İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/483 E. 2023/915 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/483
2023/915
30 Kasım 2023
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/483
KARAR NO : 2023/915
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 28/06/2022
KARAR TARİHİ : 30/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin müflis ... A.Ş den iflas tarihi itibari ile toplam 16.516.882,36 TL alacağı mevcut olduğunu, müflis ... A.Ş.'nin mizan kaydına ve mizandaki hesap numarasına göre toplam 16.516,882,36 TL tutarında müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, müvekkili şirketin müfliş şirketten alacaklı olduğunun bizzat müflis ... A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları ve müflis şirketin açtığı ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dava dosyası ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin alacağının reddine karar verilmesinin kesinlikle mümkün olmadığını, müvekkil şirketin ... 2. İflas Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından reddedilen 16.516882,36.TL'si alacağının varlığının tespitine ve müvekkil şirket alacağının tamamının iflas masasına ve sıra cetveline sıraya kaydına karar verilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının cevap dilekçesi sunmadığı açık olup davayı inkar eden konumundadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı vekilinin 25/10/2022 tarihli belirsizliği giderici yöndeki beyan dilekçesi ve kayıt kabule esas olan dilekçe karşısında davacı şirketin emtia alışı, kredilerin kapanması, piyasada olan borçların ödenmesi, maaşların, vergilerin, kira ve kıdem tazminatı ödemeleri nedeniyle davacının davalıdan 2019 yılı itibariyle alacaklı haline gelip gelmediği, iflas tarihi itibariyle bu kalemler ile ilgili taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının ve dayanaklarının uyumlu olup olmadığı, ne şekilde uyumlu olduğu, sonuç itibariyle iflas tarihi itibariyle davacının müflis şirketten alacaklı olup olmadığı, kaç TL alacaklı olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Davanın kayıt kabul davası olarak açıldığı, sahteliğine yönelik savunma bulunmayan dava dilekçesi ekindeki belgeler ve iflas müdürlüğünden gelen cevabi yazılara göre davanın süresi içinde açılmış olduğu, iflasın halihazırda iflas müdürlüğü tarafından yürütülmekte olduğu, iflas kararının kesinleştiği tartışmasızdır.
Bakanlıktan gelen cevabi yazı içerikleri karşısında ve yargılama sırasında, teminata ilişkin eksiklik giderilmiş, dava şartı tamamlanmıştır.
Taraflar arasındaki dava İİK. 235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen ve kanunda ise sıra cetveline itiraz olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır.
İİK m.235/f.1 hükmüne göre "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar".
Kayıt kabul aşamasında iflas idaresince davacının talep ettiği miktar oranında alacaklı olduğunu ortaya koyan yeterli belge olmadığından alacağın reddedildiği açıktır.
Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas masasına karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede ise somut olayda olduğu gibi iflas dairesidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araştırılması için atanan bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu 05/04/2023 tarihli rapora göre "davacı şirketin yurt dışında mukim olması ve dosyaya ya da bilirkişi incelemesine ticari defter kayıt ve belgelerinin sunulmamış olması nedeniyle davacı şirketin ticari defter kayıt ve belgelerine göre alacağının varlığını ve miktarını tespit edebilmenin mümkün olmadığı, bununla birlikte davacı şirkete ait dosyaya sunulmuş olan hesap ekstresine göre ise müflis şirketten 1.281.058,96 Avro alacaklı gözüktüğü, bu tutarın 19/09/2019 iflas tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığının 8.089.759,23 TL olduğu, müflis şirkete ait bilirkişi incelemesine sunulmuş olan ticari defter kayıtları ile dayanak belgelere göre davacı şirketin müflis şirketin %50 sermayesine sahip ortağı olduğu, ve bu kapsamda mal alım satımı ve para alış verişi dahil müflis şirket ile ilişki içinde bulunduğu, müflis şirketin 19/09/2019 iflas tarihi itibariyle davacı şirkete rapor için 2.924.931,37 Avro karşılığı 16.516.882,36 TL tutarında borçlu durumda gözüktüğü, müflis defterlerinde 2.924.931,37 Avro olarak gözüken borç tutarının 19/09/2019 iflas tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığının ise 18.470.649,12 TL olduğu" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Davalı tarafın rapora itiraz etmemiş olması karşısında davacı vekilinin 19/04/2023 tarihli dilekçesi çerçevesinde müflis şirketlerin ticari defterlerini usulüne uygun tutup tutmadığı, defterlerin açılış ve kapanış itibariyle tarafların lehine veya aleyhine olup olmadığı, ayrıca sunulan yeminli tercüme evrakları karşısında ilgili yıllara ait cari hesap kayıt ve belgeler ile müflis şirketin defter içeriklerinin uyumlu olup olmadığı, ayrıca davacının delil olarak dayanmış olduğu ... 1.ATM ...E.sayılı dava dosyasına istinaden mahkememize gönderilen kayıt içeriklerinin tarafların lehine veya aleyhine içerik taşıyıp taşımadığı, bu suretle kayıt ve kabulü gereken miktarın iflas tarihindeki efektif satış kur karşılığı dikkate alındığında ne olduğu noktasında bilirkişi kurulundan ek rapor alınmasına dair ara karar oluşturulmuştur.
