İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/849 E. 2023/977 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/849
2023/977
20 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/849 Esas
KARAR NO : 2023/977
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/11/2022
KARAR TARİHİ : 20/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ısıtma, soğutma ve diğer yapı malzemeleri sattığını, davalı tarafa değişik tarih ve miktarlardaki faturalara konu malzemeleri sattığını, iş bu faturaların, davalı tarafa tebliğ edildiğini ve davalı tarafça fatura bedellerinin çoğunun müvekkili şirkete ödendiğini, dilekçe ekinde sundukları cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere davalı tarafın, iş bu fatura bedellerinden bir kısmını ödemediğini ve hakkında ... 5. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça resmi kayıtlarda yer alan işbu borç ödenmek yerine haksız ve kötüniyetli bir şekilde iş bu icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmesinden de netice alınamadığını, Davalının yapılan icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, bu nedenle iş bu davayı açtıklarını, davalının ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi uygulanmasına, alacağın likit olması ve davalının kötüniyetli olması sebebi ile davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap : Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddiaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından düzenlenerek müvekkili adına kesilen ve ödenmediği iddia edilen faturaların hangi döneme ilişkin olduğunun belli olmadığını, müvekkiline tebliğ edilmiş ve ödenmemiş herhangi bir fatura bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu hükümleri mucibince "fatura verme ve gönderme" zorunluluğu bulunduğunu, davacının taleplerinin dayanağını teşkil eden faturaların dosyaya sunulması ve taraflarına tebliğ edilmesi durumunda tüm itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları ile cari hesapları incelendiğinde, davacının müvekkiline tebliğ ettirdiği ve ödenmemiş bir faturanın var olmadığının anlaşılacağını, Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2 maddesinin hükmü ile basiretli tacir kavramının tanımı yapıldığını, basiretli bir tacir gibi hareket etme zorunluluğu taraflar arasındaki ihtilafı açıklığa kavuşturur vaziyette olduğunu, davacı ile müvekkili arasında, tarafların karşılıklı irade kabul ve beyanı çerçevesinde akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafından müvekkile haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibinin dayanağı belge olarak cari hesap ekstresi eklendiğini, ekstrede ... tarihli ... fiş numaralı 53.758,75TL'lik müvekkilinin yapmış olduğu ödemenin davacı tarafından paylaşıldığını, müvekkili tarafından ikmal edilen cari hesap ekstresi incelendiği taktirde ödenmeyen hiçbir alacak kaleminin bulunmadığı hususu sübuta ereceğini, yerleşik Yargıtay kararları uyarınca tek yanlı defter incelemesine dayalı olarak hüküm kurulamayacağını, tekrardan kaçınma gayesi ile yeniden izah edilmese de müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, borcu bulunmayan müvekkilinin icra takibi açılmasına sebebiyet veremeyeceğini, bu sebepler doğrultusunda davacının %20 kötüniyet tazminatı talebinde bulunması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili dava konusu icra takibinin her ne kadar borçlusu konumunda ise de davacı yana böyle bir borcu bulunmamakta, dolayısıyla icra takibine itiraz edildiği gibi işbu davaya da itiraz ettiklerini, müvekkili aleyhinde açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddine, haksız ve kötü niyetli takip hakkında asıl alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, ... sayılı Arabuluculuk Son Tutanağı, fatura suretleri, cari hesap ekstresi celp edilmiş incelenmiştir.
Dava, ticari satıma dayalı ve açık hesap usulü işleyen cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, ticari satıma dayalı olarak açık hesap usulü işleyen cari hesap ve faturalardan dolayı alacaklı olduğunu ileri sürmekte, satılan mallar teslim edilmesine rağmen cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağın ödenemediği vakıasına dayanmaktadır.
Davalı, taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmadığını, ayrıca davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmuştur.
Ticari satım sözleşmelerinden kaynaklanan itirazın iptali davalarında; akdi ilişkinin ve alacağın varlığı ile alacağın miktarını ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, bu hususlar ispat edildikten sonra mal bedelinin ödendiğinin ispat yükünün ise davalı taraf üzerinde olduğu açıktır.
O halde öncelikle ispat yükü davacı tarafta olup, davacı var olduğunu iddia ettiği alacağını (akdi ilişkiyi, alacağın varlığını ve miktarını) ispat etmelidir.
Bilindiği üzere, 6100 s. HMK 200. maddesi "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz " şeklinde düzenlenmiş olup, somut olayda icra takibine esas alacak miktarı nazara alındığında cari hesap alacağının yazılı ve kesin delillerle ispat edilmesi zorunludur ve tanıkla ispatı mümkün değildir. Kaldı ki, somut olayda HMK 200/2. maddesi uyarınca karşı tarafın muvafakati bulunmadığından, HMK 201.maddesinde düzenlenen yazılı delil başlangıcı söz konusu olmadığından ve HMK 203.maddesinde düzenlenen senetle ispat zorunluluğunun istisnaları bulunmadığından akdi ilişkinin ve alacağın tanıkla ispatı mümkün değildir.. Açıklanan nedenlerle, davacının tanık deliline itibar edilmemiştir.
