İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/464 E. 2024/70 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/464
2024/70
22 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/464 Esas
KARAR NO : 2024/70
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/01/2017
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
Taraflar arasında eserden kaynaklanan haklara tecavüzden kaynaklı tazminat istemiyle açılan dava dosyası 3 nolu Fikri ve sınai Haklar Hukuk mahkemesinin 2017/7 esas numarasına tevzii edilmiş bu mahkemece yargılama devam ederken HSK’nun 02/08/2017 tarihli ve 1071 sayılı kararı uyarınca İstanbul 3 ve 4. FSH Hukuk Mahkemelerinin 08/08/2017 tarihi itibarıyla faaliyetlerinin durdurulmasına, 3. FSH Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava, iş ve arşiv dosyalarının 1. FSH Hukuk Mahkemesine devrine karar verilmiş ve dava dosyası uyap tevzii bürosunca mahkememizin 2017/464 esas numarasına kayıtlanarak yargılamaya mahkememizde devam edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin birçok ödüllü mimari projeye imza atmış, alanında son derece saygın ve başarılı bir Yüksek Mimar olduğunu, davalı tarafından satın alınan ve akabinde restore edilerek kullanıma açılan, dava dilekçesinde listede ayrıntılı adres ve tapu bilgileri verilen tarihi taşınmaz yapıların ..., ... müellifinin davacı olduğunu, binaların restorasyon projelerinin davacıya ait olduğu ve kendisinin rızası hilafına projelerde değişiklik yapılmaya çalışıldığını, bunun mümkün olamayacağı, Tarihi Yarımadanın eşsiz güzelliğine değer katan, 19. Yüzyıl Osmanlı Mimarisinin örnekleri olan bu yapıların, uzun bir zaman zarfında bilfiil kendi emeği, bilgisi ve estetik bakış açısıyla hazırladığı projeler neticesinde Kültür yaşamına ve Turizme kazandırıldığını, ..., ... olarak hizmet vermeye devam ettiğini, davalının dava konusu projeler üzerinde taraflarınca hiçbir şekilde bilgi verilmeden, iznimiz alınmadan başka bir mimara aslına aykırı değişiklikler yaptırıldığını, bunların dışarıdan da görülecek şekilde uygulanmaya başladığını, fiili olarak da mimari yapının onaylı proje aykırı bir şekilde değiştirilmeye başlandığını, hatta ve hatta bir başka mimar ismiyle imzalanan bu değişikliklerin Belediyeye ve Kültür Varlıklarını Koruma Kuruluna sunulduğunun öğrenildiğini, Davalının başka bir mimara izinleri ve bilgileri olmaksızın yaptırdığı bu geniş kapsamlı proje değişikliklerinin asgari proje bedellerinin dahi çok yüksek olduğunu, davalının usulsüz davranışları nedeniyle davacının bu kazançtan mahrum kaldığını, dava konusu mimari projelere ilişkin başka bir mimar tarafından yapılan “değişiklik projelerinin gerçek bedellerinin belirlenmesini” ve 3 katı değerinde tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini, şimdilik 1.000 TL’maddi (davacı yan 20.2.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 5.059.926. TL olarak talep etmiştir) ve 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, projelerin uygulanmasının tedbiren durdurulmasına, mimaride değişiklik yapılmış ise eski hale getirilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı süresi içinde cevap vermemiştir. Ancak yargılama sırasında sunduğu beyan ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; Davacının müellifi olduğu mimari projelere ilişkin izni olmadan yapılan tadilat projelerinin gerçek raiç bedelinin 3 katı olarak hesaplanarak FSEK 68.madde kapsamında şimdilik 1.000 TL maddi (davacı yan 20.2.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 5.059.926. TL olarak talep etmiştir) ve 30.000 TL manevi tazminatın yasal faiz ile davalıdan tahsili, projelerin uygulanmasının tedbiren durdurulması, mimaride değişiklik yapılmışsa eski hale getirilmesi istemine ilişkin bir davadır.( Davacı vekili 24.10.2023 tarihli duruşmadaki beyanında eski hale getirme taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir.)
Davanın açılmasını müteakip davacının dava dilekçesi davalıya tebliğ olunmuş, davalı yasal sürede cevap dilekçesi sunmamış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, 21.3.2018 tarihli celsede taraflar Sulh görüşmesi için mehil almışlar, ancak taraflar arasında Sulh sağlamadığından ,ön inceleme oturumunda tespit edilen uyuşmazlık konuları üzerinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi .. tarafından düzenlenen 29/08/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacı ...'nun eser sahibi olduğunu, projelerin incelenmesi ve yerinde yaptığı tespitler kapsamına göre davacının müellifi olduğu... Kurumu Mülkiyetindeki ...'in projelerinin izinsiz olarak değiştirilmiş ve söz konusu taşınmazlarda izinsiz olarak tadilatlar yapıldığını, FSEK'in 2/b- 3 maddesi gereği ilim ve edebiyat eseri olan mimari projelerin izinsiz olarak değiştirilmesi suretiyle davacı ... maddi ve manevi zarara uğratıldığını, davacının talep edebileceği asgari bedelin 303,769,25TL olarak hesaplandığını, FSEK madde 68 e göre rayiç bedelin üç katı 914.307,75 TL olduğunu bildirmiştir.
