İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/667 E. 2023/798 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/667
2023/798
31 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/667 Esas
KARAR NO : 2023/798
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 24/09/2022
KARAR TARİHİ : 31/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Asıl dava davacı vekili dava dilekçesinde özetle; KTK 110. maddesi ve Anayasa Mahkemesi'nin kararına atıf yapılarak trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarında adli yargının görevli olacağının belirtildiği, müvekkili şirketin sigortalısının ve davalı ... şirketinin tacir olduğu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görüleceği, davanın genel yetkili olan yerleşim yeri mahkemesinde ikame edildiği, ödemenin 26.04.2022 tarihinde yapıldığı, süresi içinde davanın ikame edildiği, 17.08.2022 tarihinde başvurulan arabuluculukta yapılan 21.09.2022 tarihli toplantı sonucunda anlaşmaya varılamadığı, dava açma zarureti hâsıl olduğu, müvekkili şirketin sigortalısı olan ... A.Ş.'ye ait ... plakalı aracın ...'numaralı kasko poliçesi ile sigortalandığı, kaza tespit tutanağında 20.01.2022 tarihinde saat 00:55 sıralarında ... (...'ın idaresindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken ...'in idaresindeki ... plakalı araç ve ...'ın idaresindeki ... plakalı sigortalı aracın 3. şerit üzerinde bulunan lastik kaplaması üzerinden sırayla aynı zamanda geçmeleri sonucu trafik kazası meydana geldiği, polis zabıtı sonucuna göre yol sorumlu işletmecisinin %100 kusurlu olduğu, karayolu üzerinde lastik parçalarının derhal temizlenmediği, davalıların %100 kusurlu olduğu, davalıların yol bakımından sorumlu oldukları ve gereken özeni yerine getirmedikleri, KTK 7. maddesinde ...'nün Börev ve yetkilerinin sayıldığı, bir takım yükümlülükleri olduğu, iş ve işlemler tesis etmeye görevli ve yetkili olduğu, kazanın meydana geldiği yolun ... 1. Bölge Müdürlüğü'nün sorumluluk alanında olduğu, diğer davalı ... ile imzaladığı 28.05.2013 tarihli YİD sözleşmesinin 29.2. maddesi gereği görevli şirketin işletme süresince 3. kişilere vereceği tüm zararlardan işletici şirketin sorumlu olacağı, meydana gelen zarardan davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları, dava öncesi yapılan rücu talebinde davalı ...'nün sorumluluğun kendilerinde olmadığını, işletme nedeniyle meydana gelen tüm zararlardan ...şirketinin sorumlu olduğunu iddia ettiği, kanundan doğan sorumluluğun sözleşme ile 3. şirkete devretmesinin mümkün olmadığı, diğer şirket ile arasındaki iç ilişki ve rücu durumunu etkilediği, TTK 1472. madde gereği sigortalıya ödenen 12.962,00 TL bedelin davalılardan tahsili gerektiği, KTK 7/a maddesine atıf yapıldığı, davalı ...'ın VİD sözleşmesi ile yolun yapım ve işletmesini sözleşme ile üstlendiği, dava ikame etme zarureti hâsıl olduğu diğer hususlarla birlikte belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zararın meydana gelmesinde hizmet kusuru ve için sigortalı yerine kanuni halefiyet yerine geçmiş olan müvekkili şirketin sigortalısına 12.962,00 TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 26.04.2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan Müşterek ve müteselsilen tahsiline, davanın kabulüne, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Asıl dava davalı vekili ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğu, müvekkili şirketin eski ünvanının ... A.Ş. olduğu, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceği, sorumluluğu bulunmadığı, müvekkili şirketin ...'nun işletme hakkına sahip olduğu, ... ile arasında mevcut olan uygulama sözleşmesi uyarınca bakım ve işletme sorumluluğunun görevli şirket sıfatı ile müvekkili şirketin üzerinde olduğu, ancak bakım ve işletme işlerinin tamamının anahtar teslim şekilde... A.