Diğer taraftan, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Ancak, mahkememizce tayin edilen 16/06/2023 inceleme günü itibariyle taraflar ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş, bu nedenle defter incelemesi yapılamadığına ilişkin tutanak tutulmuştur. Davacı vekilleri tarafından inceleme gününden önce bilirkişi delil avansı yatırılması rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesi üzerine mahkememiz kalemi vasıtasıyla yapılan görüşmede, davacı vekilleri "müvekkilin defterlerinde sorun olduğu ve defter ibrazında bulunmayacaklarını" bildirdiklerinden ayrıca bu husus tutanağa dercedilmiştir. Eksik tahkikat bırakılmaması adına sonraki celse durum yeniden davacı vekillerine sorulmuş, davacı vekili ... "işbu dava dosyasında, müvekkilimiz davacı tarafından ticari defter ve belgelerin delil olarak dosyaya ibraz edilmeyeceğini açıkça mahkemeye bildiriyoruz" şeklinde beyanda bulunmuş, bu beyanı tutanağa ıslak imzası alınarak tasdik ettirilmiştir. Mevcut durumda, davacı, ticari defter ve belgelerin ibrazından açıkça kaçınmıştır.
Öte yandan; cari hesabı oluşturan bir kısım fatura suretleri dosyaya ibraz edilse de; teslim - tesellüm fişleri, sevk irsaliyesi gibi bu faturalarda belirtilen malların davalıya teslim ediliğini ispatlayan belgeler sunulmadığından davacı tarafından alacağın varlığı ve miktarı yine ispat edilememiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan cari hesap ekstresi ise en son 15/12/2021 tarihli olup, eldeki davaya esas 31/10/2022 icra takip tarihi itibariyle sonraki yıllara ait kayıt bulunmadığından cari hesap sebebiyle davacının alacaklı olduğu ve alacağın miktarı yine davacı tarafından ispat edilememiştir. Kaldı ki, davalı taraf cevap dilekçesinde 08205 fiş numaralı kayıt ile 53.758,75 TL' lik ödemenin davacı tarafından kasten paylaşılmadığını, sonraki yıllara ait cari hesap ekstresinin bu nedenle sunulmadığını savunmuştur. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarafların ticari defter ve belgeleri ile muhasebesel yönden teyit edilmeyen (defter ve kayıtların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, faturaların taraf defterlerine kaydedilip kaydedilmediği, ödeme olup olmadığı, varsa tutarı, iade faturası olup olmadığı, ödemelerin hangi tarihte ve hangi belgelerle yapıldığı, bu kayıtların tarafların defterlerine işlenip işlenmediği... vs... ) ifa safhasına ilişkin salt cari hesap ekstresi ve fatura sunulmasıyla, esasen alacağın varlığının ispatı mümkün değildir.
Davacının delil listesinde yemin delili olduğu tespit edilmiş, mahkememizce son çare olarak yemin delili hatırlatılmış, davacı vekili yemin deliline dayandıklarını ve icra takibine konu alacak hakkında davalı tarafa yemin teklif ettiklerini mahkememize bildirmiştir. Yemin teklif edilmesi üzerine, davalı şirket yetkilisine meşruhatlı yemin davetiyesi tebliğ edilmiş, 20/12/2023 tarihli celsede yeminli beyanları alınmıştır. Davalı şirket yetkilisi yeminli beyanında, davacı ile davalı şirketler arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığını, ayrıca davalı şirketin, davacı şirkete dava konusu edilen icra takibi sebebiyle ve cari hesaptan kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını söylemiştir. Şu halde, davacı yemin delili ile de alacağını ispat edememiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında; davacının, ticari satıma dayalı akdi ilişkinin ve alacağının varlığını iddia ettiğinden bu iddiasını ispatlaması gerektiği, ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu, HMK 200. maddesi uyarınca alacak miktarı gözetildiğinde ispatın yazılı delillerle / senetle yapılmasının zorunlu olduğu, senetle ispat kuralının istisnasını oluşturabilecek bir durumun bulunmadığı, yazılı delil başlangıcının olmadığı, tanık dinlenilmesine davalının açık muvafakatinin bulunmadığı, bu itibarla akdi ilişkinin ve alacağının varlığının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, yargılama sürecinde davacının alacağının varlığını yazılı ve kesin delillerle ispatlayamadığı, son çare olarak Mahkememizce yemin delili nazara alınmış ise de; davalının taraflar arasında ticari satıma dayalı akdi ilişkisinin bulunmadığına ve davalı şirketin icra takibine konu cari hesap sebebiyle davacıya borcu bulunmadığına yönelik yeminli beyanları karşısında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Son olarak, davalı her ne kadar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de; davacının icra takibinde haksız olmakla birlikte açıkça kötü niyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediğinden yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin ayrıca reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere);
-
Davanın REDDİNE,
-
Davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulların oluşmaması sebebiyle REDDİNE,
-
Alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 631,79 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 361,94 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya veya vekiline İADESİNE,
-
Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (53.760,00 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
-
HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara veya vekiline İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin, davalı şirket temsilcisinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/12/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:49