hasar sonrası tutulan raporlardan haberdar olmadıklarını, hasar ve ziya konusu olduğu iddia edilen eylemin yalnızca müvekkilin oturduğu daireden mi kaynaklandığı yoksa tüm daire maliklerinin ortak kullanımına ait alandan mı olduğu saptanmadan (müvekkil şirket adresinin bulunduğu koridorda ortak alan tuvalet ve lavaboılar mevcuttur. bu alan davacının sigorta lehdarının üst alanına denk gelmektedir) müvekkilinden talep edilmesinin de kabul edilemeyeceğini, sigortalının kusur veya ihmalinin de olup olmadığının tespiti gerektiğini, sigorta ettirenin zararı azaltıcı eylemlerde bulunma yükümlülüğüne aykırı davrandığını (Emsal: Yargıtay 17. HD.nin 2015/18399 E. 2018/8018 K.), icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, davanın reddi ile haksız olarak takip açılması nedeniyle % 20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine gereğince ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlulardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 26. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 22/06/2021 tarihinde, davalı aleyhine, söz konusu olay sebebine dayanarak, 6.089,54.-TL asıl alacak, 75,08.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.164,62.-TL üzerinde ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 28/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 01/07/2021 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 30/12/2021 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 6.164,62.-TL asıl alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında üzerinde uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken sorun, söz konusu su sızıntısı olayının davacı ile arasında illiyet bağının bulunup bulunmadı, tarafların olaydaki kusuru, husumet ve zarar miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Dava konusu olayın meydana geldiği yerde bilirkişi refakatinde 12.07.2023 tarihinde keşif yapılmış, keşifte tanıklar dinlenmiş, olay yeri incelenmiştir.
Davalı tanığı ... beyanında; "Ben boyacıyım, olay gününden yaklaşık 5-6 ay sonra görmüş olduğunuz şu bölümde nemden dolayı kabarmalar vardı ve onun boyasının yapılması için çağrıldım, tavanda ve duvarda nemlilik vardı, boya yaptım, ilacını sürdüm, 2-3 saat sonra tekrar kabarmalar oldu, üst katı uyardık, üst katta yere kadar kabarmalar vardı, yere kadar sular iniyordu, bu görmüş olduğunuz tavan ve duvarın bize göre solunda kalan mutfak kısmında herhangi bir kabarma veya nemlilik yoktu, benim gördüğüm kabarmalar ve nemlilik şu an bulunduğumuz salonun tavan ve duvarlarındaydı ve kirişe kadar gelmişti (diyerek gösterdi). Alt kattaki su sızıntısıyla ilgili bilgim yoktur, aşağıdaki su sızıntısı ya yukarıdan gelen su bulunduğumuz kata oradan da aşağıya inmesi nedeniyle olmuştur veyahutta ortak alandaki koridordaki ana bağlantılar ve yine karşısındaki tuvaletten gitmiş olabileceğini düşünüyorum, bildiklerim bu kadardır (Koridordaki ana tesisat ve onun karşısındaki tuvalet görüldü. Görülen yerler ve tanığın işaretlediği yerler bilirkişi tarafından fotoğraflandı). Davalı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; koridorda tadilat yapıldığı konusunda daha sonra bilgi edindim, şu anda da görüldüğü üzere tadilat yapıldığı, boruların değiştirildiği bellidir." demiştir.
Davalı tanığı ... beyanında; "Ben olay tarihlerinde Ukrayna'da hukuk fakültesi okuyordum, ancak part time da burada çalışıyordum, şirketin sahibi ... bey benim amcam olur, olay günü geç saatlere kadar ders vardı, ben de buradaydım, bir beyefendi gelip fotoğraflar çekmiş, ben görmedim, bunu bana söylediler, sonra dersimize döndük, bu şahıs mutfağın fotoğraflarını çekmiş, olaydan takriben 3-4 belki 5 ay sonra görmüş olduğunuz şu salonda ve tavanın ve duvarın bu bölümünde kirişlere kadar yukarıdan su sızıntısı nedeni ile kabarmalar vardı, kabarmalar nedeni ile boyacı ...'ı çağırdık, o da boya ve tamirat işini yaptı, biz de bu arada sızıntının kaynağını araştırdık, biz koridordaki ana hattan şüphelendik, burası ortak alandır, biz bu olayı bildirdikten sonra görmüş olduğunuz bu ortak alandaki ana hatta yönetim tarafından tamirat yapıldı, bizim şu an görmüş olduğunuz mutfak tarafında herhangi bir ıslaklık, kabarma gibi bir sorun yoktu, öyle bir şey olsaydı görmüş olduğunuz şu bölüm alçıpan olduğundan kesinlikle düşerdi, bu yüzden alt kattaki sızıntının bizden olduğunu düşünmüyorum, dedi. Koridordaki ana hat ve karşısındaki tuvalet ile gösterilen tüm yerler bilirkişi tarafından fotoğraflandı. Ortak alandaki sorun çözüldükten sonra da bir daha su sızıntısı yaşanmadı, bildiklerim bu kadardır (Davalı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında); olaydan sonra mutfakta herhangi bir parke değişimi ve benzeri herhangi bir tadilat olmadı." demiştir.