Ş. şirketine bırakıldığı, bu şirket tarafından da üstlendiği bakım ve onarım işinin anahtar teslim şeklinde ... A.Ş. isimli şirkete bıraktığı, bakım ve onarım işleminin müvekkili şirket bünyesinde yürütülmediği, davanın ... A.Ş.'ye, ...A.Ş.'ye, ...'ne ihbar edilmesi gerektiği, somut olayda zarar görenin kusuru bulunmadığı, kazazedenin kendi kusuru ile sebep olduğu zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, sürücünün hız, aracı otoyol kuralları ile mevsim yahut gece görüşüne uygun kullanıp kullanmadığının kaza tutanağında değerlendirilmediği, sürücülerin sürüş kurallarına uygun davranıp davranmadığının denetlenmesi gerektiği, hayatın olağan akışı içerisinde normal hızda seyreden ve yoldan başka herhangi bir unsur ile ilgilenmeyen sürücünün yola düşmüş olan lastiği ve kazaya karışmış diğer araçları fark ederek manevra yapıp yahut hız azaltarak kazayı önleyebileceği, kaza tutanağını tanzim eden kolluk görevlisinin otoyol uzmanı olmadığı, kusur incelemesine esas alınamayacağı, otoyol işletmecisinin lastiği süresi içerisinde müdahale edip etmediğinin araştırılması gerektiği, zarardan sorumlu olabilmesi için trafik kazası yahut lastiğin otoyola düşmesi akabinde alması gereken önlemleri gereği gibi ve zamanında almamış olması gerektiği, ... tarafından yayımlanan “Erişme Kontrollü Karayolu ve Otoyollar Bakım İşletme Teknik Esasları"nın Trafik ve Otoyol Güvenliği başlıklı 2.maddesinde tepme süresinin 15 dakika, müdahale süresinin 1 saat içinde olduğunun belirtildiği, ...'nın olaydan sonra Makul bir süre içinde müdahale ederek sorumluluklarını gereği gibi yerine getirdiği, trafik ve otoyol güvenliği şartlarını sağladığı, kamera kayıtları ve müdahale süreleri ile subuta ereceği, talep edilen tutarın fahiş olduğu, hesaplanması, hasarın kaza ile uyumlu olup olmadığının irdelenmesi gerektiği diğer hususlarla birlikte belirtilerek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Cevap: Asıl davada ihbar olunan... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğu, müvekkili şirketin eski unvanı olan ... A.Ş.'nin ... A.Ş. olarak değiştiği, huzurdaki davanın haksız filden kaynaklandığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, davanın görevsizlik sebebiyle reddini talep ettikleri, somut olayda zarar görenin kusuru bulunduğu, kendi kusuru ile sebep olduğu zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağı, kaza tutanağında herhangi bir şekilde aracın hızıyla alakalı ya da otoyoldaki kurallara uyup uyulmadığı ile alakalı herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, hava şartlarının nasıl olduğu hakkında bir bilgiye yer verilmediği, araç fotoğraflarında ilgili tarihlerde zemin ve hava şartlarının uygun olmadığının görüldüğü, zarar görenin kendi kusurunundan kaynaklı bir zararın ortaya çıkmış olması ihtimali bulunduğu, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru olmadığı, zararın oluşmaması adına alınması gereken ve alınmayan herhangi bir önlem bulunmadığı, aksi yönde yapılacak değerlendirmenin, varılacak sonucun hukuk ave hakkaniyete aykırı olacağı, müvekkili şirketin kazaya süresi içerisinde müdahale edip etmediğinin araştırılması gerektiği, zarardan sorumlu olabilmesi için kazaya ilişkin gereken önlemleri gereği gibi ve zamanında almamış olması gerektiği, KTK 13/c maddesine atıf yapılarak otoyol işletmecisinin yükümlülüğünün arıza, engel ve benzeri en kısa sürede ortadan kaldırmak olduğu, otoyola düşen lastik parçası sebebiyle otoyol işletmesine yüklenecek herhangi bir kusur sorumluluk bulunmayacağı, duruma aynı dakika müdahale edebilmesinin ftilen