Bilirkişiler ..., ... , ... tarafından düzenlenen 01/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu mimari projenin FSEK m.2 çerçevesinde ilim ve edebiyat eseri, mimari projenin uygulandığı mimari yapıların ise FSEK 4 anlamında mimari eser vasfını haiz olduğu, Davacının FSEK m.11'deki karine çerçevesinde dava konusu mimari projenin eser sahibi olduğu , Dava dosyasında sit alan bilgisi bulunmadığından ve dava konusu alanda keşif yapılmamış olduğundan, sit alan bilgisinin, hava fotoğraflarının ve cephe fotoğraflarının teyidinin Mahkeme'nin takdirine bırakıldığını, Dava konusu eski eser taşınmazlarda kaçak olarak yapılan inşai çalışmalarla, tescilli eski eser taşınmazlara kapsamlı müdahalede bulunulduğu, dava konusu tadilatlar ile davacıya ait restorasyon projelerinin Özgün bütünlüğüne zarar verildiği, yapılan değişikliklerin zaruriyet arz etmeyen değişiklikler olduğu, bu çerçevede davacının haklarının ihlal edildiği, Davacının talep edebileceği asgari bedelin 404,235,- TL olarak hesaplandığı, FSEK 68' e göre rayiç bedelin üç katı 1.212.705,- TL olduğu ,Somut uyuşmazlıkta mimari yapının eski hale iadesinin FSEK m.67/son bendi gereğince, malikin menfaatlerini esaslı suretle haleldar edebileceği, kaldi ki tespit edilen ve mahkemece hükmedilen bedelin ferileriyle birlikte filen ödenmesi halinde, Yargıtay'ın yerleşik kararları uyarınca, taraflar arasında FSEK.m.68.f.4 kapsamında bir sözleşmenin oluştuğu kabulü paralelinde, dava konusu değişikliklerin davacıların hakları yönünden yasal hale geleceğinden eski hale iade talebinin yerinde olmadığı, Dava konusu uyuşmazlıkta mimari yapının proje müellifi davacıdan izinsiz olarak, zaruri olmayan değişikliklerin yapılması eser sahibi olan davacının FSEK m.16'da düzenlenen “eserde değişiklik yapılmasını men etme hakkı'nın ihlal edildiği, davacının manevi tazminat talep etme hakkı olduğu, Manevi tazminatın türü ve miktarının tayinin Mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 15/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Dava dosyasında bulunan Projelerin incelenmesi sonucunda, dava konusu tescilli eski eser niteliğinde olan taşınmazlara alt ... Projelerinin davacı ... tarafından hazırlandığı ve İlgili Koruma Kurulu tarafından onaylanarak projelerin uygulandığını, Bilahare dava konusu parsellerde yer alan ve tescilli eski eser niteliği taşıyan taşınmazların tümünde davalı tarafça izinsiz olarak inşai faaliyetlerde bulunulduğu, Proje müellifi ve İlgili Koruma Kurulunun izni dışında, kaçak olarak gerçekleştirilen inşai faaliyetler sonucu taşınmazlara kapsamlı müdahalede bulunulduğu, mimari eser niteliğinde olan taşınmazların estetik ve özgün bütünlüğüne zarar verildiği, Proje müellifi ve İlgili Koruma Kurulundan izni dışında, eski eser taşınmazlarda kaçak olarak gerçekleştirilen tüm inşai faaliyetlerin, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Kanunu'na ve 660 Sayılı Koruma Yüksek Kurulu İlke kararlarına aykırı olduğunu, Proje müellifi ve İlgili Koruma Kurulunun izni dışında, kaçak olarak gerçekleştirilen inşai faaliyetlerin zorunluluk arz etmeyen değişiklikler olduğunu, proje müellifi ve eser sahibi olan davacı haklarının ihlal edildiğini, bu kapsamda davacının Mimarlar Odası Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi - En Az Bedel Hesabına göre proje bedellerini talep edebileceğini, Fsek 68 çerçevesinde, davacının eser sahibi okluğu projelerde davacının izni alınmaksızın davalıca yapılan değişiklikler nedeniyle ; 12.01.2017 olan dava tarihi esas alınarak yapılan hesaplanan asgari proje bedelinin 359.666.-TL olacağı, FSEK 68' e göre rayiç bedelin 3 Katı olan 1.078.998.-TL tazminatın davalıdan talep edebileceği, 15.04.2020 olan rapor tarihi esas alınarak hesaplanan asgari proje bedelinin 588.754.-TL olacağı, FSEK 68' e göre rayiç bedelin 3 Katı olan 1.766.262-TL tazminatı davalıdan talep edebileceği, davacının manevi tazminat talep edebileceğini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 12/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafından yaptırılan değişikliklerin zorunlu olup olmadığı hususunun yerinde inceleme ile keşfen tespit edilmesi gerektiğini, raporlarında celbi gereken belgeleri beyan ettikleri ve belgeler celp edildikten sonra eksiklikler giderildikten sonra dosya hakkında görüş ve kanaatlerini bildireceklerini beyan etmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ... 