İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/887 E. 2024/171 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/887
2024/171
29 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/887
KARAR NO : 2024/171
DAVA : İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))
DAVA TARİHİ : 15/12/2022
KARAR TARİHİ : 29/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin , davalı şirketle 16/02/2015 tarihinde arama motoru optimizasyonu ve danışmanlık sözleşmesi imzalamış olduğunu, bu sözleşme 18/05/2021 ve 07/10/2021 tarihlerinde tadil edildiğini , taraflar arasında ayrıca 15/02/2015 tarihinde imzalanan ... ve 16/02/2015 tarihinde imzalanan ... hizmet sözleşmeleri de bulunmakta olduğunu, borçlu şirketin 27/09/2021 tarihinden 31/03/2022 tarihine kadar sözleşmeler kapsamında aldığı hizmetler için düzenlenen faturaları ödememesi üzerine müvekkili şirket borç tutarının haciz yoluyla tahsili amacıyla 18/04/2022 tarihinde ... 35. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasıyla takibe koymuş ise de borçlu şirket 21/04/2022 tarihinde borca itiraz etmiş olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümü amacıyla arabuluculuk sürecine başvurmalarına ve birden fazla oturumda görüşülmesine karşın borçlu şirket mevcut ekonomik koşullar altında borcu ödemeyeceğini bildirdiğinden olumlu bir netice alınamamış olduğunu, borçlunun borcunu ödemekten imtina etmesi üzerine haciz yoluyla başlatılan takibin İİK 43/2 maddesine çerçevesinde iflas yoluna çevrilerek borçluya 14/11/2022 tarihli iflas ödeme emri gönderildiğini, fakat borçlu şirketin 17/11/2022 tarihinde iflas ödeme emrine de itiraz ettiğini, borçlunun itirazının kaldırılmasına, borçlunun borcunu ya da depo kararını ifa etmemesi halinde iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile: davacıyla imzalanan hizmet sözleşmesi kapsamında, davalı müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden davacıya, takibe konu tutarda herhangi bir borcu bulunmadığı için takibe itiraz edildiğini, davacıya, tarafından alınan hizmete ilişkin tüm yasal hak edişler ödenmiş olduğunu, davalı müvekkilin davacıya takibe konu nam ve tutarda borcu bulunmamakta olduğunu, tarafların aralarındaki ticari ilişki sözleşmeye uygun şekilde devam ederken, davacı tarafından ... 35. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı müvekkilinin takibe itirazı neticesinde ise, itirazın iptali için sayın Mahkemeye başvurulmuş olduğunu davalı müvekkilin, davacıya hiçbir nam ve sıfat altında borcu bulunmamakta olduğunu, davacının davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, varlığı tartışmasız olan dayanak sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine düzenlendiği iddia olunan faturaların taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarında yer alıp almadığı, ne şekilde yer aldığı, faturaların şeklen kesinleşip kesinleşmediği, faturalara konu hizmetin gerek sektörel açıdan, gerek teknik açıdan davalı lehine verildiğinin somutlaştırılan deliller ve gerekirse yerinde yapılacak bilirkişi incelemeleri sonucunda anlaşılır olup olmadığı, ilişkinin kurulma amacının özet olarak irdelenmesi sonrası davacının bu suretle muhasebesel, teknik ve sektörel açıdan faturalara konu hizmeti verdiğinin anlaşılır olup olmadığı, buna göre 27/09/2021 tarihinden başlayıp 31/03/2022 tarihine kadar dayanak sözleşme kapsamında düzenlenen faturaların , taraflar arasındaki ilişkinin amacı, anlamı dahi açıklanarak iflas ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibariyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, kaç TL tutarında alacaklı olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Taraflar arasında varlığı tartışmasız olan hizmet sözleşmesinin düzenlendiği, bu çerçevede dayanak faturaların sunulduğu, söz konusu alacak ile ilgili iflas yolu ile adi takipte ödeme emri düzenlendiği ancak ödeme emrine yönelik olarak süresi içinde yapılan itiraz sonucunda takibin durduğu ve ödeme emrinin tebliğ olunduğu tarih itibariyle ve süresi içinde mahkememizde dava açıldığı, mahkememizin görevli ve yetkili bulunduğu tartışmasızdır.