imkansız olduğu, ... tarafından yayımlanan “Erişme Kontrollü Karayolu ve Otoyollar Bakım İşletme Teknik Esasları”nın Trafik ve Otoyol Güvenliği başlıklı 2. maddesi altında güvenlik riski oluşturabilme potansiyeli bulunan bir olay için tepme süresinin 15 dakika, olaydan/kazadan sonra olay yerine müdahalenin gece/gündüz 1 saat içine müdahale edileceği şeklinde olduğu, müvekkili şirket ekiplerinin bakım ve güvenlik hizmetinin gereği olarak sorumluluk sınırı içindeki otoyol üzerinde sürekli devriye gezdiği, otoyola düşen lastik kaplamaya dair yapılan herhangi bir bildirim bulunmadığı, kazanın otoyol güvenliği için sürekli devriye gezen ekipler tarafından fark edildiği, saatte 2354 adet çoğu tır lastiği parçalanması riski olan, araçların 154 km/saat'e kadar azami sürat limiti olan bir otoyolun her metresinin her an kontrol etmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının aracının lastiğe çarpmasından saniyeler/dakikalar önce çok sayıda aracın en sol, orta ve en sağ şeritten lastiğe çarpmadan veya dikkat ederek yoluna devam ettiği, müvekkili şirketin yolda olan parçalanmış lastiği tespit edip yolu emniyete alması için geçecek zaman dilimi içinde davacı sürücü dışındakilerin kazayı önleyeceği, müvekkili şirketin herhangi bir kusur veya ihmali bulunmadığı, davacının sunduğu dayanaksız ekspertiz raporunun kabul edilemeyeceği, fotoğraflar ve tamir edilen parçalar değerlendirildiğinde araçta ağır hasar meydana gelmediği, müvekkili şirket yokluğunda bir ekspertiz firmasından alınan fahiş bedellere itiraz ettiklerini, kusur ve hasar bedeline yönelik rapor alınmasını talep ettikleri diğer hususlarla birlikte belirtilerek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava: Birleşen dava davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firmanın sigortalısı olan ... Şirketi'ne ait ... plakalı araç ... numaralı kasko poliçesi ile sigortalandığını, maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında (trafik zabıtı) yapılan incelemede; 20.01.2022 tarihinde saat 00:55 sularında, oktay gündoğan idaresindeki ... plakalı aracın ... İli ... İlçesi ... istikameti 14. viyadük civarında seyir halde ilerlerken ... idaresindeki ... plakalı araç ve ... idaresindeki ... plakalı sigortalı araçların 3. şerit üzerinde bulunan lastik kaplaması üzerinden sırayla aynı zamanda geçmeleri sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, polis zabıtı sonucuna göre yol sorumlu işletmecisinin %100 kusurlu olduğu anlaşıldığını, meydana gelen kaza incelendiğinde; karayolu üzerinde lastik parçalarının temizlenmediği, yola düşen bu parçaları derhal temizlemeyen davalıların %100 kusurlu olduğu, kaza yapan araçların herhangi bir kusurlarının bulunmadığı düzenlenen kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, kaza oluşumu itibariyle, davalıların yol bakımından sorumlu oldukları ve işbu görevlerini gereken özenle yerine getirmedikleri açık olduğunu, kazanın meydana gelmesinde yola dökülen lastik kaplamalarının davalılar tarafından temizlenmemesi sebebiyle müvekkil şirket sigortalısı araç sürücüsü kaza yapmış ve maddi hasar meydana geldiğini, davalı kurumların sebep olduğu zararlar, taraflarınca verilen hizmetinin gerek özen gösterilerek icra edilmemesinden kaynaklandığını, bu bakımdan kazanın meydana geldiği yolun şehirler arası ana yol olması ve davalılardan ...'nün sorumluluk alanında olması, karayollarının 3996 sayılı kanun kapsamında diğer davalı ... ile imzalamış olduğu 28/05/2013 tarihli YİD sözleşmesinin 29.2 maddesi gereği görevli şirketin işletme süresince 3. Kişilere vereceği tüm zararlardan işletmeci şirketin sorumlu olacağı kararlaştırıldığından, meydana gelen zarardan davalılar müşterek ve müteselsil