Keşif sonrası verilen bilirkişi raporunda; keşif mahallinde yapılan incelemelerde davalının kullanımındaki işyeri, hasar gören davaya konu işyeri ve ...'nda yapılan incelemeler sonucunda davalıya ait işyerindeki mutfakta bulunan tezgah altından kaynaklanan su hasarının oluşmadığını, davalıya ait zeminde su hasarı sonucunda herhangi bir onarımın görülmediğini, davaya konu su hasarının meydana geldiği işyerinin çok eski bir iş hanı olması nedeniyle su tesisatlarının kontrol edildiğini davalının bulunduğu katta bulanan WC'lerinde kontrol edildiğini, davalının işyerinin bulunduğu koridorda ortak alanda tuvalet ve lavaboların bulunduğunu, bu alanın dava konusu hasarın meydana geldiği iş yerinin üst alanına denk geldiğini, yapılan incelenme sonucunda davalının bulunduğu kattaki su tesisatlarında onarım yapılmış olduğunun anlaşıldığını, yapılan boru tesisat onarımlarının resimlerinin çekilmiş olduğunu, resimler üzerinde onarım gören tesisatın rahatlıkla teşhis edilebileceğini ve yeni onarım görmüş olduğunun anlaşılabildiğini, resimler üzerinde de gösterildiğini, davaya konu su hasarın her iki işyerinde bulunduğu ... Hanındaki ortak alanda bulunan su tesisatından kaynaklandığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Keşifte bilirkişi heyetince olay mahalli gezilerek görülmüş, dinlenen tanıkların gösterdikleri yerler incelenmiş ve fotoğraflanmıştır. Bilirkişi raporundaki tespitler keşifteki gözlemlere uygundur. Su sızıntısının kaynağı olduğu iddia edilen lavaboda yeni bir tamirat olmadığı, bu alanın çok yakınında ve ortak alanda bulunan boru hattında tamirat olduğu, su sızıntısının da buradan kaynaklandığı teknik bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Bu nedenle davalının iş yerinden bir su sızıntısı olmadığına su sızıntısının geldiği duvar ile üst kat lavabosunun konumu ile ortak alanda tamirat gören su borusunun konumları dikkate alındığında rapora itibar edilmiştir.
Ekspertiz raporunda hasar saati 12.00 olarak belirtilmiştir. Raporda ve fotoğraflarda verilen hasarın, özellikle duvarlardaki kabarmaların oluşabilmesi için davalıya ait mutfak lavabosunun altındaki borunun patlaması ve şiddetli bir su baskının olması, bu durumun da bir süre fark edilememesi gerekmektedir. Mesai saatleri içerisinde böyle bir durumun uzun süre fark edilememesi mümkün görülmemiştir. Ortak alandaki ana su borusunun geçtiği yer mahkememizce de gözlenmiştir ve hasarlı duvarlara çok yakın konumdadır. Yoğun su sızmasının ancak buradan kaynaklanabileceğine kanaat getirilmiştir. Bu nedenle bilirkişi raporu makul bulunmuştur.
Ortak alandaki tesisatlardan kaynaklanan hasarlarda kat malikleri kurulunun sorumlu olduğu anlaşıldığından davalının davada pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.
Davacı vekili her ne kadar bilirkişi raporuna itiraz ederek yeni bir rapor alınmasını talep etmiş ise de, 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek yeni bir heyetten rapor almaya gerek duyulmamış, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın pasif husumet yokluğundan HMK m.114/1-d gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
Davacının kötü niyetli olduğu ispat edilememesi nedeniyle kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE,
-
Alınması gerekli 427,60. TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 74,46. TL harçtan mahsubu ile eksik 353,14. TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
-
Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 6.164,62. TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp DAVALIYA VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
-
Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,
-
Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00. TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK m.341/2 gereği miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.18/03/2024
KATİP
HAKİM
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57