08/10/2021 tarihli EK bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu edilen tescilli eski eserlere ait ... projeleri davacı tarafından aslına bağımlı kalınarak yeniden projelendirildiği, hazırlanan rölöve, restitüyon, restorasyon rojeleri ilgili Koruma Kurulunda onaylatılarak ilgili belediyesinden de ruhsat ve iskan alınarak turizmin hizmetine sunulduğu, Davacının FSEK 8. Mad. göre, " Bir eserin sahibi onu meydana getirendir. Bir işlenmenin ve derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları saklı kalmak şartıyla aslına sadık kalarak, yeniden projelendiren işleyendir. ” biçiminde tanımlanmış olup, tescilli eserleri aslına uygun olarak yenileme projeleri yapan, projelendiren biçimlendiren işleyen sıfatı ile değerlendirildiği, kendi hususiyetini katmadan mevcut olan projeleri rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile yenilemiştir, dolayısıyla eserin asıl sahibi değil “işleyeni, yenileyeni” olup, Kişinin proje müellifi olarak anılması gerektiğini, Dava konusu eserlerin FSEK m.2.b.3 kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu, davacıya ve davalıya ait projeler incelendiğinde, yapımı gerçekleştirilmiş tadilatta, genelde dış cephelerde kısmen ve küçük değişikliklerin dışında aslına uygunluğunu koruduğu, ancak bina nitelikli eski eser yapıların iç mekanlarında ve çatı alanında değişikliklerin yapılmış olduğu, bunun ilgili olarak ... belediyesi ... şefliğince mahallinde aykırılıklar tespit edilmiş ve tutanaklara bağlanmış olduğu, ayrıca yasal süresi içerisinde eski hale getirilmemesi neticesinde de ilgili C. Başsavcılıklarına da suç duyurusu yapılmış olduğunu, dosya kapsamında anlaşılan dava konusu parsellerdeki esaslı onarım içeren çalışmaların ruhsatsız olarak devam ettirerek söz konusu parseldeki inşai faaliyetlerinin tamamlanmış olduğunun yerindeki incelemeleri neticesinde görüldüğünü, bu şekilde yapılan değişiklerin davacının mimari projesinin izinsiz değiştirilmesi niteliğinde olduğunu, dolayısıyla davacının mali haklarından çoğaltma ve isleme hakkının ihlal edildiğini, birim maliyetleri hakkındaki tebliğe göre, tescilli eser yapıların mimarlık hizmetlerine esas olan sınıf V. ve D gurubu yapılar olarak alındığı ve davacı Mimar için talep edilen tazminatın dava tarihine göre değerlendirildiğinde, raporlarında detayları gösterilen hesaplama neticesinde dava tarihine göre hesaplanan toplam proje bedelinin ( 491.911,00TL + 233.248,00TL )= 725.159,00TL olarak hesaplandığını, FSEK 68, Mad. gereği değerlendirildiğinde (725.159.007 TL x 3 kat) = 2.175.477. 00TL olacağı yönünde görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 09/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; dava konusu tescilli eski eser niteliğinde olan taşınmazlara ait ... davacı tarafından hazırlandığı ve İlgili Koruma Kurulu tarafından onaylanarak projelerin uygulandığı, Bilahare dava konusu parsellerde yer alan ve tescilli eski eser niteliği taşıyan taşınmazların tümünde davalı tarafça izinsiz olarak inşai faaliyetlerde bulunulduğu, Proje müellifi ve ilgili Koruma Kurulunun izni dışında, kaçak olarak gerçekleştirilen inşai faaliyetler sonucu taşınmazlara kapsamlı müdahalede bulunulduğu, mimari eser niteliğinde olan taşınmazların estetik ve özgün bütünlüğüne zarar verildiği, Proje müellifi ve ilgili Koruma Kurulundan izni dışında, eski eser taşınmazlarda kaçak olarak gerçekleştirilen tüm inşai faaliyetlerin, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Kanunu' na ve 660 Sayılı Koruma Yüksek Kurulu İlke kararlarına aykırı olduğu, Proje müellifi ve İlgili Koruma Kurulunun izni dışında, kaçak olarak gerçekleştirilen inşai faaliyetlerin zorunluluk arz etmeyen değişiklikler olduğu, proje müellifi ve eser sahibi olan davacı haklarının ihlal edildiği, hakları ihlal edilen davacının Mimarlar Odası Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi - En Az Bedel Hesabına göre proje bedellerini talep edebileceği, davacının eser sahibi olduğu projelerde davacının izni alınmaksızın davalıca yapılan değişiklikler nedeniyle; 12.01 .2017 olan DAVA TARİHİ esas alınarak hesaplanan asgari proje bedelinin 359.666.-TL olacağı, FSEK 68' e göre rayiç bedelin 3 Katı olan 1.078.998.-TL tazminatı davalıdan talep edebileceği, 09.09.2022 olan RAPOR TARİHİ esas alınarak hesaplanan asgari proje bedelinin 1.686.642.-TL olacağı, FSEK 68' e göre rayiç bedelin 3 Katı olan 5.059.926.-TL tazminatı davalıdan talep edebileceği ,manevi tazminatın takdirinin Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 01/04/2023 tarihli EK bilirkişi raporunda özetle; Fatih Belediyesinin Göndermiş Olduğu Yazı ve Ekleri incelendiğinde, dava konusu taşınmazlarda basit tamir ve bakım yapılmadığı, Eski hale getirmenin dava dosyasında bulunan evraklara bakılarak mümkün olup olmadığını, Tarihi taşınmaz eserlerde eski hale getirmenin mümkün olup olmadığının tespiti edilebilmesi için, her işlem için konusunda uzmanlarından bir heyet oluşturulmasının gerektiğini, taşınmazdaki duvarlar, kolonlar, kirişler, pencereler, kapılar, basamaklar, merdivenler, zeminler, duvarlar, mozaikler, çiniler, betonarme zeminler, ahşap zeminler gibi her noktayı projesi ile tek tek incelenmesi sonrasında ancak değerlendirilme yapılabileceğini, Bu işin çok kapsamlı olduğu, çok uzun sürede incelenebilecek bir konu olup, bireysel olarak bunun altından kalkılmasının mümkün olamayacağından dolayı heyetin bu durumu tespit etmesinde mümkün olmadığını belirtilmişlerdir.