şekilde sorumlu olduğunu, dava öncesi yapmış olduğumuz rücu talebine davalılardan karayolları 30/05/2022 tarihli dilekçe ile sorumluluğun kendilerinde olmadığı, işletme nedeni ile meydana gelen tüm zararlardan diğer şirket ... şirketinin sorumlu olduğunu iddia etse de, davalı Karayollarının kanundan doğan sorumluluğunu sözleşme ile 3. Şirkete devretmesi mümkün olmadığı gibi, bu husus diğer şirket ile kendi arasındaki iç ilişki ve rücu durumunu etkilemektedir. Bunun aksine; ... meydana gelen kazalarda 3. Kişilerin uğramış olduğu zarardan ... ve işletmeci ... şirketi müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduklarını, davalı ... ise; YİD sözleşmesi ile kazanın meydana geldiği yolun yapım ve işletmesini sözleşme ile üstlenmiş olup, müvekkil sigortalı aracında meydana gelen zararlardan Karayolları ile müşterek ve müteselsil şekilde sorumludur. Meydana gelen hasar bedelinin tahsili için müvekkil şirket sigortalısı yerine kanuni halefiyet hakkı gereği geçmiş olup, ödemiş olduğu 12.962,00 TL'nin ödeme tarihi olan 26.04.2022'den itibaren ticari avans faizi ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunan davalılardan tahsilini talep etmek amacıyla işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle, TTK 1472. Maddesi gereği müvekkil şirketin ... Numaralı Kasko Poliçesi Teminatı kapsamında, zararın meydana gelmesinde hizmet kusuru ve sorumluluğu bulunan davalılardan tahsili için sigortalısı yerine kanuni halefiyet gereği geçmiş olup, müvekkil şirketin sigortalısına ödemiş olduğu 12.962,00 tl hasar bedelinin sigortalısına ödeme tarihi olan 26.04.2022'den itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline, davanın kabulünü, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtildiğini, davacı taraf ile dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedlinin rücuen tazminat istemine ilişkin olduğu ve yukarıda belirtilen madde hükümleri kapsamında olmadığı; davacı taraf tacir olsa bile müvekkil idarenin tacir olmadığı ve uyuşmazlığın da müvekkil idareye ait bir ticari işletme ile ilgili ticari iş olmadığını, tarafların belirtilen niteliğine göre uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 3996 sayılı Kanun uyarınca ... ile ... A.Ş. arasında 28.05.2013 tarihinde akdedilen Yap-İşlet-Devret (YİD) Sözleşmesi gereğince,...’nun finansmanın temini, projelendirilmesi, yapımı, işletilmesi, işletme süresi boyunca her türlü bakımı, onarımı ve sözleşme süresi sonunda her türlü borç ve taahhütlerden ari, bakımlı, çalışır, kullanılabilir durumda ve bedelsiz olarak idareye devri görevi görevli şirket sıfatıyla yukarıda adı geçen kuruluşa verildiğini, ilgili sözleşmenin "29.2 Sorumluluk'' maddesinin 1. bendinde, ''Görevli Şirket’in yapım ve işletme süresinde üçüncü kişilere vereceği her türlü zararlar ile sözleşme süresince meydana gelebilecek kazalar sonucu ortaya çıkan zararlardan İdare hiçbir şekilde sorumlu olmayıp, Görevli Şirket bu zararları İdare’ye rücu etmeyecektir.'' denildiğini, söz konusu sözleşme uyarınca otoyolun bakım ve işletilmesinden sorumlu kuruluş diğer... A.Ş. olup bu sebeple otoyol üzerinde meydana gelen ve yol kusurundan kaynaklanan zararlardan da adı geçen şirket sorumlu olduğunu, Binaenaleyh müvekkil idare açısından davanın pasif husumet yokluğundan reddini, davanın kabulu anlamına gelmemekle birlikte araç sürücüsünün müterafik kusuru dikkate alınması gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinde “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” düzenlemesi yer aldığını, sürücülerin uyması gerekli trafik kuralları 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile ilgili mevzuat kapsamında belirlenmiş olup, sürücüler seyir esnasında