Mahkememiz iflas davası açısından görevli ve yetkili olup genel dava şartları açısından eksiklik bulunmadığı açık olmakla icra dosyasında da borçlu vekiline tebligat yapılmıştır.
Gelinen aşama, mevcut beyanlar karşısında taraf vekilleri itirazın kaldırılması ve depo emrine esas miktarın tespiti kararı sonrası "konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verilmesini müştereken talep etmişlerdir.
İcra dosyasındaki davalı vekili 22/01/2024 tarihli dilekçesi, ... 35.İcra Müdürlüğüne ait dosya içeriği, yine davacı vekili beyanı dikkate alındığında borcun ferileriyle birlikte ödendiği açıktır. Taraf vekilleri ise bu nedene dayanarak dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm oluşturulması yönünde beyanda bulunmuştur.
Ne var ki davacı vekili ise 27/02/2024 tarihli dilekçesinde ... 35.İcra Müdürlüğü dosyasına konu alacakların borçlu şirket tarafından tümüyle ödediğini, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere yargılama aşamasında borcun ödendiği, bu noktada taraf vekillerinin beyanlarının uyuştuğu açıktır. O halde dava konusu alacak miktarının ödenmiş olduğu anlaşılmakla ve taraf vekillerinin müşterek beyanları da gözetildiğinde davalı şirket aleyhine açılan iflas davası konusuz kalmıştır.(Yargıtay 23.HD 2016/7045E.2017/937K. sayılı ilamından hareket edilmiştir.) Kaldı ki yargılama aşamasında gerek davacı vekili gerekse davalı vekili müşterek beyanlarında dava hakkında mevcut ödeme nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi noktasında "müşterek talepte" bulunmuşlardır. HMK m.26 hükmü uyarınca taraf vekillerinin "talepleriyle bağlılık" esastır. Ayrıca taraf vekillerinin bu yöne ilişkin beyanları HMK m.313 hükmü karşısında davanın konusuyla ilgili "sulhe ilişkin" bir sözleşme niteliğindedir. Taraf vekilleri, taraflar arasındaki uyuşmazlığı belirtilen şekilde sona erdirmek amacıyla "konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" dair hüküm oluşturulmasını dahi talep etmişlerdir. Kuşkusuz ki bu yöne ilişkin taraf vekillerinin beyanları dahi dikkate alındığında HMK m.315/f.1 hükmü uyarınca "karar verilmesine yer olmadığına" dair hüküm oluşturulması artık usulen gerekmektedir.
Somut davada davanın açıldığı tarih itibariyle borçların ödenmediği, yargılama sırasında atanan bilirkişi kurulu raporu ile uyuşmazlık konusunun araştırıldığı, alınan rapor benimsenmekle 116.564,00 TL üzerinden itirazın kaldırıldığı, ilân ve depo emri tebliğ aşamalarına geçildiği, davacının dava tarihi itibariyle haklı olduğunun ise saptandığı, esasen yargılama aşamasında kayıtsız şartsız olarak borcun da ödendiği, böylelikle davanın konusuz kalmasına davalının yol açtığı, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşılmakla davacının talebi uyarınca davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği takdir edilmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında "tarafların talepleri ile dahi bağlı kalınarak" konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Taraf vekillerinin müşterek beyanları dahi dikkate alınarak konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince 2024 itibariyle alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından harcanan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 353,75 TL posta ve tebligat gideri, 3.840,00 TL basın ilan masrafı olmak üzere toplam 15.355,15 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı vekil ile temsil edildiğinden ve duruşmalı ön inceleme icra edildiğinden AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların taraflara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren on günlük süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12