Davacı vekili 24.10.2023 tarihli duruşmadaki beyanında davacının yaşlı olduğunu, davanın geldiği aşama gözetilerek eski hale getirme taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir.
Mimar ... tarafından sunulan Uzman görüşünde özetle, ... ili, ... ilçesi, ... Mah., ...Sokağında bulunan ... binaları olarak bilinen (2 ada 55, 56, 58 parseller ve 63 ada 14 par sel) parsellerde bulunan ... yapılarla ilgili daha önce yapılan projeler,5846 sayılı yasaya göre Eser değildir. Bu yapılarda yapılan tadilatlar; "5846 sayılı yasaya göre, M.U.S (Mesleki uygulama sorumluluğu) açısından sorumluluk oluşur şeklinde görüş bildirilmiştir.
DELİLLERİN TAKDİRİ VE MAHKEMEMİZİN KABULÜ,
Toplanan deliller, ...tih belediyesince dava konusu taşınmaza ilişkin tadilat projelerinin CD ye kayıt edilmiş hali ile gönderildiği 11.3.2021 tarihli yazı, Kültür varlıkları koruma Bölge kurumundan bu parsellere ait restorasyon projelerinin celbi için yazılan ve 18.5.2021 tarihli yazı ile ekindeki CD ,tapu kaydı, taşınmaza ait bilirkişilerce fotoğraflaması yapılan görseller, HMK 266 madde kapsamında alınan heyet raporları, ... tarafından sunulan mütalaa ,Mimarlar Odası Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi bir bütün olarak incelendiğinde;
ESER SAHİPLİĞİNİN İNCELENMESİ:
Fikir ve sanat eserleri hukukunun en önemli kavramı eserdir. Bir fikrî çalışmanın, fikir ürününün korunabilmesi için, onun teknik anlamda eser niteliğini taşıması gerekir. Hangi fikir ürünlerinin eser olarak kabul edileceği FSEK’e göre belirlenir. FSEK’nin 1. maddesinde eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musikî, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevî fikir ve sanat mahsulüdür.” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre, bir fikir ürününün eser olarak vasıflandırılabilmesi için, iki unsurun bulunması gerekir. Bunlar, fikrî çalışmasının sahibinin özelliğini taşıması ve Kanun’da sayılan eser türlerinden olmasıdır.
Hemen belirtilmesi gerekir ki, fikrî bir çalışma, ancak dış dünyaya aksettirildiği ve üçüncü kişilerin duyularına hitap edecek niteliğe büründüğü takdirde eser niteliğini kazanabilir. Başka bir deyişle insanın düşünceleri değil, bunların dış âleme yansıdığı biçim eser olarak koruma altındadır. Ayrıca eser bir bütün olarak himaye görür; yoksa eserde yer alan veya eserde ifadesini bulan her türlü münferit fikir veya düşünce ayrı ayrı korumaya konu olamayacağı gibi, kural olarak bütünlük arz etmeyen fikir ürünleri de eser olarak nitelendirilemezler.
Mimari projeler bir yandan FSEK’nin 2. maddesinde ilim ve edebiyat eserlerinin alt grupları arasında, diğer yandan FSEK’nin 4. maddesinde güzel sanat eserleri arasında sayılmıştır. FSEK’nin 2/1-3 maddesine göre “Bediî vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmî mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, plânlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimarî maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri.” ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilmiştir. Görüldüğü gibi, yalnız mimariyle ilgili olan değil, sahibinin özelliğini taşımak kaydıyla her nevi plan, proje, kroki, tasarım, maket ve benzerleri eser olarak Kanun tarafından himaye edilmektedir. Bunların himaye edilmesi için, öncelikle sahibinin özelliğini taşıyor olmaları gerekir. Ayrıca sayılan eser türlerinin estetik (bediî) nitelikte olması gerekmez.
Estetik nitelik taşıyan proje ve benzerleri ilim ve edebiyat eseri olarak değil, FSEK’nin 4. maddesi gereğince güzel sanat eseri olarak korunurlar. Özellikle mimarlık eserleri FSEK’nin 4. maddesinde güzel sanat eserleri arasında sayılmıştır. Öyleyse bir mimari proje, Kanun’da koruma altına alınan pek çok eser türünden farklı olarak, estetik özellik taşısa da taşımasa da himaye görmektedir. Zira bir mimari proje, estetik özellik taşısın veya taşımasın, eser olması sıfatıyla koruma altındadır.
FSEK’nin 2/1-3 maddesinde mimarlık projesi kavramına yer verilmiş; ancak mimarlık projesinin tanımı yapılmamıştır. Yine 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununda ve 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanunda da mimarlık projesinin tanımı yer almamaktadır. Bununla birlikte mimarlık projesi, TMMOB Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulunun 28.12.2011 tarihli ve 42/31 sayılı kararıyla kabul edilen Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi ve En Az Bedel Tarifesinde mimarlık tasarım ve proje türleri, hazırlık ve ön etüt çalışması, avan (ön) proje, kesin proje ve uygulama projesi olarak tasnif edilmiş ve tanımlanmıştır.