Bu defa bilirkişi kurulu hazırlamış olduğu 18/05/2023 tarihli ek raporda "davacı vekili tarafından kök rapordan sonra dosyaya sunulmuş olan, Türkçe tercüme ettirilmiş cari hesap ekstrelerine göre kredi ve sermaye ödemeleri ile satış faturaları nedeniyle müflis şirketten (1.282.648,86 Avro + 1.715.154,26 Avro + 1.589,90 EURO) 2.999.393,02 Avro tutarında alacaklı durumda gözüktüğü, dosyaya sunulmuş olan davacı şirkete ait cari hesap ekstrelerinin müflis defterleri ile uyumlu olduğu, kök raporda ifade edildiği üzere müflis şirketin ticari defterlerine göre davacı şirkete 2.924.931,37 Avro karşılığı 16.516.882,36 TL tutarında borçlu durumda gözüktüğü, müflis defterlerinde 2.924.931,37 Avro olarak gözüken borç tutarının 19/09/2019 iflas tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığı 18.470.649,12 TL olarak hesaplandığı, kök rapordan sonra dosyaya sunulmuş olan davacı şirkete ait cari hesap kayıtlarına göre ise davacı şirketin müflis şirketten 2.999.393,02 Avro alacaklı gözüktüğü, davacının cari hesap ekstrelerinde gözüken alacak tutarının 19/09/2019 iflas tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığı ise 18.940.866,98 TL olarak hesaplandığı, müflis şirkete ait kök incelemede incelenmiş olan ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş oldukları, kök rapordan sonra davacı vekilince dosyaya sunulmuş olan Türkçe tercüme ettirilen cari hesap kayıtlarının müflis defterleri ile uyumlu oldukları, iş bu cari hesap kayıtlarına göre davacı şirketin müflis şirketten 2.999.393,02 Avro alacaklı durumda gözüktüğü, davacının delil olarak dayandığı ve dosyaya celbedilmiş olan ... 1. ATM’nin .. E.sayılı dosyasına ait kayıtlar arasında davacı şirketin müflis şirketten olan alacağına dair herhangi bir delile rastlanmadığı, incelenmiş olan müflis defterlerine göre iflas tarihi itibariyle davacı şirkete olan borcunun 2.924.931,37 Avro karşılığı 16.516.882,36 TL olarak belirlendiği, müflis defterlerinde yabancı para cinsinden gözüken borcun iflas tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığının 18.470.649,12 TL olduğu, kök rapordan sonra dosyaya sunulmuş olan davacı şirkete ait cari hesap kayıtlarına göre ise
davacı şirketin müflis şirketten olan alacağının 2.999.393,02 Avro olarak belirlendiği, davacının cari hesap ekstrelerinde yabancı para cinsinden gözüken alacağının iflas tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığının 18.940.866,98 TL olduğu" şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki müflis şirketin iflas tarihi 2019 yılı olduğu halde taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcı tarafların ticari defter ve kayıtları dikkate alındığında 2013 yılından başlayarak 2017 yılına kadar devam etmiştir. Müflis şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre ticari hayatın olağan akışı içinde alacak talebine esas olan kayıtların fiktif olmadığı kabul olunmalıdır. Her ne kadar sadece müflis şirketin kayıtları tek başına davacı lehine delil teşkil etmese de gerek davacının sunmuş olduğu kayıt içeriklerinin gerek müflis şirketin defter içeriklerinin iflastan çok önceki tarihleri taşıması karşısında bu kayıtların gerçek bir alacağın varlığını gösterdiği ilk bakışta kabul edilmiştir. (Yargıtay 23.HD 2013/4737E. 2013/6127K.sayılı kararından hareket edilmiştir)
Zaten gerek davacı şirketin gerek müflis şirketin ticari defter ve kayıtları gözetildiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık hesap şeklinde yürütüldüğü, müflis şirketin davacı şirket ile mal alım satımı ve para alış verişi içinde olduğu, böylelikle alacağın doğumuna esas olan temel ilişkinin varlığı muhasebesel incelemeden dahi anlaşılmaktadır. Bu haliyle müflis şirketin ticari defter ve kayıtları dahi mutlak anlamda davacı lehine delil niteliğindedir. Müflis şirketin ticari defter ve kayıtlarının HMK m.220, m.222 hükümleri dikkate alındığında müflis şirket aleyhine ve ancak davacı lehine delil niteliğinin bulunduğu, müflis şirketi bağlayacağı dahi yine Mahkememizce benimsenmiştir.
Genel ispat kuralları çerçevesinde hiç bir kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı esastır. Buna göre müflis şirketin iflasından çok önceki yıllarda davacı lehine ve müflis şirket aleyhine oluşturulmuş olan kayıtların kural olarak davalı şirketi bağlayacağı kural olarak gözardı edilemez. Her ne kadar kayıt kabul davalarında sadece müflisin defter ve kayıtlarının önem arz etmediği bir an için kabul olunsa dahi, taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının birbiriyle uyuşması durumunda ve somut olayın açıklanan özellikleri de dikkate alındığında bu kayıtlarla müflisin bağlı olunmadığının ileri sürülmesi bir anlamda çelişkili davranış yasağına (venire factum de propium) aykırı hareket edilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu çerçevede hazırlanan kök ve ek bilirkişi raporlarının gözardı edilebilmesi ise mümkün değildir.
