İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/735 E. 2024/111 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/735
2024/111
12 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2022/735
KARAR NO : 2024/111
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Servis Bakım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/10/2022
KARAR TARİHİ : 12/02/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı (alacaklı) müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki "..." "..." sözleşmeleri kapsamında süregelen ticari ilişki süresince düzenlenen ve ekte örneklerine yer verilen faturaların bakiye 42.837,58.-TL'lik kısmının ödenmediğini, bunun üzerine ... 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası tahtında takip yapıldığını, davalı borçlunun haksız ve mesnetsiz olarak takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşmaya varılamadığını, taraflar arasında imzalanan ve ekte örneklerine yer verilen sözleşmelerde uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul (Merkez) Mahkeme ve İcra Daireleri'nin yetkili olacağının kabul edildiğini, ayrıca HMK'nın Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetki başlıklı 10. maddesinde; "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." denildiğini, TBK m.89 uyarınca para borcu götürülecek bir borç olduğundan ifa yeri müvekkilin yerleşim yeri adresi olduğunu, bu nedenle İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemelerinin HMK açısından da yetkili olduğunu belirterek, davalı borçlunun haksız itirazının iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve kötü niyetli iddialar neticesinde takibin durmuş olması sebebiyle davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevabında özetle; dava konusu edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, borca itiraz dilekçelerinde icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiklerini (Emsal; Yargıtay 22. HD.nin 11.06.2020 tarih ve 2017/39469 E. 2020/6577 K.), müvekkilinin sözleşmeyi ... 13.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshettiğini, geçerli ve hukuk nezdinde yürürlükte olmayan bir sözleşmesel ilişkiye dayanarak alacaklı tarafından faturaya dayalı alacak talebinde bulunulmasının kabul edilebilir olmadığını belirterek, davanın reddine, davacının %20den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; taraflar arasında düzenlenen servis bakım hizmet satım sözleşmelerine dayalı olarak düzenlenen faturalara ilişkin bakiye borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 26/07/2022 tarihinde, davalı aleyhine, faturalara dayanarak, 42.837,58.-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 19/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 23/08/2022 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini, borçlunun ikametinin de Beykoz olması nedeniyle İstanbul icra dairelerinin yetkili olmadığını, Beykoz icra dairelerinin yetkili olduğunu belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 18/10/2022 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 42.837,58.-TL asıl alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf, icra müdürlüğündeki takip dosyasına süresi içerisinde verdiği itiraz dilekçesinde, icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir. Taraflar arasında imzalanan "Yazılım Bakım ve Destek Sözleşmesi"nin 9.6.maddesinde, "Parça Dahil Donanım Bakım Sözleşmesi"nin 10.5.maddesi gereğince yetki anlaşması yapılmış olduğundan ve İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkili kılındığından, HMK.nun 17.Maddesi gereğince bu itirazı yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme ve dolayısıyla ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir.
Çözümlenmesi gereken sorun, davacının sözleşmeden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2020-2021-2022 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların alındğı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davalının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2018-2019 yılları ve 2020 yılının ilk altı ayına ait kayıtlar sunulamamış, 2021-2022 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların alındğı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle 2021 ve 2022defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davacının defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan 42.837,58.-TL alacaklı göründüğü, davalının defter kayıtlarına göre, davalının davacıya 39.930,69.-TL borçlu göründüğü bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Ancak, davalının 2019 yılından 2020 yılına devir borç bakiyesinin 6.110,41.-TL olduğu, oysa davacı defterlerinde 2019 devir bakiye alacağının (-) 0,02,00.