tedbirli davranmakla ve değişken hava ve yol şartlarını dikkate alacak şekilde üzerine düşen özeni göstermekle yükümlü kılındığını, mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeden trafiği tehlikeye düşürecek şekilde seyreden araç sürücülerinin gerçekleştirdiği kazalarda söz konusu sürücülerin sorumluluğunun varlığı esas olduğunu, Somut olayda, araç sürücüsünün kazanın meydana geldiği sırada KTK tahtında alması gereken tedbirleri almadığını, araç sürücünün asli kusurlu olduğunu zararın meydana gelmesinde müvekkil idarenin kusuru bulunmamaktadır, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacağını, otoyol üzerine düşen veya dökülen malzemelerin kaldırılması, yol kontrolleri veya gelen ihbarların hemen değerlendirilmesi 24 saat esasına göre görev yapan işleten şirket elemanlarıyla intikal süresi içerisinde acilen yapılmaktadır. Yola düşen veya dökülen malzemenin yola düştüğü gibi kaldırılması fiziken mümkün olmayan olayda, “intikal süresi” kaçınılmaz olacağını, yüklenici şirkete bağlı bakım ve temizlik ekipleri, “intikal süresi” içinde bu ve benzeri olaylara en kısa süre içerisinde müdahale ederek olumsuzlukları gidereceğini, benzer bir olayla ilgili, ... 11. İdare Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararında “böyle bir demir parçasının yol üzerinde olduğuna dair davalı ...’nün ilgili birimine ya da trafik zabıtasına bir uyarı yapılmadığı, davalı kurumun yola düşen demir hakkında ihbar aldığını ve onun yoldan kaldırılmasında ihmali olduğu ve geç kalındığını ortaya koyan bir belge ya da tanık beyanı bulunmadığı, bu durumda yolun bakımından sorumlu kurum olan ...’nün yükümlü olduğu görev ile ilgili hizmet ve denetim kusuru gösterdiği ispatlanmamış olduğundan kusursuz sayılması uygun olacaktır.” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; söz konusu karar ... 8. Dairesinin... Esas ... Karar sayılı ilamıyla onandığını ve kesinleştiğini açıklanan nedenlerle, görevsizlik nedeniyle, pasif husumet yokluğundan yahut esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
... ve ... tarafından hazırlanan 05/07/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu, celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, hizmet kusuruna dayanılarak davalı idare ve otoyol işletmecisi aleyhine açılan sigorta şirketi tarafından ödenen tazminatın rücu istemine ilişkindir.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Ödemesi gereken miktardan fazlasını ödeyen davacı, diğer sorumlulara rücu edebilecektir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Davacının, rücu edebileceği tazminat tutarı sürücünün kusur oranı ve zarar görenlerin gerçek zararı kadar olabilecektir (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2019/3161Esas 2021/85 Karar). Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek, davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17Hukuk Dairesi 2020/2303 Esas 2021/3171 Karar). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Dosya kapsamında davacı yanın kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken yola düşen lastik kaplama parçasına çarpmak suretiyle karıştığı trafik kazası nedeniyle hasara uğradığını, ödenen hasar bedelinden davalıların sorumlu olduğunu iddia ettiği, davalıların ise yol üzerinde gerekli kontrollerin yapıldığını, davanın reddini savunduğu, dosya kapsamında yapılan incelemeye ve düzenlenen kaza tespit tutanağına göre plakası tespit edilmeyen bir araçtan yola düşen lastik kaplama parçasına araçların çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, sürücülerin kusurunun bulunmadığı, kazanın yola düşen lastik kaplama parçasından kaynaklandığının anlaşıldığının tutanakta belirtildiği tespit edilmiştir.