Öte yandan bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu gerek kök gerek ek raporlar iflas masasına tebliğ edildiği halde davalının herhangi bir itirazı yoktur. Bu hususunda ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay 6.HD'nin 2021/4525E. 2021/1793K.sayılı kararında belirtildiği üzere;
"Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753).
(...)
Fakat Yargıtayın yerleşik içtihatlarında; HMK’nın 281. maddesi ve 282. maddesi ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu durumda; hakimin HMK’nın 282. maddesi uyarınca, raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği ama bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmektedir. Ayrıca aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir. (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2021 tarih, 2018/10(21)-94 esas, 2021/111 karar sayılı ilamı, kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2017 tarih, 2016/14455E. 2017/7655K.sayılı ilamı)"
Somut olayda davalı masa rapora hiçbir şekilde itiraz etmemiş, bu suretle ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan yeni rapor alınmasını talep etmemiştir. Bu durumda kök ve ek bilirkişi raporlarına yönelik olarak davalının herhangi bir itirazı mevcut bulunmadığından ve rapor içerikleri dikkate alındığında raporda belirtilen miktarlardan daha düşük bir miktara hükmedilebilmesi öncelikle mümkün değildir. Bir başka deyişle davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi durumunda davacı lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu, bir anlamda raporun davacı lehine ve davalı aleyhine kesinleştiği, zaten davacının da rapora karşı en son sunduğu beyan dilekçesinde iflas tarihi itibariyle açıklanan 18.470.649,12 TL tutarında davanın kabulüne dair karar verilmesini talep ettiği ortaya çıkmıştır.
Ancak ifade etmek gerekir ki davacının kayıt kabul davası aşamasında kaydını talep etmiş olduğu kalemler ve TL cinsine göre açıklamış olduğu rakamlar sabittir. Gerek kayıt kabul aşamasında ve gerekse dava dilekçesinde, davacının kayıt ve kabul olunmasını talep etmiş olduğu rakam ise 16.516.882,36 TL'dir. Böylelikle davacı bu davaya konu etmiş olduğu rakamı bu şekilde açıklamış olmakla HMK m.26 hükmü uyarınca bu talep ile bağlıdır. Kaldı ki davanın niteliği gereği hak düşürücü sürenin geçmesi sonrası ıslah yoluyla dahi dava dilekçesinde belirtilen tutarın üstünde başkaca bir rakama hükmedilebilmesi de mümkün bulunmamaktadır. (Yargıtay 23.HD 2015/6884E. 732K.sayılı kararı) O halde dava dilekçesinde talep olunan rakamın tamamı ancak kabul edilebilir. Bu rakam ise raporda da hesaplanan 16.516.882,36TL'dir.
Kaldı ki irdelenen durum karşısında bilirkişi raporu gerekçeli, ara karar içeriklerine uygun ve denetime elverişli olup itibar edilmesine engel herhangi bir durum mevcut değildir.
Yargıtay 23. HD'nin yerleşik uygulamalarında kabul olunduğu üzere "Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymete para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir.(Kuru B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sayfa 1244) İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır. Diğer taraftan yabancı para alacağının aynen kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukuku'nun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08.05.1997 tarih ve 2756 E., 4683 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 11.03.2014 tarih ve 2013/7176 E., 2014/1802 K. sayılı ilamı bu yöndedir".(Yargıtay 23. HD'nin 2014/5224E. 2015/3582K.sayılı ilamı) O halde bilirkişinin, müflis, defterlerinde davacı lehine gözüken borç tutarının iflas tarihi itibariyle efektif satış kur karşılığının esas alınması kural olarak Yargıtay uygulamasına dahi uygundur. Bununla birlikte yukarıda açıklandığı üzere davacı vekili iflas tarihi itibariyle yabancı paranın TL karşılığını daha yüksek olarak talep edebilme hak ve imkânı varken 16.516.882,36TL olarak talep etmiştir. Davacı vekilinin tercihini miktar olarak açıklamış olması karşısında bu talep ile bağlı kalınması gerekeceği ise Mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu rakamın tamamı kabul olunduğundan davanın tam olarak kabulü söz konusu olup buna göre 16.516.882,36-TL davacı alacağının, davalı müflis şirket ile ilgili ... 2.İflas Dairesinin ... iflas sayılı dosyasına istinaden açılan iflas masasına 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- Davacının davasının kabulüne,
16.516.882,36-TL davacı alacağının, davalı müflis şirket ile ilgili ... 2.İflas Dairesinin ... iflas sayılı dosyasına istinaden açılan iflas masasına 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 80,70TL harcın mahsup edilerek 225,45TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 80,70 TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından harcanan 200,00TL tebligat posta masrafı, 8.250,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.450,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Dava kabul edildiğinden ve davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren on günlük süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurunda davalının yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:20