FSEK anlamında eser sayılan fikir ürünleri üzerindeki hak, telif hakkı olarak anılmaktadır. Telif hakkına, kural olarak, eseri kim meydana getirmişse o sahip olur. Bu bakımdan eseri meydana getiren kişinin yaşının küçüklüğü, aklî melekelerindeki yetersizlik ve benzer sebeplerin önemi bulunmamaktadır. Örneğin mimarî projeyi çizen, onu meydana getiren kişi, sadece mimarî eseri vücuda getirmekle eser sahibi olur ve eser sahibi olması dolayısıyla telif hakkının ve telif hakkından doğan yetkilerin sahibi olur. Başka bir deyişle telif hakkına sahip olabilmek için, sadece eserin meydana getirilmesi yeterlidir. Yoksa eserin herhangi bir sicile tesciline veya herhangi bir makama tevdiine gerek yoktur. Bununla birlikte mimarî projenin uygulanabilmesi için, mimarlar odasının ve belediyenin onayı gerektiği akla gelebilir. Gerçekten bu işlemler yapılmadığı sürece mimari projenin tatbik edilmesi mümkün değildir. Fakat bu işlemler eser vasfının kazanılmasıyla ilgili olmayan, birtakım idari işlemler niteliğinde olup, bu işlemler yapılmadan da fikri çalışma eser olarak korunmaktadır.
Bilindiği üzere yaratılar mimari eser üzerinde mimarın eser sahibi olmasından kaynaklı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu tarafından korunan hakları yanında ayrıca mimari eserin malikinin de Medeni Kanun gereğince Mülkiyet hakkından doğan yetkileri vardır. Bir mimari eser üzerinde hem malikin hem de eser sahibinin haklarının olması FSEK m.57'deki; “asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça fikri hakların devrini ihtiva etmez” hükmünün bir neticesidir. Bu nedenle uygulamada mimari eserlerle ilgili Uyuşmazlıklar genel olarak bu iki hakkın çatışmasından ortaya çıkmaktadır. Zira FSEK m.16/l, FSEK m.17/lI, FSEK m.67/1V hükümleri, mimara, mimarlık eseri üzerinde malike ve herkese karşı ileri sürebileceği hak ve yetkiler sunmuş iken, Medeni Kanun 683' te, yapının malikine hukuk düzeninin sınırları içerisinde yapı üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlarına ve tasarrufta bulunma hakkı vermiştir. Dolayısıyla iki hak ve menfaat çatışması arasında bir dengenin kurulması gereklidir. FSEK m.16/1l'ye göre; “Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işleyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil ve yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir". Ancak buna karşılıklı mimari yapıda zaruri değişiklikler dışında yapılacak değişikliklerde projenin müellifinden izin almak şarttır. Somut uyuşmazlıkta da davacının mimari projeleri kapsamında yapıları izinsiz değişiklikler nedeniyle talepte bulunabilmeleri için mimari yapıda yapılan izinsiz değişikliklerin “zaruri değişiklikler” olmaması gerekir.
Dava konusu uyuşmazlıkta mimari yapının proje müellifi davacıdan izinsiz olarak, zaruri olmayan değişikliklerin yapılması eser sahibi olan davacının FSEK m.16'da düzenlenen “eserde değişiklik yapılmasını men etme hakkı” nı ihlal edilmiştir. FSEK m.16'ya göre; Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz. Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işleyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil ve yayım tekniği icabı zaruri görülen dağiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir. Eser sahibi, kayıtsız ve şartsız olarak yazılı izin vermiş olsa bile şeref ve itibarını zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değiştirilmeleri menedebilir. Menetme yetkisinden bu hususta sözleşme yapılmış olsa bile vazgeçmek hükümsüzdür”.
Bu veriler ışığında somut dava dosyasındaki deliller kapsamına göre; Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurullarınca onaylı tarihi eserlere ait Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Projeleri FSEK anlamında "ESER" niteliğinde sayılmakta ve onaylı proje müelliflerinin tüm maddi ve manevi hakları da FSEK kapsamında korunmaktadır. Tarihi eser niteliğinde olan bütün yapıların Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu denetimi ve gözetimde yapıldığı, ilgili belediyelerin denetiminde olmadığı, dava konusu taşınmazların projelerinin, İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı, dava konusu taşınmazların "ESER" niteliğinde olduğu , uzman görüşünün dosyada alınmış birden çok heyet raporundaki tespitler karşısında sonuca etkili olmadığı, alınan tüm rapor içerikleri kapsamına göre ; dava konusu tescilli eski eser niteliğinde olan taşınmazlara alt Rölöve ve Restorasyon Projelerinin davacı ... tarafından hazırlandığı ve İlgili Koruma Kurulu tarafından onaylanarak projelerin uygulandığını, Bilahare dava konusu parsellerde yer alan ve tescilli eski eser niteliği taşıyan taşınmazların tümünde davalı tarafça izinsiz olarak inşai faaliyetlerde bulunulduğu, Proje müellifi ve İlgili Koruma Kurulunun izni dışında, kaçak olarak gerçekleştirilen inşai faaliyetler sonucu taşınmazlara kapsamlı müdahalede bulunulduğu, mimari eser niteliğinde olan taşınmazların estetik ve özgün bütünlüğüne zarar verildiği, Proje müellifi ve İlgili Koruma Kurulundan izni dışında, eski eser taşınmazlarda kaçak olarak gerçekleştirilen tüm inşai faaliyetlerin, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Kanunu'na ve 660 Sayılı Koruma Yüksek Kurulu İlke kararlarına aykırı olduğunu, Proje müellifi ve İlgili Koruma Kurulunun izni dışında, kaçak olarak gerçekleştirilen inşai faaliyetlerin zorunluluk arz etmeyen değişiklikler olduğu, proje müellifi ve eser sahibi olan davacının mali haklarından çoğaltma ve isleme hakkının ihlal edildiği, davalı eyleminin aynı zamanda manevi haklara tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır.
Davacı maddi tazminat istemini FSEK 68. Madde kapsamında 3 kat olarak talep etmiş ve 6.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi ve harç makbuzu sunarak maddi tazminat istemini 5.058.926 TL olarak talep etmiştir.
MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
FSEK 68.Maddesi kapsamında maddi tazminat isteminin aydınlatılması yönünden farklı heyetlerden rapor alınmıştır.
-
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 29/08/2018 tarihli bilirkişi raporunda raiç 303,769,25TL olarak hesaplanmış, üç katı bedelin 914.307,75 TL olduğu bildirmiş,
-
Bilirkişiler ..., ... , ... tarafından düzenlenen 01/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda raiç 404,235,. TL olarak hesaplanmış, üç katı bedelin 1.212.705,. TL olduğu bildirilmiş,
-
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 15/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda ; dava tarihi esas alınarak yapılan hesaplanan asgari proje bedelinin 359.666.. TL olacağı, üç kat bedelin 1.078.998.. TL olacağını, 15.04.2020 olan rapor tarihi esas alındığında ise ; asgari proje bedelinin 588.754.. TL olacağı, üç katı bedelin 1.766.262. TL olduğu bildirilmiş,
-
Bilirkişiler ...,..., ... tarafından düzenlenen 08/10/2021 tarihli EK bilirkişi raporunda : dava tarihine göre toplam proje bedelinin 491.911,00TL + 233.248,00TL )= 725.159,00TL olarak hesaplandığı, FSEK 68, Mad. gereği değerlendirildiğinde (725.159.007 TL x 3 kat) = 2.175.477. 00 TL olacağını bildirilmiş,
-
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 09/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda dava tarihine göre; asgari proje bedelinin 359.666.. TL olacağı, rayiç bedelin 3 Katının 1.078.998.. TL olacağı, 09.09.2022 esas alınarak hesaplandığında ise asgari proje bedelinin 1.686.642.. TL olacağı, rayiç bedelin 3 Katının 5.059.926.. TL olacağı bildirilmiştir.
Yani dosya kapsamında :raiç bedel; 303,769,25TL , 404,235,- TL , 359.666.-TL , 725.159 TL , 359.666.-TL ve 1.686.642.-TL olacağı yönünde görüş bildirilmiş bu bedellerin 3 katının takdirinin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
RAİÇ BEDELİN TAKDİRİNDE KULLANILAN YÖNTEM:
Söz konusu maddeye göre, eser üzerindeki haklara tecavüz edilmesi durumunda eser sahibi sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin veya raiç bedel itibariyle uğradığı zararın en çok üç katını / fazlasını isteyebilir. Böylece davacı sadece zararın tazminiyle yetinebileceği gibi, üst sınırı üç misli olan herhangi bir oran dahilinde (örneğin %10) artırım isteyebilir. Ancak belirlenen zararda artırım yapılması, davacının talebine bağlı ise de bunun makul olup olmadığı, dolayısıyla da daha az bir artırmanın yada daha çoğa hükmedilmesinin uygun olup olmadığı konusunda hakimin takdir hakkı vardır. Davacı vekili de 20.2.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 5.059.926. TL olarak talep etmiştir.
Yasal düzenlemenin amacı gözetildiğinde, yasada öngörülen düzenleme cezai şart niteliğinde olmayıp, yaratıcılığa katkı yaparak fikri emekleriyle geçinen eser sahiplerinin haklarına daha etkin koruma ve ihlalde caydırıcılık hedeflenmiştir. Maddenin sonraki değişikliklerden önceki ilk orijinal metninde üst oran %50 artırma olarak belirlenmiştir.
Ancak raiç bedel belirlenirken eserin niteliği ve günün ekonomik verilerinin de göz önünde tutulması gereklidir. Zira her tazminat davasında göz önünde tutulması gereken borçlar kanunun amir hükümleri olup, bu kapsamda; TBK 50/2 maddesinde "Uğranılan zararın miktarı tam olarak tespit edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak , zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmü ile TBK 51/1 maddesinde ; "Hakim, tazminatın kapsamı ve ödeme biçimini, durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler" hükümleri düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrası ile; “Hâkimin, hâl ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin edeceği” hükme bağlanmıştır. Hâl ve mevkiin icabından amaç, somut olayın niteliğidir. Buna göre kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukukî ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, kapsamı ve miktarı, her somut olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Buradaki amaç, olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaktır. Dolayısıyla raiç bedel belirlenirken keza 3 kat bedel belirlenirken izinsiz çalışmanın niteliği ki somut olayda tarihi esere korumasındaki bir eser söz konusu olup, izinsiz kullanımda tarihi eser niteliğindeki yapıda gerçekleştiğinden ve davacı ödüllü bir mimar olup, zamanında kendisine ve mimari bilgisine güvenilerek asıl proje verilmiş olup, davacının talep edeceği tazminatın ise sıradan mimarlar odasının belirlediği alt tarife gözetilerek tek kat tazminata hükmedilmesi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracaktır. Zira alt sınır gözetilerek yapılacak bir hesaplamada yada tek kat tazminat hesabında eser sahibinin adalet ve hakkaniyete aykırı olarak çok oransız şekilde mağdur edilmesi buna karşın zarar verenin ağır kusuru karşılığında zenginleşmesi ve mükafatlandırılması söz konusu olacaktır. Kuşkusuz yasanın böyle bir sonucu arzuladığı düşünülemez. Nitekim, bu tür haksızlıkları önlemek amacıyla tazminat davalarında her alanda uygulama yeri bulan Borçlar Kanununun 43. Maddesiyle "Hakimin hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın biçimini ve şumulünün derecesini tayin edeceği" öngörülmüştür. Maddede "tayin eder" ibaresi kullanıldığından, bu değerlendirmenin hakim için bir zorunluluk olduğu sonucu çıkmaktadır. Söz konusu hüküm, Borçlar Kanununun genel hükümleri arasında yer aldığından, tüm borç ilişkileri ile haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme davalarının tamamında uygulanır. Dolayısıyla da belirtilen hüküm nedeniyle 68. Madde gereğince talep edilen artış oranının makul olup olmadığı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı veya keyfi olup olmadığının hakim tarafından kontrol edilmesi gereklidir. Dolayısıyla Yargılama boyunca 5 kez rapor alınmış olup, tümü ihlali tespit etmiş ancak raiç konusunda son bilirkişi raporunu HMK 266 madde kapsamında hükme dayanak olarak alınmıştır.