-TL olduğu, diğer bir anlatımla davalının 2020 yılına devreden bir borcu olmadığı bilirkişi tespitlerinden anlaşılmaktadır. Bu miktar düşüldüğünde davalının borcunun 33.820,28.-TL olduğu anlaşılmaktadır. Aradaki fark 9.017,32.-TL olup, bu miktarında davacının düzenlediği ancak davalının kayıtlarında yer almayan 14.03.2022 tarihli 9.017,32.-TL bedelli vade farkı faturasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere "Vade Farkı Telebi" yasal düzenlemeler kapsamında tanımlanmış ve kabul edilmiş bir kavram değildir. Son yıllarda ülkenin içinde bulunduğu enflasyonist ortam nedeniyle yargı kararları ile ortaya çıkmış olup, para borcunun ifasındaki gecikmeden zarar gören alacaklıyı koruma amacını taşımaktadır. Bu nedenle de gerek tanımı gerek uygulanması konusunda yargısal uygulamada ve dokrinde görüş ayrılıklarına konu olmaktadır. Uygulamada gerek sözleşmelerle gerekse de faturaya “alacağın belli bir zamanda ödenmesi halinde belli bir oranda vade farkı alınacağı” kaydı konulmak suretiyle hayata geçirilmektedir. Vade farkı başta sözleşme ilişkisi kurulurken kararlaştırılabileceği gibi başta kurulmuş olan sözleşme şartlarına ek olarak, sonradan tarafların müşterek kabulü, yürüyen uygulamalar ya da genel olarak piyasa alışkanlıkları nedeniyle de ortaya çıkabilir. Bundan çıkan sonuç şu olacaktır. Vade farkının sözleşmede karrlaştırıldığı yada sonradan sürekli uygulama nedeniyle sözleşmenin bir unsuru olarak kabul edildiği durumda faturada yer alan kayda ayrıca ihtiyaç bulunmadığından alacaklının talebini TTK.’nun 23/2. maddesindeki karineye değil doğrudan sözleşmeye dayandırmak hakkına sahiptir (Bknz. Yargıtay İBHGK.nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E. 2003/1 K).
Taraflar arasındaki "Parça Dahil Donanım Bakım Sözleşmesi"nin 8.2 ve 8.5.maddelerinde, yine "Yazılım Bakım ve Destek Sözleşmesi"nin 7.1 ve 7.4.maddelerinde vade farkı ödeneceği taraflarca kararlaştırılmıştır.
Bilirkişi raporuna göre taraflar arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğu sabittir.
Davacı tarafından sözleşmelere dayanarak düzenlenen 14.03.2022 tarihli 9.017,32.-TL bedelli vade farkı e-farurası, davalının da e-defter tutması nedeniyle GİB üzerinden kendisine ulaştığı ve ekranına düştüğü konusu tartışmasızdır. Davalının bu faturaya itirazı olması halinde kayıtlarına alarak, ... üzerinden 7 gün içerisinde itirazda bulunarak faturayı iade etmesi gerekirdi. Ancak davalı bunu yapmamış, faturayı kayıtlarına almaktan imtina etmiştir.
Bu arada ... (...), e-posta teknolojik altyapısını kullanan, bununla birlikte e-postanın gönderim ve alımına dair kanıtların oluşturulup saklandığı hukuken geçerli bir e-posta iletim hizmetidir. ... resmi yazışmaların elektronik ortamda mevzuata uygun, uluslararası standartlarda ve teknik olarak güvenli bir şekilde yapılmasına olanak sağlayan bir sistemdir. Fatura itiraz ve iadelerinde noter yerine bu sistem kullanılmaktadır. Davalı tarafından faturaya itiraz ve iade edildiğine ilişkin hiç bir beyan ve itiraz yapılmamış, buna ilişkin bir belge de sunulmamıştır. O halde davacının vade farkı faturasının kabulü gerekmiştir. Böylece tarafların ticari kayıtlarının birbirlerini doğruladığı gözlendiğinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir (Emsal: Yargıtay 11.HD.nin 17.10.2023 tarih ve 2022/1891 E. 2023/5897 K.ile 11.07.2023 tarih ve 2022/4714 E. 2023/4344 K.ile 04.05.2023 tarih ve 2021/9051 E. 2023/2715 K.).
Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturalara dayalı olduğundan, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KABULÜNE,
- Davacının ... 5. İcra Müdürlügünün ... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN İPTALİNE,
Takibin DEVAMINA,
Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunun 2. Maddesine göre takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA,
İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (42.837,58-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 8.567,51-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
-
Alınması gereken karar ve ilam harcı 2.926,23. TL olup, peşin alınan 517,37. TL harcın mahsubu ile bakiye 2.408,86. TL harcın DAVALIDAN TAHSİLİYLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
-
Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 133,00. TL, bilirkişi ücreti 2.500,00. TL'den oluşan 2.633,00. TL yargılama gideri ile 80,70. TL başvuru harcı, 517,37. TL peşin harç toplamı 3.231,07. TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİYLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00. TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİYLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
-
Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00. TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.12/02/2024
KATİP ...
HAKİM ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12