Uyuşmazlık, sigortalı araçta hasar oluşmasında davalının kusurunun bulunup bulunmadığı, sigortalı araçta oluşan hasar miktarı, davacının sigortalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle ne kadar ödeme yaptığı, davalının sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde iken yol üzerine düşen lastik kaplama parçasına çarparak hasara uğradığı, hasar bedelinin davacı tarafından ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda da, kullanıma elverişli olmayan lastik kaplamasının çıkarak karayolu üzerine düşmesi neden olan taşıt sürücüsü, işleteni veya lastik kaplamacısının %100 (yüzde yüz) oranında tamamen asli kusurlu olduğu, ... plaka numaralı hususi otomobilin sürücüsü ...'a atfı kabil kusur bulunmadığı, mevcut veriler ile otoyolun işleticisi davalı ...A.Ş.'ye veya ...'ne atfı kabil kusur bulunmadığı, hadisenin meydana gelmesinde, dava konusu zararın doğmasında veya artmasında başkaca etkili faktör, kusurlu kişi, kurum, kuruluş bulunmadığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre, kaplamanın saat kaçta yol üzerine düştüğü ve ne kadar burada engel olarak kaldığının bu aşamada belirsiz olduğu, davalının bakım sorumluluğunu yerine getirmediğine ilişkin bir belge bulunmadığı, söz konusu kaba çöpün ihbar aldıktan sonra uzun süre karayolu üzerinde bırakıldığına dair bir belgenin söz konusu olmadığı, davalıların görevle ilgili hizmet, denetim ve bakım sorumluluğunu yerine getirmediğinden bahsedilemeyeceği tespit edilmiştir. Nitekim, dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı kazaya karışan sigortalı araç sürücüsü ile bu aracın önünde seyreden araç sürücüsünün beyanlarına dayalı olarak düzenlenmiş olup, tutanakta yol üzerindeki lastik kaplamaya sigortalı araçtan daha önce çarpan araç sürücüsünün beyanında trafikte seyri sırasında plakası alınamayan bir araçtan yola düşen lastik kaplama parçasına çarptığını beyan ettiği belirtilmiştir. Anılan beyandan da açıkça anlaşılacağı üzerine yol üzerine plakası alınamayan araçtan lastik kaplama parçasının düşmesi ile dava dışı başka iki aracın ve davacının kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın çarparak trafik kazasının meydana gelmesinin ardışık zamanlı olduğu, bir başka anlatımla, yol üzerine lastik parçasının düşmesi ile dava konusu kazanın gerçekleşmesinin yakın zamanlı olduğu tespit edilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkememizce yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davalıların olayda kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığı, davalının yapılan ihbar üzerine olay yerine geç intikal ettiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı gözetilerek (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1374 Esas 2023/883 Karar) açılan davaların reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,
-
Asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine,
-
Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85. TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan 221,36. TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 48,49. TL harcın asıl dava davacı...Anonim Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına,
-
Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85. TL maktu karar ve ilam harcının asıl dava davacı ... Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına,
-
Asıl dava yönünden;
a)Asıl dava davacısı ... Şirketi tarafından yapılan yargılama giderinin asıl dava davacısı ... Anonim Şirketi üzerinde bırakılmasına,
b)Asıl dava davalısı ... Şirketi tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
- Birleşen dava yönünden;
a)Birleşen dava davacısı ... Şirketi tarafından yapılan yargılama giderinin birleşen dava davacısı ... Anonim Şirketi üzerinde bırakılmasına,
b)Birleşen dava davalısı ... tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00. TL arabuluculuk sarf ücretinin asıl ve birleşen dosya davacısından tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
-
Asıl dosya davalısı ... Şirketi ve birleşen dosya davalısı ... yargılama sırasında kendisini ortak sebebe ilişkin vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 12.962,00. TL vekalet ücretinin asıl ve birleşen dosya davacısı ... Anonim Şirketi'nden alınarak asıl ve birleşen dosya davalılarına verilmesine,
-
HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı Ica İctaş vekilinin yüzüne karşı, birleşen dosya davalı ... vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 341/2.maddesi gereği miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.31/10/2023
Katip
Hakim
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:53:55