Keza FSEK’in 68. maddesinde düzenlenen “bedelin üç kat fazlası” ile hak sahibini, zararını ispat külfetinden kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın hak sahibinin sırtında kalmasına engel olunmak istenmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2002 tarihli ve 2002/11-176 E., 2002/214 K sayılı kararı).
FSEK’in 68/1 maddesi gereğince belirlenecek bedelin, farazi bir bedel olduğu ve bu bedelin belirlenmesi bakımından da iki yöntemin benimsendiği, sadece tecavüzün haksız fiil olduğu varsayımından hareket edilmediği anlaşılmaktadır. Bu yöntemlerden birincisi, bedelin “hak sahipleri ile sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedele” göre belirlenmesi, ikincisi ise “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedele” göre belirlenmesidir. Bu yöntemlerin uygulanma alanları farklı olduğu için iki yöntem arasında bir öncelik, sonralık veya alternatif olma ilişkisi de mevcut değildir. FSEK’in 68/1 maddesi gereğince farazi bedele esas alınacak tutarın “hak sahipleri ile sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedele” göre tespit edilmesinde, tecavüze konu mali hakkın, hak sahibinin rızası ile bir sözleşme çerçevesinde kullanılmış olması varsayımında ödenecek bedel ne olacaksa farazi bedel de bunun üzerinden hesaplanacaktır. Bu hesaplamada da elbetteki mimarın yani eser sahibinin bilimsel kabiliyeti, eser üretme kapasitesi , önceki eserin niteliği göz önünde tutulacaktır. Sunulu delilere göre davacı ...’nun ödüllü birçok mimari projeye imza atmış bir mimar olması , ... İle Türk Mimarisinin Gelişimi ve Mimar Sinan adlı eserin hazırlanmasında katkıda bulunduğu, ... otelinin ... aldığı, yaptığı restorasyon çalışmalarının ise ... ödülleri kapsamında mansiyon aldığı dolayısıyla davacının mimarlık fikir ve çalışmalarının emsallerine göre nitelikli olduğu, keza davalı ... tarafından satın alınmasının akabinde restore edilerek kullanıma açılan, tarihi taşınmaz yapıların ..., ... Projelerinin müellifi olduğu, öte yandan 19. Yüzyıl Osmanlı Mimarisinin örnekleri olan bu yapıların davacının uzun bir zaman zarfında bilfiil kendi emeği, bilgisi ve estetik bakış açısıyla hazırladığı projeler neticesinde Kültür yaşamına ve Turizme kazandırıldığı, sunulu delillere göre halen ..., ... olarak hizmet vermeye devam ettiği, davacının kendisine has bilgi birikimi ,estetik bakış açısı ve mimari bilgisinin birleşimi ile oluşturduğu projeleriyle Kültür yaşamına ve Turizme yön verdiği dolayısıyla talep edeceği tazminatın hesaplanmasında mimarlık odasının alt sınır tabanları esas alınsa dahi 3 kat tazminata hak kazandığı anlaşılmıştır.
Her tazminat davasında res’en gözetilmesi gereken amir hüküm olan TBK 50/2 maddesinde "Uğranılan zararın miktarı tam olarak tespit edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak , zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmü ile TBK 51/1 maddesinde ; "Hakim, tazminatın kapsamı ve ödeme biçimini, durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler" hükümleri düzenlenmiştir.
Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrası ile; “Hâkimin, hâl ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin edeceği” hükme bağlanmıştır. Hâl ve mevkiin icabından amaç, somut olayın niteliğidir. Buna göre kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukukî ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, kapsamı ve miktarı, her somut olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Buradaki amaç, olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaktır.
