İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/430 E. 2024/513 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/430
2024/513
1 Ağustos 2024
T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/430 Esas
KARAR NO : 2024/513
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 20/12/2018
KARAR TARİHİ : 01/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili 09/10/2017 Tarihinde 4.599,00 TL değerinde ...Marka telefon satın aldığını, müvekkili 10/10/2017 Tarihinde ... kargo ... Şubesi aracılığıyla taşınmak üzere söz konusu şubeye içinde satın almış olduğu telefon bulunan 1 adet kargo teslim ettiğini, söz konusu kargo, kargo görevlisi ... tarafından imza karşılığında teslim alındığını ve teslim edilen cep telefonu için ... seri ... Sıra numaralı tesellüm fişi düzenlendiğini, kargo şirketi tarafından teslim alınan kargonun alıcıya ulaşmadığını, bunun üzerine müvekkilinin ... ve ... Kargo yetkilileri hakkında cep telefonunun çalındığı iddiası ile ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini ve yapılan itiraz da ... 1. Sulh Ceza Hakimliğinin... D.iş sayılı dosyasında reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, davalıya ihtar dilekçesi gönderildiği, zararın tazmine ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığını, TTK'nın 874. Maddesi hükmüne göre 10/10/2017 tarihinde düzenlenen tesellüm fişine istinaden bir yıldan fazla süre geçtiğini ve telefonun zayi olduğunu, TTK'nın 875/1 hükmüne göre kargonun zıyaı halinde kargo şirketinin sorumlu olduğunu, Karayolu Taşıma Yönetmeliği madde 42/10 gereğince kargo şirketinin sorumlu olduğunu, davanın kabulü ile 4.599,00 TL maddi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule ilişkin itirazlarının olduğunu, zamanaşımına ilişkin itirazlarının olduğunu, Davacı TTK'da öngörülen müvekkili şirkete ihtarda bulunmadığını ve taşıma tarihi olan 10/10/017 tarihinden itibaren 1 yıldan fazla bekleyerek işbu davayı açtığını, davacının hasara uğradığını beyan ettiği kargo bilgilerini (fatura numarası, taşıma irsaliyesi vs.) belirtmeyerek davayı somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının kargo içeriğinin cinsi ve niteliğini eksik bildirdiğini sadece "adet" olarak belirttiğini, davacı tarafından müvekkil şirketlerine kargonun ziyası ve hasarı ile ilgili süresinde yapılmış yazılı bir bildirimin olmadığını, dava konusu olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektirecek müvekkil şirketinin ağır kusur veya hilesinin olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile istenilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek sorumluluk sınırının TTK:882 uyarınca belirlenmiş özel çekme hakkını karşılayan tutar kadar olabileceğini ve de kara taşımacılığında uzman bilirkişilerce kargo içerisinde bulunduğu iddia edilen ürünün ikinci el veya arızalı olup olmadığının da dağerlendirilmesi gerektiğini beyan ederek davanın esastan reddini talep edip davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER:
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi' nin 2022/506 Esas 2024/1144 karar ve 28/06/2024 tarihli kararı ile, dosyanın görevli İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşıldı.
GEREKÇE:
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi' nin 2022/506 Esas 2024/1144 karar ve 28/06/2024 tarihli karar sayılı ilamında:
"6100 sayılı HMK'nın 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketici; "ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak 3/1-ı-bendinde ise tüketici işlemi; "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Somut davada; uyuşmazlık eşya taşıma sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, taşıma sözleşmesi TTK’nda düzenlenmiş olduğundan mutlak ticari dava niteliğinde ise de; davacıların Almanya'daki akrabalarını ziyarete gitmek ve gezi için aracı kurum tarafından çıkarılan pasaportları davacılara teslim edilmek üzere davalı taşıma şirketine teslim edildiği ve davalı şirket tarafından kaybedildiği, davacılar tarafından bu sebeple uğradığı maddi ve manevi zararların tazminin talep edildiği, davanın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı, 6502 sayılı yasa hükümleri gözetildiğinde, davacıların akraba ziyareti ve gezi amacıyla alınan pasaportun taşındığı, mesleki veya ticari amaçla hareket etmediği, bu haliyle davacıların 6502 sayılı Kanunun 3/1-k maddesi uyarınca tüketici olduğu ve uyuşmazlığın, anılan kanunun 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca, tüketici mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin İlk Derece Mahkemesince yargılamaya devam edilerek usul ve yasaya aykırı olarak esas hakkında karar verilmesi isabetli olmamıştır." şeklinde karar verilmek suretiyle kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş ve işbu yeni esasa kaydedilmiştir.
Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.
Eldeki davada davacının tüketici sıfatını haiz olması ve dava konusu işlemin bir tüketici işlemi olması sebebiyle, BAM kaldırma ilamı uyarınca mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
-
Mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulen REDDİNE, görevli mahkemenin İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMELERİ olduğunun tespitine,
-
Karar kesinleştiğinde ve iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
-
6100 sayılı yasanın 20. madde uyarınca süresi içinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde, kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması durumunda başvurunun reddi kararının tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın re'sen ele alınarak açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
-
6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/08/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:55