Somut olayda da bilirkişi heyetleri raiç bedel belirlerken Mimarlar odası tarifesini baz almış, Mimarlar Odası Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi, En Az Bedel Hesabına göre proje bedellerini talep edebileceğinden hareket ederek raiç bedel hesaplaması yapmışlardır. Dolayısıyla 3 kat tazminat belirlenirken dava tarihindeki mimarlar odası alt proje bedelinin , alım gücünün enflasyon, ekonomik etkenler esas alınarak denkleştirici adalet ve hakkaniyet esaslarına göre keza en önemlisi davacının yetkinliği kapsamında değerlendirilmesini de gerektirdiği, davacı mimarin bilinirliği , biri yurt dışı olmak üzere 2 ödül olan, bilimsel eser üretmiş bir mimar olması, bu alt sınır baz alındığı takdirde ise 3 kat artırım yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
HMK 266 madde kapsamında Bilirkişiler ..., ..., ...tarafından düzenlenen bilirkişi raporu HMK 266 madde kapsamında önceki raporların, uzman görüşünün tartışıldığı rapor olarak düzenlendiğinden teknik olarak hükme dayanak olarak alınmış ve davacının dava tarihi esas alınarak hesaplanan asgari proje bedeli(raiç) 359.666.-TL olarak alınmış, 3 kat artırım ile bu bedelin 1.078.998.-TL tazminata denk geldiği anlaşılmış, FSEK 68. Madde kapsamında takdiren raiç bedel mahkememizce 1.078.998.-TL olarak takdir edilmiş ancak kısa hüküm tefhim edilirken bu bedelin 1 katı 359.666 TL 3 katı sehven 3.237. TL maddi tazminat olarak yazıldığından bu kısa hükümde bilirkişi raporu gözetilerek karar verildiği hususu da zapta yazıldığından HMK 305 madde kapsamında hükümdeki basit yazım hatalarının gerekçeli kararda düzeltileceği gözetilerek : kısa hükümde yer alan kısmın “ Davacı yanın FSEK 68. Madde kapsamında hesaplanan maddi tazminat talep edebileceği miktar 358.666 TL nin 3 katı olan 1.078.998 TL olarak belirlenmiş ise de; davacı yan dava dilekçesinde 1000 TL maddi tazminat talep etmiş, 6.11.2023 tarihli dilekçe ile ıslah dilekçesi sunmuş ve maddi tazminat istemini 5.058.926 TL olarak talep ettiği ıslah harcının ise 20/02/2024 tarihinde yatırdığı gözetilerek bilirkişi raporu dikkate alınarak 1.078.998 TL ‘nin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline, ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine dair hükmün tavzih edilmesine karar verilmiş ve gerekçeli karara uygun olarak hüküm kısmında gerekli tavzih işlemi yapılmıştır.
Toplanan deliller kapsamına göre, Davalının eyleminin eser sahibinin FSEK 16. maddeden kaynaklanan manevi hakkının ihlal edildiği, buna bağlı olarak eser sahibinin davacı yanca sunulu delillere göre ödüllü bir yüksek mimar olduğu, dava konusu yapının tarihi eser niteliği gözetilerek davacının yaptığı çalışmanın diğer projelere göre daha çok fikri bir çaba sonucu oluşması nedeniyle yapılan müdahale nedeniyle de gerek tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihlal edilen hakkın özellikleri, ihlalin sonuçları, tecavüzün boyutu ve tecavüzün şekli gözetilerek günün ekonomik verilerine göre takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın makul ve hakkaniyete uygun olduğu gözetilmiş, Takdiren 30.000 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Öte yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.07.1987 tarih, 1836/4131, 13.10.2009 tarih 5561/10516, 13.09.2011 tarih 10929/10277 ve HGK'nın ... tarih, ... sayılı kararlarında açıklandığı ve öğretide de benimsendiği üzere, hak sahibinin FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı talebinde bulunduğu ve mahkemece de telif tazminatına hükmedildiğinden taraflar arasında farazi sözleşme yapılmış gibi bir hukuki durum meydana geleceğinden ve bu durumda, davalının eyleminin de farazi sözleşme kapsamında yasal kullanım haline dönüşeceğinden; tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde eski hale getirme talebi hakkında da karar verilmesini talep etmişse de; 24.10.2023 tarihli oturumda davacı vekilinin eski hale getirme talepleri bulunmadığına dair beyanı gözetilerek bu yönde bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre,
-
Davacı yanın FSEK 68. Madde kapsamında hesaplanan maddi tazminat talep edebileceği miktar 358.666 TL nin 3 katı olan 1.078.998 TL olarak belirlenmiş ise de; davacı yan dava dilekçesinde 1000 TL maddi tazminat talep etmiş, 6.11.2023 tarihli dilekçe ile ıslah dilekçesi sunmuş ve maddi tazminat istemini 5.058.926 TL olarak talep ettiği ıslah harcının ise 20/02/2024 tarihinde yatırdığı gözetilerek bilirkişi raporu dikkate alınarak 1.078.998 TL ‘nin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline, ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine,
-
Takdiren 30.000 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.07.1987 tarih, 1836/4131, 13.10.2009 tarih 5561/10516, 13.09.2011 tarih 10929/10277 ve HGK'nın 20.03.2002 tarih, 176/214 sayılı kararlarında açıklandığı ve öğretide de benimsendiği üzere, hak sahibinin FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı talebinde bulunduğu ve mahkemece de telif tazminatına hükmedildiğinden taraflar arasında farazi sözleşme yapılmış gibi bir hukuki durum meydana geleceğinden ve bu durumda, davalının eyleminin de farazi sözleşme kapsamında yasal kullanım haline dönüşeceğinden; tedbir isteminin reddine,
-
Eski hale getirme talebi yönünden davacı vekilinin 24.10.2023 tarihli oturumda eski hale getirme talepleri bulunmadığına dair beyanı gözetilerek bu yönde bir karar verilmesine yer olmadığına,
-
75.755,65 TL ilam harcının peşin ve ıslah harçtan mahsubu artan 10.108,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından yatırılıp ve mahsup edilen 75.755,65 TL ilam harcı ile 529,41 TL peşin harç olmak üzere toplam 76.285,06 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
-
Kabul edilen Maddi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 148,689,78 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Kabul edilen Manevi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 148.689,78 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafın yargılıma giderlerinden olan 31,40 TL başvuru harcı, 13.000 TL bilirkişi ücreti , 542,10 TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 13.573,50 TL'nin taktiren 2/3 sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı tarafın yargılama giderlerinden olan 6000 TL bilirkişi ücreti 101 TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 6.101 TL'nin taktiren 1/3 ünün davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 22/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12